Türkiye'ye Teslimiyet Şartları

Yazan  28 Şubat 2020

Erdoğan, ısrarla Suriye ordusunun Suriye toprağı İdlib'in sınırlarının dışına çıkması gerektiğini ve gerekirse zorla çıkarılacağını söylüyor. Hatta Şubat sonuna kadar süre tanındı. Yarın son gün.

Ama sahadaki askeri duruma bakıyorsun bu pek mümkün değil. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ordusunu İdlib'ten çıkarmaya yönelik bir harekat için emir veremeyecek gibi. Bu benim değerlendirmem. Ama sürecin içindeki yabancılar bunu daha kesin dille ifade ediyorlar: Hayır olamayacak.

Suriye ordusunun yaptığı operasyona ve muhtemel gelişimine bakılırsa Suriye, İdlib'te Soçi mutabakatında silahtan ve teröristten arındırılmış 15-20 km genişliğindeki tampon bölgeyi kontrol altına alıyor. Yani Türkiye'nin mutabakatta görevini yerine getiremediği bölgeyi.

Dün en güneydeki 10 nolu gözlem noktamız da Suriye ordusunun kuşatmasına alındı. Suriye ordusunun şimdi kuzey batıya doğru yönelerek 11 ve 12 nolu gözlem noktalarının bulunduğu alanı da kontrol altına alacağını söyleyebiliriz.

Bu durumda yapılacak muhtemel bir ateşkes hattı aslında Soçi mutabakatındaki tampon bölgenin iç sınırları olacak gibi gözüküyor. Bu hatla Türkiye sınırı arasındaki bölge de Türkiye kontrolünde geçici süreli bir güvenli bölge olacak.

Aslında Ruslar bu haritayı iki hafta önce Türkiye'de yapılan görüşmelerde önermişlerdi. Ama Türkiye kabul etmemişti.

Ama şehitler verildi ve günün sonunda Rusların o haritasını kabul etmek durumunda kalınacak. Çünkü Suriye ordusuna karşı kapsamlı harekat başlatabilmek için İdlib'teki birliklerin hava emniyetini sağlamak gerekiyor yani hava sahasını kontrol etmek gerekiyor. Bunun olmadığını da bizzat Erdoğan söyledi.

İdlib'te sorun, Suriye ordusuna karşı harekatın başlamasında hava sahasının kullanılamayışıymış.

Kervan yolda düzülebilir ama askeri harekat birlikler araziye çıktıktan sonra planlanmaz. Planı Suriye'ye Şubat sonuna kadar süre vermeden, orduyu araziye sürmeden yapacaktınız.

Hava sahası kullanılmadan sadece karadan harekat yapılamaz mı? Emir verilirse tabi ki yapılır ama zayiatı düşünmek bile istemiyorum ve kabul edilemez. Ama şehitler tepesi boş kalmasın denilip harekat emri verilmesini varsa vicdanlara ve akıllara bırakırım. Böyle bir emir Türkiye'ye ağır şartlar dayatmaya hazırlanan ABD'nin senaryosuna hizmet eder.

Tam da bu ortamda Erdoğan, hava sahasına bir hal çaresi mutlaka bulacağız dedi. Hava sahası sorununun Rusya üzerinden çözülemeyeceği açık.

Rusya'nın İdlib hava sahasını Türk savaş uçaklarına açması Suriye ordusunu mağlubiyete terk etmek, tabiri yerindeyse kendilerini koruması ve destek sağlaması için davet ettiği Şam yönetimini satması demek. Aynı zamanda İdlib'te, Türkiye teröristlere destek veriyor söyleminden geri adım atması demek. Bu olmayacak.

Öyleyse çare ne? Muhtemelen ABD. Çünkü Erdoğan, Trump destek vaat etmişti ama henüz bunu göremedik yeniden konuşacağız dedi.

Peki ABD bu desteği verecek mi? Görünen o ki ABD, Türkiye'yi tabiri yerindeyse meletmeye, sonra da ağır şartlarla aslında Türkiye'nin İdlib'teki güvenlik ihtiyaçlarını çözmeyecek sözde destek vermeye hazırlanıyor.

Bakın iki gün önce ABD yönetiminin yayın organı diyebileceğimiz ve sadece Arapça yayın yapan Al Hurra sitesindeki açıklamasında Pentagon'dan üst düzey yetkili, Patriot füze savunma bataryalarının İdlip bölgesinde devam eden çatışmada, ikili bir sorun olması nedeniyle, Türkiye'ye yardım etmek için gönderilmesinin uzak bir ihtimal olduğunu söylüyor.

Pentagon yetkilisi, Ankara'nın Rusya'nın güvenilmesi mümkün olmayan ve gerçek bir ortak olmadığını hissetmeye başladığını dolayısıyla Türkiye'nin yakında Moskova ile S-400 füze sistemi anlaşmasının etkili olmadığını da anlayacağını belirtiyor.

Şunları diyor aslında: ABD/NATO Suriye'de sıcak çatışmada yer almayacak. Orada Türk askerine saldırılar NATO'nun 5 ve 6. Maddesi kapsamı dışında. Eğer gönderilirse Patriot gibi sistemler sadece Türk topraklarına yönelik saldırılara karşı kullanılır (yani İdlib'teki saldırıları önlemede kullanılmaz).

Patriot verilmesi (satılması) şartı da, S400'lerden kesin vazgeçtiğini açıklamaktan geçiyor. Ve kamuoyuna açıklanmayacak başka şartların olacağını kesinlikle söyleyebilirim. Bu haliyle teslimiyet şartları içeren bir liste olacaktır.

ABD halen Türkiye'yi İdlib'te savaşa tahrik ve teşvik eden açıklamalar yapıyor. Adeta Türkiye'yi yukarıda belirtiğim ağır şartları kabullenecek ortama sürüklemeye çalışıyor. Trump'ın sözle destek verip Erdoğan'ın orduyu sahaya sürmesine neden olduğu şimdi de yalnız bıraktığı görülüyor. Böylece Rusya'nın Türkiye'yi açıkta bıraktığını gösteriyor.

Putin de, Erdoğan'ın ABD'ye yaklaştığını ama açıkta kalacağını, İdlib'te Rus haritasını kabul etmekten başka çaresi olmadığını görüyor. Putin'in şartları da ABD'nin şartlarından hafif olmayacak.

Benzer resim Libya'da da var.

İki süper güçle mavi boncuk oyunu oynamanın sonu maalesef bu. Boncuklar bitti oyun sona erdi. Çifte kuşatma, çifte dayatma ve teslimiyet.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları
KORONAVİRÜS SALGINININ KÜRESEL ve  TÜRK EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Köksal Taşkent   - 01-04-2020

İran ve Korona Salgınının Etkileri

İran hükümetinin Korona salgının yayılmasında, ilk günlerdeki ihmali, ülkedeki yapısal değişim arzusunu güçlendirdi. Bu şok edici olay, sistemi ampirik olarak halkın önünde durma noktasına getirdi. İran'daki karar vericiler, bir diğer değişle siyasi erk, virüsü hükümet için bir siyasi propaganda mal...