Rusya’nın Milli Güvenlik Sorunu: Avrupa Füze Savunma Sistemleri

Yazan  01 Nisan 2013

 

Rusya ABD ve NATO ilişkilerinde en sorunlu konu Füze Savunma Sistemlerinin Avrupa’ya konuşlandırılması meselesidir. ABD projesi olan Füze Kalkanı’nın Avrupa’ya yerleştirilmesine göre ulusal güvenliğine tehdit olarak algılayan Rusya,  hem bu projede yer almak için çabalamış, hem de istediği sonucu alamayınca da Füze Savunma Sistemlerine karşı koyabilmek için ulusal savunmasının modernizasyonuna hız vermiştir.

Moskova ile Washington arasında ilk Füze Savunma Sistemleri krizi 1960’ların ikinci yarısında SSCB’nin Stratejik Füze Savunma Sistemleri girişimiyle başlamıştı. Sovyet yönetimi Moskova ve civarındaki stratejik öneme sahip noktaların güvenliğinin sağlanması için “A-35”  Füze Savunma Sistemlerini yerleştirme kararını almıştı. SSCB’nin böylece ABD karşısında stratejik silahlar konusunda üstünlük sağlayacağı endişesi, Washington’u kendi Füze Savunma Sistemlerini inşa etmenin ötesinde, kıtalararası balistik füzeleri konuşlandırılmaya ve denizaltılarına balistik füzelerin yerleştirilme kararı almaya sevk etmiştir.[1]

Bu yarış 1972’de Anti Balistik Füze Antlaşmasının (ABM Treaty) imzalanmasıyla, bir anlamda uzlaşmayla sona ermişti. Ancak ABD Başkanı Reagan 1983 yılında Stratejik Savunma Girişimi (Strategic Defense Initiative) adıyla ilan ettiği Füze Savunma Sistemini tekrar gündeme getirerek ABD-SSCB arasında yeni bir krize yol açmıştır. Bu projeyle iki süper güç arasında kurulmuş olan küresel “dehşet dengesi” olarak bilinen güç dengesini ortadan kaldıracaktı. Bu dengeyi korumaya çalışan Sovyetler Birliği kendi Füze Kalkanını inşa etmek için ABD’den daha fazla kaynak tahsis etmek zorunda kalarak silah yarışına girmiştir. 1991’de Sovyetler Birliğinin çökmesiyle Füze Kalkanı gündemden düşmüştür.[2]

Bu incelemenin konusu Rus kaynaklarından hareket ederek, Rusya’nın “Avrupa Füze Savunma Sistemleri” süreci/projesini nasıl tahlil ettiğini, hangi tepkileri verdiğini ortaya koymaktır.

Avrupa Füze Savunma Sistemi

Baba Bush Stratejik Savunma Girişimi projesini ABD ve NATO ülkelerinin savunulması için Füze Savunma Sistemine dönüştürülmesini teklif etmiş, 1992 yılında ise Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin bu projenin Rusya’yı da kapsayan bir projeye dönüştürülmesini önermiştir. Ancak ABD tarafından bu teklif kabul görmemişti.  2000’de Vladimir Putin’in Rusya Devlet Başkanı olduktan sonra ABD Füze Savunma Sistemlerine alternatif olarak “Tek Avrupa Stratejik Olmayan Füze Savunma Sistemlerinin” kurulması için resmi teklifte bulunmuş, ABD bunu kendi projesine alternatif değil de, tamamlayıcı olarak ele alınabilineceği cevabını vermişti.[3]

Haziran 2002’de, W.Bush 1972’de imzalanmış olan Füze Savunma Sistemleri Antlaşmasından İran ve Kuzey Kore gibi üçüncü devletler tarafından duyduğu tehdit gerekçesiyle ayrılmış, ABD-SSCB’nin kurmuş olduğu stratejik dengeye olumsuz etkilemiştir.[4]

2008’e gelindiğinde ABD, Çek Cumhuriyeti ve Polonya topraklarında Füze Savunma Sistemlerinin yerleştirilmesini öngören atlaşma imzalanmış, [5] Moskova buna tepki olarak Belarusya topraklarında kendi Füze Savunma Sistemlerini kurulmasına karar vermişti.[6]

ABD Başkanı Barak Obama’nın Eylül 2009’da Füze Savunma Sistemlerinin Avrupa’da aşamalı olarak konuşlanacağını onaylaması Rusya-ABD gerginliğine neden olmuştu.  2020’ye kadar birkaç aşamadan geçerek tamamlanması hedeflenmektedir. 1) Akdeniz’de “Aegis” ve “Standart-3” füze sistemlerini gemilere donatılması ve Türkiye’de Kürecik radar sistemlerini yerleştirilmesi. 2) 2015’de Romanya’da “Standart-3” füzeleriyle birlikte bataryaları yerleştirilmesi. 3) 2018’de Polonya’da“Standart-3” füzelerinin konuşlanması. 4) 2020’de füze sistemlerini en modern avcı füzelerle değiştirilmesi. Son aşamayla birlikteNATO stratejik füzesavar “Standart-3” ve “Aegis” füzelerle donatılmış 40 gemiye sahip olacaktır.Bu sistemler tüm NATO üyesi devletlerin topraklarını orta ve küçük menzilli füzelerin yanında, kıtalararası balistik füzelere karşı da savunacağı öngörülmüştür.[7]

2010 Lizbon Zirvesiyle birlikte NATO projesi olarak kabul edilen Avrupa Füze Kalkanı projesine Rusya eşit ortaklık düzeyinde işbirliğine hazır olduğunu açıklamıştır. Bunun için de Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev NATO ile Rusya’nın ortaklaşa “sektörel Füze Savunma Sistemi” inşa edilmesini teklif etmiştir. Rusya Savunma Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu bu konsepte göre Rusya, kendi ülkesi üzerinden NATO üyelerine karşı yönelmiş olan herhangi füzeleri vurma sorumluluğunu üslenecekti. NATO ise buna karşılık olarak, Rusya’ya karşı yöneltilmiş olan füzeleri kendi hava sahasında etkisiz hale getirecektir. Bunun yanında her iki tarafta füze sistemlerini kendi alanlarının kesiştiği noktalara yerleştirmekten vazgeçeceklerdi. Ancak bu teklif NATO tarafından reddedilmişti. Şimdi ise Rusya alternatif yaklaşımları kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu tekliflerden biri Füze Savunma Sistemlerinin derin entegrasyonu ve tek komuta-kontrol bilgi paylaşım merkezi, ikincisi ise bir birinden bağımsız iki farklı Füze Savunma Sistemlerinin kurulması ve bu sistemlerin de bir birine karşı olmadığına dair yazılı garanti vermeleri şeklindedir.[8]

23 Kasım 2011’de Medvedev Füze Savunması Sistemleri ile ilgili gerçekleştirilen görüşmelerden sonuç alınamayınca tepki göstermiş ve ABD Füze Savunma Sistemlerine karşı koyma stratejisini de açıklamıştır. Medvedev, buna göre aşamalı olarak 1) Polonya sınırındaki Kaliningrad’a füze saldırılarına karşı radar uyarı sistemini yerleştirmesi, 2) Füze savunma sistemini imha edebilecek önlemler geliştirilmesi, 3) Rusya’nın batı ve güney’inde Avrupa füze savunma sistemlerinin bileşenlerini hasara uğratacak modern silah sistemleri yerleştirilmesi ve 4) Rusya Strateji Nükleer Silahların Azaltılması Antlaşması START-3’ten çekilmesi olarak sıralamıştır.[9]

Vladimir Putin ise; Rusya, ABD’nin Avrupa Füze Savunma Sistemlerinin konuşlandırılmasına karşı cevap verecek yeterli derecede imkana sahip olduğunu, ancak Moskova’nın bu planların tekrar gözden geçirilmesinden yana olduğunu açıklamıştır.[10]

Dönemin Savunma Bakanı Anatıliy Serdyukov konuyla ilgili açıklamasında,  Füze Savunma Sistemleri Rusya’nın dış politika önceliği olduğunu, ülkenin savunması bunun çözümüne bağlı olduğunu açıklamıştır. Bakan Serdyukov “Rusya’nın karşısında ikilem söz konusudur: Ya yeni tehditlere karşı işbirliğine gideriz ya da füze sistemleri planlarına bağlı olarak askeri önlemler almak zorunda kalırız” demiştir.[11]

Rusya Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Nikolay Patruşev, Füze Savunma Sistemlerinin tek taraflı konuşlandırılması, diğer devletlerin çıkarlarını göz ardı etmek anlamına geleceğini söylemiştir. Bu da kaçınılmaz olarak karşı önlemlerin alınmasına iteceğini, dolayısıyla da masraflı bir silah yarışının başlamasına neden olacağının altını çizmiştir.[12]

Medvedev’in verdiği özel talimata göre, Rusya ordusu stratejik nükleer kuvvetler tesislerinin güçlendirilmeye gitmiş, kıtalararası balistik füzelerin Füze Savunma Sistemlerini aşabilmesi için modern komplekslerle donatılmaya başlamıştır.[13]

Bu bağlamda, Nisan 2012’de Rusya Baltık filosuna ve Kalinigrad kentine 400 kilometre menzilli S-400 stratejik Füze Savunma Sistemleriyle donatmaya başlamıştır.[14]  2012’nin sonuna kadar ise ülkenin güney sınırındaki Astrahan vilayetinin "Aşuluk" kasabasına söz konusu S-400 Füze Savunma Sistemleri ve bataryalar yerleştirilmesini tamamlanmasını öngörülmüştür.[15]

Küresel Güvenlik ve Füze Savuna Sistemleri

2. Dünya Savaşı sonrası ABD ve SSCB önderliğinde kurulmuş olan iki kutuplu uluslararası sistem Sovyetler Birliğinin kendisini tasfiye etmesiyle birlikte ortadan kalmış oldu. 1991’den sonra tek küresel güç olarak ortaya çıkan ABD, kendi hâkimiyetinde tek kutuplu küresel güvenlik modelini şekillendirmeye başlamıştı.  Rus milliyetçi jeopolitisyen Aleksandr Dugin’e göre tek kutuplu dünya yapılanması “merkez” ve “çevreden” oluşacaktı. Söz konusu merkeze, ABD liderliğinde NATO üyesi ülkeleri ve müttefiklerinden oluşacaktı. “merkezin” karşısında ise, “çevre”  olarak adlandırılan yeterince batılılaşmamış Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri yer alacaktı. “merkez” ve “çevre” arasında ekonomik olarak özerk, kendine has medeniyet kimliğine, belirli siyasi rejime ve kültürel özelliklere, merkeze tam uyum sağlamak için bazı engellere sahip olan ülkeler yer almaktaydı. Bunlar BRİC (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) ve hızlı gelişen Doğu Asya ülkeleriydi. Küresel güvenliğin en önemli önceliği “merkezin” güvenliğinin korunması, merkezin kuvvetlenmesi ve merkez tarafından küresel kontrolünün genişletilmesiydi. Bu sisteme meydan okuma ise,  “çevre” ülkeleri tarafından gerçekleşecek olan olası saldırı olacaktı. “merkez” ile “çevre” arasındaki yer alan “ara bölgeler” ise, zaman içerisinde aşamalı olarak küreselleşme ve batılılaşma süreçleriyle merkeze entegre olmaları amaçlanmaktaydı.[16]

Ancak “ara bölgeler” olarak görülen BRİC ülkeleri küresel sistem içerisinde yükselmeleriyle birlikte ayrı merkezler kurmaya başlayacaklardı. Bu da ABD’nin “tek merkez” öngörüsünü ortadan kaldırıyordu.

Özellikle 2008’de ABD’de başlayan finans krizi, uzayan Irak ve Afganistan savaşıyla ABD’nin gücünü zayıflatmıştır. G-8 yerine G-20 zirvelerinin düzenlemeye başlamasıyla ABD’nin hakimiyetindeki tek kutuplu dünya düzeninin sona ererek çok kutuplu dünya düzenine geçildiği yorumları artmaya başlamıştır.[17]

ABD’nin Irak ve Afganistan savaşlarında başarısız olması, en azından Afganistan’da istediği sonucu alamaması ve bölgeden askerlerini çekmesi sadece ekonomik değil askeri olarak da artık aşırı yayılmış olduğunu göstermiştir. İngiliz tarihçi ve “Büyük Güçlerin Yükselişi ve Çöküşü” isimli ünlü eserin yazarı Paul Kennedy’nin de belirttiği gibi, Amerika’nın ekonomisi ile askeri harcamaları arasındaki dengesizlik ve uzun zamandan beri bütçe gelirlerinin harcamalarından yüksek olmasının yanında, bir de Amerikan ordusunun aşırı zorlanması söz konusudur.[18] Orta Doğu’daki askeri varlığını Asya-Pasifik bölgesine aktaran Amerika, Avrupa’daki askeri sayısını da azaltmaya gitmiştir.

Rus tarihçi Andrey Fursov,  ABD’nin son dönem dış politikasındaki değişimini,  Roma imparatorluğunun “stratejik saldırı” politikasından “stratejik savunma” politikasına geçmesine benzetmektedir.[19]

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton Foreign Policy dergisinde yayınlanmış olduğu “Amerika’nın Asya-Pasifik Yüzyılı (America’a Pasific Centrury)” makalesinde Amerikan dış politikasında hedef ülke olarak Çin’i belirlemiştir.[20] Barak Obama ikinci kez ABD Başkanı seçildikten sonra yapmış olduğu açıklamada Asya-Pasifik bölgesi dünyanın şekillenmesinde kilit rol oynayacağını açıklamış, bölgeye yönelik askeri harcamalarda herhangi bir azaltmaya gidilmeyeceğini açıklamıştı.[21]

Yükselen Çin’i hedef olarak belirleyen ABD, sadece Orta Doğuda değil, Avrupa dahi askeri varlığını Asya-Pasifik bölgesine aktarmaya başlamıştır. Aleksey Arbatov’a göre Avrupa’da askeri sayısını azaltmaya başlayan Washington, NATO müttefiklerini Füze Savunma Sistemi aracılıyla bir arada tutarak, Avrupa’da hakimiyetini devam ettirmek istemektedir.[22]

Yuriy Bardahçiyev, Avrupa’dan çekilen ABD için Avrupa’da konuşlanacak olan Füze Savunma Sistemleri birkaç amaca hizmet edeceğini söylemektedir. 1) Avrupa ülkelerini Rusya’dan uzaklaştırmak. 2) giderek Washington’dan ekonomik olarak uzaklaşan ve Rusya ile yakınlaşan Avrupa ülkeleri üzerinde tekrar Amerikan siyasi egemenliğini kurmak ve 3) Füze Savunma Sistemleri projesine harcanacak giderlerin ABD bütçesinden silah şirketleri tarafından elde edebilmeleri olarak sıralamaktadır.[23]

Şuan ABD’nin 2,700 nükleer başlıklı silahlarına karşın,  Rusya 2,680 nükleer başlıklı silahlara sahiptir. ABD savunma stratejisinde Rusya hedef ülkelerden biri olmaya devam etmektedir. Rusya’nın hali hazırda bulunan 230’a yakın balistik füze siloları ABD füzeleri tarafından hedef olmaya devam etmektedir. Dolayısıyla ABD’yi nükleer kapasite anlamında yok edebilecek tek ülke hala Rusya olmaya devam etmektedir.[24]

Bu nedenle de Rusya Avrupa’da konuşlanmakta olan Füze Savunma Sistemlerini kendine karşı olduğunu düşünmeye devem etmektedir.Dönemin Rusya NATO Büyükelçisi Dmitriy Rogozin, Füze Savunma Sistemlerinin Rusya sınırlarına kadar dayanması,  gelecekte Rusya’nın stratejik nükleer silahlarının varlığını ve uzun zamandan beri Moskova ile Washington arasında kurulmuş olan stratejik dengeyi ortadan kaldırmasına neden olacağını söylemektedir.[25]

Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Aleksey Puşkov, İran’dan yayın yapan Press TV televizyonuna yaptığı konuşmada,  Avrupa Füze Savuna Sistemlerinin tek hedefi Rusya’nın nükleer potansiyelini işlevsiz hale getirmek olduğunu açıklamıştı [26]

NATO Füze Savunma Sistemlerini ulusal çıkarına tehdit olarak algılayan Moskova,  Rus dış politikası “çok yönlülük” esasını devam ettirirken, savunma politikası ABD ve müttefiklerinden gelen tehdit ve bununla mücadele temelinde şekillenmektedir. Rusya’nın 2010’da yayımlanmış olan askeri doktrininde baş tehdit olarak ABD ve NATO olarak belirlemiştir.[27]          

Rusya Bilimler Akademisinden Aleksey Arbatov, Avrupa Füze Savunma Sistemleri sadece Rusya’ya karşı değil, aynı zamanda Çin’e karşıda olabileceğini söylemektedir.  Şuan 300’e yakın nükleer başlıklı füzelere sahip olan Çin, 10 yıl içerisinde bu sayıyı 10 katına çıkarabileceği beklentisi ABD’yi endişelendirdiğini belirtmektedir.[28]

Aleksey Arbatov’a güre eğer Rusya ile ABD arasında FSS konusunda anlaşmazlık artacak olursa, Çin silahsızlaşma görüşmelerden uzaklaşarak, hızlı bir şekilde taarruz, savunma ve uydu savar araçlarının artırılmasına hız verecektir.  Füze Savunma Sistemlerinin benimsenmesi büyük güçler arasında askeri-siyasi gerginliği artıracaktır. Silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasını önlenme konusundaki işbirliğini sekteye uğratacaktır. Çin’in silahlanma hızının azalması ve güvenlik alanında işbirliğine gidebilmesi, hem konuşlanmakta olan Füze Savunma Sistemlerine hem bu alanda Rusya-Amerikan arasındaki işbirliğinin gidişatına bağlı olacaktır. Aşamalı olarak Amerikan Rusya Füze Savunma Sistemlerindeki işbirliğinin olumlu bir şekilde ilerlemesi durumunda, Çin’i de bu işbirliğine uygun bir şekilde dahil edilmesi sağlanabilecektir.[29]

ABD kendisine rakip olarak hedeflediği Çin’in hırslı bir şekilde artan savunma harcamalarının ve kendisine karşı silahlanmasını sınırlayabilmesi için Rusya ile olan güvenlik ilişkilerine bağlı gözükmektedir.

Sonuç

ABD’nin Çin’in gelecekte küresel rakip olarak hedef alması ve bu yarışta galip gelebilmesi için Avrupa’yı kontrol etmeye devam etmesi gerekir. Batı bloğunun yenidünya yapılanmasında tekrar güçlü şekilde liderliğini devam ettirebilmesi için Rusya ile yeni ilişkiler içerisine girilmesi gerekir. Bunun için ise hala önemli güç olarak bilinen Rusya’nın nükleer kapasitesini tehdit olmaktan çıkarması lazım. Yükselen Çin’e karşı Rusya ile Birlikte hareket etmek isteyen ABD kendi şartları çerçevesinde bu ortaklığı şekillendirmek istemektedir. Ancak Rusya işbirliğine hazır olmakla birlikte, eşit ortaklık çerçevesinde işbirliğine girilmesini talep etmektedir. Ancak istediğini alamayan Moskova tepki olarak tek taraflı önlemlere girişmektedir. ABD’nin küresel güvenlik politikasında Amerikan küresel hakimiyetini ve güvenliğini sağlamak için Avrupa Füze Savunama Sistemleri sadece bir araçtır, amaç ise küresel kontroldür. Tek kutuplu dünya düzeninin artık işlemez olduğunu dile getiren Rusya ABD’ye karşı olmakla birlikte, küresel merkez olabilmesi için nükleer kapasitesinden vazgeçmeyecektir. Moskova Füze Savunama Sistemlerine karşı nükleer silahlarını daha da modelleştirecektir.

 


*21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Rus-Slav Araştırmalar Merkezi, Araştırmacı, This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

[1]Viktor Esin, “ Problema PRO v Globalnoy Politike”, < http://www.intertrends.ru/twenty/003.htm> (3 Mart 2013).

[2]Sıktı Egili, Serhat Güvenç, “NATO’nun Füze Savuna Sistemleri ve Türkiye”, Ortadoğu Analiz, Sayı: 40, Cilt:4, Nisan 2012, s. 21-22.

[3]Pavel Zolotarev, “ Protivoraketnaya Oborona: İstariya i Perstektivı”, < http://www.globalaffairs.ru/number/n_10948> (3 Mart 2013).

[4]“10 Let Bez Dogovora PRO”, Nrzavisimaya Gazeta, 07 Haziran 2013, http://www.ng.ru/politics/2012-06-07/3_kartblansh.html

[5](Hürriyet, 15 Ağustos 2008) http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9666244.asp

[6](Rossiyskaya Gazeta, 21 Ağustos 2008)http://www.rg.ru/2008/08/21/pro.html

[7]M.Vildanov, “EvroPRO: İtogi Razvertıvaniya i Problemı”, < http://modernarmy.ru/article/223  > ( 27Şubat 2013).

[8]  (Kommersant, 16 Temmuz 2011) http://www.kommersant.ru/doc/1680689

[9]Rossija Otvetit Na EvroPRO Ballisticheskimi Raketami i RLS, < http://www.bbc.co.uk/russian/russia/2011/11/111123_medvedev_amd.shtml> (10 Şubat 2013).

[10] Putin: Rossiya Gotova Otvetit Na Razvertıvanie EvroPRO”,< http://www.radiovesti.ru/articles/2012-06-14/fm/52591>  (26 Mart 2013).

[11] “RF Gotova Nanesti Uprejdayuşiy Udar Po Sisteme Evropro”, <http://newsland.com/news/detail/id/949784/(27 Mart 2013).

[12] “RF Gotova Nanesti Uprejdayuşiy Udar Po Sisteme Evropro”,< http://newsland.com/news/detail/id/949784/> (27 Mart 2013).

[13] “Pozitsya Rossii Po EvroPRO”, <http://ria.ru/infografika/20111124/496847681.html  > (27 Mart 2013).

[14](İzvestiya, 7 Nisan 2012) http://izvestia.ru/news/520320

[15]“S-400 Vstanet Na Ohranu Yujnıh Granic Do Konca Goda”, <  http://vpk-news.ru/news/12763  > (16 Şubat 2013).

[16]Aleksandr Dugin, “Globalnaya Bezopasnost: Dekonstruktsiya,Pozitsii,Mifı”, < http://zavtra.ru/cgi/veil/data/zavtra/10/851/31.html> ( 5 Şubat 2013).

[17]Oleg Maslov, “ Odnopolyarnıy-Mnogopolyarnıy Mir”, < http://www.polit.nnov.ru/2009/06/14/gillusionsmult18/> ( 4 Mart 2013).

[18] Paul Kennedy, “ Konets Amerikanskoy Epohi?”, <http://www.ves.lv/article/58018> (26 Mart 2013).

[19]Andrey Fursov, “ SŞA Kak Rimskaya İmperiya Troyana”, <  http://rus.ruvr.ru/radio_broadcast/6320486/59064102.html> (4 Mart 2013).

[20]Hilary Clinton , “America’a Pasific Centrury”, < http://www.foreignpolicy.com/articles/2011/10/11/americas_pacific_century?page=full> (4 Mart 2013).

[21]Obama Obeşaet Aktivnuyu Politiku SŞA v Tihom Okeane”, <http://www.bbc.co.uk/russian/international/2011/11/111117_obama_asia_pacific_future.shtml> (4 Mart 2013).

[22]Aleksey Arbatov, “Voenno-Politiçeskaya Sreda Protivoraketnogo Sotrudniçestvo”, < http://vpk.name/news/63478_voennopoliticheskaya_sreda_protivoraketnogo_sotrudnichestva.html> (13 Şubat 2013).

[23]Yuriy Bardahçiyev, “Novaya “Satana” Protiv EvroPRO”, Sut Vremeni,  Sayı:4, 14 Ekim 2012.  http://gazeta.eot.su

[24]“Şsa Predlojila Rossii Ptkazatsya ot Polovinı Yadernogo Orujiya”(ABD Rusya'nın nükleer silahlarının yarısından vazgeçmeyi teklif etti), Vzglyad, < http://vz.ru/news/2013/2/11/619742.html> (11 Şubat 2013).

[25]L.N. Snejanova, “ Faktiçeskie Znaçenie Planıv Evropro Dlya Rossii”, NİRSİ, Moskova, 2011, s. 6.

[27]Rusya Askeri Doktrini, 5 Şubat 2010, http://news.kremlin.ru/ref_notes/461

[28]“EvroPRO Mojet Bıt’ Napravlena Protiv Kitaya”, <  http://newsland.com/news/detail/id/784712/> (4 Mart 2013).

[29]Aleksey Arbatov, “Mejdumarodnya Bezopasnost’,Polojenie i Rol Rossiyskoi Federatsii”< http://russiancouncil.ru/inner/index.php?id_4=1312> (6 Şubat 2013). 

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Aziz Ergen   - 11-07-2020

Avrupa Birliği Ortaklık mı, Tehdit mi ?

Mustafa Kemal Atatürk, özdeğerlerden ödün vermeden kalkınıp güçlenmek ve ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmak ile “ Avrupa’yı taklit etmek “ , “Avrupalılaşmak “ ya da “ Avrupalı olmak “ gibi teslimiyetçi davranışlar arasına, net ve ayırıcı bir çizgi çizmiştir. ...