Üçüncü Senesinde Suriye İç Savaşı

Yazan  23 Eylül 2014

 

           “Arap Baharı” adıyla 18/12/2010 tarihinde Tunus’ta başlayarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasına yayılan ayaklanmalar 15/03/2011 tarihinde, Suriye’ye de sıçramıştır. Mart 2011’den itibaren devam eden ayaklanmalar neticesinde bölgede farklı fraksiyonlar baş göstermiştir. Bu yapılanmaların sayısının 1.000 civarında olduğu, söz konusu bu oluşumlara ise 100.000 kişinin bağlı olarak faaliyet gösterdiği yönünde bilgiler bulunmaktadır.[1]

            Bu yazıda, dördüncü yılına girmek üzere olan Suriye iç savaşının, hâlihazırda nasıl bir seyir izlediği, çatışmanın tarafı olan grupların son durumlarının ne olduğu, gelişmeler ışığında hangi dinamikler üzerinden iç savaşın nasıl bir boyut kazanabileceği hususlarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

 

Hangi Bölgeler Hangi Grupların Elinde?

              Suriye’de günümüzde faaliyet göstermekte olan gruplar; muhalif, bağımsız, Kürt ve cihatçı şeklinde sınıflandırılabilirler. Suriye iç savaşının aktörleri;

            Muhalif Gruplar:

                 -   Özgür Suriye Ordusu (ÖSO),

                 -   ÖSO bünyesinden türeyen Yüksek Askeri Konsey (YAK),

                  -   YAK’a bağlı; Suriye Şehitleri Tugayı, Kuzey Kasırgası Tugayı, Ahrar Suriye   Tugayı,

-    Suriye İslami Kurtuluş Cephesi ve bu cepheye bağlı olarak faaliyet gösteren; Faruk Tugayı, Sukuru’ş-Şam, Liva el-Tevhid, Liva el-Fetih, Ceyş el-İslam, Liva el-İslam,

-    Suriye İslam Cephesi ve bağlı grupları; El Hak Tugayı, Ensar el-Şam Tugayı, Ceyş-el Tevhid, Şam Mücahitleri Tugayı,

-    Ahrar-el Şam el-İslamiye Hareketi, 

Bağımsız Gruplar:

-          Ahfad el-Resul Tugayı,

-          Asala ve el-Tanmiya (Hakikilik ve Büyüme) Cephesi,

-          Duro el-Tavra Komisyonu,

-          Tecammu Ensar el-İslam,

-          Yarmuk Şehitler Tugayı,

-          Ulusal Birlik Tugayı,

Kürt Grup:

- PKK’nın Suriye kolu Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve silahlı kanadı, Halk    Savunma Birlikleri (YPG),

Cihatçı Gruplar:

             - Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD)-diğer adıyla İslam Devleti-[2],

             - El Nursa Cephesi,

             - Ceyş el-Muhacirin ve el-Ansar (Göçmenler ve Destekçiler Ordusu)

             şeklindedir.[3]

            Esad Güçleri, nüfusun yoğun olduğu kuzey-güney batı hattı boyunca kontrolü elinde bulundurmaktadır. Bu çerçevede Esad’ın kontrolü altında olan bölgeler; Halep ve İdlip’in iç kesimleri, Lazkiye, Hama, Tartus, Humus, Şam ve Süveyde bölgeleridir. Ayrıca Halep Bölgesi’nin iç ve orta kısımları da Esad güçlerinin kontrolü altındadır.[4]

            ÖSO; Halep Bölgesi’nin kuzey batı ve batı bölgeleri, İdlip İli’nin batı, orta ve güney kesimleri, Humus Kenti’nin kuzey-orta kısmının küçük bir bölümü ile Dera İli’nin İsrail Sınırı/Golan Tepeleri hattı boyunca mevcudiyet göstermektedir.[5]

            IŞİD, Suriye’de yürüttüğü strateji çerçevesinde bölgenin doğal kaynaklarının ve petrol sahalarının bulunduğu orta ve doğu yönündeki alanları öncelikli olarak hedef almaktadır. Bu çerçevede IŞİD, Rakka ve Deruza Bölgeleri’ni kontrol altına almıştır. Ayrıca IŞİD’in Dicle ve Fırat Nehirleri boyunca ilerlediği görülmektedir. Bu noktadan da hareketle IŞİD’in öncelikli hedefinin, Suriye’deki ekonomik kaynakların kontrol altına alınması ve akabinde nüfus yoğunluğunun bulunduğu bölgelere doğru ilerlemek olduğu anlaşılmaktadır.[6]   

            PYD ise Suriye’nin kuzey bölgesini yani Suriye-Türkiye sınırı olan bölgeyi kontrol altında tutmaktadır. Bu bağlamda; Afrin, Kobani, Kamışlı, Haseke ve Resul-el Ayn Bölgeleri’nde hâkimiyet kurmuştur.[7]

            Söz konusu grupların kontrol altında tuttuğu bölgelerde, aynı zamanda gruplar birbirleriyle çatışmaya devam etmektedir. Bu çerçevede IŞİD ve PYD arasında PYD’nin hâkimiyet kurduğu; Kobani, Kamışlı, Haseke ve Resul-el Ayn Bölgeleri’nde çatışmalar yaşanmaktadır. Aynı zamanda söz konusu bu çatışmaların Eylül 2014 itibarıyla şiddet seviyesinin de arttığı gözlemlenmektedir. Bu duruma son olarak IŞİD’in, Kobani ile Telabyad İlçeleri arasındaki köylere yönelik gerçekleştirdiği saldırılar örnek olarak verilebilir. Bu saldırılar neticesinde bölgeden kaçan yaklaşık 3.000 kişi Türkiye sınırına gelmiştir. Saldırılar neticesinde IŞİD bölgede kontrolü sağladığını açıklarken, PYD Başkanı Salih Müslim tarafından bu açıklama yalanmış olup çatışmaların hala sürdüğünü ifade etmiştir.[8]

Halep, İdlip, Lazkiye, Hama, Humus, Şam ve Dera Bölgeleri’nde ise Esad güçlerinin baskın olmasına rağmen sınırlı küçük alanlarda muhalif güçlerle Esad güçleri arasında çatışmalar sürmektedir. Ayrıca ÖSO, PYD/YPG ve diğer muhalif gruplar tarafından IŞİD’e karşı ortak mücadele yürütmek amacıyla Burkan El Fırat ismiyle ortak bir savunma gücü oluşturulmuştur. Bahse konu oluşum tarafından IŞİD’e karşı Kobani’de Eylül 2014 içerisinde bir saldırı gerçekleştirildiği duyurulmuştur.[9]

 

            Esad’ın Stratejisi

            Beşar Esad Mart 2011’den itibaren başlayan ayaklanmalara yönelik sert müdahaleler gerçekleştirmiş, muhalefete yönelik verilen dış destek çerçevesinde bir dönem bocalamış, ancak hâlihazırda Suriye’nin nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Halep, İdlip, Lazkiye, Hama, Tartus, Humus, Şam ve Süveyde üzerinde yeniden kontrolü sağlayabilmiştir. Ayaklanmaların başlamasıyla birlikte ortaya çıkan kaos ortamından dolayı ilk başta Esad ve Esad’a bağlı güçler, kontrolü sağlamakta zorlanmışlardır. Ancak 2014 yılına gelindiğinde karışıklığın devam etmesine rağmen kaos içerisinde, Esad’ın belli bir düzeni kurulabilmesi neticesinde önemli oranda kontrolü yeniden kendi lehine çevirebilecek bir pozisyon kazandığı söylenebilecektir. Esad’ın belli oranda yeniden güçlenmesine neden olan faktörler;

-          İran, Çin ve Rusya’dan aldığı destek,

-          Düzenli ordunun yerine Irak, Yemen ve İran’dan gelen gruplar üzerinden diğer güçlere karşı gerilla tarzı mücadele yürütmeye başlaması, bu durumun savaş kapasitesini geliştirmesi,

-          Sürmekte olan çatışmayı, kontrolü elde ettiği bölgelerin temas alanlarına kaydırabilmesi, bu şekilde iç kesimlere doğru güvenliğin sağlanması neticesinde bölgede yaşayan nüfusun güveninin kazanılması,

-          Belli bölgelerde elde ettiği kontrol üzerinden söz konusu alanlarda düzeni sağlayabilmesi, bu bölgelerde yaşayan nüfusun eski hayatlarına dönerek savaş ortamından bir nebze yalıtılabilmesi,

-          Dördüncü yılına girilmek üzere olan iç savaşın halkı yorması neticesinde, bölgede kalan insanların düzenin ve asayişin yeniden sağlanabildiği bölgelere geçmeyi tercih etmesi, bu bağlamda Esad’ın kendi kontrolü altında bulunan bölgelere geçmek isteyen gruplara da silahlanmamaları kaidesi dışında karışmaması ve göreceli rahat bir ortam sağlaması,

-          Bu çerçevede, muhalefet kanadının Esad’a oranla belli bir kontrol ve düzeni sağlayabilme noktasında geride kalması; ÖSO’nun kendi içerisinde oluşan çok başlılık neticesinde gücünü muhafaza edememesi, ayrıca IŞİD’in yöntemlerinin ve onun kontrolü altında kurulacak olası bir düzenin, Suriye’de yaşamakta olan çoğunluk tarafından kabul edilebilirliğinin bulunmaması,

-          Esad ve PYD’nin kontrolünün bulunduğu bölgeler dışında diğer grupların bulundukları ve kontrol altında tuttukları bölgelerde asayişi sağlayamamaları,

şeklinde sıralanabilir.

       

Söz konusu gelişmeler ışığında Esad’ın, sağladığı düzen ve asayiş ortamını muhafaza etmek yönünde bir strateji izlediği, kendisine bağlı güçleri temas bölgelerine konuşlandırarak sürmekte olan çatışmanın kontrol sağladığı bölgelerin merkezine ulaşmasını engellemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Kendi bölgesinde bulunan halka herhangi bir yaptırım ve zorlama uygulamayarak dışarıdan gelecek olanlara da göreceli olarak normal hayatlarına dönme imkânı yarattığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde Esad’ın öncelikli hedefinin; düzenin ve asayişin kendi yönetiminde sağlanabildiğini göstermek ve bu şekilde nüfusun çoğunluğunu yeniden kendi kontrolü altına alarak sıcak çatışmayı belli bölgelerde sınırlandırmak olduğu değerlendirilmektedir.

           

            İç Savaşın Uzamasına Etken Olan Faktörler ve İç Savaşın Seyri

İç savaşın uzun süredir devam ediyor olmasının nedenlerinden birisi; aldığı önemli orandaki dış desteğe rağmen, ÖSO’nun bu süreçte kendi içerisinde parçalanmasıdır. Birlik olarak hareket etmek yerine, çok başlılığın ortaya çıkışı, ÖSO’nun Esad’a karşı mücadele kabiliyetini azaltmıştır. Netice itibarıyla da çatışmanın uzun sürmesine neden olan etkenlerden olmuştur. Ortaya çıkan istikrarsız ortam, iktidar-muhalefet çatışmasının yanında terör örgütleri başta olmak üzere farklı fraksiyonların da ortaya çıkmasını tetiklemiştir. Silahlı unsurların türemesi çatışmayı körükleyen bir faktör olmuştur.

Ayrıca ABD ve Batılı müttefikleri tarafından, Suriye’deki muhalif güçlerin Esad’a karşı savaşma kabiliyetlerinin arttırılması çerçevesinde yapılan silah yardımları, cihatçı ve radikal örgütlerin eline geçmiştir.[10] Bu durum da iç savaş ortamına yeni silahlı grupların katılarak karmaşanın boyutunun yükselmesine ve süresinin uzamasına neden olmuştur.   Esad’ın parçalanan gücü, Esad’a karşı alternatif olarak oluşturulan ÖSO’nun bu güç karşısında yetersiz kalması ve içerden aldığı belli orandaki desteği de beklenen güveni ve güvenliği sağlayamaması neticesinde yitirmesi nedeniyle bölgede PYD ve IŞİD etkin birer güç haline gelmişlerdir.

PKK/PYD ve IŞİD’in etkin güçler olarak ortaya çıkmalarından sonra bu güçlerini muhafaza edebilmeleri, daha önceden ellerinde var olan silahlara, çatışma ortamının sağladığı imkânlar neticesinde eklediği yeni ağır silahlar sayesinde gerçekleşmiştir. PKK/PYD’nin Rojova olarak adlandırdığı alanda edindiği kontrol ve söz konusu bölgede ilan ettiği özerklik karşısında Esad’ın, PKK/PYD’ye karşı mücadele yerine, PKK/PYD’nin gücünü kabullendiği görülmektedir.

Esad’ın PKK/PYD’ye olumlu tavrının en önemli nedenlerden birisi de iç savaşın başladığı dönemde Suriye Ordusu’nun muhalif gruplarla savaşma konusunda yaşadığı bocalama esnasında, PKK/PYD’nin etkin olduğu bölgeyi, kaçış ve korunma amaçlı kullanabilmesidir. Ayrıca AKP Hükümeti’nin Esad karşıtı takındığı tavır ve muhalif güçleri Türkiye’de örgütleme, söz konusu gruplara silah, para ve eğitim desteği vermiş olması da Türkiye için öncelikli tehditlerden birisi olan PKK’yı, Esad nezdinde iyi ilişkiler geliştirilmesi gereken bir aktör haline getirmiştir.

Hâlihazırda Suriye’de birbiriyle çatışan tarafların ortak bir düşmanları vardır, bu da IŞİD’dir. IŞİD faktörü Esad’a karşı savaşan güçlerin yönünün IŞİD’e dönmesine neden olmuştur. IŞİD’in Suriye’nin doğu bölgelerindeki enerji kaynaklarına odaklanması da daha içeri bölgelerde bulunan Esad güçleriyle şu anda karşı karşıya gelinmesini gerekli kılmamaktadır. Bu durumda da IŞİD’in yayılmacı stratejisi çerçevesinde karşısına çıkan muhalif grupları ve PYD’yi öncelikli hedefleri haline gelmektedir. Bu durumun en somut örneklerinden birisi; muhalif grup içerisinde yer alan İslamcı Ahrar El Şam’ın da aralarında bulunduğu İslamcı silahlı oluşumların, 09/10/2014 tarihinde Suriye’nin İdlip Şehri’nde, IŞİD’e karşı ortak mücadele yürütülmesi konusunda gerçekleştirdiği toplantı esnasında gerçekleştirilen bombalı saldırı neticesinde, Ahrar El Şam grubu lideri Hasan Abboud öldürülmesiyle görülmüştür.[11]

IŞİD, yayılmacı stratejisini öncelikli olarak kendisine ekonomik güç sağlayacak bölgelere doğru gerçekleştirmektedir. Bu çerçevede IŞİD, Suriye’de izlediği strateji çerçevesinde; bazı yerel güçlerden/aşiretlerden aldığı destekle de doğal kaynakların ve petrol alanlarının bulunduğu Rakka ve Deruza Bölgeleri’ni ele geçirmiş ve kontrol altına almıştır.[12] IŞİD’in Suriye’de ekonomik kaynakları ele geçirmiş olması, IŞİD’in savaş kapasitesini sürdürebilir hale getiren önemli bir etkendir.

Esad’ın, yeniden kontrol sağladığı bölgelere IŞİD’in karışmaması halinde, IŞİD’e karşı gücünü kullanmaktan sarfı nazar ettiği söylenebilecektir. Ayrıca birbirlerini öncelikli derecede tehdit olarak algılayan PKK/PYD ve IŞİD’in birbirlerine karşı savaşması da bu bağlamda Esad tarafından kullanılmaktadır.

 

            Sonuç    

Suriye’de 03/06/2014 tarihinde seçimler yapılmıştır. Seçimlere katılım oranının %73,42, Beşar Esad’ın aldığı oy sayısının 10 milyonun üzerinde ve %88,7 olduğu açıklanmıştır.[13] Savaşın gölgesinde gerçekleştirilen seçimler neticesinde Esad, yedi senelik dönem için yeniden seçilmiştir. Seçimler; çatışmalı ortamın devam ettiği, bu bağlamda Suriye’yi terk eden birçok Suriyeli vatandaşın bulunduğu, birçoğunun da hayatını kaybetmiş olmasıyla birlikte sorgulanır bir hale bürünmüştür. Birleşmiş Milletler (BM)’in açıklamasına göre iç savaş süresince üç milyondan fazla Suriye’li, mülteci konumuna gelmiştir. Bu sayı en yüksek orana iç savaşın üçüncü senesinde, bir senede bir milyon Suriyelinin ülkelerini terk etmeleriyle ulaşmıştır.[14] Demokrasinin sağlayıcı araçlarını kullanmış olmak, ortaya çıkan sonucun her zaman demokratik ve meşru olduğu anlamını taşımamaktadır. Ayrıca demokratik yollarla seçilmiş olmak da seçilenin seçildikten sonra meşru olmayan icraatlarını haklı hale getirmemektedir.

            Suriye’deki iç savaşın dinamiklerini oluşturan grupların yapıları incelendiği zaman, bu grupların mümkün olduğunca mevcudiyetlerini devam ettirme yönünde bir hareket tarzı izledikleri ve izleyecekleri görülmektedir. Her grup bölgede yaşanmakta olan çatışmalı ortamdan maksimum şekilde kazanç sağlayacak çerçevede planlamalar yapmaktadır. Bu durum da çatışmanın devamlılığını körüklemektedir. Örgütlerin mevcudiyetlerinin öncelikli olduğuna örnek olan durumlardan birisi de Ahrar el Şam Örgütü lideri Hasan Abboud’un öldürülmesinden yaklaşık bir hafta sonra liderliğe Hashim al-Sheikh’in getirilmesiyle görülmektedir.[15]  

            Günümüzde önem arz eden gelişmelerden birisi de ABD’nin IŞİD ile mücadelesini Suriye’de de gerçekleştireceği yönündeki açıklamasıdır. Rusya, İran ve Çin tarafından desteklenen Esad Rejimi’nin de bu hareket tarzına, Suriye’deki ABD varlığına karşılık verecek bir strateji izleyerek yanıt vereceği değerlendirilmektedir. Esad için ABD, IŞİD’den daha büyük bir tehdittir.

ABD başta olmak üzere Batılı güçlerin muhalif gruplara eğitim, para ve silah temini konusunda yardım ettiği açıkça bilinmektedir. Bu yardımın sonuçlarından birisi de muhalif güçlerin cihatçı gruplara yenilerek silahlarının bu grupların eline geçmesidir. Bu şekilde söz konusu gruplar savaşma kabiliyetlerini arttırmışlardır. IŞİD’e karşı mücadelede ABD’nin, Suriye’deki muhalif kanada silah desteği verecek olması da savaşma kapasiteleri düşmüş olan muhalif grupların yeniden güçlenmesine neden olacaktır. Hâlihazırda silahlı faaliyet gösteren grupların ellerinde teknolojik ve ağır silahlar bulunmaktadır. Yeni silahların da bölgeye gönderilmesi, Suriye iç savaşının daha da körüklenerek süresinin uzaması anlamına gelmektedir.

ABD’nin müdahalesi noktasında ise ABD’nin demokrasi kisvesi altında müdahale ettiği coğrafyaların başta Afganistan ve Irak olmak üzere mevcut halleri açıkça görülmektedir. Zaten Suriye iç savaşının, Esad’ın karşısında bir duruş sergileyerek tarafı olan ABD’nin, IŞİD’e karşı yürütülecek mücadele çerçevesinde Suriye’deki muhalif grupları daha da çok silahlandıracağını açıklaması, IŞİD karşısında yürütülecek mücadele stratejisinin temelinin çok da sağlam olmadığını göstermektedir. Ancak uzun vadede, önemli enerji ve doğal kaynaklar üzerinde hâkimiyet sağlayan ve bu gücünü genişleterek muhafaza etmeye çalışan IŞİD, Esad için de öncelikli tehdit konumuna gelecektir.



[1] Suriye Krizi: Silahların Ardında Kimler Var?, BBC, 29.10.2013, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/10/131028_suriye_isyanci_gruplar.shtml, 12.09.2014

[2] IŞİD’in taktiksel bir çerçevede yaptığı isim değişikliğine rağmen, bu yazıda örgütün yeni adı İslam Devleti değil IŞİD kullanılmıştır.

[3] Suriye Krizi: Silahların Ardında Kimler Var?, BBC, 29.10.2013, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/10/131028_suriye_isyanci_gruplar.shtml, 12.09.2014

[4] Syrian Civil War Map, 11.09.2014, Wikipedia, http://en.wikipedia.org/wiki/Template:Syrian_Civil_War_detailed_map, 18.09.2014

[5] Syrian Civil War Map, 11.09.2014, Wikipedia, http://en.wikipedia.org/wiki/Template:Syrian_Civil_War_detailed_map, 18.09.2014

[6] Syrian Civil War Map, 11.09.2014, Wikipedia, http://en.wikipedia.org/wiki/Template:Syrian_Civil_War_detailed_map, 18.09.2014

[7] Syrian Civil War Map, 11.09.2014, Wikipedia, http://en.wikipedia.org/wiki/Template:Syrian_Civil_War_detailed_map, 18.09.2014

[8] Sınırdaki 16 Kürt Köyü IŞİD’in Elinde, Milliyet Gazetesi, 18.09.2014, http://www.milliyet.com.tr/sinirdaki-16-kurt-koyu-isid-in/dunya/detay/1942178/default.htm, 19.09.2014

[9] Burkan El Fırat’tan IŞİD’e Operasyon: 15 Çete Üyesi Öldü, Ajans Fırat 11.09.2014, http://www.ajansafirat.com/news/guncel/burkan-el-firat-tan-isid-e-operasyon-15-cete-uyesi-oldu.htm, 12.09.2014

[11] Syrian Rebel Leader Killed In Bomb Attack, Al Jazeera News, 10.09.2014, http://www.aljazeera.com/news/middleeast/2014/09/cloneofsyria-rebel-leader-killed-suicide-blast-2-2014910105829919467.html, 10.09.2014

[12]Obama Admits ‘No Strategy’ On IS in Syria, Al Jazeera News, 29.08.2014, http://www.aljazeera.com/news/middleeast/2014/08/us-considers-attacking-islamic-state-syria-2014828214311218832.html, 10.09.2014

[13]Mısır ve Suriye Seçimleri Ne Anlama Geliyor? BBC, 05.06.2014 http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/140605_canli_misir_suriye_secim.shtml, 17.09.2014

[14] UN Says Syrian Refugees Pass Three Million, Al Jazeera News, 30.08.2014, http://www.aljazeera.com/news/middleeast/2014/08/un-says-syria-refugees-top-three-million-mark-201482952430880804.html, 10.09.2014

[15] Syria Rebels Name Slain Leader’s Replacement, 10.09.2014, Al Jazeera News,  http://www.aljazeera.com/news/middleeast/2014/09/syria-rebel-leader-killed-suicide-blast-201499181811320610.html, 10.09.2014

Merve Önenli Güven

merveonenli@yahoo.com

 

Uzmanlık Alanları

Uluslar Arası İlişkiler, Siyaset Bilimi, Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü, Politik PsikolojiTerörizm

 

Biyografi

Orta ve lise eğitimini Bilim Koleji’nde tamamladı. Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler Bölümü’nden aldıktan sonra, Sabancı Üniversitesi Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini, “Terör Olaylarının Haberlerdeki Yansımaları: Haber Yorumu ve Çatışmalara Yönelik Problem Çözümü” konulu teziyle tamamladı. Halen ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde doktorasına devam etmektedir.

 

Yabancı Diller

İngilizce (İleri Düzey)

Almanca (Orta Düzey)

   

Burs ve Başarılar

  • Bilim Koleji’ni ikincilikle bitirdi. Ayrıca Bilim Koleji tarafından verilen bursla, lise eğitim ve öğretimimin iki senesini burslu okudu.
  • Bilim Koleji’nin düzenlediği farklı kompozisyon konulu yarışmalarda yedi kez birinci oldu.
  • Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “Kadın Hakları” ile ilgili düzenlediği kompozisyon yarışmasında Türkiye üçüncüsü oldu.
  • Bilkent Üniversitesi Şeref Öğrencisi (3.32)
  • Sabancı Üniversitesi Şeref Öğrencisi (3.47)
  • Sabancı Üniversitesi tarafından verilen bursla yüksek lisansını yaptı.
  • “Unboxing Turkish Society” tarafından, Sabancı Üniversitesi bünyesinde yaptığı yüksek lisans eğitimi dâhilinde araştırma bursu verildi.  
  • Açık Toplum Enstitüsü tarafından verilen ulaşım bursu ile Mısır/Sharm el Sheikh’de 29 Mart-01 Nisan 2004 tarihleri arasında düzenlenen Model Birleşmiş Milletler Konferansı’na katıldı.
  • British Council tarafından, “Gelecekleri Bağlamak” adlı proje dâhilinde verilen bursla Bulgaristan’da 10-23 Temmuz 2004 tarihleri arasında düzenlenen “Avrupa’da Toplumsal Cinsiyet” konulu projeye katıldı.
  • Sabancı Üniversitesi tarafından verilen ulaşım bursu ile Amerika/Ohio’da, Kent State Üniversitesi tarafından verilen davetle Kültürler Arasında Çatışma, Müzakere ve Arabuluculuk Konferansı’nda “Uyuşmazlıkların Önlenmesi: Sri Lanka Etnik Uyuşmazlığı” konulu çalışmasını sundu.

 

PROJELER/SUNUMLAR

  • Model Birleşmiş Milletler Konferansı/Mısır-Sharm El Sheikh-“Uluslar Arası Terörizmin Engellenmesinde Avrupa Ülkelerinin Rolü” (29 Mart-1Nisan 2004)
  • “Toplumsal Cinsiyet” konulu Bosporus Projesi/Bulgaristan (10-23 Temmuz 2004)
  • Kültürler Arasında Çatışma, Müzakere ve Arabuluculuk Konferansı-“Uyuşmazlıkların Önlenmesi: Sri Lanka Etnik Uyuşmazlığı”-Kent State Üniversitesi/Amerika-Ohio (04-07 Mayıs 2005)
  • Siyasal İlimler Türk Derneği III. Lisansüstü Konferansı-“Terör Olaylarının Haberlerdeki Yansımaları: Haber Yorumu ve Çatışmalara Yönelik Problem Çözümü”/Hacettepe Üniversitesi (12 Kasım 2005)

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Nuray Bilgili   - 19-09-2019

Türk Kültüründe Kozmik At Mitolojisi

 Türk söylencelerinde Atın yaratılışı çok özeldir. Seçkin cins atlar Hz. Hızır eliyle gökyüzünde yaratılmıştır. Özellikle “Alacalı Atların” Türk kültüründe ayrı bir yeri vardır.