NATO'yu Suriye'ye Sokacaklar!

Yazan  13 Kasım 2019

Türkiye, Barış Pınarı Harekatını başlattıktan sonra ABD ve Rusya ile mutabakatlar imzaladı. Ama PKK/YPG'nin saldırıları durmuyor.

Türkiye, YPG'nin çekilmediğini biliyorduk, muhataplarımız yükümlülüklerini yerine getirmedi diyor. O zaman "madem YPG'nin çekilmediğini biliyordunuz harekatı niye durdurdunuz?" diye sormazlar mı?

O mutabakatlarda "ABD ve Rusya'ya YPG'nin çekilmesini sağlayacak" diye bir madde olmadığını görürsünüz. Yani ABD ve Rusya hiçbir yükümlülük üstlenmemiş, sadece Türkiye'ye yükümlülük verilmiştir.

ABD ile yapılan devriyelerin oyalama olduğu görülmüştü. Benzerini Ruslarla ortak devriyelerde yaşıyoruz. Hatta daha da kötü bir fotoğraf yansıyor. Türk-Rus devriyesi başladığında da çoğunluğu PKK/YPG'li olan kalabalıklar Türk zırhlılarını taşlıyor. Putin ne zaman Türkiye'nin ABD'ye yaklaştığını görse İdlib'ten ses veriyor. Türk zırhlıların taşlanması sesin artan şiddetini gösteriyor.

Bu görüntülerle "burası bizim toprağımız Türkleri istemiyoruz" mesajı verdiriliyor, Türkiye ve TSK'ya karşı ayaklanma-direnme fotoğrafı yansıtılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Trump ile görüşecek. Görüşecek ama Erdoğan'ın görüşmede ele alacağız dediği konulara ilişkin ABD'nin yanıtları çoktan geldi. Görüşme Türkiye açısından boşa çıktı.

Hem Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı konuştu hem de Trump'ın ikinci mektup gönderdiği ortaya çıktı. Özeti: S-400'leri elinizden çıkarmazsanız yaptırım gelecek, F-35'lere dönüş ve Patriot satışı yok. Türkiye destekli ÖSO güçlerinin insani suçlar işledikleri iddialarını ciddiye alıyoruz (yani mutabakata aykırı davranıyorsunuz yaptırım gelebilir).

Erdoğan, görüşmede ana gündem Suriye olacak dedi. Ama ABD'nin Suriye yanıtları çoktan geldi. Suriye-Irak sınırında petrol sahalarının bulunduğu Suriye doğusunda ABD zırhlı tugay seviyesinde ateş gücü yüksek birliklerle yeniden konuşlandı. Türkiye sınırına yakın alanlar dahil o bölgede SDG-ABD ortak devriyelerine başladı.

Koalisyon sözcüsü ABD'li albay SDG sözcüsü teröristle ortak basın toplantısı yapıyor. Daha dün yeni bir TIR konvoyu SDG'ye gönderildi.

Trump'ın bunlardan yeniden geri adım atması beklenmez. Suriye konusu usulen konuşulacak. Çünkü ABD ne diyeceğini şimdiden söyledi. Bu da önleyici diplomasi olsa gerek.

Erdoğan ve hükümet üyelerine yaptırımları içeren hususlar birebir görüşmede ele alınacaktır. Ve tabi, SDG elebaşısı ve mektubu. İşte Trump'ın beklediği an.

Erdoğan, Trump'a SDG elebaşısının ne kadar kötü katil terörist olduğunu belgelerle anlatacağız diyor. ABD ve Trump'ın bilmediğini mi sanıyorsunuz? 3 yıldır FETÖ için yüzlerce koli ve dosya belge gönderdiniz. Sonuç ne? Son ABD raporuna göre sürgünde bir dini lider. Yani belgeleri verisiniz Trump da biz sizi ararız der.

Peşinden SDG elebaşısının mektubu masaya gelir. Erdoğan konuşmayacağım anlamında Trump'a takdim edeceğim dedi ama 13 Ekim ve 06 Kasım telefon görüşmelerinde bu mektup hakkında konuşulmuş zaten. Şimdi de sözde iade için masaya çıkardığınızda o mektubun yüzyüze görüşülmesi kaçınılmaz. Trump'ın Türkiye-SDG arasındaki arabuluculuğu da fiilen başlamış olur.

En son ne demişti bu konuda Trump? Kürtlerle düşmanlıkların azaltılması. Eyy Trump ne düşmanlığı biz terörle mücadele diyorsun diyebildiniz mi?

Bunun yolunun da Türkiye-SDG müzakeresinden geçtiğini düşünüyor ABD/Trump. O mektup ve SDG elebaşısı orada kesinlikle konuşulmamalı. Aksi durum ABD planının kabulü demektir.

ABD ve Rusya'nın, BM ve AB'nin SDG elebaşısını en üst düzeyde muhatap almasından sonra Neçirvan Barzani'nin de görüşüyor olması, Türkiye ve Barzani destekli Kürt partilerden oluşan ENKS'nin SDG ile işbirliği görüşmeleri yapmasıyla SDG/YPG ile elebaşının siyasi aktör olarak kabulü neredeyse tamamlanmıştır. Şimdi Türkiye buraya dahil ediliyor. O da Trump'ın işi olmuş.

Erdoğan görüşmenin diğer en önemli gündem konusunu uçağa binmeden önce açıkladı. Suriye kuzeyiyle ilgili konuşurken "NATO'nun buraya artık eğilmesi lazım. İngiltere'deki liderler zirvesini önemsiyorum. NATO ne işe yarar orada detaylı şekilde, bütün belgeleri ile ortaya koyacağız." dedi.

Evet 03-04 Aralık'taki NATO ve 4'lü liderler zirvesinde görüşülecek. Ama ondan önce Trump'la görüşülüp alt yapısı hazırlanacak. Çünkü Trump ertesi gün 14 Kasım'da NATO Genel Sekreteriyle görüşecek.

Erdoğan'ın kastettiği muhtemelen Almanya'nın önerisi olan Suriye kuzeyinde güvenli bölgeye uluslararası güç yerleştirilmesi. Almanya liderliğinde NATO ülkelerinin katkılarıyla oluşacak bir istikrar gücü.

Bu SDG/YPG özerk bölgesine NATO şemsiyesi açmak demektir.

Barış Pınarı Harekatını genişletemeyeceğini gören Erdoğan yönetimi , güvenli bölgede güvenliğin NATO merkezli uluslararası güçle sağlanması karşılığında bölgenin yeniden inşası projesinin Türkiye'ye verilmesine sıcak bakabilir.

Tabi işin bu hale gelebilmesi için Türkiye'nin bir şekilde S400'leri elinden çıkarmayı kabullenmesi gerekecek! İş de oraya meyletmiş durumda. 

Peki, Rusya'nın eli armut mu toplayacak bu süreçte? Tam Suriye'yi kontrol atına aldım derken yeniden Batı'nın gelip yerleşmesine izin verecek mi? Batı'yı oraya geri getiren Türkiye'ye yanıt vermeyecek mi?

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ünal Atabay   - 16-12-2019

Libya’ya Asker Göndermek

Libya’da İki Başlı Otorite - Çok Taraflı Destek