Yeni Zelanda’da“Radikal Terörizm”

Yazan  16 Mart 2019

Bütün dünya 15 Mart 2019 günü; Yeni Zelanda’da Cuma namazı kılmak üzere bir araya gelen cemaate yönelik iki camiye birden yapılan silahlı saldırı olayı ile birlikte irkilmiştir. Saldırı sonucu, 49 kişinin hayatını kaybettiği ve 48 kişinin yaralandığı bu olayı; terörist(ler)in eylem anını sosyal medya üzerinden canlı yayın yapmak suretiyleve canice gerçekleştirdikleri belirlenmiştir.

Bazı Batılı Liderlerin Saldırıyı Terör Olarak Telaffuz Etmemeleri Dikkat Çekmiştir!

Olayın ardından açıklama yapan Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern; “saldırının bir şiddet olayı olduğunu, saldırıyla ilgili dört kişinin gözaltına alındığını, saldırıyı düzenleyenlerden hiçbirinin güvenlik-istihbarat birimlerinin takip listesinde olmadığını” belirtmiştir.[[i]]

Olay sonrasında gözaltına alınan terörist Brenton Tarrant; 17-20 Mart ve 13 Eylül-25 Ekim 2016 tarihleri arasında olmak üzere 43 gün süreyle Türkiye’de bulunduğu belirlenmiştir. Türkiye’de kimlerle görüştüğü veya temas ettiği konusu önümüzdeki günlerde elbette açığa çıkacaktır. Yine o tarihlerde, belki Türkiye’de meydan gelen gelişmeleri ve olayları da mercek altına alarak mütalaa etmek gerekecektir.     

Saldırı sonrasında, gerek yurt içinden siyasi liderlerin yaptıkları açıklamalarda, gerekse Müslüman aleminden yapılan resmî açıklamalarda; yabancı karşıtlığı ve “İslamofobi” kaynaklı bir “terör saldırısı” olduğu ifadeleri yer almıştır.

Buna mukabil, başta ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ile Yeni Zelanda Başbakanı tarafından yapılan açıklamada ise; “terörist” kelimesi veya “terör saldırısı” olduğu konusunda bir ifadeye yer verilmemesi dikkat çekmiştir. Bu durum, dünyanın ırkçı ve dini anlamda kutuplaşmanın hangi boyutlara vardığının göstergesi olarak şüphesiz bu olaydaki tutumlarıyla gözler önüne serilmiştir.

İslamofobi; Dini ve Irkçı Kavramları Birlikte İçerir

İslamofobi; İslam ve Yunanca “-phobos” kelimelerinden oluşturulmuş bir kavramdır. –phobia (fobi)eki; psikiyatride zihni rahatsızlıkları izah etmek için kullanılmaktadır. Diğer bir ifadeyle İslamofobi; İslam yada Müslümanlara karşı duyulan önyargı, nefret, düşmanlık ve yersiz korku gibi halleri ve bu hallerden yola çıkarak dile getirilen aşağılayıcı söylemi ve ayrımcı eylemleri ifade eden bir kavramdır.[[ii]]

İslamofobi olgusunun kökleri, haçlı seferlerinin de öncesine, Müslümanlığın daha ilk dönemlerindeki yayılma sürecinde Hristiyanlarla olan erken temaslarına kadar gitmektedir. Yakın dönemde, özellikle 1990’lı yıllardan günümüze doğru, İslam’a ve Müslümanlara karşı başta batı dünyasında hakim olmaya başlayan İslamofobi, teori ve pratikte ideolojik bir fenomen durumuna bürünmüştür.[[iii]]

İslamofobi, sadece dini anlamda mana içermenin ötesinde, günümüz dünyasında ırkçılık kavramı ile de bütünleştiği söylenebilir. Nitekim, bu olaydaki teröristin Müslüman alemine yönelik söylemlerinin yanı sıra, Türklere ve İstanbul’un konumuna yönelik söylemleri bu bakışı doğrulamaktadır.

İslamofobi uygulayıcıları ve savunucuları tarafından; ırkçılığın sadece biyolojik olarak değil, aynı zamanda dini inancın ve sosyo-kültürel yaşayışın, geleneklerin bütününü içerecek bir yaklaşımla değer biçtiklerini söylemek yerinde olacaktır. Bu çerçevede gerek ırkçılık gerekse dini manada ayrıştırıcı söylemler üzerinden, katı uzlaşmaz çevrelerin politik ve stratejik ittifakları için temel oluşturmaktadır.

Özellikle ABD ve çoğu Avrupa ülkelerindeki hükûmetlerin ve siyasi liderlerin, İslam karşıtlığı söylem ve uygulamalarına karşılık, sessiz veya kararlı bir tutum takınılmaması, bu tür ideolojik beslenmelerden istifade eden şahıs ve grupları-örgütleri cesaretlendirmektedir.

Uluslararası toplumda olabilecek yetersiz bir tepki, bu tarz daha vahim başka olayların meydana gelmesinde bir domino etkisi yaratabileceğini kabul etmek gerekir. Bu noktada uluslararası hassasiyet ve söylem birliği ile alınabilecek tedbirler önem kazanmaktadır.

İstanbul’un Batı Yakası Hıristiyan Alemine!

Saldırganın internet üzerinden Neo-Nazi ideolojisiyle ve Müslümanlara karşı nefret duygusuyla yazdığı 74 sayfalık tehdit dolu manifestosunda dikkat çeken bir husus; “İstanbul’u doğu ve batı yakası şeklinde ikiye bölerek, batı yakasını Hristiyan alemine tevdi ederken, doğu yakasının ise bir lütuf olarak huzur içinde Türkler’de kalmaya devam edebileceğini” belirten ifadesidir.

Teröristin bu ifadesi; daha önce zaman zaman gündeme gelen İstanbul kanal projesinin yaratacağı Batı İstanbul adacığının, ileride özerk bir yapıya kavuşma riskini de beraberinde taşıyacağını ifade eden, eski milletvekili Şahin Mengü’yü hemen akla getirmiştir. Nitekim Mengü, 2011 yılında yaptığı bir konuşmasında; “Azınlık vakıflarına taşınmazların iade edilmesiyle birlikte İstanbul’un batısında özerk bir bölgenin yolunun açılacağını”[[iv]] belirtmiş ve Kanal İstanbul ile birlikte sözde Bizans sınırının oluşturulacağın ıvurgulamıştır.

Bu noktaya belki komplo teorisi diyebileceğimiz bir yaklaşımla ve şüphe ile bakarken, bir taraftan da uyanık olmak ve yine de şüpheci bir yaklaşım içerisinde bulunmak, elbette ki ülke güvenliğimizin korunması noktasında gerekli önleyici tedbirlerin alınmasını sağlayacak veya kolaylaştıracaktır.

Eylem, Bireysel Olmaktan Ziyade Örgütsel Bir Öğretiye Benzemekte

Teröristin gerek silahlar üzerine yazdığı tarihsel hatırlatıcılar, gerekse sosyal medyada paylaştığı bilgiler, yaptığı hedef analizlerinin yanı sıra uzun bir süre planlama içerisinde bulunması, motivasyon yüklemesi, soğuk kanlılığı gibi hususları birlikte değerlendirdiğimizde; teröristin bu bilgi ve hareketlerinin bireysel gelişiminin çok ötesinde, grup-örgüt aidiyeti içeren bir öğretiye sahip olduğunu çağrıştırmaktadır.           

Saldırganın, silahlar üzerine yazdığı hatırlatıcı yazılar, İslamofobi yaklaşımın da ötesinde tarihsel semboller üzerinden gönderme yaparak Türkiye’yi hedeflemiş olması dikkate değer bir diğer konudur.

Bu noktada, silahlar üzerindeki yazılardan sadece ülkemizi ilgilendirenlere kısaca bakmak yararlı olacaktır.

  • John Hunyadi; Osmanlı Sultanı II. Murat’a karşı haçlı ordusunu toplayıp Osmanlıya karşı mücadele eden bir Macar komutan,
  • 1683; Osmanlı IV. Mehmet döneminde II. Viyana kuşatmasındaki başarısızlık tarihi,
  • Milos Obiliç; Osmanlı Padişahı Sultan I. Murat’ı 1389 yılında I. Kosova savaşında sırtından hançerleyen Sırp asıllı asker,
  • Antonio Bragadi; yüzyılda Kıbrıs’ın Osmanlı tarafından fethi sırasında direnen ve bilahare esirleri öldürmemek üzerine yapılan anlaşmaya uymadığı için Lala Mustafa Paşa tarafından derisi yüzdürülen Venedikli komutan,[[v]]
  • David Soslan; Osetya kralı olmasına rağmen, Gürcü asıllı eşi nedeniyle Gürcistan yönetimi üzerinde sağladığı etki ile Türklere karşı başlattığı saldırı sonucunda;bazı çevrelerce Rum-Pontus sahası olarak adlandırılan bölgeyi ele geçirerek, Karadeniz sahilinde Laz kabilelerinin olduğu Trabzon Krallığını kuran Oset kralıdır.[[vi]]

Bu tespitler üzerinden baktığımızda; Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı üzerinde bıraktığı etkilerin ve asırlarca imparatorluğun yönetiminde ve gücünün tesirinde kalmış olmanın yarattığı psikolojinin, günümüzde kinli bir yaklaşımın dışa vurumunu yansıtan ve bu çerçevede öç alma duygusu ile hareket eden terörizmden başka bir şey değildir.

Yine teröristin saldırı esnasındaki video kayıtları üzerinden bakıldığında; silahların üzerindeki motifler, hedefe ilerleyişi esnasındaki video çekim şeklinin, bilgisayar oyunlarındaki hareket tarzlarını içerdiği söylenebilir. Bu durum göstermektedir ki, hızla gelişen bilgisayar dünyasındaki savaş oyunları gibi sitelerin önemli etkisi olduğudur. Bu tür sitelere rahatlıkla ulaşılabilinir olunması ve bunlara karşı uluslararası etkin hiçbir önleyici tedbirin düzenlenmemiş olması tehdidin gelişmesini artırmaktadır.

İslamofobi’yi körükleyen bir diğer faktör ise, söz konusu bilgisayar savaş oyunlarının önemli bir kısmının İslam karşıtlığı ve dini değerlere saldırıları içeren oyunlar şeklinde olması yatmaktadır.

Sonuç olarak;

Müslüman alemine karşı İslamofobi ve Hristiyan alemine karşı İslami radikal grupların elemine edilebilmesi için; dünyanın ortak bir terör tanımında buluşması, dinci radikal kişi ve grupların tasnifi ve bunların etkisiz kılınması için ortak bir irade önem arz etmektedir.

Evrensel kültürün geldiği nokta itibariyle, radikal dini söylem ve yapılanmaları kontrol edecek şekilde,önleyici ve izleyici tedbirler çerçevesinde uluslararası mutlak irade ve iş birliğine ihtiyaç bulunmaktadır.      

           

                                                                                             

 

           

 

[[i]]Yeni Zelanda Başbakanı’ndan Saldırıya ilşikin Açıklama, ntv.com.tr., 15 Mart 2019.

[[ii]]Levent Baştürk, Beş Soruda İslamofobi, https://www.dunyabulteni.net., 15 Mart 2019.

[[iii]]a.g.m.

[[iv]] Bizansın Sınırı Kanal İstanbul, https://www.yenicaggazetesi.com.tr., 29 Ağustos 2011.

[[v]]Brenton Tarrant Kimdir? Yeni Zelanda Saldırısında Kan Donduran Detaylar, https://www.sozcu.com.tr., 15 Mart 2019.

[[vi]]David Soslan Kimdir?, Yeni Zelanda Olayı ile David Soslan Bağlantısı, https://www.haberturk.com., 15 Mart 2019.

Son Düzenlenme Cumartesi, 16 Mart 2019 13:57
Ünal Atabay

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 12-10-2019

“ANKARA, ATATÜRK İLE UYUR, ATATÜRK İLE UYANIR” ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞUNUN 96’NCI YILDÖNÜMÜ; 13 EKİM 1923.

13 Ekim 2019, Ankara’nın başkent oluşunun 96’ncı yıldönümü, Türk Milleti’ne kutlu olsun.