Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

Dünya yeniden enflasyonist bir dalganın etkisi altında. Şiddetli bir dip dalga bu. Ama suyu yeniden keşfetmeye gerek yok.

Merkez Bankaları veya dengi olarak kabul edilen rezerv bankalar dünyanın hemen her ülkesinde fiyat istikrarından sorumlu olan kurumlardır. Oysa Türkiye 2021 yılının Haziran ayında, birden bire yeni bir Fiyat İstikrar Kurulu (FİK) oluşumuna giderek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını(TCMB)  adeta asli görevinden azletti.

Türkiye derinleşen, derinleştikçe köklenen bir ekonomik krizin tam ortasında. Ekonomik kriz, toplumsal dengeleri bozuyor ve barışı tehdit ediyor. Ya siyasi sonuçları?

Enflasyon belli bir dönem içinde fiyatların artış hızı olarak ya fiyatlardaki genel artışı veya hayat pahalılığını ifade eder. Enflasyon da ceste ceste.

Mayıs ayının son gününde Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) arasında bir- iki savunma sanayi işbirliği mutabakat zaptı(Memorandum of Understanding- MoU veya MZ)) imzalandı. Şu sıralar BAE bir hayli faal. İlişkilerini geliştirip, sağlamlaştırmak için her alanda ve yönde girişimleri var.

Jan Sibelius,en meşhur Fin bestecilerinden. Onun 1902 de tamamladığı ikinci senfonisi Finlandiya’nın kültürel uyanışına ivme vermiş, baskıcı Çarlık rejimine karşı isyanın yankısı olmuş ve yüreklerdeki bağımsızlık ateşini körüklemiştir.

Küresel ekonomide son bir yıldır enflasyon riskinde önemli bir yükseliş ortaya çıktı. Bunda salgın dolayısı ile hammadde, ara mal, sermaye teçhizatı ve nihayet tüketim mallarının sevkiyat, dağıtım ve tedarik süreçlerindeki bozulmanın payı büyük.

Ekonomik krizler olur. En gelişmişten en az gelişmişine kadar her ülke bir şekilde ve birçok nedenle ekonomik zorluk yaşar. Üstesinden gelinebilen her ekonomik zorluk mutlaka kriz olmayabilir.

Yıllarca çeşitli üniversitelerde, uluslararası ticaretin ortaya çıkışını açıklayan teorileri anlattım. Özellikle serbest ticaret koşulları altında ülkelerin sahip oldukları iklim, toprak genişliği, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin sağladığı mutlak üstünlük farkına dayanarak yaptıkları ticareti anlatmak nispeten kolaydı.

Türkiye’nin enflasyonla olan sergüzeşti yeni değil. Enflasyonsuz denebilecek yıllara adım attığımız 2005’e kadar geçen otuz yılı aşkın bir süreyi, dar gelirli kesimler hep enflasyon yükü altında ezilerek geçirdi.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Muhittin Ziya Gözler   - 04-08-2022

TÜRKİYE ENERJİ MESELESİNİ AŞABİLİR Mİ?

Yılda 30-33 milyon ton ham petrol, 10-12 milyon ton petrol ürünleri, ortalama 50 milyar m3 doğalgaz ve 30-35 milyon ton kömür ithal eden ve bu kaynaklar için 50 – 55 milyar dolar döviz ödeyen bir ülke 1990 yılında %52, 2002’de %68, 2017’de %76 ve 2020’de %70 oranında dışa bağımlı hale gelmişse ve de...