Fırat’ın Doğusuna Odaklanırken İdlib’de Yaşananlar

Yazan  11 Ocak 2019
Fırat Nehri batısında muhalif grupların kontrolü altında kalan son bölge olan İdlib’de konuşlu silahlı gruplar arasında 2019 yılının ilk günlerinden itibaren şiddetli çatışmalar yaşanıyor. İdlib’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak açık kaynaklarda;
  • 01 Ocak tarihinde İdlib kuzeyinde bulunan Daret İzze bölgesini kontrol altında bulunduran Nureddin Zengi grubuna yönelik olarak saldırılar başlatan Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) kısa bir süre içerisinde kasabanın kontrolünü ele geçirdiği,
  • Ahrar-u Şam grubuna ait silahlı birliklerin Nureddin Zengi grubuna destek maksadıyla bölgeye sevk edildiği,
  • Yaşanan şiddetli çatışmalar neticesine bazı bölgelerde yerleşim yerlerinin kısa aralıklarla HTŞ ve diğer muhalifler arasında el değiştirdiği,
  • HTŞ saldırılarının ardından bazı muhalif gruplarda kopmaların yaşandığı, kopan grupların HTŞ’ye katıldığı,
  • Birkaç silahlı grubun ise HTŞ’ye karşı savaşmayacaklarını açıkladıkları,
  • Gab Ovası bölgesinde konuşlu Ahrar-u Şam’a ait grupların kendilerini lağv ederek bölgeyi HTŞ’ye bıraktıkları,
  • HTŞ ile çatışmayacaklarını açıklayan gruplardan oluşan yaklaşık 1.700 kişinin Afrin bölgesine sevk edildiği,
  • İdlib kuzeyinde başlayan HTŞ saldırılarının İdlib’in orta kesimleri ve güney sınırlarına kısa sürede yayıldığı, on gün gibi kısa bir süre içerisinde HTŞ’nin 70’e yakın yerleşim birimini ele geçirdiği,
  • HTŞ’nin ele geçirdiği bölgelerin toplamda 3.612 km2’ye ulaştığı (İdlib alanının yaklaşık %60’ı),
  • Stratejik önemi haiz M5 (Halep-Hama) otoyolunun büyük bir bölümünün kontrolünün daha HTŞ’ye geçtiğiyönünde, teyide muhtaç bilgiler yer almaktadır.

         Ayrıca Suriye Rejimi Hama ve İdlib kırsalına askeri güç kaydırmaya da devam etmektedir. Açık kaynaklardan edinilen bilgiye göre; 10 Ocak 2019 itibarıyla Şam ve Dara bölgesinden hareket eden Suriye Rejimi askeri konvoylarının Hama kırsalının kuzeydoğu ve kuzey batısına, İdlib’in güneydoğusuna ulaştıkları anlaşılmaktadır. Rejimle birlikte hareket eden Rus askerlerinin ise batı Hama kırsalında Hayyalin ile El-Celbe beldelerinde yerini gözlem noktaları kurdukları yönünde haberlere de rastlanılmaktadır.[1]

         HTŞ’nin alan kontrolünü genişletmesinin ardından Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “İdlib, Suriye’nin en önemli terör üslerinden biri haline gelmiştir. Rusya, varlığına tehdit oluşturmaya başlayan bu konuda gerekli adımları atacaktır” ifadeleri de yaşanan gelişmeler bağlamında dikkat çekici niteliktedir.[2]

 

İdlib’de Muhaliflerin Kontrol Alanı[3]

          İdlib bölgesinde 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren yaşanan çatışmalar Türkiye için üç açıdan büyük önem arz etmektedir.

  • Bunlardan birincisi ve önemlisi HTŞ tarafından ele geçirilen bölgelerde 2017 yılı Ekim ayından itibaren Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü adı altında konuşlanmaya başlayan Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerimize ait12 ayrı gözlem noktalarımızın bulunmasıdır.Bölgede konuşlu askeri birliklerimizin bulunduğu noktaların etrafında yer alan yerleşim yerlerinin büyük bir çoğunluğu HTŞ kontrolüne geçmiştir.
  • İkinci önemli husus ise yaşanan çatışmaların zamanlamasına ilişkindir. Amerika Birleşik Devletlerinin Suriye’den çekilmesine yönelik aldığı kararın ardından Türkiye’nin ilgisinin Münbiç ve Fıratın doğusuna yönelmesi ile eş zamanlı olarak Heyet Tahrir Şam’ın bölgedeki faaliyetlerinin hızlanması, zamanlama açısından manidardır.
  • Üçüncü önemli husus ise İdlib bölgesi güneyinde yer alan Han Şeyhun bölgesi ve civarına yönelik hava harekâtları ile birlikte topçu ateş destek vasıtalarıyla düzenlenen bombardımanların sayısının giderek artması, buna paralel olarak Suriye Rejim güçlerinin İdlib bölgesine takviye birlik göndermesidir. Bu faaliyetlerden Rusya destekli Suriye Rejim güçlerinin İdlib bölgesine yönelik bir operasyon düzenlemesi ihtimalinin arttığı anlaşılmaktadır.

          İdlib bölgesinde yaşanan son gelişmeleri değerlendirmeden önce, 17 Eylül 2018’de Soçi’de imzalanan mutabakat zaptının temel maddelerini bir kez daha hatırlatmakta fayda görülmektedir.

          Soçi mutabakatına göre;

  • Rusya Federasyonun İdlib’de askeri operasyonlar ve saldırılardan kaçınılması için gerekli önlemleri alacağı,
  • 15-20 kilometre derinliğinde silahsızlandırılmış bir bölgenin (demilitarized zone) kurulacağı,
  • Çatışan taraflara ait ağır silahların (Çok namlulu roketatar sistemleri, tank, havan, top vb.) 10 Ekim’e kadar silahsızlandırılmış bölgeden çekileceği; terörist grupların, silahsızlandırılmış bölgeden 15 Ekim’e kadar çıkacağı,
  • Belirtilen bölgede Türk ve Rus askerleri tarafından devriye faaliyetleri yürütüleceği,
  • M4 (Halep-Lazkiye) ve M5 (Halep-Hama) otoyollarının 2018 yılı sonuna kadar güvenliğinin sağlanarak trafiğe açılacağı,
  • Bu faaliyetler kapsamında İran, Rusya, Türkiye’nin Müşterek Koordinasyon Merkezi kuracağı hususları karara bağlanmıştı.[4]

        Türkiye ve Rusya, bölgede yaşayan sivil halk ve uluslararası toplum açısından oldukça önemli bir adım olan Soçi mutabakatı sonucunda, İdlib bölgesi Türkiye’nin güvenliğini de etkileyecek şekilde bir krize girmemiş, sivil kayıplar yaşanmamış, ülkemize yönelik büyük bir göç dalgası önlenmişti.

         Soçi’de üzerinde anlaşmaya varılan hususların birçoğunun yerine getirilmemesi için hem Suriye rejiminin hem de başta HTŞ olmak üzere bazı silahlı grupların elinden geleni yaptığını görüyoruz. Askeri güç kullanmadan HTŞ ve diğer radikal selefi örgütlere yönelikbir “ikna modelini” uygulamak isteyen Türkiye’nin, bu sürecin sonucunda daha saldırgan bir tutum içerisine giren, kontrol altına aldığı bölgeleri genişleten, silahsızlandır sürecini kendi lehine toparlanma ve güç kazanma dönemine eviren bir HTŞ ile karşı karşıya kaldığı değerlendirilmektedir.

          2019 yılının ilk gününden itibaren artan HTŞ saldırılarının ardından;

  • HTŞ’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bileşeni muhalif silahlı gruplar karşısında birçok bölgede üstünlüğü ele geçirdiği,
  • ÖSO bileşeni silahlı muhalif grupların personel, silah ve malzeme kaybına uğradığı,
  • Gab Ovasının HTŞ kontrolüne bırakılması ile birlikte Cisr El Şugur bölgesinde konuşlu radikal Türkistan İslam Partisi (TİP) ile HTŞ arasındaki koridorun birleştiği,
  • Önümüzdeki dönemde TİP ile HTŞ iş birliği ve ortak saldırı düzenleme imkân ve kabiliyetlerinin daha da artacağı,
  • Soçi’de 2018 sonuna kadar güvenli hale getirilmesi kararlaştırılan M5 otoyolunun büyük oranda HTŞ kontrolüne girdiği,
  • İdlib bölgesine yığınaklanmasını artıran Suriye rejim güçlerinin Rusya’nın da desteği ile İdlib bölgesi güneyine yönelik bir askeri harekât düzenleyebileceği,
  • İdlib’e yönelik muhtemel bir askeri harekât süresince İdlib genelinde yaşayan yaklaşık üç milyon insanın büyük bir kısmının ülkemize doğru hareketlenebileceği,
  • Rusya’nın ilgisini Fırat’ın doğusuna kaydıran Türkiye’yi İdlib meselesine yeniden odaklandırmak isteyeceği kıymetlendirilmektedir.

 

[1]http://nedaa-sy.com/news/10977

[2]https://www.sozcu.com.tr/2019/dunya/rusya-savunma-bakanligindan-dikkat-ceken-idlib-aciklamasi-3075041/

[3]http://www.suriyegundemi.com/2019/01/09/hts-idlibte-gab-duzluklerini-de-ele-gecirdi/

[4] http://www.milliyet.com.tr/iste-10-maddelik-anlasma-3-lu-siyaset-2745615/

Son Düzenlenme Cuma, 11 Ocak 2019 13:54
Erol Başaran Bural

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-07-2019

S400'ler sihirli değnek mi?..

Sürekli olarak Türkiye'nin yönetilemediğini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle bunun adeta dip yaptığını, Türkiye'nin iç cephesinin parçalandığını, bununla eşzamanlı olarak Türkiye'nin dört bir tarafından kuşatıldığını yazıp çizip söyleyip duruyoruz.