ABD'nin çözümü ve PKK

Yazan  03 Haziran 2009
Türkiye, çeyrek asırdır etnik, ırkçı, ateist ve faşist bir terör örgütünün saldırısıyla karşı karşıyadır.

Bu örgüt, Kürtlerin Müslüman olmasının her şeyden önce onların Türkleşmesi anlamına geldiğini ve ayrılıkçı duygularını körelttiğini düşündüğünden, İslam dinine karşı ciddi bir karşıtlık da geliştirmiştir.

Stalinist ve dinsiz bu terör örgütü yıllara yayılan süreç içerisinde dinine ve değerlerine karşı savaştığı halkın önemli bir kesiminden de ciddi bir destek görmeye başlamıştır. Bunun nedenleri vardır: Bu örgüt bir yönden yol yapan aracı, yakarak; çocuk eğiten öğretmeni öldürerek; halkı tedavi eden doktoru ya da hemşireleri kurşuna dizerek bunu gerçekleştirmiştir. Diğer yandan da bölgede görev yapan bürokratların uygulama ve otorite zaafları istismar edilmiştir. Süreç içerisinde kurulan HEP, DEP, DEHAP ve DTP gibi partiler ise resmen devlete karşı terörün yanında konumlanarak olguyu tamamlamışlardır.

Faturayı Türkiye'ye ödetmek!

Terör örgütü içeride önemli kazanımlar sağlamışken bölgedeki son gelişmeler köşeye sıkışmasına neden olmuştur. Süreç içerisinde küresel güçlerin bölgede süreklilik arz eden çıkar çatışmaları, terör örgütünü bu ülkelerin emellerinin aracı haline getirmiştir. Bu yüzden de terör örgütünün Türkiye sınırları içindeki ve dışındaki varlığı şu veya bu biçimde bugüne kadar süregelmiştir. Şu sıralarda da Irak'tan işgalci askerlerini çekmek durumunda kalan ABD'nin çıkarları, Irak'ta BOP bağlamında kurduğu düzenin devamına bağlıdır. İran, Irak'ta Şiilerden yana taraftır ve ABD karşıtı bir strateji izlemektedir. Suriye bölgede "etnik ve mezhebe" dayalı bir federasyona karşıdır. Irak'lı Araplar, ABD desteğinde Barzani yönetiminin elde ettiği imtiyazlı statüya karşı itirazlarını yoğunlaştırmıştır. Bu durumda ABD'nin Irak'ta kurduğu düzenin devamı Türkiye'nin etkin ve fiili desteğini şart kılmaktadır. ABD, hamiliğini fiilen yaptığı "Kürt Federasyonu"nun varlığının Türkiye'ye bağlı olduğunu her zamankinden daha çok farkındadır. Bu nedenle de Türkiye'yi rahatsız eden PKK terör örgütünün tasfiyesi şimdilik ABD'nin çıkarlarına uygun düşmektedir. ABD işgalinin bölgede meydana getirdiği olumsuzlukların faturasını PKK'yı kullanarak Türkiye'ye ödetmeye çalışmaktadır.

Barzani varlığı ve PKK!

Ancak ABD'nin çıkarlarının aksine bölgedeki Kürt Federasyonu için PKK terör örgütünün varlığını sürdürmesi hayati önem taşımaktadır. Türkiye'nin Kerkük, Türkmenler ve bölge üzerindeki tarihi söylemleri Barzani yönetimini korkutmaktadır. Bu nedenle de bırakın PKK'yı bölgeden çıkarmayı "Türkiye'ye Kürt kedisi"ni dahi teslim etmemeyi siyasetlerinin odağına koymuş durumdalar. Barzani yönetimi, orta ve uzun vadede Türkiye'ye karşı kullanmak üzere PKK'nın varlığını sürdürmesini, temel strateji olarak almıştır. Bu durumda ABD için tek çıkar yol kalmaktadır: Terör örgütünün dağdan indirilmesi ve silah bırakması için Türkiye'nin PKK'nın isteklerini dikkate alan düzenlemelere gitmesidir. Bu nedenle de Türkiye'yi bir an önce şimdiye kadar attığı adımların dışında adım atmaya zorlamaktadır. Bu bağlamda dikkatler genel affın çıkarılmasına, Anayasa'nın değiştirilemez hükümlerinin aşılmasına, yerel yönetimlerin güçlenmesi adı altında bölgede federalizme giden yolların açılmasına, Türk kavramının kaldırılmasına ve Türkçenin devlet dili olmaktan çıkarılmasına yöneltilmiştir.

"İyi şeyler olacak", "Tarihi Fırsat" ya da "Kürt Sorununun Çözümü" diye dile getirilen hususların arka planında yukarıdaki gelişmeler vardır. ABD, Türkiye'nin yalnız PKK'yı deği, bütün "Kürt Sorunu"nu dikkate alarak, yalnız silahla değil aynı zamanda siyasi yolları da kullanarak, dayatarak değil uzlaşarak çözmesi gerektiğini istemektedir. Çözüm söylemleri tuzak kokuyor ve bu durum her zamankinden daha dikkatli olmayı gerekli kılıyor.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.