IŞİD Hindistan’da

Yazan  03 Mart 2016

Sözde Arap Baharı’nın tüm dengeleri sarstığı Ortadoğu’da, başarısız devletlerin varlığından, iç çatışmaların yoğunlaşmasından, oluşan güç boşluğundan, küresel ve bölgesel aktörlerin bölgedeki kaosu kendi çıkarlarına yönlendirme çabalarından ve küresel güçlerin uluslararası sorunlara birlikte çözüm üretme konusundaki başarısızlığından beslenerek büyüyen IŞİD, bölgede devlet-dışı aktör niteliği kazanırken, küresel güçlerin ve bölgedeki devletlerin dış politika oluşturma ve uygulama sürecinde bir değişken olarak devreye girmiştir.

Irak’tan Suriye’ye geçerek kontrol ettiği alanları genişleten IŞİD, 2014 yılının Haziran ayında kendisini halifelik, lideri Baghdadi’yi ise halife olarak ilan etmiştir. IŞİD’in  “halifelik” ve “halife” kavramlarını kullanması bölgedeki devletlerin ulusal sınırlarını kaldırmak suretiyle ulus-aşan bir “devlet” kurma iddiasına ve çabasına işaret etmektedir.

IŞİD’in kurmak istediği ulus-aşan “devlet”in sınırları nerede başlayıp nerede bitmektedir? Yerel bir cihatçı örgüt olmadığını çoktan kanıtlayan IŞİD’in aktif olduğu coğrafi alanı Harleen Gambhir tek merkezli üç halkaya ayırmaktadır.[i] İç halka da Irak ve Suriye’nin yanı sıra Ürdün, Lübnan, İsrail ve Filistin yer almaktadır. İkinci halka ise IŞİD’in halifelik iddiasının coğrafi kapsamını oluşturmaktadır. IŞİD’in aktif olduğu ikinci halka özellikle Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri için ciddi güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Kimi yorumcular IŞİD’in halifelik iddiası kapsamında özellikle Mekke ve Medine’yi ele geçirmek istediğini, kısaca IŞİD’in halifelik yolunun Suudi Arabistan’dan geçtiğini belirtmektedir.[ii] Aslında ikinci halkayı tüm Ortadoğu coğrafyasının oluşturduğunu düşünebiliriz. Üçüncü halkayı ise Avrupa, ABD ve Güneydoğu Asya oluşturmaktadır. Ancak Harleen Gambhir,  IŞİD’in aktif olduğu coğrafi alanı sınıflandırırken bu üçüncü halkayı dar tanımlamıştır. Zira Avrupa ve ABD’nin yanı sıra sadece Güneydoğu Asya değil Orta Asya ve Güney Asya da IŞİD’in aktif olduğu coğrafi alanlardır.

IŞİD Güney Asya’da Hindistan’ı da kapsamı alanına almıştır. 20 Ocak 2016 tarihinde Hint polisi, 19-23 yaşları arasındaki 4 IŞİD militanının tutuklandığını, bu militanların Delhi’de alışveriş merkezlerine saldırılar planlamakta olduklarını açıklamış[iii] ve bu açıklama Hindistan’ın IŞİD tehdidi altında olduğuna yönelik mevcut endişeleri haklı çıkarmıştır. Bu olaydan daha önce de, Hint basınında IŞİD militanlarının sosyal medya aracılığıyla Hindistan’da yaşayan Müslümanlar ile yurtdışında yaşayan Hintliler ile irtibat kurdukları, gönderdikleri videolar ile Hintlileri saflarına katılmaları için ikna etmeye çalıştıkları  ve Suriye’ye gitmeleri için yolculuk planları yaptıkları, IŞİD ile irtibat kuranların istihbarat tarafından izlendiği yönünde haberler yer almıştır.[iv] Bu tür haberlerin yanı sıra, 23 Hindistan vatandaşının IŞİD’e katılmış olduğu,  6’sının öldüğü ve 1’inin ise Hindistan’a geri döndüğü rapor edilmiştir. [v] IŞİD’de katılan yabancı savaşçıların sayısının 30.000’i aştığı dikkate alınırsa[vi]  IŞİD’e katılan Hintlilerin sayısının dikkate alınamayacak kadar az olduğu düşünülebilir. Diğer taraftan IŞİD’e katılan Hintlilerin sayıca az olmasını Hintlilerin IŞİD’e katılmak yönünde istekli olmamasına değil, IŞİD’in Hintli militanları yetersiz bulmasına bağlayan haberlere ve yorumlara da rastlanmaktadır. Zira Hint basınında atıf yapılan bir istihbarat raporuna göre, IŞİD Hintliler de dahil Güney Asya’dan gelen militanları çatışma alanlarına gönderilmeyecek kadar vasıfsız bulmakta,  daha iyi silahlar ve mühimmat ile donattığı Arap savaşçıları Güney Asya’dan gelenlerden  üstün görmekte ve Araplar ile diğerleri arasında hiyerarşi oluşturmaktadır. Öyle ki, Güney Asya’dan katılan savaşçılar IŞİD’in sözde polis güçlerinin yakın gözetiminde tutulmakta ve “polis güçlerine” sadece Arap olanların katılmasına izin verilmektedir.[vii]

Ancak IŞİD’e katılan Hintli sayısının azlığı ya da IŞİD’in Hintlileri savaşçı olarak yetersiz görmesi Hindistan’ı IŞİD tehdidinden muaf tutmakta mıdır? Ocak ayında basında yer alan ve yukarıda bahsedilen IŞİD’in Hindistan’da saldırı planları ve tutuklama haberi başlı başına Hindistan’ın IŞİD tehdidinden muaf olmadığını kanıtlamaktadır.  Üstelik IŞİD’in Hintli savaşçıları yetersiz görüyor olduğuna yönelik yorumlara rağmen, sosyal medya aracılığıyla Hintli gençleri örgüt saflarına katılmaya davet ediyor olması üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Zira IŞİD’e katılıp daha sonra Hindistan’a dönen bir genç, ISİD tarafından intihar bombacısı olarak eğitildiğini, kendisini patlamaya yönelik tüm girişimlerinde de başarısız olduğunu ifade etmiştir.[viii] Bu durum IŞİD’in, savaşçı olarak yetersiz gördüğü Hintli gençleri intihar bombacısı olarak kullanma eğiliminde olabileceğine işaret etmektedir.

Diğer taraftan Hindistan hükümetinin IŞİD’i çok az sayıda radikalleşmiş Hintli genç açısından tehdit olarak gördüğü, IŞİD’i Hint toplumunun geneli için tehdit olarak algılamadığı yönündeki yorumlar da, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin televizyonda verdiği röportajda yaptığı açıklamalara dayanmaktadır. Başbakan Narendra Modi, ülkede demokrasi, siyasi ve ekonomik özgürlük altında yaşayan Hintli Müslümanların IŞİD’in çağrılarına yanıt vereceğini düşünmenin bir yanılgı ve Hintli Müslümanlara haksızlık olacağını, “İslam halifeliği” gibi bir kavramın Hintli Müslümanların ilgisini çekmeyeceğini, böyle bir “halifeliğin” coğrafi sınırının Hindistan’a ulaşamayarak Pakistan’ın ortasında bir yerde biteceğini ifade etmiştir.[ix]  Hintli Müslümanların Hindistan’ın genelinde IŞİD saldırılarını kınayan gösteriler yapması Hindistan Başbakanı’nın Hintli Müslümanlara yönelik ifadelerine destek mahiyetindedir. 

IŞİD’in Hintli Müslümalar ile  irtibat kurmaya çalışmasına/ kurmasına, sayıca az olsa da Hintli gençlerin IŞİD’e katılmasına ve hatta bazıların ölmesine  rağmen, Hindistan yönetiminin  IŞİD konusunda gösterdiği “hassas olmayan” tutumunun nedeni sadece Hintli Müslümanların IŞİD’e katılmayacağı yönündeki görüş müdür? Aslında Hindistan yönetimi,   IŞİD’i sadece Suriye ve Irak’ta aktif olan bir örgüt olarak görmekte ve IŞİD’in gerçekte Hindistan ile ilgilenmediğini, IŞİD’in “halifelik” ilanının da propaganda amacına yönelik olduğunu ifade etmektedir.[x] Yani “uzak tehdit” “yakın tehdit” ayrımı kapsamında IŞİD’in  Hindistan için uzak tehdit olarak  nitelendirildiği görülmektedir. Üstelik Hindistan yönetiminin bu tutumu, Hindistan’ın Ortadoğu meselelerine karışmak istememesinin bir sonucu olarak da okunabilir.

Güvenlik uzmanı Ajai Sahni, IŞİD’in Hindistan’a yönelik açıklamaları olsa da, bu açıklamaların etkisinin önemsiz olduğunu, ancak ihtiyatlı davranmak gerektiğini ifade etmektedir. [xi] Bu noktada IŞİD’in  2015 yılının sonunda açıkladığı bir manifesto ile Hindistan’ın “İslam Halifeliğinin” bir parçası olduğunu iddia ettiğini[xii] hatırlamamız gerekir. 

Hindistan IŞİD’i yakın tehdit olarak algılamıyorsa bile ihtiyatlı davranmalıdır. IŞİD şiddet üreten bir sistemdir. Bu sistemin girdilerini örgüte katılan militanlar oluştururken, sistemin çıktılarını örgütün gerçekleştirdiği eylemler oluşturmaktadır. IŞİD Hindistan’tan eleman –savaşçı ya da intihar bombacısı- devşirebildiği müddetçe Hindistan IŞİD’e girdi oluşturma riski altındadır. Ocak ayında basında yer alan ve IŞİD’in Delhi’de saldırı düzenleme hazırlığında olduğuna yönelik haberler ise Hindistan’ın IŞİD’in çıktılarının sahnelendiği alan olma riskine de işaret etmektedir. 



[i]Harleen Gambhir, ISIS Global Instrum, Institute for the Study of War, 2015

[ii]Saudi Arabia is Right to be Anxious over Its Ideological Links With Isıs, www.theguardian.com, 6 Ocak 2015

[iv]ISIS goes on recruitment spree in India: IM members turn headhunters with focus on grooming youngsters online,http://www.dailymail.co.uk/indiahome/indianews/article-3181759/ISIS-goes-recruitment-spree-India-IM-members-turn-headhunters-focus-grooming-youngsters-online.html, 31 Temmuz 2015

[vii]After 6 out of 23 die fighting, ISIS says Indians not good enough, http://www.dnaindia.com/india/report-isis-does-not-think-indians-are-good-enough-fighters-2148165, 23 Kasım 2015

[viii]He Graduated As The First Indian Suicide Bomber From ISIS Training School, http://www.ndtv.com/india-news/he-graduated-as-the-first-indian-suicide-bomber-from-isis-training-school-1248040, 26 Kasım 2015

[ix]How much will the ISIS and Al Qaeda impact Indians? , http://www.indiandefencereview.com/news/how-much-will-the-isis-and-al-qaeda-impact-indians/, 1 Ekim 2014

[x]Why India should not get into the fight against ISIS, http://scroll.in/article/776195/why-india-should-not-get-into-the-fight-against-isis, 17 Aralık 2015

[xi]Indian Muslims: Islamic State Not a Threat to India, http://www.voanews.com/content/indian-muslims-islamic-state/3091255.html, 6 Aralık 2015

[xii]ISIS Sets Its Sights on the East,http://www.gatestoneinstitute.org/7050/isis-india-hindus, 20 Aralık 2015

 

Doç. Dr. Dilek Yiğit

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 13-11-2019

NATO'yu Suriye'ye Sokacaklar!

Türkiye, Barış Pınarı Harekatını başlattıktan sonra ABD ve Rusya ile mutabakatlar imzaladı. Ama PKK/YPG'nin saldırıları durmuyor.