Doğal Gaz Boru Hatları Neden Patlatılıyor?

Yazan  30 Ekim 2012
Terör örgütü tarafından boru hatlarına gerçekleştirilen saldırılar ne tesadüf ne de geçicidir, tek kelimeyle “Taktiksel”dir.

Türkiye enerjisinin can damarı olan ve dışarıdan ithal edilen doğal gazı taşıyan dört ana boru hattı bulunmaktadır. Batı Hattı ve Mavi Akım Rusya'dan aldığımız gazı taşırken, Bakü-Tiflis-Erzurum Azerbaycan gazını ve Tebriz-Ankara hattı da İran gazını taşımaktadır. Suriye krizinin ortaya çıkması ile birlikte özellikle son 1.5 yıldır Azeri ve İran gazını taşıyan boru hatlarında ya teknik aksaklıklar yaşanmış ya da son örneklerde olduğu gibi terör örgütü tarafından gazın kesilmesi için boru hattı bombalanmıştır. Buna ilave olarak zaman zaman Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattına karşı da saldırılar yapılmakta ve petrol akışı kesintiye uğratılmaktadır. Terör örgütü tarafından gerçekleştirilen bu saldırılar ne tesadüf ne de geçicidir, tek kelimeyle "Taktiksel"dir.

 

Türkiye elektriğinin %55'ini doğalgaz dönüşüm tesislerinden sağlamakta ve ülke doğalgaz ihtiyacının %98'ini ithal etmektedir. Dolayısıyla Türkiye adına çok ciddi bir enerji bağımlılığı söz konusudur. Coğrafyası itibariyle zorlu bir dış politika alan olan Türkiye'nin enerji konusundaki bu hassasiyeti Ankara tarafından unutuldukça, terör örgütü taşeronluğunda kendisine hatırlatılmaktadır. İlk ciddi örnek Ağustos 2008 tarihinde Rusya'nın Gürcistan'a gerçekleştirdiği askeri müdahale sırasında yaşanmıştır. Müdahaleden sadece iki gün kadar önce Azeri petrolünü Türkiye topraklarından Akdeniz'e Taşıyan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı terör örgütü tarafından patlatılmıştır. PKK'nın taşeron olarak kullanıldığı bu olay Rusya'nın Türkiye'ye Boğazları NATO gemilerine karşı kapalı tutması, aksi taktirde bir sonraki patlamanın Azerbaycan'dan gelen gaz hattında olacağı konusundaki uyarısı olarak kabul edilebilir. Bu taktik, o dönemde istediği başarıya ulaşmıştır çünkü Rusya-Gürcistan krizi sırasında Türkiye "arabulucu" rolü üstlenmiş ve NATO kuvvetlerinin olası Gürcistan'a yardımını engellemiştir. Başbakan'ın sözlerinden de anlaşılacağı üzere Türkiye gerekli mesajı almıştı: "Aksi taktirde karanlıkta kalabilirdik".

 

Türkiye, boru hatları ile ilgili ikinci "taktiksel" çekişmeyi ise Suriye krizi ile birlikte yaşamaya başlamıştır. 2012 yılının başında Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun BM nezdinde Suriye aleyhine çabaları, ABD Dışişleri Bakanı Clinton ile Suriye'yi tehdit eder açıklamaları ve NATO Genel Sekreteri Rasmussen'in Türkiye ziyareti esnasında 7 Şubat tarihinde aynı gün ve saatlerde hem Azerbaycan'dan gelen gaz akışında hem de İran'dan gelen gaz akışında kesinti yaşanmıştır. Acil gaz ihtiyacı içinde olan Türkiye de derhal Rusya'dan gaz artırımı talebinde bulunmuştur. Türk Dışişleri Rusya'yı Suriye konusundaki BM vetosu nedeniyle eleştirirken, Enerji Bakanlığı bürokratları ise Rusya'dan acil doğal gaz talebinde bulunmak zorunda kalmıştır. Türkiye'ye gaz saplayan iki hattın aynı anda kesintiye uğraması Ankara'da tedirginliğe yol açmış, önlem olarak mevcut gaz miktarı sanayiden evlere yönlendirilmiştir. Bunun üzerine Enerji Bakanı da "Elektrik kesintisi olmayacağını garanti edemem" demek zorunda kalmıştır.

 

Geçtiğimiz haftalarda ise Rusya'dan havalanan ve Suriye'ye giden sivil uçağın Türkiye üzerinde durdurularak Ankara'ya indirilmesi öncesinde ve sonrasında doğal gaz boru hattı patlamaları yaşanmıştır. İran doğal gaz boru hattının geçiş yaptığı Ağrı ili içerisinde iki kez patlama gerçekleştirilmiş ve bunlardan birinde askerlerin oradan geçişi de hesaplanarak 28 askerin de yaralanmasına sebep olunmuştur. Rus uçağı ile ilgili sıcak gelişmeler henüz devam ederken Enerji Bakanı Yıldız, Rusya'yı kastederek "bir telefon kadar yakın dostlarımızdan gaz talep ettik" açıklamasında bulunmuştur. Rus gaz şirketi Gazprom ise Türkiye'nin talep ettiği doğal gaz artışını sağlayarak küçük bir de uyarıda bulunmuştur: "İyi ki kışın olmadı". Buna ilave olarak patlamaların sıklaşması üzerine teknik olarak mümkün gözükmeyen Türkiye'nin doğudan gelen doğal gaz boru hatlarını bundan böyle asker ile koruyacağına dair söylentiler basına yansımıştır. Bölgede bırakınız okulların korunamadığı bir ortamda doğal gaz boru hatlarının tam güvenliği söz konusu bile olamaz.

 

Sonuç olarak Türkiye'nin önümüzdeki kış ciddi ve dikkatli bir dış politika izlemesi gerekmektedir. Aksi taktir de terör örgütü bir taşeron olarak kullanılarak, Türkiye'nin enerji bağımlılığı Ankara'ya sürekli olarak hatırlatılmak istenilecektir. Üstelik önümüzdeki dönem için Rus bilim adamları Avrupa'da sert kış yaşanacağı tahminleri yapmaktadırlar. Dolayısıyla Avrupa'nın Rusya'dan gaz talebini arttırması ile birlikte, Rusya'nın Türkiye'ye gönderecek gaz kapasitesi bulunmayacaktır. Diğer yandan Türkiye doğal gaz boru hatlarını koruyamadığı taktir de elektriksiz ve soğukta kalma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 22-07-2019

YÜZÜNCÜ YILDÖNÜMÜ’NDE ERZURUM KONGRESİ; “ VATAN BİR BÜTÜNDÜR PARÇALANAMAZ”

Erzurum Kongresi, Anadolu’da Milli Mücadelenin 2’nci adımı olarak atılan bağımsızlık meşalesidir.