Federasyonu Tartışmak Demokrasinin Gereği Midir?

Yazan  03 Ocak 2011
Marjinal bir liberal-Kürtçü grubun entelektüel fantezileri yetmiş milyonluk bir millete dayatılamaz.

Terörist başı Öcalan'ın emriyle kurulan bir sivil toplum örgütünün düzenlediği çalıştayda toplananlar "Demokratik Özerk Kürdistan Modeli" taslağıyla özerkliğin uygulanmasını istemişlerdir. Kürtçü, liberal, İslamcı aydınların katılımıyla gerçekleşen çalıştayda Türkiye'nin nasıl ve niçin özerk ve federatif bir sisteme dönüştürülmesi gerektiği konusundaki tartışmalar gündemin başına oturdu. Yaygın olan kanaate göre düşünce özgürlüğü, şiddet içermediği ve şiddete teşvik etmedikçe her türlü düşüncenin ifade edilebilmesi olarak kabul edilmektedir. Savunulan düşüncenin uygulama alanına sokulmasının yasaklanması veya imkan tanınmaması durumunda ve düşünce ve ifade özgürlüğünün savunulmasının ne ölçüde etik olduğu ortadadır. Savunulan her bir düşünce bir soruna tanı koymak, çözüm üretmek veya konulan tanı üzerinde çok değişik çözüm önerilerini tartışmaktır. Birey günlük yaşamında dahi her düşündüğünü ifade etmez. Çünkü toplumun norm ve değerlerine bağlı yaptırımıyla karşılaşır.[1] Doğrudan kişilerle ilgili olarak durum buyken toplumun bütün üyelerini bağlayacak daha doğrusu varoluşunu tehlikeye atacak bir yaklaşım düşünce ve ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirilebilir mi? Efsunlu sözlerin ve sloganların her zaman çekici olmadığını ve her "düşüncenin" tartışılmasının uygun düşmeyeceğini vurgulamalıyız. Bu yaklaşım biçiminden hareketle sorumluluk sahibi aydınlar Türkiye için ne federasyonu ne de özerkliği tartışma konusu yapmamalıdır. Türkiye'nin bölünmesinin getirisini veya götürüsünü tartışmak da ne demokrasinin bir gereğidir ne de demokratlıktır.

[2] Federasyon-özerklik tartışmalarında dikkat edilmesi gereken konu, ne Türkiye'nin kültürel, ekonomik ne de iç-dış politik uygulamaları üzerine alternatif sunumların tartışılmasıdır. Açık ve net bir şekilde Türkiye'nin varoluşunun tartışma konusu yapılmaktadır. Bu ise bir-iki kişilik veya bir-iki milyonluk mensubu olan bir partinin programı içerisinde değerlendirilebilecek bir konu da değildir. Yetmiş milyonluk bir milletin var olma-yok olma sorunu olarak görülmelidir. Başka bir deyişle söz konusu olan, marjinal bir liberal-Kürtçü grubun entelektüel fantezilerini yetmiş milyonluk bir millete dayatılamayacağı gerçeğidir.

Başkanlarını terörist başı Öcalan'ın belirlediği Demokratik Toplum Kongresi'nin çalıştayında ortaya atılan "Demokratik Özerk Kürdistan Modeli" taslağı Türkiye'nin yaşamsal varoluşu üzerinde önemli tartışmaları da beraberinde getirdi. Aslına bakılırsa çalıştaya katılanlar taslağı sahiplenemedi. "Bizim haberimiz yoktu", "ortak karar değildi", "metin değiştirilebilirdi" gibi sözleri yanında üzerinde ittifak ettikleri tek konu vardı; ifade ve düşünce özgürlüğü gereğince metnin tartışılması gerektiğiydi. Çünkü bu aydınlara göre, kabul etsek de etmesek de özerkliğin-federasyonun tartışılması demokrasinin bir gereğiydi. Ayrıca taslağı tartışmak demek kabul etmek anlamına gelmiyordu.

Çeşitli ideolojilere mensup aydınlar, Türkiye'nin herhangi bir sorunu üzerinde mesela, işsizlik, kültür politikaları, AB, dış politikayı detayıyla tartışır ve tartışılmalıdır. Ama tartışılmayan şeyler de vardır. Nasıl ki Müslüman bir insan "ben demokrat bir kişiyim Hz. Muhammed'in peygamberliğini tartışırım" der ve inancında bir çelişkiye düşerse aynı şekilde federasyonu, özerkliği tartışıp biz bütünlüğü, birliği savunuyoruz demek de bir tutarsızlıktır. Şu hususu açıklığa kavuşturmak gerekir ki, bu tartışılmaz konular bir kişi veya grubu bağlayan konular değildir. Türkiye'de yaşayan bütün bireylerin gündelik yaşamını ve geleceğini etkileyecek bir durumdur. Tartışma bu varoluşumuzu mümkün kılan unsurlar üzerinde yapılmaz. Bir ülkede yer alan bütün fertleri bağlayan veya bağlayacak olan bir girişim hiçbir sebebe binaen özelleştirilemez.

Bugün bazı demokratik devletler istisnai olarak federasyon veya özerklik unsurlarını barındırıyorsa da, egemenliğin tamamen veya kısmen devri anlamına gelen bu unsurlar demokrasinin bir gereği değildir ve bu şekilde sunulmaları bir art niyetin bulunduğuna işaret eder. Demokrasinin doğasında milli birlik ve kimlik başat olgu olarak yer alır. Batılı devletlerin örneklerinden de görüldüğü gibi, bir ülkede milli bütünleşme derecesi demokrasinin sağlamlığını belirler. Diğer bir ifadeyle ancak güçlü bir milli kimliğe sahip olan bir ülkede sağlam ve istikrarlı bir demokrasi var olabilir.

Milli devlet demokrasinin varlığı için en uygun ortamı sağlar. Zira milli devletin vatandaşlık kurumu eşitleyici, özgürleştirici, evrensel insan haklarına dayanır. Milli devletin bu özelliği sosyolojik düzeydeki farklı çatışma kaynaklarını hukuki düzlemde işlevsizleştirir. Milli yurttaşlığın amacı bireyler arasında eşitliğin sağlanmasıdır. Milli devlet, bireylerin eğitim, kültürel, sosyal, ekonomik ve diğer imkanlarından eşit olarak faydalanabilmesine ortam hazırlamaktadır.

Tarihi tecrübeyle de sabit olmuştur ki, başta etnik olmak üzere dini, cinsel, kültürel farklılıkların demokratikleşme adına çok-kültürcülük ve anayasal vatandaşlık gibi yaklaşımlarla aşılma girişimi başarılı olamamıştır. Tam tersine, milli devletin bünyesindeki eşit statüdeki yurttaşların sahip olduğu hakların bireyden alınıp etnik-kültürel kimliklerle ikame edilmesi, vatandaşlar arasında eşitliğin değil, farklılığın vurgulanmasına sebep olacak ve çatışmalara sebep olma potansiyelini her zaman taşıyacaktır. Zaten demokrasinin milli devletle bir gelişme imkanı bulması demokrasinin özündeki eşitlik ile açıklanabilir. Farklılıkların belirleyici olduğu bir toplumsal yapıda uyum, dayanışma, birlik gibi olgulardan bahsedilmez. Toplumda mevcut ve çeşitli kaynaklardan neşet eden çatışmaları en aza indirmek, işlevsizleştirmek, ortak bir aidiyet inşa etmek gerek beşeri ve gerekse ilahi kökenli bütün siyasal-toplumsal projelerde öncelikli hedeftir. Yani demokrasi toplumu parçalara ayıracak farklılıkları meşru görmez. Bu önermeye bağlı olarak bir partinin, grubun, kişinin keyfine göre "bütünü" bağlayacak ve etkileyecek konular tartışmaya açılamaz. Çünkü devlet ve ülke, insan olarak varoluşumuzu sağladığımız bir mekandır.[3]

Sonuç olarak, Neil Armstrong'un Ay'a ayak basınca sarf ettiği meşhur sözü "insan için küçük, ama insanlık için büyük bir adım" deyişini özerklik ve federasyon tartışmaları yani özünde egemenliğin paylaşılması tartışmaları şimdilik küçük, ama ilerisi için dev adımı olacak olan adımlardır. Yaptıkları her eylemi ve ağızlarında çıkan her sözü de demokrasinin kuralı olarak sabitleyen "sözde liberal" aydınların öncelikle kendilerini demokrasinin peygamberi olarak görmekten vazgeçmelidirler. Çünkü demokrasi bir inanç değil bilgi ve bilinç temelli bir eylemdir. Türkiye'ye İngiltere modeli mi, ABD modeli yoksa İspanya modeli diye federatifleşmesi yönündeki öneriler demokrasinin bir göstergesi değildir. Demokrasi farklılıklara dayanmaz. Birliğe dayanır. Çok kültürlülüğü ilk olarak siyasette uygulamaya getiren Kanada'da çok-kültürcülüğün ne anlama geldiği incelendiğinde görülmektedir ki, çok-kültürcülük Kanada milli kimliğinin inşasının merkezi unsurudur. Türkiye'de ise çok kültürlülük ne hikmetse milli kimliğinin parçalanması olarak sunulmakta ve idealize edilmektedir. Son söz olarak şayet bu ülkede gerçek bir demokrasiden bahsetmek gerekiyorsa öncelikle aydınların eylem ve söylemleri arasındaki uçuruma bakarak samimiyeti ve amacı sorgulanmalıdır.



[1] Konuyla ilgili bir yazısında Ahmet Selim, " Hayata bakalım biraz... Bir insan bir başkasına karşı her türlü ihtimalden söz edebilir mi? Bize "söz edemez" diye öğretmişlerdi. Üstelik bazen, doğru da olsa söz edemez. Mesela birine "benim evimden bir şey çalındı, senin çaldığın görüşündeyim" diyebilir misiniz? "Senin eşin hafifmeşrep bir kadın" diyebilir misiniz? "Sen ortağına hile yapıyorsun" diyebilir misiniz?", diyerek önemli bir noktaya dikkat çeker. Ahmet Selim, "Özgürlük, hukuk, ahlâk, âdap", Zaman, 30 Aralık 2010.

[2] Bu durum aslında katılımcı aydınların ahlaki tutumu açısından sorunlu bir davranış biçimidir. Tertip komitesin yayınladığı toplantı sonuç bildirisi katılımcıları da bağlayacak niteliktedir. Zira bu metin, katılımcıların bildirilerini sundukları ve görüşlerini açıkladıkları bir toplantının sonuç bildirgesiydi. Şayet bu metin kendilerinden habersiz yayınlanıyorsa ve formel açıdan kendilerini de bağlıyorsa çalıştay düzenleyicilerin kınanması gerekiyordu. Bu aydınların terörist başı Öcalan'ın kurdurduğu bir örgütün toplantısına katılıp sonra da ortaya koydukları tavra bakınca, Gazzali'nin, evladına "yediği haram olduğu için sofrasına oturulmasını, konuştuğu yalan olduğu için de sohbetinde bulunulmasını" yasakladığı "zalim siyasilerin" yerine rahatlıkla "zalim aydınları" koyabiliriz. Bilgi üretme eylemini gerçekleştirenlerin davranışlarında tutarlı, fikirlerinde samimi, duruşlarında dik olması arzulanır.

[3] Paylaşılmak istenen "egemenlik" ise, Durmuş Hocaoğlu'nun ifadesiyle, namustur. Nasıl ki biraz namuslu olunamazsa biraz egemen de olunmaz. Ya vardır ya yoktur. Bu yüzden egemenliğin paylaşılması da söz konusu olmaz.

İkbal Vurucu

Eğitim

2006 -2009 Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans Mezunu.

2000-2005 Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, Hukuk-Felsefe Fakültesi, Sosyoloji Bölümü.

 

 İş Deneyimi

- Türk Dünyası Sosyologlar Birliği I. Kurultayı Bildirilerinin Yardımcı Editörü.

- Dünya Gençleri Dostluk ve Dayanışma Derneği (Türk Dünyası Gençlik Topluluğu) Danışmanı.

- 2006-2009 arasında Serhat Kitapevi Yayın Editörü.

-01.09. 2010-15.06.2011 arasında 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sosyal ve Politik Araştırmalar Merkezi Koordinatörü

- 01.10.2012- … 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sosyal Bilimler Dergisi Yardımcı Editörü

 

Yabancı Dil

İngilizce,

Kazakça, Özbekçe, Kırgızca gibi Türk lehçeleri

 

Aldığı Ödüller

- Hoca Ahmet Yesevi Uluslar Arası Türk-Kazak Üniversitesi Rektörlüğünce Türk Dünyası Öğrencileri ile ilişkilerindeki başarıları ve kütüphane çalışmaları sebebiyle “Teşekkür Belgesi”.

- Türk Ocakları Genel Merkezi’nin düzenlemiş olduğu "Ekonomik, Siyasi ve Kültürel Alanların Türk Dünyasında Yakınlaşmayı Artırma Bakımından Önem ve Öncelik Sıraları" konulu makale yarışmasında “Türk Dünyasında Ortak Tarihin Tasarımında Bazı Zihinsel Perspektifler Üzerine”, isimli çalışma ile üçüncülük. 15.5.2008.

 

YAYINLAR

1. Kitaplar

1. A- Basılanlar

Çokluktan Birliğe: Türk Kimliğinin Yeni Boyutları,  Serhat Kitapevi, Konya, 2010.

Nominalist Aydınların Soykütüğü1: Terörizm Üzerine Bir Analiz, Gençlik Kitapevi, Konya, 2011.

Nominalist Aydınların Soykütüğü 2: Türk Kimliği Üzerine Bir Analiz, Gençlik Kitapevi, Konya, 2011.

Kamu Ruhu: Post-modern Kimliksizliğe Karşı Duruş, Ed: İkbal VURUCU-Mustafa YİĞİT, Palet Yayınları, Konya, 2011.

Doğu Raporu: Bölgede Türk Kimliği ve Türklük Algısı, Ümit Özdağ/ İkbal Vurucu/ Ali Aydın Akbaş, Kripto, Ankara, 2011.

Faili Meçhuller Dosyası, Ümit Özdağ/ İkbal Vurucu, Kripto, Ankara, 2011.

Sona Doğru Kürt Açılımı, Sarkaç Yayınları, Ankara, 2012.

Türkiye’de PKK Terörü Neden Bitmez?: Kan ve Kalem İlişkisi Üzerine Araştırmalar, Altınpost Yayınları, Ankara, 2013.

 

1. B- Basım Aşamasında ve Basıma Hazırlananlar

Türk Milliyetçilerinde Turancılık Algısı, (Yayına Hazır).

Arafta Bir Kimlik Türklük: Milli Kimlik ve Çokkültürcülük Üzerine, 2 Cilt, (Yayına Hazır).

Yurttaşlık ve Kimlik: Doğudan Batıya Örneklerle, (Ed. Gürsoy Akça-İkbal Vurucu), (Basım Aşamasında)

Türk Milliyetçiliği’nin 100 Yılı: Tarih, Hal, Gelecek, 2 Cilt, (Basım Aşamasında)

Çeviriler

- Ahmet DOĞAN, Bulgaristan: Soya Dönüş ,(Çev: Akif ŞABAN-İkbal VURUCU), [Yayına Hazır].

- Sabit ŞİLDEBAY, Kazak Bağımsızlık Hareketi, (Kazak Türkçesinden), 210 s. [Yayına Hazır]. 

- Ordalı KONIRATBAYEV, Turar Rıskılov, (Kazak Türkçesinden), 472 s. [Yayına Hazır].

- M. S. AJENOV- D. E. BEYSENBAYEV, Sotsialnaya Stratifikatsiya v Respublike Kazahstan, (Rusçadan) 160 s. [Yayına Hazır].

 Kitap İçinde Makaleler

- “Bir Bilinç Kırılması: Milli Tarih’ten Yerel Tarih’e”, Prof. Dr. Nimetullah HAFIZOĞLU’na Armağan içinde. BAL-TAM, Prizren-KOSOVA, 2012.

- “Türk Birliği Perspektifinden Kaşgarlı Mahmud’u Yeni Bir Okuma Denemesi”, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Uluslar arası II. Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu “Kaşgarlı Mahmut ve Dönemi”, 28-30 Mayıs 2008, Ankara-TÜRKİYE. Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, Ankara, s.717-761.

- Prof. Dr. Dr. Kâzım Yaşar Kopraman Armağanı içinde “Milli-Tarih, Çok-Kültürcülük ve Endoktrinasyon Üzerine”, (Ed. Doç. Dr. Altan Çetin), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 2012.

 

Uluslararası Hakemli Dergilerde Yayımlanan Makaleler

- “Türkoloji Üzerine Düşünceler”, BAL-TAM Türklük Bilgisi Dergisi, sayı: 2, Mart 2005, Prizren-KOSOVA, s. 248-252.

- “Sovyetlerden Kazakistan’a Etnik İlişkiler Sistemi”, BAL-TAM Türklük Bilgisi Dergisi, sayı: 7, Eylül 2007, Prizren-KOSOVA, s. 36-54.

- “Türk Dünyasında Kimlik ve Kavramlaştırma Sorunları”, BAL-TAM Türklük Bilgisi Dergisi, sayı: 9, Eylül 2008, Prizren-KOSOVA, s. 12-22.

-“Türk Dünyasında Demokrasiyi Anlamaya Giriş, Kazakistan Merkezli Bir Çözümleme”, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türkiyat Araştırmaları, Sayı: 8, BAHAR 2008, Prof. Dr. Cihat Özender Özel Armağanı.

- “Kaşgarlı Mahmud ve Türk Birliği”, Felsefe ve Sosial-Siyasi Elmler Jurnal, Sayı: 4 (21), Bakı 2008, s. 2-10.

“Selahaddin Halilov, Türk Birliği, Felsefe”, Felsefe ve Sosial-Siyasi Elmler Jurnal, Sayı: 5 (22), Bakı 2009.

- “Prof. Dr. Hüseyin Ayan: Türklük Bilimine Adanmış 60 Yıl”, BAL-TAM Türklük Bilgisi Dergisi, sayı: 10, Mayıs 2009, Prizren-KOSOVA, s. 120-125.

- “Türk Dünyasında Ortak Tarih Tasarımı ve Bazı Zihinsel Perspektifler”, TURAN Dergisi, 2010, Sayı: 9, s. 7-15.

- “Çok Kültürlülük Tartışmaları, Toplumsal Bütünlük Kaygısı ve Yeniden Milletleşme (Kazakistan Halkı Asamblesi Örneği”), Gürsoy Akça-İkbal Vurucu, Manas Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 12, Sayı 24 (2012)

- “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tevarüs Edemeyen Bir Düşünce: Turancılık”, BAL-TAM Türklük Bilgisi Dergisi, Sayı: 17, Prizren, Eylül-2012, s. 105-131

- “Kimliklerin Çatıştığı Bir Alan: Ulus-Devlet ve Vatandaşlık”, Yeni Türkiye Dergisi, [Yeni Anayasa Tartışmaları Özel Sayısı], Sayı:50, Ocak-Şubat, 2013, s. 444-478.

- “Başkanlık Sistemi ve Kürt Sorunu Tartışmaları”, Yeni Türkiye Dergisi, [Başkanlık Sistemi Özel Sayısı], Sayı: 51, Mart-Nisan, 2013, s. 886-897.

- “ ‘Ulus-Devlet’ Polemiği: İbretlik Bir Panorama”, 21. Yüzyıl Sosyal Bilimler Dergisi, Nisan-Mayıs-Haziran 2013, Sayı: 3, s. 1-17. 

 

 Ulusal Dergilerde Yayımlanan Makalelerden Seçkiler

- “Sosyolojik Bir Olgu Olarak Çok Kültürlülük”, 2023 Dergisi, 15 Kasım 2007, sayı:79

- “Bir Ortaçağa Dönüş Projesi: Anayasal Vatandaşlık”, 2023 Dergisi, 15 Kasım 2008, Sayı: 91

-“Türk Dünyasında Sivil Toplum Üzerine Düşünmek ve Bir Sosyoloji Kurultayı”, Jeopolitik Dergisi, Temmuz 2008, sayı: 56

-“SovyetlerdenKazakistan’a Etnik İlişkiler Sistemi”, AsyaAvrupa, AYSAM, Temmuz 2005, sayı: 3

- “Türk Kimliği Karşısında Aydınların Bilişsel ve Sosyolojik Dünyası”, 2023 Dergisi, 15 Ocak 2009, Sayı: 93

- “Turancılık ve Türk Milliyetçiliği Arasındaki Bağ Üzerine Mülahazalar”, 2023 Dergisi, Sayı: 95.

- “Bir Orta Çağa Dönüş Projesi Olarak Anayasal Vatandaşlığı Anlamaya Giriş”, 2023 Dergisi, 15 Temmuz 2009, Sayı: 99

- “Küreselleşen Dünyada Kimliğin Yükselişi”, Konya Ticaret Odası İpek Yolu Dergisi, Şubat 2010, Sayı: 264.

- “Türkiye’de Etnik Çatışmayı Kitleselleştiren Dinamikler”, 2023 Dergisi, Kasım 2009, Sayı: 103

-  “Türk Aydını ve Kendinin Ötekileştirilmesi”, 2023 Dergisi, Aralık 2009, Sayı: 104, s. 58-69.

-  “Türk Kimliği ve Nominalist Aydınlar”, 2023 Dergisi, Şubat 2010, Sayı: 106, s. 38-47.

- “Nevruz ve Ergenekon Üzerine Düşünceler”, 2023 Dergisi, Nisan 2010, Sayı: 108, s. 76-79.

-  “Terörün Gözardı Edilen Boyutu: Aydınlar”,  2023 Dergisi 2010, Sayı: 111, s. 32-41.

- “Etnik ve Tek Tipleştirici Suçlamaları Karşısında Türk Milliyetçiliğinin Doğuşunu Yeniden Düşünmek”, 2023 Dergisi, 2011, Sayı: 122

-  “İlk Türk Milliyetçilerinde “Türk” Algısı”, Türk Yurdu, Şubat 2011, Cilt: 31, Sayı: 282

- “Anadolucu Türk Milliyetçilerinde Turancılık”, Türk Yurdu, Eylül 2011 Cilt: 31, Sayı: 289

- “Türk Milliyetçiliğinin Güncel Sorunları Üzerine”,Türk Yurdu, Mart 2012, cilt 32, sayı: 295.

- “Türk Sorununa Giriş: Ayrılmanın Psikolojik Temelleri”, 2023 Dergisi, Kasım 2011, Sayı: 121.

- “Tarihin Kötüye Kullanımına Örnek: ‘Dersim Katliamı’ ”, 2023 Dergisi, Aralık 2011, Sayı: 128.

- “Türklük”ten “Türkiyeli”liğe Bireyin Temsil İmkânı”, 21. Yüzyıl Türkiye Dergisi, 01.07.2011, Sayı: 31

 

Uluslararası Bilimsel Toplantılarda Sunulan ve Bildiri Kitabında Basılan Bildiriler

- “Sivil Toplum ve Devletin İdeolojik Bir Aygıtı Olarak Kazakistan Halkları Asamblesi”, Türk Dünyası Sosyologları Birliği’nin düzenlediği II. Türk Dünyası Sosyologları Kurultayı, 23-25 Nisan 2008, Almatı-Kazakistan.

- “Türk Birliği Perspektifinden Kaşgarlı Mahmud’u Yeni Bir Okuma Denemesi”, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Uluslar arası II. Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu “Kaşgarlı Mahmut ve Dönemi”, 28-30 Mayıs 2008, Ankara-TÜRKİYE.

- “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tevarüs Edemeyen Bir Düşünce: Turancılık”,Türk Ocakları Genel Merkezi, "Gençlerin Gözüyle Türkiye"Sempozyumunda, 28 Mart 2009, Ankara- TÜRKİYE.

- “Türkiye’de Anayasal Vatandaşlık Tartışmaları”, Türk Ocakları Konya Şubesi, “Türk Ocakları’nın 100. Yılında Türk Milliyetçiliği ve Çok-kültürcülük” Sempozyumu, 17-20 Kasım 2012, Konya-TÜRKİYE

- “1991-2013 Yılları Arasında Balkanlar ve Ortadoğu Türklüğü Üzerine Türkiye’de Yapılmış Sosyolojik Çalışmalar”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü “1991’den 2013 Türkiye’de Türk Dünyası Araştırmalarının Durumu Sempozyumu”, 24-26 Mayıs 2013, Manisa-TÜRKİYE

 

Kendisiyle Yapılan Söyleşiler

- “Türk Dünyası ve Türkiye-Ermenistan İlişkileri”, Söyleşiyi Gerçekleştiren: Bekir FUAT, GERÇEK HAYAT Dergisi, 9.3.2008.

- KANAL 24, “Keşke Olmasaydı Belgeseli”, “1944 Turancılık-Irkçılık Davası”, 16. 05.2010.

-KANAL 24, “Unutulan Manşetler” 08.12 2011.

- “Türk Kimliği, Aydınlar ve Milliyetçilik”, Söyleşiyi Gerçekleştiren: Afşin Selim, www.haberiniz.com, 15.12.2010.

- “Kavramlar ve Türk Milliyetçiliği Üzerine”,Nisan-2012 Gencay Dergisi, Sayı: 5

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Füsun Sarp Nebil   - 03-07-2020

Erdoğan'ın İnternet ile İmtihanı

2023 seçimlerinde 7 milyona yakın "Z nesli" dediğimiz 1995 sonrası doğan genç ilk defa oy kullanacak. Yani tüm seçmenin % 10'undan fazla bir kitle. Bu rakam tüm partileri korkutuyor.