Patriotların konuşlandırılacağı yerler belli oldu!

Yazan  24 Aralık 2012
Adana, Kahramanmaraş ve Gaziantep’e konuşlandırılacak Patriotlar Türkiye’yi nasıl koruyacak?

Patriotlar niçin geliyor?

Türkiye'nin 21 Kasım 2012'de NATO'dan talep ettiği Patriot füze savunma sistemlerinin, bir dizi işlemlerin ardından Ocak 2013'de ülkeye gelmesi beklenmektedir. Bu füzelerin talep edilmesinin nedeni, Suriye'den gelebilecek füze saldırılarını önleyerek, belirlenmiş bölgelerin füzelere karşı güvenliğini sağlamaktır. NATO Genel Sekreteri Rasmussen de, Patriotların Türkiye'ye yönelik her türlü tehdidi caydırmak, Türkiye toprakları ve halkını savunmak ve NATO'nun güneydoğu sınırındaki tansiyonu düşürmek amacıyla yerleştirildiğini bildirdi. Burada açıkça belirtilmemiş olmakla beraber, Patriotların gönderilmesinde Suriyeli muhalif güçlerin yanında olunduğunun gösterilmek istenmesi ve Suriye muhalefetini cesaretlendirmeye yönelik ortak paydasını da hesaba katmak gerekir.

Aslında Suriye'nin, Türkiye'ye konvansiyonel kapsamda tehdit teşkil etmesi beklenmemektedir. Muhaliflerle çatıştığı bir dönemde, gücünün bir bölümünü Türkiye'ye bir saldırı için tahsis etmesi gerçekçi görülmemektedir. Ancak muhaliflere karşı yönetimi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında, çatışmayı bölgeye yaymak ve mezhep çatışmasına dönüştürmek üzere bazı çılgınlıklar yapması ihtimalini de hesaplamak gerekir.

Esad'ın girişebileceği akıl dışı eylemlerin başında kimyasal silah kullanması gelmektedir. Hatta bu silahları, Türkiye'nin muhaliflere verdiği destekten ötürü intikam düşüncesiyle, Scud füzeleri vasıtasıyla, Türkiye'nin bazı bölgelerine karşı kullanması da beklenebilir. Türkiye'nin Patriot füze savunma sistemlerini NATO'dan talep etmesinin arkasında, bu tehdit değerlendirmesi bulunmaktadır. Ayrıca Patriotların gelişinin, NATO anlaşmasının 4 ve 5. maddelerinin aktive edilmek suretiyle, Suriye'ye ve Suriye'nin arkasındaki güçlere bir mesaj anlamı taşıdığını da unutmamak gerekir. NATO'nun video kanalı NATO channel.tv'ye konuşan NATO'nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Amiral Stavridis, Suriye'nin elinde kimyasal başlık takılabilecek birçok füze bulunduğunu ve bu durumun endişe verici olduğunu belirterek, Patriotların bu tip füzelere karşı savunma amacıyla geliştirildiğini, dolayısıyla Türkiye'nin savunması için bu füzelerin ideal olduğunu vurguladı.

Netice olarak şu söylenebilir ki, talep edilen Patriot sistemlerinin asıl maksadı, muhtemel Suriye füze saldırılarına karşı Türkiye topraklarını ve Türk halkını savunmaktır.

Gelecek Patriotların imkânları nelerdir?

Gelecek Patriot sistemlerinin PAC–2 ve PAC–3 tipinde olması beklenmektedir. Sistemdeki füzelerin menzili 20 km.den 160 km.ye kadar değişmektedir. Radarlarının menzili ise 250–300 km civarındadır. Patriotlar füzelere ve uçaklara karşı etkili bir şekilde kullanılmakta, dost ve düşman tanımı yapabilmektedir. Patriotlar kendi radar sistemlerine ilave olarak hava radar sistemi (Awacs) ile de entegre olarak kullanılabilmektedir. Bu durumda radar mesafesi daha da artmaktadır. Bu maksatla Almanya'dan Awacs uçaklarının da gelmesi muhtemeldir. Bunun dışında uydu sistemleri ile de entegre edilebilmesi mümkündür. Radarlar aynı anda 50 hedefi takip edebilmekte, 9 hedefe kilitlenebilmektedir. Bir Patriot bataryasında radar, komuta aracı, fırlatıcı ve enerji kaynağı bulunmaktadır. Fırlatıcıda 4 adet füze montelidir. Bir bataryadaki fırlatıcı adedi 4–16 adettir.

Türkiye'ye gelecek toplam batarya sayısı 6 olarak belirlendiğine göre, Patriotlar aynı anda en az 96 hedefe füze fırlatabilecektir.

Patriotlar nereye konuşlandırılacak?

NATO Basın Odasından yapılan açıklamaya göre, Türkiye'ye gelecek 6 adet Patriot Bataryasını Almanya Kahramanmaraş'a, Hollanda Adana'ya, Amerika ise Gaziantep'e ikişer batarya halinde konuşlandıracaktır. Patriot bataryalarının dış emniyetleri açısından uygun askeri bölgelere yerleştirilmeleri beklenebilir.

Gerek Türkiye'nin NATO'ya verdiği güvence, gerekse NATO'nun göz önünde tuttuğu esaslara bakılırsa, Patriotların konuşlandırılmasında bazı gizli püf noktalarını görmek mümkündür. Bunlardan birisi, Suriye'den gelmesi muhtemel bir konvansiyonel saldırıdan etkilenmeyecek kadar geride olmak, ikincisi bir meskûn mahalli korumak amacını gütmek, üçüncüsü Türkiye'nin muhtemel bir uçuşa yasak bölge teşkil etmesine aracı olamayacak kadar sınırdan uzakta olmak, dördüncüsü Türk topraklarında mevcut NATO-ABD tesislerini korumaktır. Türk topraklarında konuşlu NATO-ABD tesisleri de Adana-İncirlik'teki ABD Hava Üssü ile Malatya-Kürecik'teki NATO Füze Kalkanı Radar Üssüdür. Patriotlar konuşlandırılırken bu tesislerin korunması da hesaba katılmıştır ki, bunun da doğal olduğu düşüncesindeyim.

Patriotlar Konuşlandırma yerlerinden Türkiye'yi nasıl koruyacak?

Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş civarına konuşlandırılacak ikişer Patriot bataryasının bu şehirlerin halkını koruyabileceğini söyleyebiliriz. Örneğin Gaziantep'e konuşlandırılacak bir Patriot Bataryası Gaziantep şehri il ve ilçeleri ile Kilis il ve ilçelerini koruyabilir. Bu durumda maksatlardan biri yerine getirilmiştir. Ancak bölgede korunacak başka şehirler de vardır. Mesela, Şanlıurfa ve ilçeleri ki, şimdiye kadar Suriye'den atılan top ve havan saldırılarından en fazla rahatsız olan ilçesi Akçakale'dir. Gaziantep-Akçakale arası kuş uçuşu en az 150 km olup, Gaziantep'te konuşlu bir Patriot Bataryasının koruyamayacağı bir mesafedir. Keza Mardin ve ilçeleri de Suriye'den atılacak bir füze saldırısından etkilenebilir ve burası da korunamayacak bir mesafededir. Bu yüzdendir ki, Patriot Bataryalarından birinin de Şanlıurfa civarında bir yere konuşlandırılması uygun olurdu.

Kahramanmaraş'a konuşlandırılacak bir Patriot Bataryasının sadece Kahramanmaraş şehrini korumaya yönelik gibi görülmekle beraber, asıl amacının Kürecik radar sistemini koruma amaçlı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Kahramanmaraş'taki bir Patriot Bataryasının imha edeceği Suriye'den atılmış kimyasal başlıklı bir Scud füzesinin serpintileri Kilis, Nurdağı, Islahiye, Hassa, Reyhanlı, Osmaniye üzerine düşme ihtimali yüksektir. O halde koruyacağım derken, daha çok zarar verme ihtimali de vardır. Şu var ki, Kürecik radar üssünü ne pahasına olursa olsun koruyabilir.

Adana'ya konuşlandırılacak bir Patriot Bataryası, Adana şehri ve Osmaniye'yi koruyabilirken, Hatay ve ilçelerini, o bölgeye yerleştirilen sığınmacıları koruyamayacaktır. Ayrıca, Suriye'den atılacak kimyasal başlıklı bir Scud füzesini imha ederken kimyasal serpintilerinin Hatay ili ve ilçeleri ile Osmaniye ili ve ilçeleri üzerine düşme ihtimali yüksektir. Ama İncirlik ABD Hava üssünü her hal ve şartta koruyabilir.

Medyada sıkça tartışılan bir nokta daha var ki, ona da burada açıklık getirmekte fayda vardır. O da, Türkiye'ye konuşlandırılacak Patriot Bataryalarının asıl gizli amacının İran'dan İsrail'e fırlatılacak nükleer başlıklı füzeleri imha etmek amacına matuf olduğudur. Böyle bir söylemin imkândışı olduğunu, Patrioların özelliklerinden anlayabiliriz.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür ki, Patriotlar konuşlandırılacağı yerler itibarıyla, Türkiye için kısmen emniyetli bir koruma sağlayabilecektir. Burada asıl amacın, silahın caydırıcılık özelliğinin öne çıkarıldığını söylemekte fayda vardır. Yine Patriotların konuşlandırılacağı yerler itibarıyla, ileride İran'a yapılacak muhtemel bir saldırıyı desteklemekte de Türkiye için kısmen emniyetli bir koruma sağlayabilir. Ayrıca, İran'dan İsrail yönüne fırlatılacak bir füzeyi imha etme kabiliyeti yoktur. Bütün bunların yanında, Suriye ve İran'dan fırlatılacak füzelere karşı İncirlik ile Kürecik tesislerini her hal ve şartta koruyabilirken, zararlı serpintiler Türk topraklarına düşer.

Patriot sisteminin komutası kimde olacak?

Türkiye'nin güneyindeki yerleşim yerlerini korumaya yardımcı olacağı esasına göre konuşlandırılacak Altı Patriot Bataryasının operasyonel komuta sorumluluğu NATO'da olacaktır. Sistem, önceden girilen programa göre otomatik olarak çalışacak, komutlar sadece komutanın sisteme devri zamanında olacaktır. Komutanın sisteme devredilmesinden sonra, operasyon esnasında değerlendirme için insancıl bir karar mekanizması yoktur. Tetiğe, bataryanın komuta aracındaki operatör müdahale edebilir. Bir NATO Sistemi olması nedeniyle, üst komuta makamının Almanya'daki NATO karargâhından yönetileceği anlaşılmaktadır. Ancak mevzi seçiminde ve programlanmasında Türkiye ile istişarelerde bulunulmaktadır.

Sistemin, savunma amaçlı olarak Türkiye'nin talebiyle geldiği ve tehdit ortadan kalktığında geri gideceği açıklanmıştır. Ancak gelişecek duruma göre sistemin, Suriye'den gelebilecek tehlikenin henüz ortadan kalkmaması, Kürecik radarı ile İncirlik üssünün korunması, muhaliflerin desteklenmesi veya Suriye'ye muhtemel bir müdahale gerekçeleriyle kalış zamanının uzatılması talep edilebilir.

Patriotların masrafları nasıl karşılanacak?

Patriotların Türkiye'ye konuşlandırılması için bir Mutabakat Muhtırası (MOU: Memorandum Of Understanding) imzalanması gerekmektedir. Mutabakat muhtırası için NATO çerçevesindeki mevcut SOFA Antlaşması temel alınacaktır. Türkiye'ye gelecek askerlerin statüleri, hukuksal durumları gibi konularda yapılacak müzakerelerde SOFA hükümleri üzerinden görüşmeler, pazarlıklar yapılacaktır. Türkiye'ye asker gönderen üç ülkenin askerlerinin hukuki durumu ve statüsü de aynı olacaktır.

Bu konuda evsahibi ülke olarak Türkiye'nin bazı sorumlulukları vardır. NATO çerçevesinde yapılan ortak tatbikatlarda da benzer anlaşmalar yapılmaktadır. Ancak, tatbikatlardan farklı olarak bu kez Patriotlarla gelecek yabancı askerlerin kalış suresinin belirsiz ve şartlara bağlı olması nedeniyle, evsahibi ülke anlaşması ve mutabakat muhtırası daha detaylı şekilde hazırlanacaktır. Şu ana kadar böyle bir muhtıranın imzalandığına ilişkin bir bilgi medyaya yansımamakla beraber imzalanmış olması muhtemeldir. SOFA Antlaşması bu konuda çok genel kalabilir.

Türkiye'de konuşlandırılacak olan yabancı askerlerin masrafları konusunda, daha önceki benzer uygulamaların genel noktaları örnek alınabilir. Bu çerçevede, askerlerin Türkiye'ye nakilleri, Türkiye'deki görevleri sırasındaki maaş ve özlük hakları gönderen ülke, yani Almanya, ABD ve Hollanda tarafından karşılanacaktır. Gelen yabancı askerlerin barınma, iaşe ve güvenliklerinin sağlanması ise Türkiye'den istenebilir.

Bu çerçevede; Hollanda'dan 360 asker geleceği, Türkiye'de bir yıl kalacağı göz önünde bulundurularak, Hollanda askeri personelinin masraflarının yaklaşık 42 milyon Euro olması hesaplanmıştır. Almanya ve ABD'den de 400'er asker geleceğine göre, hepsinin bir yıllık masrafının toplam 132 milyon Euro olması tahmin edilebilir. NATO tarafından bu paranın Türkiye tarafından ödenmesi istenebilir.

Patriotların gelişine Rusya'nın tepkisi neden?

Rusya'nın, Patriot füze sistemlerinin Türkiye'ye konuşlandırılmasından memnun olmadığı görülmektedir. Bunun nedeni, desteğinde olduğu Suriye'ye karşı alınmış bir tedbir olması ve kendilerine karşı düzenlendiğini kabul ettiği 'Füze Kalkanı Projesi'nin gözetleme ayağı olan Kürecik radarını savunmaya yönelik tedbir kapsamında bulunmasıdır. Putin'in, Türkiye ziyaretinde Patriotları, geri kalmış füze sistemi olarak nitelendirmesi de gözden kaçmamıştır. Bu nitelendirmenin, Türkiye'nin halen araştırma ve teklif alma safhasındaki füze savunma sistemi projesi için bir mesaj ve reklam maksadı taşıdığı değerlendirilmektedir.

NATO'nun Türkiye'nin korunması amacıyla Türkiye-Suriye sınırına göndereceği Patriot füzeleriyle ilgili olarak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, füzelerin asıl hedefinin İran olduğunu öne sürerken, burada bir kızıştırmanın yattığı kanısındayım. Hem Patriotların eski model olduğunu söyleyeceksin, hem de 700 km mesafedeki İran'a yönelik bir tehdit olmasından bahsedeceksin, bunlar birbiriyle bağdaşmaz. Bu arada Rusya güney sınırlarına yerleştirmeyi planladığı yeni ürettiği S–400 Triumf hava savunma füze sistemlerini denemek amacıyla, Astrahan bölgesindeki Kapustin Yar poligonunda bir tatbikat icra etti.

Burada Rusya'nın amacının, Türkiye'yi kendi koruması altında bulunan Suriye ve İran'a karşı savunmasız kalmasını temin etmek olduğunu söyleyebiliriz.

Patriotların gelişine İran'ın tepkisi neden bu kadar sert oldu?

İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi, Ankara'nın talebiyle NATO tarafından Suriye sınırına yerleştirilen Patriot hava savunma sisteminin Türkiye'nin güvenliğine katkıda bulunmayacağını, sadece Türkiye'nin kendi güvenliğine zarar vereceğini söyledi. Vahidi, "Batı her zaman kendi bakış açısına ve çıkarlarına göre hareket eder. Biz Batılı ülkelerin bölgesel ilişkilere müdahil olmasına karşıyız" diye konuştu.

İran merkezli haber ajansı ISNA'ya göre İran Genelkurmay Başkanı Firuzabadi de paralel bir demeçle, 'Patriot füzelerinin Avrupa'yı yutacak bir dünya savaşına neden olabileceğini' dile getirdi. Firuzabadi, "Bu Patriot'lardan her biri dünya haritasında siyah bir lekedir ve dünya savaşına neden olabilir. Bir dünya savaşı için plan yapıyorlar ve bu insanlığın geleceği, Avrupa'nın geleceği için çok tehlikeli" diye ekledi. Ayrıca, Patriot füzelerinin İsrail'i koruma amacıyla Türkiye'ye yerleştirildiğini öne sürerek Türkiye'den savaş çıkmadan füzeleri geri göndermesini talep etti. Türkiye'den dost ülke olarak bahseden ve güvenliğini önemsediklerini söyleyen Firuzabadi, "Her gün Batılı ülkelerden biri Türkiye sınırına Patriot gönderilmesini onaylıyor. Onlar, dünya savaşı çıkarmak istiyor. Tecrübeli bir asker ve bir stratejist kolaylıkla bu sahneyi okuyabilir ve acı geleceği öngörebilir. Türkiyeli, Avrupalı ve Amerikalı akıllı insanlar söndürülmesi zor bu ateşi çıkmadan söndürsünler" şeklinde ilave etti.

İran'dan gelen bu söylemleri de Rusya'nın söylemleri gibi değerlendirebiliriz. İran biliyor ki, Türkiye'nin elinde uzun menzilli hava savunma sistemi yoktur. Kendi elinde ise, Türkiye'deki her noktayı vurabilecek uzun menzilde füzeleri mevcuttur. İran için, savunmasız bir Türkiye, elinde Patriotların olduğu, NATO'nun güvenlik şemsiyesi altına giren bir Türkiye'den daha iyidir. Yoksa Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep' konuşlandırılan Patriot Bataryalarının sadece o şehirleri veya NATO tesislerini koruyabileceğini onlar da çok iyi bilmektedirler.

Oysa Patriotlar her iki Körfez Krizinde de geldi, ne cihan harbi çıktı, ne de bölgesel harp… Ayrıca, İran Türkiye'nin bir NATO ülkesi olduğunu ve herhangi bir durumda NATO tarafından korunacağını gayet iyi bilmektedir. Gerek İran yetkililerinin söylemlerinden, gerekse Konya'daki Şeb-i Arus törenlerine gelecekken Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın birden bu ziyareti iptal etmesinden anlaşıldığı kadarı ile Patriot meselesini bir dış politika malzemesi haline getirmişlerdir.

Türkiye Patriot sistemi satın almak istiyor mu?

Halen Türkiye'nin elinde kısa menzilli (klasik uçaksavar ve Stinger) ve orta menzilli (Hawk) hava savunma sistemleri mevcuttur. Uzun menzilli hava savunma sistemi ihtiyacı için F–16 uçakları av önleme maksadıyla kullanılmaktadır. Ancak av önleme uçaklara karşı etkili olup, füzelere karşı etkili değildir. Scud'la bir saldırı halinde Türkiye'nin elinde şu an için bu füzeyi yakalayıp imha edecek bir anti-füze sistemi yoktur. Bu nedenle, Türkiye'nin uzun menzilli hava savunma sistemine ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç bundan evvelki durumlarda olduğu gibi NATO'dan Patriot getirtmek şeklinde giderilmiştir. Bundan dolayı Türkiye'nin NATO'dan Patriot istemesi yerinde bir karardır.

Amerika'da Obama yönetimi Kongre'ye Türkiye'ye 7,8 milyar dolarlık 13 Patriot ateşleme ünitesi ve 72 PAC–3 Patriot füzesi satılması ihtimali olduğu yönündeki bilgilerin medyaya sızdığını hatırlayalım. Aslında bu ihtiyaç konusu 1991'deki Körfez Krizinden beri konuşulmaktadır. Satış gerçekleşirse, bunun Türkiye'nin ABD'nin silah ihracatındaki en büyük müşteri konumuna getireceği değerlendirilmektedir. Pentagon, Kongre'ye gönderdiği yazılı açıklamada Türkiye'nin bu füzeleri savunma kapasitesini güçlendirmek için kullanacağı ve bölgesel tehditlere karşı bir caydırıcı güç oluşturacağını söylemiştir. Yani füzeler İran'a karşı güvence oluşturacaktır. Her durumda İran'ı Batılı devletlere karşı koruyan Hükûmetimiz, İran'a karşı oluşturacağı politikalarla kendi ülkemizin savunmasını da sağlamasının daha akılcı bir yöntem olacağını düşünmekteyim. Bu durumda da ABD silah sanayisine yatıracağımız 8,7 milyar doları kendi ülkemizin imarında kullanabiliriz. Asıl maksat NATO-ABD tesislerinin korunması ise, onu da NATO düşünmelidir. Kaldı ki, ihtiyaç hâsıl olduğunda zaten NATO'dan talep edilerek getirtilmektedir.

Eğer "taşıma suyla değirmen dönmez" denip, bulunduğumuz coğrafya, jeopolitik ortam ve tehdit algılaması dikkate alınarak, en kısa zamanda millî olarak uzun menzilli bir hava savunma sistemi tedarik edilerek kendi inisiyatifimizle hareket etme imkânına kavuşmamız istenirse, bu sistem Patriot olmamalıdır. Çünkü Rusya'nın, Suriye'nin ve İran'ın elinde bulunan füzelerin kabiliyetleri ile Patriotlar kıyaslandığında Patriotların yetersiz kaldığı görülmektedir. Bunun yerine müşterek imalat ile Türkiye'de üretim yapabileceğimiz bir sistemin alınarak TSK'ne kazandırılması daha uygun bir hareket tarzı olacaktır. Bunlar ise, ABD'nin THAAD, Rusya'nın S–400 Triumf sistemleri olabilir. Belki kısa zamanda üretim gerçekleşemese bile, uzun zamanda Türkiye kazanacaktır.

Emruhan Yalçın

A-Özgeçmişi

(Güncelleme: 04.02. 2013)

 

1. Adı Soyadı: Emruhan Yalçın

2. Doğum Tarihi: 10.06.1954

3. Unvanı: Doç. Dr.

4. Öğrenim Durumu

  •   Lise          : Kuleli Askerî Lisesi - İSTANBUL (1972)
  •   Üniversite  : Kara Harp Okulu - ANKARA (1975)
  •   Akademi   : Kara Harp Akademisi - İSTANBUL (1987)

               Silahlı Kuvvetler Akademisi - İSTANBUL (1989) 

  •   Doktora      : Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (1996)
  • Doçent       : Bilkent Üniversitesi - ANKARA (2011)

5. Yabancı Dil Bilgisi

  • İngilizce       : İyi
  • Almanca      : İyi

6. Doktora Tezi

  • Birinci Dönem Erzurum Mebusu Mustafa Durak (Sakarya)’nın Hayatı ve TBMM’deki faaliyetleri.

B-Yayınları

7. Yayımlanmış Kitapları

  1.  Millî Mücadele’ye Sadakat ve Mustafa Durak Sakarya, Biz Bize Yayınları, Ankara, 2008. 
  2.  Atatürk Türkiye’sinde Ekümenik Ortodoks Patrikhanesi ve Bizans Projesi, Siyasal Yayınları,  Ankara, 2008.  
  3.  Son Haçlı Kalesi: Heybeliada, Elips Kitap, Ankara, 2009.
  4.  Millî Mücadele’de Çerkeş, Ames Matbaa ve Ajans Ltd. Şti., Ankara, 2012

8. Uluslararası Hakemli Dergilerde Yayımlanmış Makaleleri

  1. “Military Service and Recruitting in the 19th and 20th Centuries”İnternational Review of Military    History, nr 86, 248-262, Broussels, 2006.
  2. “Historical Development of Cyprus and the Turkish Republic of Northern Cyprus”, İnternational Review of Military History, N087, 251-273, The Turkish General Staff Military History and Strategic Studies Directorate Publications, Ankara, 2007.   

9. Uluslararası Bilimsel Toplantılarda sunulan ve Bildiri Kitabında Yayımlanmış Bildirileri

  1. 08 Ağustos 2004 tarihlerinde, Rabat/FAS’ta düzenlenen 30‘ncu Uluslararası Askerî Tarih Kongresinde “The Effects of the Gulf Crisis and the Gulf War on Turkish Economy” konulu bir bildiri sunumu, The Economic Aspects of Defence Through Major World Conflicts, Acta, FAS Askerî Tarih Komisyonu, Rabat, 2004.
  1. 26–28 Ekim 2004 tarihlerinde, Sofya/BULGARİSTAN’da yapılan Askerî Tarih Araştırmalarının 90 Yılı Uluslararası Konferansında “The Development of Turkish Archives Management and Musology” konulu bir bildiri sunumu, BULGARİSTAN Askerî Tarih Enstitüsü, Sofya, 2004.        
  1. 06–11 Ekim 2005 tarihlerinde, BULGARİSTAN’ın I’nci Dünya Savaşına katılışının 90’ncı yıldönümü münasebetiyle, Sofya’da düzenlenen Uluslararası Askerî Tarih Konferansında “Turkish-Bulgarian Relations During the first World War” konulu bir bildiri sunumu, BULGARİSTAN Askerî Tarih Enstitüsü, Sofya, 2005.
  1. 9-11 Kasım 2005 tarihlerinde, Belgrad/SIRBİSTAN-KARADAĞ’da düzenlenen Uluslar arası Balkan Paktı Konferansında, “The Developments after the Second World War and Their Effects on the Turkish Foreign Policy and on the Balkans” konusunda bir bildiri sunumu, SIRBİSTAN-KARADAĞ Askerî Tarih Enstitüsü, Belgrad, 2006.
  1. 02–06 Mayıs 2006 tarihlerinde, Sofya/BULGARİSTAN’da düzenlenen Politika ve Askerî Strateji Arasındaki Etkileşim temalı Uluslararası Askerî Tarih Konferansında “Türkiye Cumhuriyetinde Atatürk Döneminde Ordu-Siyaset İlişkisi” konulu bir bildiri sunumu, BULGARİSTAN Askerî Tarih Enstitüsü, Sofya, 2006.
  1. 19–25 Haziran 2006 tarihlerinde TUNUS’ta yapılan Uluslararası Akdeniz Askerî Ortamındaki Sosyallik ve Dayanışma Kollekyumunda, “The Relation between Army Strategy and Politics in the Republic of Turkey in the Period of Atatürk” konusunda bir bildiri sunumu, TUNUS Askerî Tarih Enstitüsü, Tunus, 2006.

10. Ulusal Hakemli Dergilerde Yayımlanmış Makaleleri

  1.  “Ermenilerin Avrupa’ya Açıldıkları Nokta: Musa Dağı”Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayınları, Genelkurmay Basım Evi, Ankara, Sayı:3, Yıl:2, s.101–108, Şubat 2004.  
  2. “Kerkük’ün Nüfus Yapısı”, Uluslararası Atatürk Dergisi, Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü, Erzurum, Cilt: IV, Sayı:3, s.77–102,  Ocak / Şubat 2005.   
  3. “Rauf Denktaş’ın Kıbrıs’ta Bitmeyen Mücadelesi”, Uluslararası Atatürk Dergisi, Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü, Erzurum, Cilt: IV, Sayı: 3, s.111–148,  Temmuz / Ağustos 2005.
  4. “Heybeliada Ruhban Okulu’nun Yeniden Açılması”, Atatürk Yolu Dergisi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Ankara, 41, 125–158, Mayıs 2008.   
  5. “Türk-Bulgar Ortak Kültürü”, Atatürk Yolu Dergisi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Ankara, 43, 555–576, Bahar 2009.   
  6. “II. Meşrutiyet Döneminde Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin Siyasi Faaliyetleri”, Atatürk Yolu Dergisi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Ankara, 45, 157–176, Bahar 2010.
  7.  “Meclis’in Kayseri’ye Nakli Tartışmaları ve Mustafa Durak (Sakarya) Bey”, Atatürk Yolu Dergisi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Ankara, 48, 893–909, Güz 2011.

11. Ulusal Bilimsel Toplantılarda sunulan ve Bildiri Kitabında Yayımlanmış Bildirileri

  1.   20–22 Nisan 2005 tarihlerinde, İstanbul’da 10’uncu Askerî Tarih Sempozyumunda “Kıbrıs Barış Harekâtı” konulu bildiri sunumu, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Yayınları, 119, 117-144, Genelkurmay Basım evi, Ankara, 2006.
  2.   15 Aralık 20212 tarihinde, ODTÜ ve Gazi Üniversiteleri Balkan Ülkeleri Topluluklarının ortaklaşa Ankara Gazi Üniversitesi’nde düzenledikleri “100’ncü Yılında Balkan Savaşları” konulu Panelde, “100. Yılında Balkan Savaşları’nın Askerî Açıdan İncelenmesi” konulu bildiri sunumu.

12. Diğer Bilimsel Dergilerde Yayımlanmış Makaleleri

  1. “Suriye İzlenimleri”, Silahlı Kuvvetler Dergisi, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayınları, Genelkurmay Basım Evi, Ankara, Yıl:123, Sayı:381, s.96–105, Temmuz 2004.
  2.  “Fas’ta icra edilen Uluslararası Askerî Tarih Kongresi”, Silahlı Kuvvetler Dergisi, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayınları, Genelkurmay Basım Evi, Ankara, Yıl: 124, Sayı: 383, s.110–121, Ocak 2005. 
  3. “Bulgaristan’da icra edilen Uluslararası Askerî Tarih Konferansı”, Silahlı Kuvvetler Dergisi, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayınları, Genelkurmay Basım Evi, Ankara, 387, 110–121, Ocak 2006.
  4.  “Terörün Kaynağı PKK Kampları”, 21. Yüzyıl Dergisi, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Ankara, 47, 57-62, Kasım 2012.
  5. “100. Yılında Askerî Açıdan Balkan Savaşları”, 21. Yüzyıl Dergisi, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Ankara, 48, 05-11, Aralık 2012.
  6. “Hangi Türkiye, Hangi Türkler?”, 2023 Dergisi, Sayı: 140, 24.12.2012.
  7. Merkezi Irak Hükümeti İle Kuzey Irak Yönetimi Arasında Gerilen İlişkiler”, 21. Yüzyıl Dergisi, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Ankara, 49, 64-69, Ocak 2013.
  8. Talabani Sonrası Irak Nasıl Şekillenir?”, 2023 Dergisi, Sayı: 141, 24-34, 15.01.2013.
  9. Irak'ta Gerilimi Artıran Süreç”, 21. Yüzyıl Dergisi, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Ankara, 50, 40-46, Şubat 2013.

13. Diğer Makaleleri

  1. Haftalık Terör Gündemi (23 Tem.-23 Eyl. 2012)”, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 24.09.2012.
  2. PKK Şemdinli'de Kurtarılmış Bölge mi oluşturuyor?”, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 28.09.2012.
  3. Haftalık Terör Gündemi (24-29 Eylül 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 30.09.2012.
  4. Haftalık Terör Gündemi (29 Eylül-05 Ekim 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 05.10.2012.
  5. Kuzey Irak'taki Türk Askeri Varlığının Sonlandırılması”,  21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 07.10.2012.
  6. Haftalık Terör Gündemi (05-12 Ekim 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 12.10.2012.
  7. PKK'nın Okullara Saldırıları”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 22.10.2012.
  8. Haftalık Terör Gündemi (12-19 Ekim 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 22.10.2012.
  9. Haftalık Terör Gündemi (19-30 Ekim 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 30.10.2012.
  10. Haftalık Terör Gündemi (30 Ekim-06 Kasım 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 06.11.2012.
  11. PKK'nın Gelir Kaynağı: Kenevir Tarlaları”, Pusula Gazetesi, Erzurum, 02.11.2012.
  12. Haftalık Terör Gündemi (06-13 Kasım 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 13.11.2012.
  13. Türk Yargısının Geldiği Nokta”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 14.11.2012.
  14. Türk Yargısının Geldiği Nokta”, Pusula Gazetesi,  Erzurum, 18.11.2012.             
  15. Haftalık Terör Gündemi (13-20 Kasım 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 20.11.2012.
  16. Açlık Grevlerinin Etkisi, PKK'nın Silahından Daha Kuvvetli Oldu               “, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 20.11.2012.
  17. Patriot Füze Sistemi Niçin Geliyor?”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 24.11.2012.
  18. Kuzey Irak Yönetimi İle Merkezi Irak Hükümeti Arasında Gerilen İlişkiler”,  21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 25.11.2012.
  19. Haftalık Terör Gündemi (20-27 Kasım 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 27.11.2012.
  20. Patriot Füze Sistemleri Niçin Geliyor?”, Pusula Gazetesi,  Erzurum, 01.12.2012.              
  21. Haftalık Terör Gündemi (27 Kasım-04 Aralık 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 05.12.2012.
  22. "Haftalık Terör Gündemi (04-11 Aralık 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 11.12.2012.
  23. PKK'nın Bundan Sonraki Adımı Ne Olabilir?”, Pusula Gazetesi,  Erzurum, 14.12.2012.  
  24. PKK'nın Bundan Sonraki Adımı Ne Olabilir?”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 18.12.2012.
  25. PKK Bu Çocukları Nasıl Kandırıyor?”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 18.12.2012.
  26. Haftalık Terör Gündemi (11-18 Aralık 2012)”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 18.12.2012.
  27. Öcalan Serbest Kalırsa, Terör Biter mi?”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 19.12.2012.
  28. Patriotların Konuşlandırıldığı yerler belli oldu!”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 24.12.2012.
  29. Talabani sonrası Irak’ta dengeler nasıl değişir?”, Pusula Gazetesi, Erzurum, 24.12.2012.
  30. Haftalık Terör Gündemi (18 Aralık 2012-02 Ocak 2013), 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 02.01.2013.
  31. BDP'li Milletvekillerinin Dokunulmazlıkları Kaldırılmalı Mı?”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi,  02.01.2013.
  32. Talabani sonrası Irak’ta dengeler nasıl değişir?”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 11.01.2013             
  33. Oslo’dan İmralı’ya”, Pusula Gazetesi, Erzurum, 11.01.2013.
  34. "Oslo’dan İmralı’ya", 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 08.01.2013. 
  35. Paris’te üç PKK’lı Kadın Teröristi Kim/kimler ne maksatla öldürdü?”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Sitesi, 23.01.2013.

 14. Radyo Programlarındaki Açık Oturum ve Söyleşileri

  1. TRT-1 Ankara Radyosu, “Atatürk Türkiye’sinde Ekümenik Ortodoks Patrikhanesi ve Bizans Projesi” kitabının tanıtımı, 14.03.2008.
  2. Rusya’nın Sesi Radyosu, Dünyadan Haberler, Canlı Yayında Söyleşi,  Sunucu: Amur Gadjiev, “Türkiye’ye Patriotlar niçin geliyor?”, 29.11.2012.
  3. TRT Radyo-1, Gün Ötesi Programı, Canlı Yayında Söyleşi, Sunucu: Mehmet Şahin, “Patriotların Gelişi”, 13.12.2012.
  4. Radyo Karadeniz, Haftaya Bakış Programı, Gazeteci Bedrettin Habiboğlu ile birlikte Canlı Yayında Söyleşi, Moderatör: Nuriye Atabey, “İmralı Süreci, Paris’te üç PKK’lı kadın teröristin öldürülmesi olayı, Fransa’nın Mali’ye müdahalesi”, 14.01.2013.
  5. Radyo Karadeniz, Haftaya Bakış Programı, Gazeteci Bedrettin Habiboğlu ile birlikte Canlı Yayında Söyleşi, Moderatör: Nuriye Atabey, “ABD Büyükelçiliğine yapılan canlı bombalı saldırı”, 04.02.2013.

15. Televizyon Programlarındaki Açık Oturum ve Söyleşileri

  1. Halk TV, Gerçek Gündem Programı, Canlı Yayında Söyleşi, Moderatör: Aydoğan Kılıç, “Patriotlar kimin için geliyor?”, 10.12.2012.
  2. Halk TV, Gerçek Gündem Programı, Canlı Yayında Söyleşi, Moderatör: Aydoğan Kılıç, “Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’den sonra Irak’taki dengeler nasıl değişir?”, 18.12.2012.
  3. Halk TV, Gerçek Gündem Programı, Canlı Yayında Söyleşi, Moderatör: Aydoğan Kılıç, “10 Ocak 2013 tarihinde Paris’te öldürülen üç PKK’lı kadının faili kim/kimler olabilir?”, 11.01.2013.
  4. Halk TV, Gerçek Gündem Programı, Canlı Yayında Söyleşi, Moderatör: Aydoğan Kılıç, “İmralı Süreci”, 25.01.2013.
  5. Halk TV, Gerçek Gündem Programı, Canlı Yayında Söyleşi, Moderatör: Aydoğan Kılıç, “ABD Büyükelçiliğine yapılan canlı bombalı saldırı”, 01.02.2013.

C-Faaliyetleri

16. Düzenlediği Beyin Fırtınası, Panel ve Toplantılar

  1. Beyin Fırtınası; “Terörizmle Mücadele ve Müzakerede Gelinen Aşama”, 21. YY. Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı: Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacılar: Dr. Mustafa Ziya (Türkmeneli Kültür Merkezi Başkanı), E.P.Alb. Mithat Işık (Araştırmacı Yazar), E. J. Alb. Erdal Sarızeybek (Araştırmacı Yazar), Yrd. Doç. Dr. Kürşad Şehmuz Turan (Gazi Üni. UAİ), 17.11.2012.
  2. Seminer; “Suriye’deki Son Gelişmeler ve Türkiye’ye Yansıması, Suriye Lideri Esad ile Görüşme”,  21. YY. Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı: Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacı: CHP Hatay Milletvekili Av. Mevlüt Dudu, 01.12.2012.
  3. Seminer; “Strateji, Güvenlik ve Türkiye”,  21. YY. Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı: Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacı: E. Tümg. Armağan Kuloğlu, 14.12.2012.
  4. Seminer; “100. Yılında Balkan Savaşlarınınincelenmesi”,  21. YY. Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı: Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacı: Osman Kılıç ve Doç. Dr. Emruhan Yalçın, 28.12.2012.
  5. Seminer; “Ekonomi Politiği”,  21. YY. Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı: Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacı: Prof. Dr. Ali Murat Özdemir, 11.01.2013.
  6. Seminer, "Ulusal Güvenlik", 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacı: Dr. Ali Bilgin Varlık, 18.01.2013.
  7. Seminer, "Afganistan'da Siyasal Sistemi Etkileyen Üç Temel Faktör: Mikro-milliyetçilik, Radikal İslam ve Bölgesel Liderler", 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacı: Dr. Fazıl Ahmet Burget, 25.01.2013.
  8. Seminer, "PKK Terör Örgütü ile Mücadelede başarılı mıyız?", 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Oturum Başkanı Doç. Dr. Emruhan Yalçın, Konuşmacı: E. J. Tuğg. Erhan Patır, 26.01.2013.                                
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 01-06-2020

“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR” TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NİN KURULUŞUNUN 109. YILDÖNÜMÜ

1 Haziran 2020,“Türk Hava Kuvvetleri’nin kuruluşunun 109. Yıldönümü kutlu olsun. Türk Hava Kuvvetleri, Türk vatanına ve milletine havadan gelebilecek tehdit ve tehlikelerin önlenmesi, muhtemel bir savaşta Kara ve Deniz Kuvvetlerinin görevlerini daha kolay başarabilmesi amacıyla kurulmuştur. ...