28 Eylül 2026
21YYTE.ORG Fikir Tankı Karabağ Zaferi: Türk Dünyasında Yeni Bir Jeopolitik Dönemin Başlangıcı

Karabağ Zaferi: Türk Dünyasında Yeni Bir Jeopolitik Dönemin Başlangıcı

10 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

2020 yılında Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan İkinci Karabağ Savaşı Güney Kafkasya'nın güvenlik ve güç dengelerinde önemli bir değişime yol açmıştır. Kırk dört gün süren savaş sonucunda Azerbaycan, 1990'lı yıllardan itibaren kontrolü dışında bulunan toprakların önemli bir bölümünde yeniden hakimiyet kurmuş savaşın askeri sonuçlarını yeni bir siyasi ve güvenlik düzenine dönüştürmüştür. Ancak Karabağ Zaferi'nin etkileri yalnızca Azerbaycan ve Ermenistan ilişkileriyle sınırlı kalmamıştır.

Savaş sonrasında Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin müttefiklik seviyesine yükselmesi ulaşım ve enerji bağlantılarının önem kazanması, Zengezur güzergahı etrafındaki tartışmalar ve Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru'nun stratejik değerinin artması, Karabağ'ı daha geniş bir Avrasya jeopolitiğinin parçası haline getirmiştir. Karabağ Zaferi yalnızca bir askeri başarı olarak değil Güney Kafkasya ile Orta Asya arasındaki bağlantıların yeniden şekillenmesini hızlandıran jeopolitik bir kırılma olarak değerlendirilmelidir. 

Güney Kafkasya tarih boyunca Anadolu, Karadeniz, Hazar havzası, İran ve Orta Asya arasında geçiş sağlayan stratejik bir bölge olmuştur. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'ın bağımsız devletler olarak ortaya çıkmasıyla bölgenin jeopolitik önemi daha da artmıştır. Bu dönemde Karabağ meselesi yalnızca Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki bir toprak anlaşmazlığı olmaktan çıkarak Rusya, Türkiye, İran ve Batılı aktörlerin de doğrudan veya dolaylı biçimde dahil olduğu daha geniş bir bölgesel rekabet alanına dönüşmüştür. 1993 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararları, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve işgal altındaki bölgelerden güçlerin çekilmesi konusunda çeşitli talepler ortaya koymuştur. Özellikle 853 ve 884 sayılı kararlar Azerbaycan'ın yakınındaki işgal edilmiş bölgelerden güçlerin çekilmesi çağrısında bulunmuştur.

Ancak bu kararların uygulanamaması ve yaklaşık otuz yıl boyunca devam eden mevcut düzenin kalıcı bir çözüme dönüşmemesi bölgedeki sorunların dondurulmuş bir çatışma niteliği kazanmasına neden olmuştur. 27 Eylül 2020'de başlayan savaş, bölgede yaklaşık otuz yıldır devam eden mevcut siyasi ve askeri dengeyi değiştirmiştir. Kırk dört gün süren savaşın ardından Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasında imzalanan üçlü bildiriyle çatışmalar sona ermiş ve bölgede yeni bir güvenlik mimarisinin temelleri atılmıştır. Bu nedenle 2020 yılı Karabağ meselesinin tarihinde olduğu kadar Güney Kafkasya'nın jeopolitik tarihinde de bir dönüm noktasıdır.

2020 Savaşı ve Güney Kafkasya'da Değişen Güç Dengeleri

2020 savaşının en önemli sonucu, 1994 sonrasında oluşan askeri ve siyasi dengenin sona ermesidir. Azerbaycan savaş sırasında önemli stratejik bölgeleri kontrol altına almış ve 8 Kasım 2020'de Şuşa'nın ele geçirilmesi savaşın kritik dönüm noktalarından biri olmuştur. Ağdam, Kelbecer ve Laçın'ın Azerbaycan'a devredilmesini öngören düzenlemeler kabul edilmiştir. Ayrıca Laçın koridoru boyunca Rus barış gücü yerleştirilmesi kararlaştırılmıştır. Bildiri aynı zamanda bölgedeki ulaşım bağlantılarının yeniden açılması açısından da önemli hükümler içermiştir.

Savaşın askeri boyutu, modern savaş teknolojilerinin ve yeni nesil harekat anlayışının etkin kullanımını göstermesi açısından da dikkat çekicidir. Azerbaycan'ın insansız hava araçları, hassas vuruş sistemleri, istihbarat ve gözetleme kabiliyetleri ile farklı silah sistemlerini bütünleşik bir harekat anlayışı içerisinde kullanması, savaş alanında önemli bir askeri üstünlük sağlamıştır. Bu yaklaşım, teknolojik imkanların etkili istihbarat, hedef tespiti ve hassas vuruş kabiliyetleriyle birleştirildiğinde modern muharebe sahasında nasıl belirleyici sonuçlar ortaya çıkarabileceğini göstermiştir. Royal United Services Institute (RUSI) de Azerbaycan'ın insansız hava araçları ile hassas ateş sistemlerini koordineli biçimde kullanmasının savaşın seyri ve askeri dengeler üzerinde önemli etkiler yarattığını belirtmiştir.

Burada Türkiye'nin rolü ayrıca değerlendirilmelidir. Türkiye'nin Azerbaycan'la savunma alanındaki iş birliği, askeri eğitim ve teknoloji transferleri savaş öncesinde de gelişmekteydi. 2020 savaşı bu ilişkinin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını, savunma kapasitesi bakımından da stratejik bir ortaklığa dönüştüğünü gösteren önemli bir örnek oluşturmuştur.

Karabağ Zaferi ve Türkiye ve Azerbaycan İlişkilerinin Yeni Aşaması

2020 sonrasında Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler yeni bir hukuki ve stratejik çerçeveye taşınmıştır. 15 Haziran 2021'de Şuşa'da imzalanan Şuşa Bildirisi iki ülke arasındaki ilişkileri müttefiklik seviyesine taşıyan temel belge olmuştur. Bildiride siyasi, ekonomik, savunma, güvenlik, enerji, ulaştırma, kültür ve eğitim alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi öngörülmüştür. Bunun yanında iki ülkenin Türk dünyasının ortak faaliyetlerini ve uluslararası alandaki iş birliğini güçlendirmeye yönelik iradesi de açık biçimde ortaya konmuştur. Bu gelişme önemlidir. Çünkü Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin Karabağ sonrasında yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değerlendirilmesi yeterli değildir. İki ülkenin coğrafi konumları, enerji hatları, ulaştırma bağlantıları ve Orta Asya ile kurdukları ilişkiler birlikte ele alındığında, bu ortaklığın Avrasya'nın ulaşım ve enerji mimarisi bakımından daha geniş sonuçlar doğurduğu görülmektedir dolayısıyla Karabağ Zaferi'nin Türkiye açısından stratejik anlamlarından biri Azerbaycan ile mevcut siyasi yakınlığın daha kurumsal ve çok boyutlu bir ortaklığa dönüşmesini hızlandırmasıdır.

Güney Kafkasya'da Değişen Güç Dengesi

Karabağ Savaşı'nın bir diğer önemli sonucu, Güney Kafkasya'daki güç dengelerinin yeniden şekillenmesi ve Türkiye ve Azerbaycan stratejik ortaklığının bölgesel düzeyde daha görünür hale gelmesidir. 2020 savaşı sonrasında Türkiye'nin Azerbaycan'a yönelik siyasi, askeri ve diplomatik desteği iki ülke arasındaki ilişkilerin daha kurumsal bir zemine taşınmasını hızlandırmıştır. 2021 yılında imzalanan Şuşa Bildirisi ile bu ilişki müttefiklik düzeyine yükseltilirken, Türk dünyası arasındaki siyasi, ekonomik ve güvenlik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik ortak irade de açık biçimde ortaya konmuştur. Rusya'nın 2020 ateşkesi kapsamında bölgede barış gücü bulundurması ise savaş sonrasında oluşan yeni güvenlik düzeninin unsurlarından biri olmuş ancak sonraki gelişmeler Güney Kafkasya'da Türkiye ve Azerbaycan'ın bölgesel ağırlığının belirgin biçimde arttığı yeni bir döneme işaret etmiştir. Bununla birlikte savaş Türkiye'nin Güney Kafkasya'daki ağırlığının da arttığını ortaya koymuştur. Chatham House'un savaş sonrasındaki değerlendirmesinde, 2020 anlaşmasının bölgesel güçlerin etkisini yeniden şekillendirdiği ve Türkiye'nin süreçte Rusya'nın yanında önemli bir bölgesel aktör olarak öne çıktığı belirtilmiştir.

 

Daha sonraki gelişmeler bu değişimin kalıcı sonuçlar doğurduğunu göstermiştir. Eylül 2023'te Azerbaycan'ın Karabağ'daki askeri operasyonu sonrasında bölgenin Azerbaycan'ın tam kontrolüne geçmesi ve ardından Rus barış gücünün 2024'te bölgeden çekilmesi 2020 sonrasında oluşan güvenlik düzeninin bir başka önemli aşamaya geçmesine yol açmıştır.

Bu gelişmeler, Güney Kafkasya'nın artık yalnızca Rusya merkezli bir güvenlik perspektifiyle açıklanamayacağını göstermektedir. Türkiye, Azerbaycan, Rusya, İran ve Batılı aktörlerin farklı düzeylerde rol aldığı daha karmaşık ve çok merkezli bir bölgesel yapı ortaya çıkmıştır.

 Karabağ'dan Zengezur'a Jeopolitikten Ulaştırma Jeopolitiğine

Kasım 2020 tarihli üçlü bildirinin dokuzuncu maddesi bölgedeki ekonomik ve ulaşım bağlantılarının açılmasını öngörmüştür. Bu hüküm sonraki yıllarda özellikle Azerbaycan'ın ana karası ile Nahçıvan arasındaki bağlantı tartışmalarının merkezine yerleşmiştir. Burada Zengezur güzergahı özel bir önem taşımaktadır. Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki ulaşım bağlantısının geliştirilmesi Türkiye'nin Azerbaycan'a kara üzerinden doğrudan erişimini güçlendirebilecek ve Türkiye ile Hazar üzerinden Orta Asya arasındaki bağlantıları daha da çeşitlendirebilecek bir potansiyele sahiptir.

Ancak bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli bir husus bulunmaktadır, Zengezur bağlantısının gelecekte hangi hukuki ve teknik modelle gerçekleşeceği tarafların egemenlik anlayışları ve yapılacak anlaşmalarla belirlenecektir. Dolayısıyla konu gerçekleşmiş bir sonuçtan ziyade devam eden bir jeopolitik ve ulaştırma süreci olarak değerlendirilmelidir.

Bu tartışmayı daha geniş bir çerçeveye yerleştirdiğimizde ise Orta Koridor ortaya çıkmaktadır.

Dünya Bankası'nın değerlendirmesine göre Trans-Hazar Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru, Çin ile Avrupa'yı Orta Asya ve Güney Kafkasya üzerinden birbirine bağlayan çok modlu bir ulaştırma ağıdır. Dünya Bankası gerekli altyapı ve verimlilik yatırımları gerçekleştirilirse koridor üzerindeki ticaret akışlarının 2030'a kadar önemli ölçüde artırılabileceğini belirtmektedir.

Bu açıdan Karabağ'ın jeopolitik önemi yalnızca askeri kontrol meselesi değildir. Bölgenin yeniden imarı, ulaştırma hatlarının geliştirilmesi ve ekonomik bağlantıların güçlendirilmesi, Güney Kafkasya'nın Avrasya ticaret ağındaki rolünü artırabilir.

Türk Dünyası Açısından Yeni Jeopolitik Alan

Karabağ Zaferi'nin Türk dünyası açısından anlamı Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin ötesine geçmektedir. Türk Devletleri Teşkilatı'nın son yıllardaki gündeminde ulaştırma, ekonomik bütünleşme ve Orta Koridor önemli başlıklardan biri haline gelmiştir. Teşkilat Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru'nun geliştirilmesini üye devletler arasındaki bağlantılılığın güçlendirilmesi açısından stratejik bir öncelik olarak tanımlamaktadır.

2024 yılında Şuşa'da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı gayriresmi zirvesinde kabul edilen Karabağ’da ulaştırma, ekonomik entegrasyon, savunma sanayi, eğitim ve kültür gibi alanlarda Türk devletleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine vurgu yapmıştır. Orta Koridor, Türk devletlerinin ekonomik ve bölgesel bağlantısının önemli unsurlarından biri olarak ele alınmıştır. Buradan hareketle Karabağ Zaferi'nin Türk dünyası açısından üç temel jeopolitik sonuç ortaya çıkardığı söylenebilir.

Birincisi, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik bağlantı güçlenmiştir.

İkincisi, Güney Kafkasya'nın Türk dünyası ile Avrupa arasındaki ulaştırma bağlantılarındaki önemi artmıştır.

Üçüncüsü, Türk Devletleri Teşkilatı'nın ekonomik ve ulaştırma eksenli iş birliği açısından yeni bir jeopolitik alan oluşmuştur.

Bununla birlikte bu sürecin otomatik olarak bir "Türk dünyası jeopolitik bütünleşmesi" yaratacağını varsaymak doğru değildir. Coğrafi mesafeler, farklı ekonomik yapılar, Rusya ve Çin'in bölgedeki ağırlığı, İran'ın güvenlik kaygıları ve Güney Kafkasya'daki devam eden siyasi sorunlar önümüzdeki dönemin önemli sınırlayıcı faktörleri olmaya devam edecektir. Karabağ Zaferi'nin Türk dünyası bakımından en önemli mirası yalnızca geçmişte kazanılmış bir askeri zafer değil Kafkasya, Hazar ve Orta Asya'yı birbirine bağlayan yeni bir jeopolitik ufkun ortaya çıkmasıdır.

Değerlendirme

Karabağ Zaferi Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi bakımından tarihîibir dönüm noktası olmasının yanı sıra Türk dünyasının geleceği açısından da önemli artması, Güney Kafkasya'daki dengelerin değişmesi ve Türk devletleri arasındaki ulaştırma ve ekonomik bağlantıların güçlenmesi, bu zaferin etkilerinin yalnızca Karabağ'la sınırlı olmadığını göstermektedir. Karabağ Zaferi'nin en önemli sonuçlarından biri, Türk dünyasında ortak tarih ve kültürün ötesinde, ortak stratejik hedefler etrafında hareket etme düşüncesini güçlendirmiş olmasıdır. Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin ulaştığı düzey ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın giderek artan iş birliği bu anlayışın somutlaşmaya başladığını göstermektedir. Bu açıdan Karabağ Zaferi, yalnızca geçmişte kazanılmış bir savaşın sonucu değildir. Türk dünyasının Kafkasya, Hazar ve Orta Asya ekseninde daha güçlü bir jeopolitik bağlantı kurabilmesi için ortaya çıkan yeni bir fırsat alanı olarak değerlendirilmelidir.

 

Kaynakça

  1. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı. (2020). Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Liderlerinin 10 Kasım 2020 Tarihli Ortak Bildirisi.
    10 Kasım 2020 Ortak Bildirisi – Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı
  2. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı. (2021). Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkilerine Dair Şuşa Beyannamesi.
    Şuşa Beyannamesi – Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı 
  3. Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI). (2020). Dağlık Karabağ Çatışmasında Hassas Vuruş Sistemlerinin Yaygınlaşması.
    RUSI – Karabağ Savaşı ve Hassas Vuruş Sistemleri
  4. Chatham House – Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü. (2020). Laurence Broers, Rusya'nın Ermenistan-Azerbaycan Çatışmasına Getirdiği Barış Düzeni.
    Chatham House – Karabağ ve Rusya'nın Rolü
  5. Dünya Bankası. Orta Ticaret ve Ulaştırma Koridoru: 2030'a Kadar Yük Taşımacılığını Üç Katına Çıkarma ve Seyahat Süresini Yarıya İndirme Politikaları ve Yatırımları.
    Dünya Bankası – Orta Koridor Raporu
  6. Türk Devletleri Teşkilatı. Ulaştırma İş Birliği.
    Türk Devletleri Teşkilatı – Ulaştırma İş Birliği
  7. Türk Devletleri Teşkilatı. (2024). Karabağ Bildirisi.
    Karabağ Bildirisi – Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı
  8. Reuters. (2024). Rus Barış Güçlerinin Karabağ'dan Çekilmesi.
    Reuters – Rus Barış Güçlerinin Karabağ'dan Çekilmesi

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *