24 Eylül 2026
21YYTE.ORG Politik-sosyal-kültürel Araştırmalar Merkezi VİCTOR ORBAN, PETER MAGYAR, MACARİSTAN-TÜRKLER ve TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI

VİCTOR ORBAN, PETER MAGYAR, MACARİSTAN-TÜRKLER ve TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI

7 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Büyükelçi (E.) Halil AKINCI

Macarlar’ın Türklere karşı tutumlarında duygusallık daima bir ağırlığa sahip olmuştur. Kendilerine   kök akraba arayan Macarlar Milliyetçiliğin geliştiği 19. Yüzyılda kendilerine en yakın millet olarak Türkleri görmüşlerdir. Bunda Doğu Roma İmparatoru 7.Mikail Dukas tarafından, Macar kralı 1.Geza’ya hediye edilen taçta unvan olarak” Türklerin  Kralı” denmesinden de kaynaklanmaktaydı. Bu  çerçevede Dünya’daki ilk Türkoloji Enstitüsü, Türkologluğunun yanı sıra birçok marifetleri olan Arman Vambery öncülüğünde  Budapeşte Eötvös Lorand Üniversitesinde  ,Macaristan’ın Habsburg İmparatorluğuna 1867’de ortak oluşundan  üç yıl sonra 1870 yılında kurulmuştur .Bizde   Türkoloji Enstitüsünün kuruluşu 1924dür.  

Özbekler Tekkesi Şeyhi ve Lügat-ü Lehçe-i Çağatay-i Osmani yazarı Şeyh Süleyman Efendi başkanlığında bir heyete, ortak devleti kuruluşundan sonra 1877 yılında yapılan Macaristan ziyaretinde gösterilen itibar Macarların Türk’e duyduğu ilginin, yakınlığın bir nişanesidir. Bu gezi sırasında heyet trenin geçtiği her istasyonda halk tarafından teşyi edilmişti. Hoşgörülü Türk İdaresi ile Alman boyunduruğunda geçen iki yüzyılın mukayesesi şüphesiz bu davranışı beslemişti.

Yakın zamanlarda da antropolog Dr. Andras Zsol Biro 2006 yılında Kazakistan’da yürüttüğü çalışmalar sırasında Macarlar ile Kazakistan’daki Madjar kabilesi arasında genetik bağlar olduğunu kanıtlamıştır. (Azerbaycan’ın yerli halkı Albanlar ile Kıpçak Alban kabilesinin arasında etnik bağ vardır. Romalılar bugünkü Azerbaycan’a Albania derlerdi.) Dolayısı ile  ilk kurultay 2007 yılında   Kazakistan’ın Torgay bölgesinde, Madjar kabilesinin ev sahipliğinde yapılmıştır. Bu kurultay 2008’den bu yana ,her iki yılda bir Macaristan’ın Bugaç ovasında Macar Turan Vakfı tarafından Türk Hun Kurultayı olarak düzenlenmektedir. Tuvalar gibi küçük Türk topluluklarından Moğollara, Türkiye ve diğer Türk topluluklarına uzanan bir çizgide katılım mevcuttur. Her yıl artan heyecanla kutlanmakta, bu  toplulukları vakti ile dünya hakimi yapan kültürel ve savaşçı özelliklerini yaşatmaya çalışmaktadır.

Türkçe Moğolca “Kurultay, Macarca Kurultaj veya Nagy - Kurultaj, Büyük Kurultay diye adlandırılan etkinliğin Macarca resmi adı “ Kurultaj-Magyar  Törzsi Gyules (Macar Kabile Meclisi)’dir. İşin  ilginç tarafı bir AB ülkesi Türklüğe sahip çıkarken adını Türk’den alan Türkiye’de Türklüğün zemin kaybetmesidir. Herhalde bu olgu  ileride tarihçileri epeyi meşgul edecektir. Bu duygusal yaklaşımın temellerinden birinin dil yakınlığı inancı idi. 19.yüzyılda tereddütsüz kabul edilen bu fikir bugün tartışılmaktadır  Ancak bilimsel gerçek ne olursa olsun önemli olan algıdır. Karşılıklı bir sevgi ve saygı vardır. Türkiye’deki Atilla isminin bolluğu bile buna işaret eder.

Macaristan ile, Türkler ve Türk Devletleri Teşkilatının ilişkilerinin duygusal yönüne göz attıktan sonra Macaristan/Orban’ın konuya yaklaşımını irdelemeye başlıyabiliriz. Macaristan’ın Türk Devletleri Teşkilatına gözlemci oluşunu, Türk Devletleri ile ilişkilerini geliştirmeye önem vermesini, Orban’ın belki 2009’ da yaptığı Çin gezisinin ilhamı ile iktidara gelince başlattığı “Doğuya açılım siyaseti” çerçevesinde değerlendirmek yanlış olmaz.

Orban, bu siyasetin gerekçesini kendi sözleri ile şöyle açıklamıştır: “Dünya ekonomisini Doğudan gelen  bir rüzgar doldurduğu halde biz Batı bayrağı altında seyir ediyoruz.” Buna uygun olarak, Çin yatırımlarını teşvik ile ilişkilerini geliştirmiş, Sovyet yapımı nükleer santralın tevsiinin 10 milyar dolar kredi ile Ruslar tarafından yapılmasını kabul etmiş, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya karşı alınan tedbirlere katılmamış, kendisine verilecek AB fonlarından yoksun kalacağını bile bile Ukrayna’ya AB yardımını bloke etmiştir. Amaç ülkesinin Batıya olan bağımlılığını azaltmak dış ticaretini çeşitlendirmekti.

Macaristan kendi başvurusu üzerine gözlemci üye kabulü ile ilgili belgeler daha hazırlanmadan Cumhurbaşkanlarının kararı ile 2018 Bişkek Zirvesinde gözlemci üyeliğe kabul edilmiştir. Orban, zirve sırasında Türk Dünyası ile entegrasyonun parçası olarak ”Avrupa ile Türk Dünyası arasında köprü oluşturacak” kurumsal bir ofise Budapeşte’de ev sahipliği yapma taahhüdünde bulunmuştur. Orban taahhüdünü yerine getirmekte gecikmemiş, 19 Eylül 2029’da Budapeşte’de “Türk Devletleri Teşkilatı Budapeşte Temsilcilik Ofisi” açılmıştır. Bunu gene Macaristan’ın önerisi ile alınan bir Zirve kararı ile Budapeşte’de kurulan “Kuraklık Önleme Enstitüsü” izlemiştir.

Orban her Türk zirvesine katılmış, özellikle Türkiye ile bazı konularda uyum içinde olmaya özen göstermiştir. Örneğin Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine onayını geciktirmesi üzerine, aynı tutumu takınmış, onay için Türkiye’nin onayını beklemiştir. Bunların yan ısıra 21 Mayıs 2025’de “Doğu ve Batının Buluşma Noktası başlığı altında Budapeşte’de bir gayri resmi Türk Zirvesi düzenlemiştir. Orban bu zirve sırasında Macaristan’ın Batı Türkistan’a ihracatının 5 milyar dolara çıktığını açıklamıştır.

Orban’ın doğuya doğru açılım çerçevesinde  TDT /Türk dünyasına yaklaşımını şöyle özetlemek mümkün: 

- AB dışı seçeneklerini açık tutmak, gerektiğinde bunları AB içindeki ağırlığını arttırmak için kullanmak,

- Ekonomik ilişkilerini akrabalık algısını da kullanarak çeşitlendirmek,

- AB’nin Orta Asya açılımında rehber görevini yüklenmek.

Orban’ı Nisan 2026 seçimlerinde büyük bir çoğunlukla deviren ve aralarında bir Cumhurbaşkanının da bulunduğu köklü bir hukukçu aileden gelen Peter Magyar (bizdeki soyadı Türk olanlarla karıştırılmasın), Orban gibi köylü kökenli fakir bir aileden gelen “muhafazakar, sağcı milliyetçi” bir politikacı olarak tanınmaktadır. Ayrılan tarafı yolsuzluk karşıtlığıdır. Nitekim iktidara gelir gelmez yolsuzlukla suçladığı Cumhurbaşkanı’nın görevden alınmasını sağlamıştır. Orban iktidarında diplomatik ve bürokratik görevlerde bulunmuştur. Bu çerçevedeki son görevi kendisine gençlerle yakın temas imkanı sağlayan Öğrenci Kredi Kurumu başkanlığıdır (2019-22). Avrupa Parlamentosunda milletvekilliği yapmıştır. Aktif siyasete 1924 yılında, Orban’ın Partisi Fidetsz’den ayrılarak, küçük bir parti olan Tizsa’ya geçerek ve onun başkanlığına seçilerek başlamıştır.

Seçimleri, Parlamentoda  beklenmedik düzeyde, anayasayı değiştirebilecek bir çoğunlukla kazanan Magyar, Bürokrasiyi Orbancı yolsuzluk şüphesi altında bulunanlardan temizlemeye çalışarak işe başlamıştır. Avrupa Birliği ile Macaristan arasındaki görüş ayrılıklarını gidermeye başlamış, Rusya- Ukrayna savaşına ilişkin AB görüş birliğine yaklaşmış, bu da en çok Ukrayna’yı sevindirmiştir. Daha sadık bir AB ve NATO taraftarı olduğu görünümünü vermektedir.

Magyar, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen NATO zirvesine katılmış; bir hafta kadar uzatarak 1848 İhtilali sonucunda Türkiye’ye sığınan Macar Kahramanlarının müze-evlerini ziyaret etmiştir. Diğer yandan 15 Mayıs 2026’da Türk Dünyasının manevi başkenti olan Türkistan şehrinde yapılan gayri resmi Türk Zirvesine katılamamış, özür bildiren sıcak bir mesaj göndermiştir.

Macaristan’ın Doğuya açılım siyaseti çerçevesinde, Ukrayna savaşı nedeni ile Rusya dışında, Türk  Devletleri Teşkilatı ve diğer ülkelere yönelik siyasetinde bir değişiklik olduğuna dair bir işaret yoktur. TDT Budapeşte Bürosu yerindedir. Kuraklığı Önleme Enstitüsü de işlemektedir. 

Öte yandan Magyar’ın seçim kampanyası sırasında sarf ettiği Liderlerimize yönelik “diktatör” gibi ifadeler alınganlık yaratmıştır. Bunun da Macaristan’ın bundan sonraki tutumuna bağlı olarak zaman aşımına uğrayacağı düşünülmektedir.

Peter Magyar, şu anda doğal olarak Bürokrasinin düzenlenmesi, AB fonlarının güvenceye alınmasına öncelik tanımaktadır. TDT hakkında bir görüş değişikliği olduğuna dair bir işaret olmamakla birlikte bu konudaki kesin tutumu 30 Ekim 2026 TDT Ankara Zirvesinde görülebilecektir.

Bununla beraber Magyar’ın TDT ile olan ilişkilerini, aynı sıcaklıkta olmasa da Orban ile aynı düzeyde sürdüreceği düşünülmektedir. Zira Macaristan bu ilişkiden hiçbir zarara uğramamış, aksine ekonomik ilişkilerini çeşitlendirmiş, AB’nin Orta Asya Devletleri ile  olan ilişkilerinde  özel bir yere sahip olmuştur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *