GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİLER TÜRKİYE’DE VATANDAŞ OLABİLİRLER Mİ?

Yazan  27 Aralık 2019

17 Aralık 2010 Tunus’ta bir gencin kendini yakmasının ardından ilk olarak Tunus halkının giriştiği ve “Arap Baharı” olarak isimlendirilen hareketten bütün Arap Dünyası etkilenmiştir.

Arap Baharı ile başlayan protesto eylemlerinden, en fazla etkilenen ülkelerin başında Suriye gelmiştir.

Suriye`de yaşanan siyasi iç karışıklığın şiddete dönüşmesinin ardından milyonlarca Suriyeli için başta komşu ülkeler olmak üzere dünyanın birçok bölgesine kitlesel göç akımları başlamıştır. Sığınma isteyen Suriyelilerin sayısı, bu ülkeye komşu ülkelerle birlikte yaklaşık 13,5 milyon kişiye ulaşmıştır.

Türkiye’de halen, 3,7 milyondan fazla kayıtlı Suriyeliye “geçici koruma” sağlamakta ve yasal kayıt altına alınan bu insanlara ülkemiz tarafından “Geçici Koruma Kimlik Belgesi” verilmektedir.  

Son günlerde sıklıkla duyulan tartışma konusu olarak, “Geçici Koruma Altında bulunan Suriyelilere, Vatandaşlık verilecek mi? Türkiye’de doğan çocukları Türkiye Cumhuriyeti (TC) vatandaşı mı oldu? Türk vatandaşı ile evlenenler vatandaşı mı oldu?” soruları Türk kamuoyunda tartışılıyor.

Genel bir algı olarak, “Uluslararası Koruma Altında Ülkemize Gelen Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin” artık ülkelerine dönmeyecekleri, bunların ülkemizde doğan çocuklarının doğuştan TC vatandaşı oldukları gibi düşüncelerle, mevcut durum stratejik göç mühendisliğinin bir parçası olan algı yönetimi ile ülkemize ve vatandaşlarımıza kabullendirilmeye çalışılıyor

Bu makalede, dünyadaki birçok ülkenin vatandaşlığa kabul şartları konusunda farklı uygulamalar hakkında kısa bilgi verilerek, özellikle tartışma konusunda, ülkemize ister uluslararası koruma kapsamında gelsinler, ister Türkiye’de doğsunlar veya evlensinler, Suriyelilerin, mevcut mevzuat kapsamında, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup olamayacakları konusunda” değerlendirme yapılarak, önerilerde bulunulmuştur.

1. DÜNYA ÜLKELERİNDE VATANDAŞ OLMA ŞARTLARI

Dünyadaki birçok ülke gerek doğum yolu ile gerekse evlenme veya mevcut düzenlemeleri çerçevesinde sonradan kazanılan vatandaşlık hakkını, kendi koydukları şartlara ve ülkesel menfaatlerine uygun olarak yabancılara vermektedir.  

ABD, Kanada ve Avustralya gibi keşfedilen topraklarda kurulan yenidünya devletlerinde sonradan vatandaşlığa alınma politikası, bu ülkelerin temelde geçmişin göçmenleri ile kurulan devletleri olması sebebiyle, günümüzde de bu göçmenlere yönelik açık kapı politikaları şeklinde sürdürülmektedir. Bu devletlerin ana hedefi göçmenlerle yeni bir millet oluşturmaktır. Bu ülkelerin birçoğu, yeni arayışlar içerisinde olan, Avrupa’dan gönüllü veya Afrika’dan köle olarak getirilen insanların oluşturduğu milletlerdir.

Avrupa devletlerinde uygulanan sonradan vatandaşlığa alma politikası ise, yenidünyaya nazaran daha küçük topraklara sahip olmaları ve nüfuslarının zaten kalabalık olmasından kaynaklı, açık kapı politikası uygulayacak tarzda bir yaklaşım içinde olmadıkları, daha sıkı koruyucu bir vatandaşlık politikası uyguladıkları görülmektedir. Avrupa halen yaşlanan nüfusu ve düşük doğurganlık oranları ile, sonradan kazanılan vatandaşlık için tutucu bir politika izlemektedir.

ABD:

ABD yasalarına göre sonradan kazanılan Amerikan vatandaşlığı için, ABD'de doğmuşsanız, ebeveynleriniz ABD vatandaşıysa veya ebeveynleriniz vatandaşlığa geçmişse, ABD vatandaşlığı kazanılabiliyor. Temel kural, ebeveynlerinizden birinin ABD vatandaşı olması ve ABD'de belirli bir süre yaşamış olmasıdır. ABD yasalarına göre ABD sınırları içinde doğan her çocuk ABD vatandaşıdır. Buna ilaveten ABD vatandaşı ile evlenerek, ABD ordusunda en az 1 yıl görev yaparak veya ABD'de kırsal bir bölgeye 500 bin dolarlık (şehirler için 1 milyon dolar) bir iş yatırımı yaparak ve en az 10 kişiye istihdam sağlayarak yeşil kart sahibi (oturma ve çalışma izni) olarak, belirli şartlar sağlandığında, ABD vatandaşlığına başvuru yapılabiliyor. ABD bu politikası ile kıtada dünyanın her yerinden gelen insanların oluşturduğu yeni bir millet yaratma çabasındadır.

İSVİÇRE

İsviçre vatandaşlığına başvurabilmek için, ülkede en az 12 yıl yasal olarak verilen oturma izni ile yaşamak gerekiyor. Bu ülkede de İsviçre kültürü ve geleneklerini bilmesi şart koşuluyor. ABD’nin aksine İsviçre'de doğum nedeniyle vatandaşlık hakkı tanınmıyor. Burada ebeveynlerden biri en az biri İsviçre vatandaşıysa vatandaşlık hakkı kazanılıyor.

Evli olmayan İsviçreli annenin de çocuğu otomatik olarak vatandaş olabiliyor. Ancak İsviçre vatandaşı ve evli olmayan baba olduğu takdirde, babanın bu konuda çocuğun kendine ait olduğunu beyan etmesi gerekiyor. Yine bir İsviçre vatandaşıyla 3 yıl evli kalır ve 5 yıl da ülkede yasal olarak ikamet edildiği takdirde vatandaşlığa başvuru yapılabiliyor.

AVUSTRALYA

Avustralya’da çeşitli göçmenlik vizeleriyle en az 4 yıl yaşayan kişiler, vatandaşlığa başvuru yapabiliyor. Avustralya, doğan çocuklar bu ülkenin vatandaşı olabilmektedir. Ancak bu konuda bazı şartların sağlanması gerekiyor. Buna göre, anne ya da babadan birinin doğum sırasında Avustralya’da oturma iznine sahip olması veya Avustralya vatandaşı olması durumu söz konusudur. Bu şartları sağlayan Avustralya sınırları içinde doğan çocuklar vatandaşlık hakkı elde edebiliyor. Avustralya'nın “belirli bir yatırımla yoluyla vatandaşlık” programı bulunmamaktadır.  

ALMANYA

Almanya vatandaşlığının kazanılma şartları da ülkemize benzemektedir. Doğum sırasında anne veya babadan biri Alman vatandaşı olması ile vatandaşlık hakkı elde edilebiliyor. Ayrıca bir Alman vatandaşıyla 3 yıl evli kalıp, o süre içinde de Almanya'da yaşandığı takdirde vatandaşlığa başvuru yapılabiliyor. Yine 5 yıl Almanya'da yasal olarak yaşar ve 2 yıl da bir Alman vatandaşı ile evli kalındığı takdirde vatandaşlık hakkı elde edilebiliyor. Ayrıca 16 yaşını dolduran yeterli seviyede Almanca bilen, Almanya'da en az 8 yıl oturma izniyle, yasal olarak yaşayan kişilerde sabıkası olmadığı takdirde, Alman vatandaşlığına başvurabiliyor.

İTALYA

İtalya'da en az 10 yıl yasal olarak yaşayanlar vatandaşlık için başvurusu yapabiliyor. Bu süre uluslararası koruma altında olanlar için 5 yıla düşmektedir. Vatandaşlığa başvurabilmeniz için sabıka kaydınızın olmaması; kendinizi, ailenizi geçindirecek bir işiniz ve birikiminizin olması gerekiyor. Evlilik yolu ile vatandaşlıkta İtalya'da, bir İtalyan'la en az 2 yıl evli kalmak, İtalya dışında ise bir İtalyan'la en az 3 yıl evli kalmak şartları bulunuyor.  

FRANSA

Fransa'da en az 5 yıl yasal olarak yaşadığınız takdirde vatandaşlık hakkı elde edilebiliyor. Ancak bu süre Fransa'da bir üniversitede eğitim görüldüğü takdirde 2 yıla inmektedir. Bunun için de 18 yaşından büyük ve sabıka kaydı olmaması gerekiyor. Ayrıca iyi derecede Fransızca bilinmesi de beklenmektedir. Evlilik yolu ile vatandaşlık için bir Fransız'la en az 4 yıl evli kalınması gerekiyor. Fransa doğum yolu ile vatandaşlık verilmesindeki uygulamasında 1993 yılına kadar, bu ülkede doğan tüm çocuklar hiçbir koşul olmadan Fransız vatandaşlığına kabul ederken, bu tarihten sonra Fransa'da doğan çocuklar için, 18 yaşına kadar bekleme zorunluluğu getirmiştir.

İNGİLTERE

Birleşik Krallık yani İngiltere’de, 18 yaşın üzerinde olan ve en az 5 yıl İngiltere'de yasal olarak ikamet eden herkes vatandaşlığa başvurabiliyor. İngiltere’de evlilik yolu ile vatandaşlığın kazanılmasında bir İngiliz vatandaşıyla en az 3 yıl evli kalmış olunması şartı bulunuyor. İngiltere’de de Fransa’da olduğu gibi, doğum yeri itibariyle 1 Ocak 1983 tarihinden önce İngiltere'de doğanlar vatandaşlık hakkı elde edilebilirken, bu tarihten sonra İngiltere'de doğanlar için, anne veya babanın İngiliz vatandaşı veya yasal olarak İngiltere'de ikamet etmiş olması şartı aranmaktadır. Ayrıca İngiltere'de en az 1 milyon sterlinlik bir iş yatırımı yapıldığı takdirde yaş veya dil bilgisi gibi ayrıntılar gözetmeksizin sadece “oturma iznine” başvuru yapılabiliyor. Sonrasında ise İngiltere'de 5 yıl bu oturma izniyle yaşandığı takdirde vatandaşlığa başvurma hakkı elde edilebiliyor.  

KANADA

Kanada’da vatandaş olmanın ilk şartı 18 yaşını doldurmuş olmaktır. Vatandaşlığa başvurabilmek için “resmi oturma izniyle” 3 yıl Kanada'da yaşamış olmak gerekiyor. Diğer bir şart ise, İngilizce veya Fransızca dillerinden birini iyi derecede bilmek gerekmektedir. Ayrıca bu ülkenin tarihi, devlet politikaları ve kanunları hakkında da bilgi sahibi olması istenmekte,  bu konuda Vatandaşlık Sınavı yapılmaktadır.

Ayrıca eğer yeterli iş deneyiminiz ve bu ülkede 800 bin Kanada Doları değerinde yatırım yaptığınız takdirde vatandaşlığa başvuru yapılabilmektedir. Kanada Vatandaşlık Yasasına göre, 14 Şubat 1977 tarihinden sonra Kanada’da doğan her kişi Kanada vatandaşlığına hak kazanmaktadır.

2. TÜRK HUKUK SİSTEMİNDE YABANCILAR İÇİN TÜRK VATANDAŞI OLMA ŞARTLARI:

Türk vatandaşlığının kazanılması halleri 2009 yılında çıkarılan 5901 Sayılı “Türk Vatandaşlığı Kanununda” düzenlenmiştir. Buna göre kanun, Türk vatandaşlığının doğumla veya belirli şartların sağlanması halinde sonradan kazanılacağını temel olarak düzenlemiştir.

Türk Hukuk sisteminde doğumla kazanılan vatandaşlık hususunda, kanunun 6. maddesinde, “Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren hüküm ifade eder.” denilmektedir. Kanun, soy bağı konusunda Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşı olarak kabul ederek bu konuda bir sınırlama getirmektedir.

 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, yetkili makam kararı ile sonradan Türk vatandaşlığının kazanılması konusunda, kanunda belirtilen şartları taşıması halinde, yabancıların “Türk vatandaşlığını” kazanabileceğini düzenlenmiştir. Ancak, aranan şartları taşımanın Türk vatandaşlığını kazanma gibi kişiye mutlak bir hak sağlamadığı da ayrıca belirtilmiştir.

 Kanun sonradan Türk vatandaşlığının kazanılmasında uygulanacak temel ilke ve esasları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlıkça belirleneceğini belirtmiştir.

 Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığının başvurusunda,

a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,

b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz “5 yıl ikamet” etmek,

c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,

ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,

d) İyi ahlak sahibi olmak,

e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,

f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak,

g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak,

şartları aranıyor.

Burada ulusal mevzuatımız, vatandaşlığa alınacak kişiler için özellikle, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek durumunun bulunmaması ile ikamet izni ile 5 yıl ülkemizde “yasal ikamet edilmesi” şartlarını başvuru bakımından öne çıkarmaktadır.[1]

Kanun Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai halleri kapsamında ise, yine Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar için Türk vatandaşlığını kazanabileceğini belirtmektedir.  

Buna göre;

a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.

b) 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanun uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar[2] ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.

c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.

d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler,

istisnai hallerde Türk Vatandaşlığına kabul edilmektedir.

Sıkça tartışılan bir başka konu ise “Suriyelilerin bir Türk vatandaşı ile evlenmesi durumunda Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılıp kazanılamayacağı” konusudur. Kanun bu hususu, bir Türk vatandaşı ile “evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacağı” şeklinde düzenlemiştir. Ancak bir Türk vatandaşı ile “en az üç yıl evli olan ve evliliği devam eden” yabancıların Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabileceği belirtilmiştir. Ancak bu konuda bazı sınırlamalar getirmiştir.

Buna göre başvuru sahiplerinde;

a) Aile birliği içinde yaşama,

b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,

c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama,

şartları aranmaktadır.

Yine ülkemiz vatandaşlığının kazanılmasına yönelik olarak, "Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte” 2018 yılında yapılan değişiklikle, en az 250 bin Amerikan doları ya da karşılığı döviz veya Türk lirası tutarında taşınmazın peşin olarak satışının vaat edildiğine dair noterden düzenlenen sözleşmenin, 3 yıl süreyle devri ve terkinin yapılmayacağı taahhüdüyle tapu siciline şerh edilmesiyle Türk vatandaşlığı kazanılabileceği düzenlenmiştir.

3. DEĞERLENDİRME

Genel olarak değerlendirildiğinde, her ülkenin kendi ihtiyaçları çerçevesinde kıta devletleri ve eski dünya devletleri bakış açısıyla, vatandaşlık konusunda kendine özgü kuralları bulunduğu görülüyor. Örnek vermek gerekirse, yenidünya devletleri nüfuslarının yetersizliği, topraklarının genişliği nedeniyle hem millet olmak hem de nüfuslarını artırmak için kendi ülkesi toprakları üzerinde doğan her çocuğa hemen vatandaşlık hakkı verirken, eski dünya devletleri ise tam tersi nedenlerle bu hakkı daha sınırlı ve koruyucu olarak kullanmaktadır. Yine ülkeler arasında evlenme ile vatandaşlık verilme süresinin değiştiği, iş kurma veya yatırım yapıldığı takdirde yatırım miktarının farklı olduğu, buna ilaveten uygulamada doğrudan vatandaşlık verilmesi yerine önce oturma izni, sonrasında ise vatandaşlığa başvuru hakkı verildiği görülmektedir.

TÜRKİYE’DE DOĞAN BEBEKLER VATANDAŞLIK HAKKI KAZANABİLİR Mİ?

Kamuoyunda son günlerin en fazla tartışılan konuları arasında yer alan, günde ortalama 400 Suriyeli bebeğin doğduğu ülkemizde, mevcut kanunlara göre sadece ülkemizde doğduğu için bu bebeklere Türk vatandaşlığı verilmesi kanunen mümkün değildir.

ABD’de de bu konu tartışılmakta olup, ABD Başkanı Donald Trump, bu konuda “ABD topraklarında doğan herkese vatandaşlık veren tek ülkenin ABD olduğunu savunarak bu uygulamayı kaldıracağını” [3] söylemektedir. Dünyada BM tarafından tanınan 193 devletten, sadece 29 devletin doğumla vatandaşlık hakkı verdiği[4] ve birçok ülkenin de bu tür bir politikadan uzaklaştığı dikkate alındığında, ülkemiz açısından da uygulamada, “ülke toprakları üzerinde doğumdan vatandaşlık verilmemesi politikasının” isabetli ve gerçekçi bir yaklaşım olarak görülmektedir.

Suriyeliler sonradan Türk vatandaşlığı kazanabilirler mi?

Suriyelilerin genel vatandaşlık hükümlerine göre sonradan vatandaş olmaları hukuken mümkün görülmüyor. Yine ülkemizde bulunan UA Koruma Altındaki Suriyelilerin yasal statüsünün “GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİLER” olduğu dikkate alındığında yürürlükteki “Geçici Koruma Yönetmeliğine” göre bu kişilerin Türk vatandaşlığına başvuru hakkı da bulunmamaktadır.

Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin, Türk vatandaşı ile evlenmesi yoluyla vatandaşlık kazanması konusunda açık bir hüküm olmamakla birlikte, üç yılı doldurdukları durumda Valiliklere bağlı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüklerine vatandaşlık için başvurabilecekleri değerlendiriliyor. Ancak bu husus sadece resmi evlenme kayıtlarına istinaden yapılabilecek olup, resmi olmayan evlilikler için bu başvurunun da yapılmasına imkân bulunmuyor. 

SURİYELİLERİN VATANDAŞLIK KANUNU’NUN İSTİSNAİ HALLERİ KAPSAMINDA VATANDAŞ OLMALARI MÜMKÜN MÜ?

Suriyelilerin vatandaş olabilmesi konusunun kanunun vatandaşlık konusundaki istisnai maddelerinin tek tek göz önüne alınarak irdelenmesi gereklidir.

Bu kapsamda değerlendirildiğinde, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, “ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar[5] ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu ve göçmen kabul edilen kişilerin” Türk vatandaşlığına kabul edileceğini düzenlemiştir.

Bu noktada Türk Hukukunda, “göçmen” kavramına bakılması gerekmektedir. 5543 Sayılı İskân Kanununa göre göçmen, “Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, yerleşmek amacıyla tek başına veya toplu halde Türkiye'ye gelip bu Kanun gereğince kabul olunanlardır.” şeklinde tanımlanmaktadır. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununda (YUKK) göçmen kavramının düzenlenmediği dikkate alındığında, ulusal mevzuatımız Türk soyundan ve Türk kültüründen gelenlerin göçmen sayılabileceğini, bunun dışında gelenlerin göçmen sayılamayacağına işaret etmektedir. Bu durumda Suriyelilerin göçmen tanımı kapsamına alınarak vatandaş yapılmasına da imkân bulunmamaktadır.

İstisnai maddelerden ikamet izni ile vatandaşlık alınmasına bakıldığında, dünyada birçok ülkenin bu konuda kısıtlamaya gittiği görülmektedir. Bahse konu bu husus dikkate alındığında ve vatandaşlık hakkının oturma izni şartı ile birlikte kullanılması gerektiği de düşünüldüğünde, hâlihazırda ülkemizde bulunan Suriyelilerin, “İKAMET İZNİ İLE BULUNMADIĞI”, geçici olarak ülkemizde bulundukları gerçeği her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Buna istinaden, birçok ülke tarafından vatandaş olma şartları arasında, öncesinde ikamet izni ile ülkede belli bir süre ile yaşamanın birlikte şart koşulduğu uygulamaların ülkemiz içinde geçerli olduğu bilindiği için, şart koşulan 5 yıllık ikamet süresinin, geçici korumada geçirilen süreler sayılarak sağlanamayacağı bilinmelidir.[6]

Yine ülkemizde bulunan “Geçici Koruma Altındaki Yabancılar” diğer deyişle “Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin” ülkemizdeki yasal statüsünü oluşturan, “Geçici Koruma Yönetmeliğine” göre, geçici korunan yabancıların ülkede kalış hakkı konusunda, “Geçici Koruma Kimlik Belgesi” verilmektedir. Ancak aynı Yönetmelik bu belgenin, Türkiye’de sadece kalış hakkı sağladığı, ancak bu belge Kanunda düzenlenen “İKAMET İZNİ veya İKAMET İZNİ YERİNE GEÇEN BELGELERE EŞDEĞER SAYILAMAYACAĞI”, uzun dönem ikamet iznine geçiş hakkı tanımadığı, süresinin de ikamet izni toplamında dikkate alınmayacağı belirterek, bu belgeye sahip olmanın da Türk vatandaşlığına başvuru hakkı sağlamadığını açık ve net olarak belirtmektedir.

 GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİLER 250 BİN DOLARLIK EMLAK SATIN ALDIKLARINDA TÜRK VATANDAŞI OLABİLİRLER Mİ?            

 Bilindiği üzere, yabancılara iş kurma ve yatırım yapma karşılığında Türk vatandaşlığı verilmesine ilişkin olarak, yönetmelikte[7] 2018 yılında yapılan değişiklikle, en az 250 bin Amerikan doları karşılığındaki iş taşınmazın peşin olarak satışının vaat edildiğine dair noterden düzenlenen sözleşme ile 3 yıl süreyle devrinin ve terkinin yapılmaması şartı ile yabancılara Türk vatandaşlığına kabule imkan vermektedir.

Ancak bu noktada dikkat çeken husus, dünyadaki diğer birçok ülkede buna benzer uygulamalar olmasına rağmen, bu ülkelerde uygulamanın öncelikle “İKAMET İZNİ” şeklinde verildiği görülmektedir. Ülkemizde uygulandığı şekli ile doğrudan yatırım yapanın vatandaş yapılması şeklinde uygulamanın sadece ülkemize mahsus bir uygulama olduğu, bu ülkelerde genel olarak ikamet izni sonrasında, vatandaşlık başvurusu için belli bir süre geçmesi ve vatandaşlık şartlarını sağlamalarını müteakip başvuru için hak kazanması şeklinde uygulandığı görülüyor.  Ancak GKA Suriyelilerin ülkemizde halen ikamet izni bulunmaması sebebiyle bu kapsamda da vatandaş olmaları mümkün görülmüyor.

Genel olarak bakıldığında, Türkiye'de halen 3,7 milyon kayıtlı “Geçici Koruma Altında bulunan Suriyeli” bulunuyor. Hâlihazırda kayıtlı Suriyelilerden, resmi olarak açıklanan rakamlara göre, bugüne kadar 110 bin kişinin istisnai maddelere dayandırılarak olduğu değerlendirilen bir yöntemle Türk vatandaşı yapıldığı açıklanmıştır.[8] Bu konuda yasanın istisnai maddelerine istinaden Suriyelilerin vatandaş yapıldığı dikkate alındığında, bu insanların Türkiye'ye bilimsel, sportif, teknolojik vs hangi katkıda bulunduklarına ve Türk vatandaşlığına alınması zaruri görülen kişiler için, zaruriyetin gerekçesinin vatandaşlığa alınmada keyfiyete yer bırakmayacak şekilde dikkat edilmesi gereken, en önemli hususların başında geldiği düşünülmektedir.

4. SONUÇ:

Ülkemiz Suriyelilere, ülkelerindeki iç savaş neticesinde can güvenliklerinin korunması için, önce insani sonrasında ise uluslararası yükümlülükleri çerçevesinde, “Geçici Koruma Statüsünde” kapılarını açmıştır. İnsani mülahazalar ile düşünüldüğünde, “açık kapı politikası” uygulama zamanı şartları ile birlikte değerlendirildiğinde başlangıç aşamasında doğru bir politika olduğu düşünülüyor. Ancak uygulanan bu politikanın şartlarının günümüzde değiştiği kabul edildiğinde yeni duruma göre yeni bir politika uygulanmalıdır.

Bu çerçevede, bu insanların başlangıçta kabul edildiği şekli ile “geçici durumları” ve ülkelerine geri dönecekleri her zaman akıllarda tutulmalı, kalıcılığa olanak sağlayacak, kanunun öngörmediği bir vatandaşlık verilmesi veya vatandaşlığa geçişi kolaylaştıracak olası kanun değişikliği politikasının demografik gelecek açısından son derece vahim sonuçlara yol açabileceği öngörülmelidir.

5901 Sayılı “Türk Vatandaşlığı Kanununa göre, hukuken ülkemize geçici olarak gelen ve bu statüde bulunan Suriyelilerin vatandaşlığa alınmaları mümkün değil iken, bu insanların takdir hakkı kullanılarak Türk vatandaşlığına alınmaları, ileride hem demografik sorunlara yol açabileceği gibi hem de bu kadar fazla sayıda kişinin vatandaşlığa alınması hiçbir devlet bakımından ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan kolay kabul edilecek bir durum değildir.

Günümüzde birçok devletin vatandaşlığa almada,kişinin vatandaşı olduğu ülke ile sadakat bağı kurması ve bunun için sadakat yemininin yaptırılması beklenmektedir. Bu husus dikkate alındığında Suriyelilerin genel olarak kültürel yapılarının bu sadakat bağına ne kadar bağlı olacaklarına dair saha araştırması ile tespitinin yapılması ve bu araştırmadan çıkacak sonuca göre karar verilmesinin gerektiği düşünülmektedir.

Bu kadar çok sayıda insana vatandaşlık vermenin hiçbir devlet bakımından kolay olmadığı, ülkenin ekonomik, siyasi ve kültürel çıkarlarına da uymayacağı bir gerçektir. Devletin bu durumda vatandaşlarından, adeta dünyadaki 80 ülkenin nüfusundan fazla sayıda Suriyelileri bünyesinde barındırması gibi bir beklentisi olmayacağını düşünerek, “Herkes kendi vatanında mutludur” sloganı ile, bu insanların ülkemize gelirken duydukları minnet duygusu ile yine dost olarak ülkelerine geri dönmeleri son derece önemlidir. Bu sebepler göz önüne alınarak, ülkemizde bulunan geçici koruma altındaki Suriyelilere vatandaşlık verilerek kalıcı hale getirilmesi yerine, uluslararası kuruluşlar dâhil tüm taraflarca müştereken uygulanacak “geri dönüş politikasının ve eylem planının”, hem toplumsal barışı ve huzuru sağlayacak şekilde, hem de gelecekte bozmayacak şekilde bütün tarafları düşünerek bir an önce oluşturması gerekmektedir.

Bu noktada yapılması gereken en önemli husus, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun 96. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, bu insanların geçici olduklarını, hem bu insanlara, hem Türk kamuoyuna, hem de uluslararası topluma anlatılmasıdır. Bu çerçevede, Suriyelilerin bir an önce şartların uygun olduğu kendi ülkelerinde ki güvenli bölgelere dönüşü için, hem “GÖNÜLLÜ VE ONURLU”, hem de “MİLLİ POLİTİKA” olarak geri dönüşlerini sağlayacak, bir “GERİ DÖNÜŞ STRATEJİLERİ VE EYLEM PLANININ” tüm tarafların katılımı ile toplumsal mutabakatla hazırlanarak uygulamaya konulması gereklidir. 

Ayrıca, bu kadar büyük insan kitlelerinin toplumsal mutabakatın sağlanmadığı politikalarla vatandaşlığa alınması halinde, toplumun bunu kabul etmesi mümkün olamayacağı ve toplumun genel kabulünü almadan oluşturulan vatandaşlık politikalarının, gelecek açısından demografik sorunlara neden olacağı ve kabul görmeyeceğidir.

Son olarak yabancılara iş kurma ve yatırım yapma karşılığında, Türk vatandaşlığı verilmesine ilişkin olarak, yönetmelikte 2018 yılında yapılan değişikliğin yeniden gözden geçirilerek, yatırım yapan yabancılara doğrudan Türk vatandaşlığı verilmesi yerine, öncelikle mütekabiliyet esasları çerçevesinde ikamet “izni şeklinde verilmesinin”, müteakiben vatandaşlık başvurusu için belli bir süre geçmesi ve vatandaşlık şartlarını sağlamalarını halinde başvuru için hak kazanması şeklinde uygulanmasının demografik açıdan daha güvenli olacağı düşünülmektedir.

 

 

[1]  Geçici Koruma Yönetmeliğinin 25. maddesinde ülkemizde bulunan Suriyelilerin ikamet izni ile ülkede bulunmadıkları düzenlenmiştir.

[2] 14 Mart 2017 gün ve 30007 sayılı “Turkuaz Kart Yönetmeliği”.

[3] T24 Bağımsız İnternet Gazetesi, https://t24.com.tr/haber/hangi-ulkeler-dogustan-vatandaslik-veriyor,740064, Erişim Tarihi: 21 Aralık 2019

[4]  Ancak dünyadaki ülkelere bakıldığında ABD, Trump'ın iddia ettiği gibi bu hakkı tanıyan tek ülke değildir. ABD dışında 29 ülke daha topraklarında doğan çocuklara direkt vatandaşlık vermektedir. Ancak bu vatandaşlık yönteminde sadece yabancı diplomatların ya da ülkeyi işgal eden düşman güçlerin çocuklarına vatandaşlık verilmeyeceği istisnası bulunmaktadır.

[5] 14 Mart 2017 gün ve 30007 sayılı “Turkuaz Kart Yönetmeliği”.

[6] Geçici Koruma Yönetmeliğinin 25. maddesinde, “Geçici koruma kimlik belgesi, Türkiye’de kalış hakkı sağlar. Ancak bu belge Kanunda düzenlenen ikamet izni veya ikamet izni yerine geçen belgelere eşdeğer sayılmaz, uzun dönem ikamet iznine geçiş hakkı tanımaz, süresi ikamet izni toplamında dikkate alınmaz ve sahibine Türk vatandaşlığına başvuru hakkı sağlamaz” denilerek GKA Suriyelilerin ülkede geçirdikleri sürenin “başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek” şartını sağlamak üzere kullanamayacağını düzenlemiştir.

[7]   Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

[8] Kamu Haber Bülteni,  https://www.kamubulteni.com/gundem/erdogan-dan-suriyelilere-vatandaslik-aciklamasi-vatandaslik-h17773.html, Erişim tarihi:22 Aralık 2019.

Mehmet Zeki Bodur

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Enstitü Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Deniz Berktay   - 13-10-2021

Fener Patrikhanesi ve Asimilasyon

Dünyanın pek çok yerinde, dinle siyaset, iç içe geçmiş durumda. Hıristiyanlığın Ortodoksluk mezhebi de, siyasetin yoğun müdahalesine maruz kalmakta.