SURİYE-ÜRDÜN İLİŞKİLERİNDE MECBURİ İTTİFAK

Yazan  06 Eylül 2010
Geçtiğimiz günlerde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Ürdün Kralı Abdullah ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konuları ve özellikle Ortadoğu barış sürecini görüştü.

. Bu görüşmenin diplomatik ilişkilerde olağan gerçekleşen görüşmelerden farkı ve önemi, Suriye ve Ürdün arasındaki tarihsel ilişkiden kaynaklanmaktaydı.

İsrail, Filistin, Suriye, Irak ve Suudi Arabistan'la sınır komşusu olan Ürdün, kurulduğu tarihten bu yana, bir taraftan Batılı ülkelerle yakın bir işbirliği içinde olmuş diğer taraftan da güvenliğini ve istikrarını korumak adına bölgede denge politikası izlemeye çalışmıştır. Winston Churchill'in 1923 tarihinde, Ürdün topraklarını I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ile işbirliği yapan Şeyh Hüseyin'in oğlu Şeyh Abdullah'ın denetiminde bir devlet haline getirmesinin ardından İngiltere, Haşimi rejiminin koruyuculuğunu üstlenmiştir. Tarihi bir geri planının olmayışı ve Suriye ve diğer ülkelerin toprak taleplerinden dolayı Haşimi Krallığı ülkesel ve rejimsel varlığını, Batılı ülkelerle girdiği bu tür bağlantılarla sürdürmeye çalışmıştır.

Irak ve Ürdün kurulduğu günden itibaren bölgede İran veya Suriye'nin aksine rejimlerinin Sünni karakterini öne çıkartan ve bu iki ülkedeki gelişmelere karşı birlikte hareket eden iki ülke olmuştur. Ürdün'ün Suriye'den uzaklaşarak ekonomik ve siyasi olarak Irak'a yaklaşması, Ürdün'ün ekonomik sıkıntıya düştüğü zaman, Irak'ın Ürdün'e maddi yardımda bulunmasıyla başlamış, İran-Irak savaşıyla yakınlaşma ilerlemiştir. Irak Baas Rejimi, esas itibarı ile Mısır ve Suriye'yi kendisine rakip olarak görüyor ve kendisi için önemli bir konumda bulunan Ürdün'ü de etki alanında tutmak istiyordu. Irak ile Suriye arasındaki sorunlar sebebiyle 1977 yılı Kasım'ında, Suriye'nin Irak sınırını kapaması Irak'ı Ürdün'e daha da bağlamıştır. Ürdün, Suriye ve Irak arasındaki rekabet sonucu Suriye yerine Irak ile ilişkilerini geliştirmeyi seçmiştir. Ürdün, Irak ile olan bu yakınlaşmadan dolayı Suriye ile olan ilişkileri kötüleşmiş hatta Avrupa'da bazı Ürdün temsilciliklerine Suriyeli ajanlar tarafından gerçekleştirildiği düşünülen saldırılar yapılmıştır. Hafız Esad, 1994'de İsrail ile barış anlaşması imzaladığı için Ürdün'le bütün ilişkilerini bitirmiştir.

Yıllardır süregelen rekabet ilişkisi, iki ülkeyi çıkarları doğrultusunda hep karşı karşıya bırakacak kararlar almaya zorlamıştır. Ancak son dönemlerde tekrar yoğunluğunu kazanan Lübnan, Filistin-İsrail, İran-ABD gibi sorunlar iki ülke arasında ilişkilerin tekrar kurulmasını gündeme getirmiştir.

Suriye'nin yıllardır süren dış politikası zaten belliydi. Beşşar Esad dönemi, Suriye'nin İsrail ve ABD karşıtı politikalar izleyip İran'a yakınlaştığı, Lübnan'da Hizbullah ile varlığını sürdürmeye çalıştığı bir dönem olmuştur. Bu durum, İsrail ve Batı'yı karşısına almadan Ortadoğu'da sorunsuz politika uygulamaya çalışan Ürdün için son derece önem arz etmektedir. Artık Saddam dönemi Irak'ı yoktur ve Türkiye de İsrail ile gerilimli bir politika sürdürmektedir. Dolayısıyla Ürdün, sürmesi aleyhine işleyecek olan Suriye politikasında değişime gitmeliydi. Bunun için son zamanlarda Suriye ve Ürdün, tarihlerinde olmadığı kadar çok ortak çıkar doğrultusunda görüşme gerçekleştirdi. Mayıs 2010'da resmi bir ziyaret için Suriye'ye giden Ürdün Başbakanı Semir el Rifai, Şam'da Beşşar Esad tarafından kabul edildi. Yapılan ikili görüşmede Esad ve El Rifai, Suriye ve Ürdün arasındaki ekonomik ve politik alanlardaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra iki ülke arasındaki ticaret hacminin arttırılması konularını ele aldı. Görüşmede ayrıca iki ülke arasında çeşitli alanlarda imzalanan anlaşmaların en kısa zamanda uygulanması gereği belirtildi ve bölgenin gündem konularına da değinerek bu kapsamda iki ülke arasında koordinasyonun sürdürülmesinin önemi üzerinde duruldu.

Lübnan-İsrail gerginliği de Kral Abdullah ve Esad'ı Lübnan'da bir araya getirmişti. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen ve yine bölgesel sorunların konu edildiği telefon görüşmesi, Lübnan ile Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Yakın Komşular Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Konseyi'nin kurulması, Ürdün'ün İsrail'e karşı cephede yerini belirlemekte olduğunu düşündürmektedir. Yine de Ürdün topraklarındaki Filistinlileri ve İsrail'le geçmişteki ilişkilerini göz önünde bulundurursak komşusu İsrail'i karşısına alıp tarihi rakibi Suriye ile müttefik olması uzun vadede dahi zorlu bir süreç olarak görünmektedir. Belki de bölgede Ürdün için yeni bir görev belirleniyordur: İsrail ile Suriye arasındaki tampon ülke olmak.

Aygül Muran

 2007 yılında Sakarya üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2010'da Beykent üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 

Akademik Çalışmaları:

 Hüseyin Fadlallah'ın Ardından Hizbullah ve Lübnan Şiileri , 21.Yüzyıl Dergisi

3rd  International Strategy and Security Studies Symposium-The Energy Security / Reporter

Humeyni ve Ahmedinejad Dönemi İran Dış Politikasının Karşılaştırmalı Analizi,BÜSAM Stratejik Araştırmalar Dergisi 

Siyaset ve Devlet Yönetimi Sertifikası - 2009

2nd International Strategy and Security Studies Symposium-The National Defense in the 21st Century / (Türkiye’nin Ulusal Güvenlik Kaygıları ve Alınacak Önlemler-Irak 2025) Konuşmacı (2009)

12.Sosyoloji Öğrencileri Kongresi/Antalya – ( Türkiye’de Tarikat ve Cemaatler) Konuşmacı

İnternet Sitesi yazıları :

Hizbullah 2009 Seçimini Gerçekten Kaybetti Mi? - BÜSAM

 

21.yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde yayınlanan yazılar;

 

   Türkiye’nin Olası Arabuluculuk Rolünün Düşündürdükleri

   Suriye-Ürdün İlişkilerinde Mecburi İttifak

   İran Askeri Güç Şovuyla İsrail Sessizliğiyle Korkutuyor

   İsrail-Hizbullah Gerginliğinin Ortasında Hariri Suikasti

   İsrail Lübnan’da İntikam Peşinde Mi?

   Ortadoğu’da Lübnan Zirvesi

   ABD Ve İsrail İle Hizbullah Arasında Füze Karmaşası

   Lübnan’da İki Farklı Diplomasi

   Mişel Süleyman’dan Brezilya Ziyareti

   Dünden Bugüne Lübnan-Suriye İlişkisi

   2009 Sonrasında Toparlanan Lübnan

   Hizbullaha Ödetilen Bedel : Hariri Suikasti

   Hamas Ve Hizbullah

   Lübnan’da Yeni Bir İşgale Doğru

   ABD’nin Lübnan’da Anlaşmazlığı

   Mossad Suikastleri Hizbullah’ın Tedbirleri Arttırmasına Neden Oldu

   Lübnan Diplomasisinde Revizyon

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-09-2020

“Alea iacta est”: Ok Yaydan Çıkmıştır

“Alea iacta est” sözünü, bildiğiniz gibi Jul Sezar’ın, Roma ile arasındaki anlaşmayı bozup orduları ile şehrin kuzeyindeki cılız Rubicon (bugünkü adı ile Fiumicino) nehrini geçer geçmez(MÖ 49), artık bir büyük savaşın kaçınılmaz olduğunu anlatmak için söylediği rivayet olunur. ...