×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Meğer Kıra Kıra Soy Bırakmamışız

Yazan  26 Kasım 2008
SABAHATTİN TALU* - Avrupa Parlamentosu (AP) Sol Grup üyesi Feleknas Uca’nın girişimi ve “Dersim’i Yeniden İnşa Derneği” ile “Demokratik Aleviler Federasyonu”nun organizesiyle, geçtiğimiz 13 Kasım günü, Brüksel’de,

"Dersim 1937-1938: 70 Yıl Sonra" başlıklı ve "Dersim soykırımının 70'inci yıldönümü" konulu bir konferans gerçekleştirilmiş.

Konusu "Dersim Soykırımı" olduğuna göre konferansa kimler katılmış olabilir dersiniz?

"Soykırım" ifadesi geçtiğine göre tabiî ki Ermeni soykırımı iddiasındaki bazı Ermeniler.

Başka? Konu, Türkiye'nin aleyhine bir konu olduğuna göre tabiî ki bazı DTP'liler. Neden? Çünkü, Türkiye aleyhine nerede ne varsa bunlar oradalar, bir. İkincisi, bunların veya bu zihniyette olanların neredeyse yüz yıla yakın Ermenilerle işbirlikleri var. Üçüncüsü ise; "Kürt Soykırımı" sözünü ilk ola­rak DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, daha birkaç gün önce sarf etmişti de ondan. Gerçi sonradan kıvırdı, "fiziki değil de, kültürel ve sosyal kimlik soykırımı" diye.

Evet aynen öyle olmuş ve konferansa DTP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, Diyarbakır Millet­vekili Aysel Tuğluk ve Tun­celi Belediye Başkanı Songül Erol Abdil katılmışlar. Er­meni soykırımı dayatmasının en önemli savunucularından biri olan, Ermeni-Avrupa Federasyonu Başkanı Hilda Tchboyan da konferansa iştirak etmiş, doğal olarak.

Konferansın davetiyesinde "1937'de, Türk ordusu Alevi Kürtlerin yaşadığı Dersim bölgesinde köyleri yaktılar, on binlerce sivili, erkek, kadın, çocuk demeden öldürdüler. Kurtulanlar ise sürgüne tabi tutuldular" gibi ifadelere yer verilmiş. Aslına bakarsanız bu konferans davetiyesi, olsa olsa soykırımcı Ermeniler ile ayrılıkçı Kürtlerin sürekli tazelenen "nikâh davetiyesi" olur.

AP çatısı altında düzenlen bu konferansa tek bir Avrupalı parlamenter, izleyici olarak dahi katılmamış, hayret! Belki, bu aşamada ciddiye alıp önemsemediler, belki, gelişmeleri sinsice uzaktan izlemeyi tercih ettiler, belki de çoğu zaman olduğu gibi perde arkasında olmayı yeğlediler. Bekleyip göreceğiz.

Toplantının sonuç bildirgesinde özetle; "Türkiye'nin Dersim olay­larını bir soykırım olarak kabul etmesi ve mağdurlarına tazminat ödemesi, Avrupa Birliği'ne üye tüm ülkelerin de bu olayları soykırım olarak tanıması" çağrılarında bulunulmuş. Emriniz olur!!!

Konferansta konuşan DTP'li Tuğluk, "Ya sev ya terk et dayatmasının baskısı altındayız. Bu baskı altında, farklılığımızı ve kimliğimizi koruma mücadelesini sürdürüyoruz. Kürtlere hayatta kalmanın bedeli ödetiliyor. Linç kültürü tahrik ve teşvik ediliyor. Beğenmeyen gitsin deniliyor. Soruyorum, Dersim'in ne kadar ötesindeyiz?"diye konuşmuş.

Tunceli Belediye Başkanı Abdil, TC Hükümeti'nin Tunceli'de yolları yaptığını, ancak bu yolların yapım amacının, yeni bir sözde "Dersim katliamı" olduğunu iddia ederek, "Dersim isyanında Kürtlere soykırım yapıldı. Atatürk ve dönemin Bakanlar Kurulu üyeleri yaşasalardı, yargılanırlardı" demiş. Gördünüz mü "Mustafa"yı, "İnsani yönlerini"! Bakın, yol açıldı ve önüne gelen bu ülkenin kurucusu "Atatürk" ile uğraşmaya, O'nu karalamaya, hatta suçlamaya başladı bile.

Avrupa Ermeni Federasyonları Başkanı Tchboyan da; "Türkiye'nin Kürtlere ve Ermenilere uygulamış olduğu politikalar, Nazi Almanyası'nda Musevilere uygulanan katliamlarla aynı" demiş. Bu nasıl bir safsata böyle! Türkiye'de bugüne kadar çeyrek tane dahi "Alman fırını"ndan bahsedildiğini duydunuz, gördünüz mü? Türkiye'dekilerin tamamı sadece "Ekmek fırını", o da karın doyurmak için.

Tesadüfün böylesi!!! 13 Kasım günü Avrupa Parlamentosu'nda "Türkiye'deki Ermeni tarihi mirasın yeniden keşfedilme günü" başlıklı bir başka konferans daha düzenlenmiş. Ne tesadüf değil mi!!! Aynı gün ve aynı yerde! Biri; "Dersim soykırımı", diğeri; "Türkiye'deki Ermeni tarihi". Dedik ya, "Nikâh" diye.

Gelelim, peydahlandırılmaya çalışılan "Dersim soykırımına". Aslında konu tarihçilerin konusu ama biz yine de kısaca bahsedelim.

1937-38 yılları. Bölgenin feodal ya­pısı nedeniyle aşiretler arasındaki kavgalar giderek artıyor, ayrıca yeni kurulan Cumhuriyet nedeniyle de yönetim ile aşiretler arasında münferit anlaşmazlıklar yaşanıyor. Türk devleti, isyanları engelleyebilmek için gerekli gördüğü ekonomik-sosyal önlemleri almaya başlıyor, aşiretler dışında kalan, herhangi bir aşirete mensup olmayan köylülere toprak dağıtıyor. Bir nevi toprak reformu. Bundan rahatsızlık duyan aşiretler, bölgedeki zengin Ermenilerin de kışkırtmasıyla isyana kalkışıyor. Doğal olarak da devlet, bu isyanın daha da büyümesini engellemek için bastırıyor. İsyanın bastırılmasına sebep olan son nokta ise, bölgeye yapılan tren yolu hattı. İsyancılar tarafından tren yolu sabote ediliyor. İsyancılara göre tren yolu, soykırım için kullanılacakmış da ondan!!!

Şimdi daha iyi anlaşılıyor, Tunceli Belediye Başkanı Abdil'in söyledikleri. O'na göre de, Tunceli'de yapılan yollar, yeni bir sözde "Dersim katliamı" ya!!! Yani, karayolu ve demiryolu nerede yapılıyorsa, orada bir soykırım amacı var demektir, bu malum zihniyete göre. Allahtan, denize ve havaya yol henüz yapılamıyor neyse ki!

Düşünün, Kurtuluş Savaşı'ndan çıkmışsınız. Zaten çok fakir bir ülkesiniz ve savaş daha da fakirleştirmiş. Son üç gazimizin anlattıkları, "Arkadaşımız şehit olduğunda O'nun silahını alıp, savaşmaya devam ederdik, silahımız yoktu. Cephede günlerce aç kalırdık, bir dilim ekmeğimiz çoğu zaman yoktu" şeklindeki anıları, ülkenin gerçek şartlarını net olarak ortaya koyuyor. Bu denli yokluk ve son derece zor şartlar içerisinde kurulmuş bir devlet, bırakıyor bir kenara yapması gereken birçok işi, bir yandan Ermenileri, diğer yandan da Kürtleri kıyıveriyor!!!

Aman hatırlatmayın onlara 17 Ağustos'u, Düzce'yi, Erzincan'ı. Fırsat bu ya, doğal afetleri bile, "Düzce halkının, Erzincan halkının soykırımı" adları altında konferanslar düzenleyiverirler!!!

Sizin bu mesnetsiz ve son derece komik iddialarınıza ancak kargalar güler. Hatta gülmekle kalmaz, kendilerini alamaz, gülmekten ölürler bile. Korkarım, sizler de gülme krizine tutulan kargaların ölümünü, "Karga Soykırımı" diye tutturursunuz!!!

_______________________________________________________________________________

[*] This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2022

Korku İkliminde İnsan Davranışı

Kafka’nın 20. Yüzyıl için “Korku Çağı” dediğini hatırlarsınız. Haksız değildi. Büyük yazar 1924 yılında öldüğünde zaten yaşamı boyunca bir dünya savaşı, bir büyük salgın görmüştü.