BORÇ KRİZİNDE GELİNEN SON NOKTA


BORÇ KRİZİNDE GELİNEN SON NOKTA

Yazan  09 Haziran 2010
Avrupa Birliği, 2008 sonunda ABD’li yatırım bankası Lehman Brothers’ın batmasıyla başlayan krizi yönetmeyi başaramadı. Sorun henüz küçük iken cesur adımlar atıp gerekli önlemleri almayınca bulunduğumuz noktaya geldik. Nedir bu nokta?

11 yıldır kullanılan ve kurulması için inanılmaz çabalar sarf edilen "Euro" para birimi neredeyse dağılma noktasına geldi. Para birimi ile birlikte, AB'nin bu krizle birlikte dağılma sürecine girdiği konuşulmaya başladı. AB Merkez Bankası Başkanı Trichet, krizin başladığı dönemlerde faizleri indirmemekte direnmiş, politikacıların krize önlem almakta geç kaldıklarını savunmuştu. Hele Sayın Merkel'in ortaklarına danışmadan açığa satışı yasaklaması gelinen son nokta oldu. Bu karar sonrasında 9.5 milyar Euro'nun Almanya'dan İsviçre'ye geçtiği konuşuluyor. Bunun sonuçları içinde yaşadığımız günlerde çok net olarak görülmeye başladı. 2010 yılına yönelik olarak yapılan ekonomik büyüme tahminlerinin de tutmayacağı aşikar.

Yunanistan'da başlayan bu borç krizi adım adım Avrupa'nın iç bölgelerine doğru yayılmaya devam ediyor. Son olarak Macaristan'ın açıklamaları, bu borç krizinin daha başında olduğumuzu teyid eder nitelikte. Daha durun bakalım… Sırada Polonya var, peşinden İtalya, Fransa ve İngiltere'ye sıra gelecek. Avrupa'daki bu krizin yeniden dünyaya yayılma riski de son derece yüksek. Özellikle Çin Halk Cumhuriyeti'nin bu krizden kendini soyutlaması mümkün değil.

Borç krizi fitilini ateşleyen Yunanistan'ın, AB'yi nasıl kandırdığının altını defalarca çizmek gerekiyor. Burada AB'nin denetleme mekanizmalarının da çok zayıf olduğu ortaya çıktı. Euro alanına dahil ülke ekonomilerinin denetlenebilmesi somut ve ölçülebilir yöntemlerle belirleniyor. Bunun için "önleme ve caydırma stratejisi" denen bir mekanizma var. Bununla birlikte AB'ye üye ülkeler her yıl bütçe disiplinlerini sağlamak için mali politikalarını içeren programlarını hazırlarlar ve Avrupa Komisyonuna sunarlar. Konsey'de bunları inceleyip bir görüş bildirir. Konsey, Avrupa Komisyonundan gelen bir öneriyle erken uyarı mekanizmasını işletebilir ya da maliye politikalarına ilişkin tavsiyelerde bulunur. Caydırma stratejsinde ise üye ülkelerin %3 sınırını geçmekten kaçınmalarını veya geçilirse düzeltilmesini sağlamak için bir tavsiye raporu hazırlar ve bir takvim belirler. Ancak önceki Yunan hükümeti bu mekanizmaları çaktırmadan aşmayı başardı.

Geçtiğimiz sene Ekim ayında iktidara gelen Yunan hükümeti bütçe açığının GSYİH'ya oranını %12.7 olarak açıklayınca bir anda ortalık karıştı. Bunun nedeni bir önceki hükümetin aynı oranı %5 olarak açıklamasıydı. Yunan hükümeti Avrupa Birliği istatistik kurumu olan Eurostat'ı eksik verilerle kandırmıştı. Bu rakamın ortaya çıkmasıyla birlikte Yunanistan büyük bir baskı altına girdi. Aslında küresel krizin patlak vermesiyle birlikte ülke ekonomilerinin canlandırılması için yapılan kamu harcamaları nedeniyle Euro alanına dahil bir çok ülkede kamu borcu ciddi artışlar gösterdi ve belirlenen sınırın üzerine çıktı. Bununla birlikte kredi derecelendirme kuruluşları, başta Yunanistan olmak üzere bazı ülkelerin kredi notlarında indirime gitti. Bu güvensizlik, Euro para birimini ABD doları karşısında önce 1.25 seviyelerine daha sonra 1.20 seviyesinin de altına itti.

Gerekli kriterleri taşımadığı halde Euro bölgesine girebilmek için ekonomik verileri çarpıtan Yunanistan olayından sonra Avrupa Komisyonu, istatistik kurumu olan Eurostat'ın yayımladığı istatistikleri denetlemek üzere harekete geçti. Bununla birlikte Yunanistan yeni bir olayla daha gündemde kalmayı başardı! 2001 yılında uluslararası finans kurumu olan Goldman Sachs'ın aracılık ettiği karmaşık bir swap sistemiyle, döviz ticareti gibi gösterilen yüklü tutarda kredi temin etti ve bu şekilde borçlarını gizleyerek kamu açıklarını AB limitlerinin altında tuttu. Yunanistan gücünün üzerinde harcama yaparak iflas noktasına kadar geldi. Bu olaydan sonra diğer ülkelerinde bu yola başvurmuş olabileceği şüpheleri ortaya çıktı. Bunun son örneği de Macaristan. Geçtiğimiz hafta yaptıkları açıklamada Yunanistan'ın durumuna düşebileceklerini kendileri dile getirdiler.

Aslında Yunanistan'la ortaya çıkan bu borç krizi Avrupa Birliği için ciddi bir test niteliği taşıyor. Avrupa'nın birlik olma özelliğini sürdürebilmesi, ödemeler dengesinde farklılıklar olamayacağı gerçeğini de ortaya çıkarmış oldu. Tabi bu işin içinden çıkabilirlerse…

Yurt içindeki durumun vahametine gelince… Hükümet yetkilileri, bu krizde yara alınmadığını iddia etseler de, çok derin bir çukurda olduğumuz muhakkak. Ekonomiden sorumlu bakan Babacan, büyümenin bu sene %6 olacağını söyledi ancak bu sadece bir hayal. Bugün açıklanan sanayi üretim rakamlarındaki düşüş, büyümenin %4'lere kadar ineceğini bize gösteriyor. Bunun üzerine siyasi riskleri de eklememiz gerekiyor. Anayasa Mahkemesinin olası bir iptal kararı erken seçim sürecinin başlamasına yol açabilir. İsrail'le olan gerginlik, önümüzdeki dönemde ABD ile olan ilişkilerin bozulmasına neden olabilir.

Son söz: "GÜVENME VARLIĞA, DÜŞERSİN DARLIĞA"

Aykut AZGUR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı

1967 yılında Ankara'da doğdu. Lise eğitimini Ankara çankaya Lisesi'nde tamamladıktan sonra Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. 1997 yılından beri finans aracı kurumlarında yatırım uzmanlığı, portföy yöneticiliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Halen bu sektörde çalışmalarına devam etmektedir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.