< < Türk-İsrail Krizinin Arka Planı ve Geleceği


Türk-İsrail Krizinin Arka Planı ve Geleceği

Yazan  19 Ocak 2011

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından her ay organize edilen ve konusunda uzman konuşmacıların akademik düzeyde katkı sağladığı Anadolu Toplantı Serisinin 5 ncisi21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsünde gerçekleştirilmiştir.

Konu:

Türk-İsrail Krizinin arka Planı ve Geleceği

Toplantı Yöneticisi:

Prof Dr.Ümit ÖZDAĞ (21 YYTE Başkanı)

Konuşmacılar

* Doç.Dr.İlker AYTÜRK (Bilkent Ünv.)

* Prof.Dr.Kamer KASIM (USAK Bşk.Yrdc.)

Toplantıda yapılan değerlendirmelerin özetidir;

Kamer Kasım- USAK Başkan Yardımcısı

- Türk-İsrail ilişkileri, Ecevit'in İsrail'i soykırımla suçlamasından beri bozuktur.

- Davos, Mavi Marmara, alçak koltuk krizi, dizi krizi ve Kıbrıs Rum Kesimi-İsrail Deniz alanı paylaşımı dolayısıyla yakınlaşan ilişkiler, Türk-İsrail ilişkilerini olumsuz etkilemektedir.

- İsrail'in siyasi yapısı da aranın düzelmesine engel olan sebeplerdendir. Netanyahu ilişkileri düzeltmek istese dahi koalisyon ve parlamento yapısından dolayı bunu gerçekleştiremez.

- Irak'ın bölgede güç kaybetmesi, İsrail'i bölgede güçlü konuma getirmiştir.

- Özür dilenmesi hususunda her iki taraf için de kabul edilebilir bir yol bulunmalıdır. Ancak Likud ve İşçi Partisinin görevi zor gözükmektedir.

- Türkiye'nin Ortadoğu'daki durumu kolay değildir;

-İsrail-Suriye arasında arabulucu olmak için her iki tarafla da ilişkilerinin son derece iyi olması gerekmektedir.

-İsrail'in tehdit algılamaları farklıdır. Radikal Arap devletleri ile Türkiye arasındaki farklar görülmelidir.

-İlişkiler nasıl düzelir?

1) İsrail hükümeti değişirse;

-Evimiz İsrail ve İşçi Partisi olduğu sürece, iyileşme umudu yoktur. Ancak ABD'den ciddi bir baskı gördüğü sürece ilişkiler böyle devam eder. Ancak, ABD daha ne kadar baskı yapabilir?

2) İran'ı tehdit olarak görmeye devam ederse, yani daha büyük bir tehdit varken, diğer tehditleri azaltabilir. Türkiye bu açıdan ilişkileri kolaylaştıracak rol oynayabilir. Ancak Mavi Marmara ilişkiler açısından ciddi bir kırılmadır.

Doç. Dr. İlker Aytürk-Bilkent Üniversitesi

-Oslo sürecinden geriye kalanlar Türk-İsrail ilişkisidir.

-2000-2008 yılında yaşanan gerginlikler askeri-istihbarat paylaşımlarını etkilememiştir.

-2002'de AKP'nin "İsrail devlet terörü yapıyor" iddiasına İsrail "Anlaşmazlıklar dostluğumuzu bozamaz" tepkisini vermiştir. Neden?

1) Güvenlik işbirliği gerekçesiyle İsrail, Türkiye'yi kaybetmek istemiyor.

2) İsrail'in, bölgesinde meşruiyet sorunu vardır. Bu anlamda Türkiye, İsrail için iyi bir örnektir.

3) Oslo'dan geriye kalan tek şey Türkiye olduğu için kaybetmek istememektedir.

4) 2000'den itibaren asıl odakları haline gelen İran'a karşı Türkiye'yi yanlarında tutmak istemektedirler.

5) 2000-2008 arası Türkiye'de 2 grup karar alıcı var;

-Radikal karar alıcılar: Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu

-Askerler ve Erdoğan: bu grupta sıkıntı yok, el sıkışılabilecek grup

Dolayısı ile Türkiye'nin sert söylemleri tolere edilebilir.

- 2008 Davos krizinde İsrail'deki karar alıcıların etkisi büyüktür

1) Şimon Peres ve Ehud Barak: Odak İran olmalı, Türkiye'ye karşı alttan almaya devam edilmeli.

2) Benjamin Netanyahu ve ekibi(yeni sağcılar): Ordunun etkisi az, Erdoğan Nasr'laşıyor.

Erdoğan'ın uluslar arası arenada itibarsızlaşması ve Türkiye içinde gözden düşürülmesi amacıyla uygulanan strateji:

1) Önce sert tepki verelim, sonra geri adım atıp özür dileyelim.

2) Mizrahi veryansın etti sonra özür diledi.

3) Alçak koltukta oturtma krizi sonra özür dilenmesi.

4) Mavi Marmara krizinde çok sert tepki verildi;

a) Kan döküldü: Daha önceden Türkiye Arap meselesini çok sahiplenmedi ama artık bizim de meselemiz haline geldi.

b) Kamuoyu etkilendi: Protestoların artması, iki ülke arasında turistik gezilerin azalması.

c) Stratejik çıkarlar zedelendi: ABD hem İsrail'e hem Türkiye'ye baskı yapıyor. İran konusunda oluşturulmaya çalışılan blok çatladı ve İran'ın nükleer çalışmaları odak noktası haline geldi. Suriye Türkiye üzerinden İsrail'le kurduğu ilişkiyi kaybetmekten korkuyor. Türkiye'nin İran ile yakınlaşması İsrail'i rahatsız etti. Türkiye gün geçtikçe AB'nin Arap-İsrail politikasından ayrılmaya başladı. Türkiye'ye karşı cephe alındı.

İsrail'in özür dilemesi için bir takım hukuki ve stratejik problemler var;

1) Özür dilemek, uluslararası düzeyde kabahatini kabul etmek anlamına gelir. İsrail bu sorumluluğu üstlenmek istemiyor.

2) İsrail, uluslararası sularda özellikle kaçak silah taşıyan gemilere müdahale hakkını elinden kaçırmak istemiyor.

- Seçimlerden önce İsrail'in özür dilemesi pek mümkün gözükmüyor. Özür dilenecekse bile, yavaş yavaş ve parça parça şekilde olacaktır.

- ABD'deki İsrail lobisi, "radikal" bir Türkiye imajı çizmiştir.

- Son 4 yıldır AKP iç siyasetteki meşruiyet kaybını, dış politika atılımları ile kompanse etmeye çalışmaktadır. Abartılı bir dış politika imajı çizilmektedir. Türkiye süper güç değildir ve bölgede arabulucu pozisyonunda olabilecek bir aktör de değildir. Oynanan oyun gerçekçi değildir. Zaten Mavi Marmara krizi de bu oyunun kötü sonuçlarından biridir.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bojidar Çipof   - 14-07-2020

Helenizm için Ayasofya

Son birkaç haftadır gündemin baş sıralarında bulunan Ayasofya ile ilgili yüzlerce yazı yazıldı ancak bazı hususlar hiç irdelenmedi. Bu makalemizde üzerinde çokça makaleler yazdığımız Ayasofya konusunu Helenizm ayağından ele alarak sunuyoruz.