Wall-Street Tarihine Perde Arkasından Bakış

Yazan  26 Kasım 2018

Wall-Street şişman kedilerinin daha baştan “dolara hakim olan dünyaya”, “petrole hakim olan ülkelere hakim olur”sloganlarıyla sembolleşen hedeflerini uzun bir süreç sonrası tutturdukları söylenebilir.

Şimdi bu süreç “gıdaya hakim olan halklara hakim olur” hedefine yönelik olarak işlemeye devam etmektedir. Belki de tarım ve hayvancılığa en elverişli ülkelerden biri olan Türkiye’nin buğdaydan, nohut,  mısır, etve hatta samana kadar gıda ve hayvancılık ürünleri ithal etme durumuna gelmesi buna çok manidar örnek olarak gösterilebilir.  Bu oligarşik sermaye gruplarının Rusya ve özellikle Çin’deki yatırımları da dikkate alındığında medyadan siyasete kadar pragmatist yoldantüm dünyada birincil derecede söz sahibi olmayı başardıkları söylenebilir. 

Wall-Sreet oligarşisinintarihi yakından incelendiğinde dünyadaki sadece makro ya da mikro alanda ekonomik gelişmelerin değil, dünyada büyük karışıklıklara yol açan strateji, doktrin,savaş ve krizlerin dahi paralel yürüdüğü sonucuna varılmaktadır. Ayrıca dünyayı artık hakimiyeti altına alan global sistemin yaratmış olduğu ve piyasaları tutsak altına almış olan ve buzdağının altındanbambaşka görüntüveren 900 trilyon dolarlık sanal - ekonominin üniversitelerde okutulan klasik makro ya da mikro formatlarda açıklanması mümkün görünmemektedir.

Dünyanın şekillenmesinde Başkan Wilson döneminden itibaren başkanlık doktrinleri, ekonomi politikaları, insanlığa ağır bedeller ödeten dünya savaşları önemli roller oynamıştır. JacquesBordiot’un 70’li yıllarda yazmış olduğu ve ZbigniewBrzezinski ‘nin temellerini attığı yeni dünya düzenine ilişkin (New World Order )  stratejiler ve görüşler dahilpuzzle parçaları gibi bir araya getirilip ortaya çıkan resim dikkatle analiz edildiğindeşişman kedilerden oluşan oligarşinin ekonomik hakimiyet üzerinden dünyaya siyasi ve ideolojik hakimiyetde sağlamaya çalıştıkları sonucu çıkmaktadır.

Yeni dünya düzeni doğrultusunda belirlenen stratejik hedefler genel hatlarıyla ele alındığında:

  • Yaşanan her büyük kriz sonrası dünyanın yeni dönemlere geçtiği ve 2008 Mega krizi sonrası ise dünyada “buzdağının altındaki” akademik olarak henüz formatlanamamış devasa gücün büyük ölçüde finans tekellerinin eline geçtiği ve finans kapitalizminden tekelci finans kapitalizmine geçiş sürecinin tamamlandığı izlenmektedir.
  • Uzun süreç boyunca küresel sistemde önemli roller üstlenen IMF, DTÖ, Dünya Bankası, Dış İlişkiler Konseyi (CFR), FED ve borsalar aracılığı ile “neoliberalizasyon / borç ekonomisi, deregulasyon, gümrük birlikleri, para birlikleri ve serbest dolaşım politikalarıyla dünyanın fiziki – ekonomik bazda küresel hakimiyet süreci tamamlanmaya çalışılmaktadır.
  • Küresel medya yolu ile ulusal kültürel yapılar uluslarüstü yeniden şekillendirilmesürecine girmiş olup ülkeler bazında “liboş” olarak tabir edilen gazeteci orduları bu sürecin oluşumunu tetiklemeye çalışmaktadırlar.
  • Trump’la beraber ABD’de bile ortaya çıkan korumacı politikalara rağmen dünyada fiziki ve ekonomik bazda küreselleşme süreci tamamlanmaya çalışılmaktadır.
  • NATO formatında görüleceği üzere askeri temelde tek dünya ordusuna zemin hazırlama adına ülkeler bazında ulusal silahlı kuvvetlerin zamanla ve aşamalı tasfiyesi sonrası uluslar bazında bu görevin kolluk kuvvetlerine (polis) kaydırılmasına ilişkin girişimlerin ya da Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişiminde görüleceği üzere müdahalelerin devam ettiği görülmektedir.
  • 21.yüzyıl sonunda belki de BM tipi galaktik bir parlamento ve hatta bu parlamentonun atayacağı bir dünya hükümetininoluşturulabilmesi için bu tip örgütlenmelere en yakın yapılanmaların oluşturulmak istenen “Network” ülkeler bazında “federal olarak bölünmüş yapılanmalardan” geçeceği ortaya çıkmaktadır. Onlara göre bugün dünyada 200 civarı olan devlet sayısı belli bir süre sonunda 1000’e çıkarılacak olup, ulus devletlerin modası geçmiştir. Günün birinde finans sektörü (tekelleri) hakimiyeti altında dünya devleti kurulduğunda dünya daha mükemmel ve daha istikrarlı olacaktır.

Gerçekten de beyanlarında öyle ileri gitmişlerdir ki BOP kapsamında Arap baharı ve demokrasi adı altında formatlanan ayaklanmalar öncesi Fas’tan Basra körfezine kadar 22 devletin (bölünerek) sınır ve rejimlerinin dönüştürüleceğini (!) önceden ima etmekten kaçınmamışlardır. Sonuçta şu ana kadar Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde önce SykesPicot’un yeni formatlanması olarak Arap baharı adı altında Batı ülkelerinin kurgulamış olduğusözde demokrasi monte edilmeye çalışılmış, bu süreç Libya, Irak ve Suriye’de savaşlara yol açılmıştır. İran yeni hedef konumundadır. Ortadoğu’da yaşanan süreç 1982’de OdedYinon’unkaleme aldığı ve 1980’lerden itibaren İsrail’in güvenliği adına olması gereken stratejileri açıklayan 26 sayfalık raporuyla inanılmaz benzerlikler içermektedir. Ortaya çıkan kanlı ölçülerde mezhep kavgalarının bu ülkelerde bölünmelere yol açıp yerlerini adım adım ya federal parçalanmış yapılara ya da sınırları yeniden çizilecek ülkelere bırakılmak istendiği görülmektedir. 

Sonuç:

Türkiye’yi yakından ilgilendiren ve BOP kapsamında da ilerleme kaydeden projede nihai hedef kendilerinin de artık saklamadığı Büyük İsrail Projesidir. Irak, Suriye, İran ve Türkiye’yi kapsamına alan4 parçanın birleştirilmesinden oluşturulacak olan Büyük Kürdistan projesi Büyük İsrail Projesine geçiş aşamalarından birisi olarak görülebilir.İlk aşama Kuzey Irak’ta gerçekleştirilmiş durumdadır. İkinci aşama olarak Kuzey Suriye’de Akdeniz bağlantılı bir bölge oluşturulmak istenmektedir. DEAŞ’ınboşaltığı alanların ne gariptir ki PYD tarafından işgalinin tesadüf olması mümkün değildir. Büyük Kürdistan Projesi kapsamında silahlandırılan bu Kürt guruplarıdaha sonraAfganistan örneğinden çıkarılacak ders ışığındamuhtemelen ABD tarafından da terörist basamağına indirgenip tasfiye sürecine sokulacaklardır.Yaşanan tüm bu süreçler Komplo teorisyenlerinin “yaratılan her bir kaostan yeni bir düzen”  çıkarılacağına ilişkin tezleriyle de oldukça benzerlikler taşımaktadır

Yeni dünya düzeni ve stratejilerine karşı varlıklarını sürdürme uğraşının sonucu olarak Çin ve Rusya öncülüğünde Şanghay İşbirliği Örgütü ( ŞİÖ ) kurulmuş ve bu kuruluş Hindistan ve Pakistan’ın da katılımıyla iyice güçlenmiş durumdadır. Bu gelişim aslında 21.yüzyılın artık Ortadoğu’da değil “Pasifik ekseni üzerinde” amansız mücadele sonrası şekilleneciğinin habercisi olmuştur.Döviz rezervi 3,2 trilyon dolar olan Çin “tek kuşak tek yol (OBOR )” başlığı altında formatladığı projesine ilk etapta 600 milyar dolarlık bütçeayırmıştır. Çin’in deniz ve kara ipek yolu projesiyle somutlaşan adımları ABD oligarşisinin “yeni dünya düzeni” dayatmasına karşı çaresiz kalan bir çok ülkeye alternatif umut kaynağı olmuş durumdadır. Çin Güney Çin denizinden başlayarak pasifik üzerinde ABD’ye karşı denge kurma amacına yönelik olarak hava ve deniz kuvvetlerinde amansız bir silahlanma yarışı içerisine girmiştir.  

Muhtemel görünen ve çok zorlu geçeceği anlaşılan küresel ekonomik çöküş süreci sonrasıoluşacak düzenininyine halen dünyaya hakimolan kapitalist sistem üzerinden şekilleneceği söylenebilir. Diğer taraftan küreselleşme yoluyla dünya çapında ciddi kazanımlar sağlamış Wall - Street şişman kedilerinin uzun uğraşlar içerisinde bulunduğu hedeflere 21.yy içerisinde ne ölçüde erişeceği tartışma konusudur.  Ancak 2030’lu yıllardadünya hakimiyetinin Çin - Rusya ekseni etrafında şekilleneceği varsayımı altında Wall-Street hakimiyeti ile sembolleşen ABD’nin bu hakimiyeti kolay kolay vermeyeceği ve hatta MUOS sistemi ile şimdiden gündeme oturan uzayı da kapsamına alma potansiyeli taşıyan 3. dünya savaşını dahi göze alabileceği sonucunu çıkarmak mümkün görünmektedir.

 

Son Düzenlenme Pazartesi, 26 Kasım 2018 18:58
Bekir Kavruk

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

 

 
Yorum yapmak için oturum açın

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 14-12-2018

Türkiye’yi Yönetenler Bunlara Niye Sessiz?

Kendimi tekrar etme pahasına yazmaya ve uyarmaya devam edeceğim. Çünkü geri dönülemez bir noktaya çok yaklaştık. Nedir bu? Türkiye’nin dört bir tarafının farklı düzlemlerde değişik mekanizmalarla kuşatılması. ...