Mehmetçik Azerbaycan Yolunda

Yazan  22 Kasım 2020

Kafkasya’da Yeni Bir Süreç

Azerbaycan’a Türkiye’nin asker gönderme kararı, Güney Kafkasya’da yeni bir sürecin işaretidir. Aslında bu kararın alınmasında geç kalındığı da söylenebilir. Çünkü, Ermenistan’ın, Azerbaycan/Tovuz bölgesine geçtiğimiz temmuz ayında saldırdığı dönemde asker gönderilmesi daha isabetli olurdu. Bununla birlikte günümüzde alınan bu karar; stratejik ve politik taşların Kafkasya’da yeniden tanımlanmasına vesile olabilecektir.

Burada şunu öncelikle ifade etmek gerekir ki,Türkiye’nin Azerbaycan’a asker gönderme kararı; Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasında imzalanan anlaşmanın beşinci maddesi gereği [[i]]Türkiye-Rusya arasında imzalanan mutabakat çerçevesinde“Ateşkes Kontrol İzleme Merkezi” (AKİM)’negönderilecek askerlerin yanı sıra, bu merkezin dışında ve ayrı statüde bir asker gönderme ihtiyacı olarak da okunabilir.

Türkiye-Azerbaycan arasında 1994 yılında imzalanan “Türkiye-Azerbaycan Arasında İş Birliği ve Karşılıklı Yardım Protokolü” [[ii]] ve 2010 yılında imzalanan “Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması” nın [[iii]] ilgili hükümleri, Azerbaycan’a asker gönderilmesi imkanını vermektedir. Nitekim, bu kapsamda 90’lı yılların başından beri Azerbaycan’da askeri personel görev yapmaktadır.

Ancak gelinen noktada ise,Azerbaycan’da asker bulundurmanın niteliği ve niceliği açısından yeni bir durum doğmuştur. Bulundurulmak istenilen askerin kapasitesi ve görev fonksiyonu itibariyle daha geniş yelpazede doğabilecek ihtiyaçları karşılamak amacıyla,muharip unsura olabilecek ihtiyaç da dikkate alınarak TBMM’den bir teskere çıkarıldığıanlaşılmaktadır.

Özel Görev Kuvveti

Azerbaycan’a gönderilecek askerlerin “Özel Görev Kuvveti” şeklinde; iki ayrı görevi ifa edecek tarzda organize edilmesi gerektiği düşünülmektedir. Birincisi; Türkiye-Rusya arasında 11 Kasım 2020 tarihinde imzalanan mutabakatzaptı [[iv]]kapsamında iki ülkenin birlikte Azerbaycan’da AKİM’i tesis etmesidir. Bu merkez; Rusya tarafından Karabağ sınırları içerisindeoluşturulan Rus Barış Gücü teşkilatından bağımsız ve ayrı olarak Karabağ’ın dışında teşkil edilecektir.

AKİM’in; Karabağ temas hattına doğrudan müdahale gücü ve rolü bulunmamakla birlikte, temas hattında tarafların ateşkese uyumu, bunların izlenmesi/denetimi, varsa şikayetlerin kabulü ve giderilmesi gibi bir misyonla, uzaktan insansız hava araçları (İHA) ve diğer teknik imkanlardan istifadeyle görevini yapacaktır.

Bu tür merkezlerin bünyesinde genellikle;

  • Gözlem Karargâhı,
  • İHA Birliği,
  • Uydu Yer İstasyonu,
  • Barış Gücü ile teması sağlayacak İleri İrtibat Ofisi,
  • Kamuoyu İletişim Merkezi gibi teşkillere ihtiyaç duyulabilir.

Diğer bir ifadeyle bu merkez; Türkiye’nin alanda bulunma arzusu karşısında Rusya’nın yarattığı bir formül ve/veya sembol niteliğinde olduğu ifade edilse de merkezin görev ve fonksiyonları üzerinden Türkiye ve Azerbaycan lehine faydalı sonuçlara ulaşmayı kolaylaştırabilecektir.

Burada şu hususu da vurgulamak yararlı olacaktır.AKİM’intesis edilmesiaskeri bir zaruret değildir. Askeri anlamda ihtiyacı ne kadar karşılayacağı, saha gözetim sistemine ne kadar etki edeceği tartışılabilir, ancak burada esas olan taraflar arasında politik bir manevra alanının yaratılmasıdır.Yani taraf ülkeler arasında politik misyonu güçlendirici rol oynaması açısından göstereceği yarardır.Öncelikle bu yönüyle önemli bir merkez olacağı düşünülmektedir.

Politik Askeri Güç

Azerbaycan’a gönderilmesi gerektiğine inanılan diğer ikinci bir güç ise;AKİM personelinin dışında, farklı bir misyon ve görev için muharip bir unsurun gönderilmesi ihtiyacı olduğudur. Bu güç, esas itibariyle bölgede yeni bir hamlenin ayak izlerini oluşturabilecektir.

Bu muharip unsur, bölgede Karabağ’ın geleceğine dair görüşmelerinde Azerbaycan’a önemli bir manivela gücü sağlayacaktır. En önemlisi, ileride Karabağ görüşmelerine, Türkiye’yepolitik anlamda müdahil olma fırsatı sunabilecektir.

Bu ateşkes anlaşmasından sonra bölgede nasıl bir süreç gelişebilir ve bu sürece Azerbaycan ve Türkiye olarak nasıl etkili olunabilir, tüm bunlar iki ülkenin önünde duran meseleler olacaktır. Bölgede barış ve istikrarın oluşumuna iki ülke birlikte ve bir blok halinde hareket etmesi, sahada da birlikteliğini göstermesi önem arz etmektedir.

İşte bu noktada Türkiye’nin AKİM’e göndereceği gücün dışında, Türkiye-Azerbaycan arasında ortak stratejik ihtiyacı karşılamak adına bir muharip askeri gücün gönderilmesi halinde elbette anlam kazanacaktır.

Nitekim, önümüzdeki dönemde Rusya; Karabağ meselesi üzerinde yapılacak görüşmeleri kendi istikametinde şekillendirmeyi hedefleyecektir. Ayrıca bir taraftan da Minsk grubunu da bir şekilde görüşmelere müdahil etmek suretiyle, Rusya kendi lehine oluşturmayı arzuladığı kararların meşruluğunu sağlamak isteyecektir.

Bu noktada şu hususu da hatırlatmak yerinde olacaktır. Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasının bir kısmında nihai hedefi; eski Sovyet düzeninden ve bağımsız devletler topluluğu mekanizmasından farklı bir şekilde,Karabağ’ın da sözde bağımsız bir devlet olarak dahil olduğu, AB benzeri siyasi ve ekonomik birlikteliği içeren bir sistemi, askeri anlamda da kolektif güvenlik işbirliği modelini genişletmek niyetinde olduğu dagöz ardı edilmemelidir. [[v]]

Öte yandan, Fransa başta olma üzere İtalya gibi ülkelerden Karabağ’ın tanınması gibi bazı hamlelerin geldiği görülmektedir. [[vi]] Karabağ’ın tanınma meselesi, önümüzdeki süreçte bazı AB ülkeleri içerisinde de gündeme gelebilir. Bu durum,elbette Azerbaycan toprağı olan Karabağ için önemli bir risk anlamına gelecektir.

İşte bu risk faktörlerini bertaraf edecek adımın atılması, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü sağlayacak Karabağ meselesinde taviz verilmemesi adına bölgeye Türk askerinin konuşlandırılması ve Azerbaycan ile birlikte hareket edilmesi önem kazanacaktır.

Azerbaycan bölgede önemli bir güç oluşturmakla birlikte, Rusya’nın güney Kafkasya üzerindeeskiden kaynaklanan bağları ve etki oluşturma imkânları nedeniyle,Azerbaycan’ı bazı noktalarda sıkıştırarak çaresiz bırakmak isteyebilirler. İşte bu noktada Türkiye-Azerbaycan birlikte bir blok halinde hareket etmesi önem kazanacaktır.

Türkiye’nin bölgede askeri varlığı; Karabağ’ın masada görüşülmesinde Azerbaycan’ın kararlılığına destek sunarken, Azerbaycan’dan koparılması niyetlerine karşı önemli politik askeri güç ve güvence olacaktır.

Türkiye ve Azerbaycan’ın bir blok olarakda hem sahada hem de politik alanda, söz konusu gelişmeleri ve muhtemel tehditleri önceden baskılamak için,Azerbaycan’da bir üs oluşturulması zaruretinin doğduğu düşünülmektedir. Şüphesiz bu güç, bazı çevrelerce iddia edilebileceğinin aksine; bölgede barışa ve güvene katkı sunacağına,aynı zamanda batı hegemonyasına karşı Rusya ve İran ile ilişkilerimizin gelişmesine de önemli destek sağlayacağına inanılmaktadır.

 

                                                                                       

 

[[i]]Karabağ’da Savaşı Sona Erdirecek Anlaşma, www.tr.sputniknews.com.,10 Kasım 2020

[[ii]]Resmi Gazete ile Yayımı: 22.09.1994, Sayı:22059

[[iii]]Resmi Gazete ile Yayımı: 28.05.2011, Sayı:27947

[[iv]]C.Başkanı Erdoğan’dan Ortak Barış Gücü Açıklaması, www.trthaber.com.,11 Kasım 2020

[[v]]Ünal Atabay, Karabağ’da Rus BG Barışa mı Bağımsızlığa mı Çalışacak, www.21yyte.org., 18 Kasım 2020

[[vi]]Fransız Senatosu’ndan ‘Karabağ’ı Tanıma Tasarısı, www.amerikaninsesi.com.,19 Kasım 2020

Ünal Atabay

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2020

Türkiye’nin Afrika ve Libya Politikası

Türkiye’nin Afrika politikasını, daha çok Sahra Altı ülkeler ile ilişkiler açısından, Kuzey Afrika’yı ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) politikası olarak değerlendirmek bazı açılardan daha isabetli olabilir.