PKK/PYD’ye Silah Yardımı Saçmalığı

Yazan  04 Aralık 2017

 

PKK/PYD Terör Örgütüne Silah Yardımına İlişkin Gelişmeler

 

24 Kasım 2017’de, ABD Başkanı Donald J. Trump’ın sosyal medya üzerinden paylaştığı bir mesajla[i], Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşeceğini öğrendik.  Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın telefon görüşmesinin ardından bir açıklama yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; ABD’nin YPG’ye vermiş olduğu silahlarla ilgili olarak; “Sayın Cumhurbaşkanımız, bu rahatsızlığını bir kez daha Sayın Trump’a iletmiştir. Sayın Trump da net bir şekilde talimat verdiğini, bundan sonra YPG’ye silah verilmeyeceğini, esasen bu saçmalığa daha önceden son verilmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir.”[ii] ifadelerini kullandı.

Yapılan bu açıklamanın ardından, ulusal kamuoyunda ABD’nin PKK/PYD terör örgütünün silahlı kanadı YPG’ye silah vermeyeceği yönünde oluşan algı, çok kısa bir süre içerisinde Beyaz Saray ve ABD Savunma Bakanlığınca yapılan müteakip açıklamalar neticesinde değişti. Beyaz Saray, telefon görüşmesinden sonra yayımladığı açıklamada[iii]; “Geçmişteki politikalarımızla tutarlı bir şekilde Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı; Suriye’de sahadaki ortaklarımıza sağlanan askeri yardım konusunda yapılacak düzenlemeler ve Rakka’da biten savaşın ardından IŞİD’in bir daha geri dönmemesi için istikrar safhasına geçiş konularında da bilgilendirdi.” denildi. Söz konusu açıklamada yer alan askeri yardım konusunda yapılacak “düzenlemeler” ifadesi, PKK/PYD terör örgütüne silah yardımının kesilip kesilmeyeceğine ilişkin zihinlerde karışıklık yarattı.

27 Kasım’da ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Ortadoğu Masası sözcüsü Eric Pahon; “Kürt ortaklarımıza sağladığımız askeri yardımı, IŞİD’in yenilmesi için askeri gereklilikler ve IŞİD’in geri dönmemesi için gerçekleştirilecek istikrar gayretleri çerçevesinde gözden geçiriyoruz[iv] ifadesini kullandı, ancak silah yardımını sona erdirdiklerine ilişkin bir açıklamada bulunmadı.

28 Kasım tarihinde Pentagon Sözcüsü Albay Rob Manning ise; “ABD’nin YPG’ye verdiği desteğin; IŞİD’in yenilmesi ve örgütün geri gelmemesi için harcanan istikrar çabalarının gereksinimlerine göre bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu” ifade ederek bir önceki gün meslektaşının yaptığı açıklamaları yineledi. Basın açıklaması sırasında sorulan başka bir soru üzerine sözcü Manning; “Kürt müttefiklerimize verdiğimiz askeri destek konusunda yapılması gereken “ayarlamaları” etraflıca inceliyoruz” yanıtını verdi.[v]

Sözcü Manning’in açıklama yaptığı 28 Kasım tarihinde ABD’nin; PYD’ye 200 TIR ile ağır silah ve zırhlı araçlar göndermeye devam ettiği haberleri basına yansıdı.[vi] Aynı gün kuvvetli bir ihtimalle Haseke olduğu değerlendirilen Suriye kuzeyindeki bir bölgede, ABD’nin yardımlarından oluşan kalabalık bir grup PKK/PYD konvoyu sosyal medyada boy gösterdi.

ABD Başkanı Trump’ın PKK/PYD’ye silah yardımını kesme sözünden altı gün sonra, 30 Kasım’da, Pentagon sözcüsü Pahon; “Kategorik olarak, müttefikimiz Türkiye’yi tehdit edebilecek silahları toplayacağız. Bunların envanteri Türklerde var. PYD’ye verilen; dozer, mayın ve el yapımı patlayıcı (EYP) kazıcıları ile Humvee olarak bilinen personel taşıyıcılar geri alınmayacak. Bununla birlikte, MRAP[vii] tipi zırhlı araçların yanı sıra makineli tüfekler, roketatarlar ve zırhlı araçlara karşı koyabilecek diğer silahlar toplanacak.” dedi.[viii]

Tüm bu açıklamaların ardından akla gelen sorular şunlar: PKK/PYD terör örgütüne ABD’nin silah yardımı nasıl başladı? Bu yardımlar neye dayanarak yapıldı/yapılıyor? PKK/PYD terör örgütüne hangi silahlar verildi ve hangileri verilecek, gelecekte bu yardımlar devam edecek mi? ABD Başkanı Trump’ın Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a taahhüt ettiği şekilde ABD’nin PKK/PYD terör örgütüne verdiği silah yardımı sona erecek mi, PKK/PYD’ye silah yardımı saçmalığı bitecek mi? Verilen silahlar geri alınacak mı?

 

PKK/PYD terör örgütüne ABD’nin silah yardımı nasıl başladı, bu yardımlar neye dayanarak yapıldı/yapılıyor?

 

Hatırlanacağı üzere; 5 Mayıs 2017’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti öncesinde; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan ABD’ye gitmişlerdi.[ix]Üçlü heyetin çantalarında muhtemelen PKK/PYD’ye silah yardımı konusunun da bulunduğu ABD temaslarının devam ettiği sırada, 9 Mayıs’ta Beyaz Saray Basın Sözcüsü Sean Spicer; “8 Mayıs tarihi itibarıyla ABD Başkanının, Rakka’daki IŞİD varlığını temizlemek maksadıyla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içinde yer alan Kürt grupların teçhiz edilmesi için Savunma Bakanlığına yetki verdiği, koalisyon ortağı Türkiye’nin güvenlik kaygılarının da farkında olduklarını” ifade etti.[x]

Beyaz Saray Sözcüsünün belirttiği şekilde ABD Başkanının Savunma Bakanlığına verdiği yetki, ABD Güvenlik İşbirliği Programında[xi]yer buluyor. Söz konusu programın 1209 nolu yetkilendirme yazısında; bu yetkilendirmenin ABD Savunma Bakanlığının, uygun bir şekilde araştırılarak incelenen, “güvenlik soruşturmasından” geçmiş Suriyeli muhaliflere ve diğer Suriyeli grup ya da kişilere yardım edilmesini kapsadığı ifade ediliyor.

ABD Savunma Bakanlığının yetkilendirilmesinin amacının;

-           Suriye halkının IŞİD terör örgütüne karşı korunması, Suriyeli muhaliflerce kontrol edilen bölgelerin güvenliğinin sağlanması,

-           Suriye’deki terör tehdidine karşı ABD’nin, ABD’nin dostları ve müttefikleri ile Suriye halkının korunması,

-           Suriye’deki çatışmaların sona erdirilmesi için gerekli şartların oluşturulması olduğu belirtilmiş.

ABD Güvenlik İşbirliği Programının 1209 nolu yetkilendirme yazısında dikkat çekici olan husus, yardım programının uygulanmasına yönelik “kısıtlamalar” bölümünde karşımıza çıkıyor. Bu bölümde, kurallara sıkı sıkıya bağlı bir şekilde araştırılan ve incelenen, güvenlik soruşturmasından geçmiş olan, yardım alacak kişi ya da grupların, Suriye rejimi ya da başka bir aşırıcı şiddet örgütü (violent extremist organizations) ile ilişki içerisinde olmaması gerektiği ifade ediliyor.         Demek ki ABD PKK PYD bağlantısını göz ardı ediyor. Hatta bu hususu örtmek için isim değişikliği öneriyor. Zaten, çok kısa bir süre önce, PKK ile PYD terör örgütlerinin ilişkisini örtmek adına, ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Thomas; “Türkiye’nin, terör örgütü PKK/PYD ile ilişkili görmesi sebebiyle YPG’ye “isim değiştirme” tavsiyesinde bulunduklarını, bunun üzerine örgütün adını “Suriye Demokratik Güçleri” olarak değiştirdiğini[xii]kameralar önünde itiraf etmemiş miydi?

Türkiye tarafından sert şekilde karşılık bulan Beyaz Sarayın PKK/PYD terör örgütüne silah yardımı açıklamasının ardından, ABD’nin Mayıs 2017 sonunda PKK/PYD’ye silah ve teçhizat yardımında bulunduğu Pentagon sözcüsü Binbaşı Galloway tarafından doğrulanıyor. Sözcü yaptığı açıklamada; “Bugün (30 Mayıs 2017) Suriye Demokratik Güçlerinin Kürt unsurlarına hafif silah, mühimmat ve araçlar sevk ettiğimizi teyit ediyorum” diyerek, PKK/PYD’ye yardımların ulaşmaya başladığını teyit ediyor.[xiii]

 

PKK/PYD terör örgütüne hangi silahlar verildi?

 

Şubat 2016’da ABD Savunma Bakanlığınca yayımlanan, 2017 Mali Yılı Savunma Bakanlığı bütçesi[xiv]; Suriye Eğit-Donat programı için 250 milyon ABD doları tahsis edildiğini belirtiyor. Söz konusu doküman; eğit-donat programına dâhil edilen gruplar için, 13.200.000 ABD doları karşılığında hafif ve ağır silahların alınmasını öngörüyor.

Bütçeden edinilen bilgiye göre; eğit-donat kapsamına alınan PKK/PYD’nin AK-47 Kalaşnikof piyade tüfeği, 7.62 mm PKM makinalı tüfek, 12.7 mm Doçka makinalı tüfek, 60-82 ve 120 mm.lik havan, RPG tanksavar silahları ile donatılmasına karar verilmiş olduğu anlaşılıyor. Söz konusu bütçeden 193.000.000 ABD doları ile mühimmat alımı, geri kalan kaynakla ise; üniforma, ilk yardım seti, barınma ve yaşam ihtiyaçları, eğitime alınanlara maaş (aylık 400 dolar, daha sonra 200 dolara kadar düşürülmüş), nakliye, muhabere (iletişim) gibi kalemlerin karşılanması kararlaştırılmış.   

Yapılan yardımlar için 2017 yılı bütçesi yeterli gelmediğinden ek bütçe talebi[xv] yapılıyor. Bu talepte yer alan hususlar incelendiğinde; Suriye’de eğit-donat programı kapsamında 2017 bütçesinin 14.000 kişinin eğitilip-donatılması maksadıyla hazırlandığı, ancak hâlihazırda program dâhilinde 30.000’den fazla kişinin bulunduğu, 2018 yılı sonunda bu sayının 40.000’e ulaşacağı, bu kişilerin %90’ından fazlasının icra edilecek harekâtlara katılacağı belirtiliyor. Sıralanan nedenlerle, Suriye Eğit-Donat Programı yani PKK/PYD’nin donatılması ve silahlandırılması maksadıyla 180 milyon ABD doları ek bütçe talep ediliyor. BöylecePKK/PYD’ye 2017 yılı için yapılan yardım miktarı toplam 430 milyon ABD dolarına çıkmış oluyor.

Mayıs 2017’den bugüne PKK/PYD terör örgütüne yapılan silah ve teçhizat yardımının içeriği ve miktarı gizli tutulduğundan bu konuda basına yansıyan birçok farklı bilgi bulunuyor. Rus haber ajansı 1900 TIR’la SDG’ye ağır silah ve zırhlı araçlar gönderdiğini yazarken, Brüksel’deki NATO Savunma Bakanları Toplantısına katılan Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, ABD’nin PYD’ye verdiği silahların 3 bin TIR’ı geçtiğini söylüyor.[xvi]

Son olarak, PKK/PYD’ye verilen silah ve araçların, Suriye’nin kuzeyinde 13 ayrı noktada depolandığı, bu silahların arasında çok namlulu roket atarlar ve füze rampaları, 80 ve 120 mm havanlar, MK19 bomba atarlar, M4 Cabrine ve M16 piyade tüfekleri, ABD yapımı BGM-71 TOW-Anti tank füzeleri, insansız hava araçları ile FGM-148 Javelin anti tank füzelerinin de bulunduğu bilgisi basında yer alıyor.[xvii]

Medyaya yansıyan görüntülerden, ABD tarafından PKK/YPG’ye verilen silah ve mühimmatın yanı sıra; çok sayıda Humvee zırhlı araç, 81 mm EXPAL araca monteli havan sistemleri, mayına karşı dayanıklı ve pusuya karşı etkin koruma sağlayan zırhlı araçlar, Guardian marka zırhlı personel taşıyıcılar, dozerler, vinçler, iş makineleri,  yakıt tankerleri, Toyota Hilux marka pikaplar, zırhlı Ford F550 ağır yük kamyonlarının gönderildiği de anlaşılıyor.

 

Gelecekte bu yardımlar devam edecek mi?

 

PKK/PYD’ye yapılan silah yardımlarının devam edeceğine ilişkin bilgiler ise ABD 2018 Mali Yılı Savunma Bakanlığı bütçesinde[xviii] yer alıyor. Bu belgeye göre 2018 yılı için PKK/PYD’ye yardım miktarı 500 milyon ABD doları olarak planlanmış. Öncekilerden farklı olarak 2018 yılı bütçe planında yapılacak olan silah, mühimmat ve teçhizat yardımına ilişkin ayrıntılı bilgilerin yer aldığı dikkat çekiyor. 2018 mali yılı bütçesine göre; 393 milyon ABD doları tutarında silah, mühimmat ve teçhizat yardımı öngörülüyor.

2018 yılında 104.202.800 ABD doları karşılığında; 12.000 adet AK 47 Kaleşnikof piyade tüfeği, 6.000 adet 7.62 mm PKM makinalı tüfek,  3.500 adet 12.7 mm Doçka ağır makinalı tüfek, 3.000 adet RPG-7 tanksavar silahı, 1.000 adet AT-4 ya da SPG-9 tanksavar füzesi, 100 adet keskin nişancı tüfeği, 80 adet 60 mm – 80 adet 82 mm ve 75 adet 120 mm havan alınması planlanmış.

Ayrıca sayılan silahlara ve diğer mevcut silahlara ait yaklaşık 157 milyon ABD doları tutarında mühimmat ve buna ilaveten 415 adet araç ile 30 adet dozerin de alınması öngörülmüş. Silah ve mühimmatın yanı sıra 2018 yılında; metal detektörleri, iridyum uydu telefonları, dürbünler, mini insansız hava araçları, gece görüş dürbünleri, kızıl ötesi hedef noktalayıcılar, üniforma ve kişisel teçhizat alımı da planlanmış durumda.

Dikkat edileceği üzere 2017 yılında 13.200.000 ABD doları olarak planlanan silah alımı, 2018 yılında 104.202.800 ABD dolarına çıkıyor. Yani ABD yardımları içerisinde silah alımına ayrılan pay, 2018 yılında yaklaşık 8 kat artış gösteriyor. ABD 2018 Mali Yılı Savunma Bakanlığı bütçesi Suriye eğit-donat programı bölümünün iptali ya da programda bir değişiklik yapıldığına dair resmi yazılı açıklama bulunmadığına göre en iyimser düşünce ile “şimdilik” bu yardımların devam edeceği görülüyor.

 

PKK/PYD’ye silah yardımı saçmalığı bitecek mi?

 

ABD Başkanı Trump’ın Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığı telefon görüşmesinde verdiği söz, ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri ve Beyaz Saray’dan gelen açıklamalar bir bütün halinde incelendiğinde, ABD’nin PKK/PYD terör örgütünü silahlandırma ve eğitme projesini sonlandırmayacağı ancak bu projeye “yeni bir düzenleme” getireceği anlaşılıyor.

ABD’nin Suriye’deki varlığının açık nihai hedefleri; başta Rakka olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde ve Fırat nehri havzasında IŞİD terör örgütü varlığını SDG’yi kullanarak sona erdirmek, elde edilen alanları IŞİD’den arındırmak ve bu bölgelerde istikrarı sağlamak olarak ifade edilmiştir.

ABD’nin Suriye’deki kapalı nihai hedefleri ise; sahada Rusya ve İran varlığına karşı bir alan yaratmak, Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak, İran milis güçleri karşısında elde silahlı bir kuvvet bulundurmak, Kürtleri kendi elinde tutarak Rusya’ya kaptırmamak, bölgede sözde otonom bir “Kürt devletçiği” oluşturmak olarak okunabilir.

ABD’nin Suriye’deki hedefleri göz önünde bulundurulduğunda; her ne kadar bölgedeki IŞİD terör örgütü varlığının sona erdirilmesi amacı büyük oranda tamamlanmışsa da, diğer hedeflere ulaşmak için kendisine ortak olarak seçtiği ve çoğunluğunu PKK/PYD’nin oluşturduğu SDG’yi yalnız bırakmayacağı, bu nedenle de PKK/PYD terör örgütünün eğit-donat kapsamında silahlandırılması ve eğitilmesi saçmalığının tamamen sona ermeyeceğini görmek gerekiyor.

Bunun en açık örneğini ABD Savunma Bakanı Mattis’in yaptığı son açıklamasından görmek mümkün. Mattis yaptığı açıklamada, Suriye kuzeyinde yerel polis güçleri oluşturulacağını açıklayarak[xix] IŞİD terör örgütüyle mücadele sona ermiş gözükse bile, şimdiye dek eğitilen ve donatılan PKK/YPG terör örgütü mensuplarının bölgedeki kolluk gücü olacağına, bu nedenle ABD PKK/YPG ilişkisinin devam edeceğine ilişkin kuvvetli bir sinyal veriyor.

Bununla birlikte ABD, NATO müttefiki olan Türkiye’yi kendisinden daha fazla uzaklaştırmak istemiyor. Bu nedenle, yapılan açıklamalarda Türkiye’nin endişelerini anladıkları sıklıkla ifade ediliyor. Türkiye’ye tehdit olabilecek silahları geri alacağız diyerek, en azından ağır silahların ve zırh korumalı araçların bir kısmının geri alınacağı belirtiliyor.

Silahların nasıl geri alınabileceği konusu da ayrı bir endişe konusu. Suriye’de terör örgütü PKK/PYD’den kaçan Talal Silo’nun, “ABD’nin SDG’ye teslim etme görüntüsü altında PKK/PYD’ye çok büyük miktarda ağır silah verdiğini ve nerede nasıl kullanıldığını denetlemediğini belirtmesi”[xx] bu endişeleri haklı çıkarıyor.

 

Sonuç

 

ABD’nin PKK/PYD’ye eğit-donat yardımı kapsamında Türkiye’nin haklı endişeleri üç başlık altında yoğunlaşıyor. Bunlardan birincisi her ne kadar elinde yardımlar öncesi zaten silah ve teçhizatı olsa da, bazı ülkelerin satın alması dahi imkânsız olan bir takım ağır silah ve zırhlı araçların PKK/PYD’ye altın tepside sunması, PKK/PYD’nin Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum içerisine girmesinin önünün açılmış olması.

Ağır silah ve zırhlı araçlarla donatılan PKK/PYD terör örgütü “neredeyse düzenli bir ordu” yapısına kavuşturularak, bundan on-yirmi yıl önceki kapasitesiyle kıyaslanamayacak bir imkân kabiliyete sahip kılınmış oldu. Örneğin; Suriye ordusundan ele geçirdiği BMP-1, BTR 60 gibi zırhlı araçlar ve T-55, T-72 tanklarının yanı sıra silah yardımı kapsamında PKK/PYD’ye verilen tanksavar savunma sistemleri bir terör örgütüne zırhlı muharebe imkân ve kabiliyeti veriyor. 81 mm EXPAL araca monteli havan sistemleri PKK/PYD’ye modern ateş destek kabiliyeti katıyor. Kendisine verilen mini İnsansız Hava Araçları ile PKK/PYD’ye sınır hattımız boyunca birliklerimize yönelik keşif ve gözetleme yapma olanağı sağlanıyor. Modern iletişim vasıtalarıyla PKK/PYD’nin komuta kontrol yetenekleri artırılıyor.

İkinci husus ise PKK/PYD’ye verilen eğitim. ABD Özel Kuvvetlerince verilen bu eğitim ile küçük çaplı ancak hareket kabiliyeti yüksek, meskûn mahallerde (yerleşim yerlerinde) muharebe edebilen, mayın ve el yapımı patlayıcı tehditlerine karşı koyabilen, ateş destek vasıtaları ile zırhlı birliklere karşı anti tank silahlarını etkin kullanabilen, düşman gerisine sızarak lojistik ve komuta merkezlerini hedef alabilen birlikler yetiştiriliyor. ABD’nin açıkladığı şekilde silah yardımı durdurulsa ve hatta verilen bazı silahlar geri alınsa bile, verilen özel kuvvetler eğitiminin geri alınması mümkün mü? “En etkin silah, eğitilmiş insandır” prensibi göz önünde bulundurulduğunda, ABD’nin verdiği silahların ötesinde, verilen eğitimler sayesinde PKK/PYD’ye kazandırdığı imkân ve kabiliyetler Türkiye için daha büyük bir ulusal güvenlik tehdidini içeriyor.   

Üçüncü husus, PKK/PYD terör örgütüne silah yardımının, 1970’lerin sonunda Afganistan’da bazı gruplara yapılan yardım ve bunun sonucunda El Kaide gibi küresel bir terör örgütünün yaratılmış olması durumuyla benzerlik göstermesi. Türkiye’nin kırk yıldır mücadele ettiği PKK terör örgütünün bu yardımlar sonucunda elde ettiği kazanımlarla maalesef ki daha da güçlenmesi, özellikle Orta Doğu coğrafyasında güç dengelerini değiştirecek bir nitelik kazanması, bölgede daha büyük tehlikelerin yaratılmasına neden olması ülkemizi haklı olarak daha da endişelendiriyor.

ABD resmi kurumlarının ve sözcülerinin de açıkça ifade ettiği gibi ABD için Suriye’de yeni bir safhaya geçiş başlıyor. Bu safha; IŞİD terör örgütünün PKK/PYD terör örgütü tarafından büyük oranda temizlenmesinin ardından elde edilen alanların korunması ve bu bölgelerde istikrarın sağlanması. Bu safhaya geçilmeye başlandığına göre, zaten ABD’nin PKK/PYD’ye daha fazla silah göndererek savunma harcamalarını artırmasının anlamı da kalmıyor. ABD yönetimi, daha fazla silah yardımına ihtiyaç kalmaması hususunu hem kendi ekonomik çıkarları için hem de Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği endişelerini yok etmek için bir kamu diplomasisi aracı olarak kullanıyor.

Suriye’de kendisine koyduğu nihai hedeflerin bir kısmını gerçekleştiren ABD, IŞİD sonrası bölgeyi dizayn edebilmek için bir yandan “Suriye’nin peşmergesini” kendi eliyle oluşturup bölgede tıpkı Irak kuzeyinde yaptığı gibi bir güvenli bölge yaratırken, diğer yandan Türkiye’yi de kendisinden uzaklaştırmamaya gayret ediyor.

Türkiye’nin PKK/PYD tehdidini bertaraf edebilmesi için önünde iki seçenek olduğu görülüyor. Bunlardan birisi askeri müdahale ki reel politik şu anda askeri müdahale seçeneğini devre dışı bırakıyor. İkinci seçenek ise yumuşak güç kapsamında kamu diplomasisinin etkinliğinin artırılması. Bu kapsamda; (1) ABD Başkanının Sayın Cumhurbaşkanımız ile resmi telefon görüşmesinde taahhüt ettiği şekilde PKK/PYD’ye yardımların kesilmesi konusunun çok yakından takip edilmesi, (2) sadece ABD değil diğer batılı ülkelere de bir türlü anlatamadığımız PKK=PYD gerçeğinin daha kuvvetli bir tonla anlatılacağı bir kampanya başlatılması, (3) PKK/PYD’nin konuşlandığı bölgeden ülkemize yönelik bir saldırı olması durumundan birinci derece sorumlunun ABD olacağının dile getirilmesi, (4) 2018 yılı Mali ABD Savunma Bakanlığı bütçesinde yer alan Suriye Eğit-Donat programının iptal edilmesi yönünde kamuoyu oluşturulması, (5) geri alınacağı belirtilen ağır silah ve araçlar konusunda ABD’li yetkililerle müşterek çalışmalar yapılması, (6) PKK/PYD terör örgütünün Suriye rejiminden ele geçirdiği zırhlı araç ve tankların da mümkün olduğu takdirde geri alınacak silahlar kapsamına sokulması ya da Suriye rejimine geri verilmesi gibi argümanların üretilmesi akla gelen en iyi seçenekler gibi gözüküyor.

 

 

 


[i]https://twitter.com/realDonaldTrump (Son Erişim Tarihi: 25 Kasım 2017)

[ii]http://aa.com.tr/tr/turkiye/disisleri-bakani-cavusoglu-trump-ypgye-silah-verilmeyecegini-soyledi/977789 (Son Erişim Tarihi: 02 Aralık 2017)

[iii]https://tr.usembassy.gov/readout-president-donald-j-trump-call-president-recep-tayyip-erdogan-241117 (Son Erişim Tarihi: 25 Kasım 2017)

[iv]https://www.reuters.com/article/us-usa-trump-turkey-pentagon/pentagon-says-reviewing-adjustments-to-arms-for-syrian-kurds-idUSKBN1DR2EC (Son Erişim Tarihi: 01 Aralık 2017)

[v]https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201711281031174977-abd-pkk-pyd-silah-destegi (Son Erişim Tarihi: 02 Aralık 2017)

[vi]http://www.bik.gov.tr/abd-sozunu-tutmadi-ypg-pkkya-200-tir-silah-yolladi (Son Erişim Tarihi: 01 Aralık 2017)

[vii]MRAP: (Mine-Resistant Ambush Protected), Mayına karşı dayanıklı ve pusuya karşı etkin koruma sağlayan zırhlı personel taşıyıcı araçlar.

[viii]http://aa.com.tr/tr/dunya/turkiyeyi-tehdit-edebilecek-silahlari-toplayacagiz/986698 (Son Erişim Tarihi: 30 Kasım 2017)

[ix]http://www.aksam.com.tr/siyaset/ibrahim-kalin-orgeneral-akar-ve-hakan-fidan-abdye-gitti/haber-620634 (Son Erişim Tarihi: 25 Kasım 2017)

[x]https://www.nytimes.com/2017/05/09/us/politics/trump-kurds-syria-army.html (Son Erişim Tarihi: 02 Aralık 2017)

[xi]Security Cooperation Programs, Fiscal Year 2017, Revision 17.1, 26 May 2017, Sf.4

[xii]http://www.milliyet.com.tr/abd-istedi-ypg-isim-degistirdi-dunya-2488906 (Son Erişim Tarihi: 03 Aralık 2017)

[xiii]https://www.takvim.com.tr/dunya/2017/05/30/abdden-pydli-teroristlere-silah-yardimi (Son Erişim Tarihi: 03 Aralık 2017)

[xiv]Office of the Secretary of Defense, Department of Defense Budget, Fiscal Year (FY) 2017, February 2016, Sf.1-5

[xv]Office of the Secretary of Defense, Department of Defense Budget, Fiscal Year (FY) 2017, Request for Additional FY 2017 Appropriations Overseas Contingency Operations, Sf.10-15

[xvi]http://www.gazetevatan.com/ypg-ye-agir-silahlar-ve-120-hummer-gitti-1120655-gundem (Son Erişim Tarihi: 01 Aralık 2017)

[xvii] http://aa.com.tr/tr/dunya/suriye-nin-kuzeyi-pyd-pkk-nin-silah-deposu/986814 (Son Erişim Tarihi: 04 Aralık 2017)

[xviii]Office of the Secretary of Defense, Department of Defense Budget, Fiscal Year (FY) 2018

[xix]http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-abd-ypg-ye-silah-dunya-2565573 (Son Erişim Tarihi: 04 Aralık 2017)

[xx]http://aa.com.tr/tr/dunya/sdgnin-kacan-sozcusu-silo-abd-pyd-pkk-iliskilerini-anlatti/987777 (Son Erişim Tarihi: 04 Aralık 2017)

Erol Başaran Bural

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 21-09-2019

1. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı İcra Edildi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve Ermenek Belediyesi’nin işbirliği ile Prof. Dr. Mustafa Kafalı anısına Ermenek’te düzenlenen “Türklerde Devlet Felsefesi ve Yönetimi” konulu I. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı’na Ermenek halkı yoğun ilgi gösterdi.