Akil İnsanlar ve Toplumsal Algı

Yazan  03 Nisan 2013

 

Akil insan konusunu ilk ortaya atan İmralı’daki teröristbaşıdır. İmralı’ya yapılan ziyaretler sırasında Öcalan avukatları vasıtasıyla, Hakikatleri Araştırma ve Akil Adamlar Komisyonu kurulmalı demişti.  Süreç içinde AKP’nin kapısını çalan Kılıçdaroğlu da Akil Adam Komisyonu’nun kurulmasını önermişti. Gelinen aşamada Başbakan Erdoğan’ın, Öcalan’ın Akil adam görüşünü benimseyip uygulamaya geçirdiği görülmektedir.

Başbakan Erdoğan, bu komisyonun görevini katıldığı bir televizyon programında şöyle ifade etmiştir:  “Toplumsal algıyı oluşturmak, geliştirmek için toplumda karşılığı olan kişilerden akil insanlar kadrosu kurulacaktır. Yani akil insanların görevi, toplumsal algıyı yönetmektir.” Hükümet, akil insanları kullanarak “barış süreci”  adını verdiği, İmralı canisi Öcalan ile AKP iktidarı arasında süren görüşmelere halk nezdinde karşılık bulmaya çalışmaktadır. Demokrasilerde bir hükümetin, halkın toplumsal algısını yönetmek üzere komisyon kurması ve bunu ilan etmesi düşünülemez. Halka senin algını yönetmek için komisyon kuruyoruz demek, halka hakarettir. Bu tavır halkı; bir şey bilmez, algılamaz, anlamaz kuru kalabalık yerine koymaktır. Halkın algısını halka rağmen yönetmeye kalkmak totaliter iktidarların işidir.

Başbakan Erdoğan’ın bu tavrı AKP iktidarının içine düştü açmazı göstermektedir.

Akil insan; Öcalan ile yürütülen görüşmelere kayıtsız şartsız destek veren edebiyatçı, şarkıcı, televizyoncu, sanatçı, artist, köşe yazarı, siyasetçi ve benzerlerine AKP ile Öcalan’ın uygun gördüğü addır. Akil insanlar, tek yanlı, devlet destekli, sonsuz imkânlı yönlendirme faaliyetinde bulunacaklardır. Hükümetin adımlarını, hükümetin adamları olarak yerine getireceklerdir.

Esasen toplum tarafından bilinmeyen hiçbir görüşleri olmayan akil insanlar, PKK ile iktidarın başlattığı görüşmelere karşı çıkanları ikna etmeye daha doğrusu yönlendirmeye çalışacaklardır.  Akil insanların ilk hedefi şehit ve gazi yakınları ve İmralı canisi Öcalan’ın meşru muhatap alınmasına karşı çıkanlar olacaktır.

Akil insanlar, AKP’nin Öcalan ile devleti muhatap etmesinin yararlarını geniş imkanlardan yararlanarak halka anlatacaklardır. 

Akil insanlar; Arınç’ın “Dağdaki PKK’lılar için ağlamayan insan değildir”,  “PKK’lılara yapılan bana da yapılsa ben de dağa çıkardım”, “Öcalan geçmişte beş vakit namazını kılardı” söylemleri bağlamında terör örgütünün ve liderinin imajını değiştirmeye çalışacaklardır. İşin daha da özeti, akil insanların görevi Bülent Arınç’ın üzerindeki yükü hafifletmektir. Hükümet İmralı’daki bebek katiline verdiği sözün gereğini yerine getirmiş BDP ile birlikte akil insan tespitini büyük ölçüde tamamlamıştır.

Akil insanlar; halka, terörün döktüğü kanın durması için Öcalan ile Tayyip Erdoğan ikilisinin başlattığı görüşmelerin dışında bir yol olmadığını anlatacaklardır. Terörle mücadelenin terörü önlemeye yetmediğini, her yolun denendiğini ve sonuç alınamadığını artık denenmeyeni deneyerek sonuç almak gerektiğini, iktidarın da bunu yaptığını söyleyeceklerdir.

Halkı, PKK’nın terör örgütü değil,  “yasal olmayan örgüt” olduğu yolunda ikna etmeye çalışacaklardır. PKK’nın yaptığının terör değil, isyan olduğunu, bundan da  “asimilasyoncu”  ve  “inkârcı”  politikalarının sorumlu olduğunu vurgulayacaklardır. İmralı canisi Öcalan’ın “bebek katili”  imajını değiştirerek onu ’barış havarisi’olarak halka takdim edeceklerdir.

İmralı canisi Öcalan’ın Diyarbakır meydanında halka okunan sözlerinin, barış için terörden kurtuluşun tek çıkar yol olduğunu ilan edeceklerdir. İmralı canisiyle görüşmelere karşı çıkanların  “kandan beslenenler” ve  “terörün bitmesini istemeyenler” olduğunu anlatacaklardır.

İmralı canisiyle iktidarın görüşmeleri sürerken hükümetin hiçbir taviz vermediğini, bir televizyon bir de jimnastik imkânı dışında terör örgütü liderine imkân sağlamadığını söyleyeceklerdir.

Terörün bitmesiyle Türkiye’nin şaha kalkacağı, ekonominin tavan yapacağı kehanetlerinde bulunacaklardır. Türkiye’deki terörden PKK terör örgütü ve İmralı canisi Öcalan’ın değil  “Ergenekon” adlı derin devlet yapılanmasının sorumlu olduğunu iddia edeceklerdir.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-09-2019

IŞİD'in Tarihsel Gelişimi ve Dinamikleri

IŞİD sadece Suriyeli gruplar için değil hem bölgesel güçler hem de küresel aktörler için büyük bir tehlike olarak görülüyor.