YAZAN: NİSA ALEYNA KILIÇ (STAJYER)
Giriş
Türk tarihinin ilk dönemlerinde devletlerin kurulması kadar siyasi birliğin korunması da önemli bir konuydu. Eski Türk devletleri, çoğunlukla farklı boyların bir araya gelmesiyle oluşuyordu. Bu boyların ortak bir kağanın yönetimi altında toplanması, devletin askerî ve siyasi gücünü artırıyordu. Ancak boyların kendi çıkarlarını korumak istemesi, hükümdarlık mücadeleleri ve dış devletlerle yaşanan sorunlar zaman zaman siyasi birliğin bozulmasına neden oluyordu.
Eski Türk devletlerinde kağan, devletin başında bulunan kişi olmasının yanında boylar arasındaki dengeyi sağlayan bir yöneticiydi. Kağanın güçlü olması, boyların desteğini kazanması ve devletin yönetiminde düzeni sağlaması büyük önem taşıyordu. Buna karşılık kağanın ölümünden sonra yaşanan taht mücadeleleri, devletin zayıflamasına yol açabiliyordu. Bu nedenle siyasi birliğin devam etmesi yalnızca askerî başarıya değil, aynı zamanda yönetimdeki istikrara da bağlıydı.
İkinci Göktürk Devleti ve Uygur Kağanlığı, siyasi birliğin kurulması ve korunması konusunda önemli örneklerdir. İkinci Göktürk Devleti, Çin egemenliğine giren Türklerin yeniden bağımsızlık kazanmasıyla kurulmuştur. Uygur Kağanlığı ise İkinci Göktürk Devleti'nin yıkılmasının ardından Ötüken merkezli olarak ortaya çıkmıştır. Her iki devlet de farklı Türk boylarını bir araya getirerek güçlü bir siyasi yapı oluşturmayı amaçlamıştır. Ancak zamanla yaşanan iç mücadeleler ve dış gelişmeler bu devletlerin siyasi yapılarını etkilemiştir.
Bu çalışmada İkinci Göktürk Devleti ve Uygur Kağanlığı dönemlerinde siyasi birliği etkileyen gelişmeler ele alınacaktır. Özellikle boylar arasındaki ilişkiler, hükümdarlık mücadeleleri, merkezî yönetimin gücü ve Çin ile kurulan ilişkiler üzerinde durulacaktır.
1. İkinci Göktürk Devleti'nin Kuruluşu ve Siyasi Birliğin Yeniden Sağlanması
Göktürk Devleti'nin doğu kolu, 630 yılında Çin hâkimiyetine girmiştir. Bu gelişmeden sonra Türk toplulukları uzun bir süre Çin yönetimi altında yaşamıştır. Ancak Türklerin bağımsızlık düşüncesi tamamen ortadan kalkmamıştır. Çin hâkimiyetine karşı çeşitli mücadeleler yaşanmış, fakat bu girişimler uzun süre bağımsız bir devletin kurulmasını sağlayamamıştır.
682 yılında Kutluk Kağan, yürüttüğü mücadele sonucunda İkinci Göktürk Devleti'ni kurmuştur. Devletin yeniden kurulmasında Tonyukuk'un da önemli katkıları olmuştur. Kutluk Kağan'ın İlteriş unvanını alması, dağılmış durumdaki Türk topluluklarını yeniden bir araya getirme çabasıyla ilişkilendirilmektedir.¹
İkinci Göktürk Devleti'nin kuruluşunda en önemli meselelerden biri, farklı Türk boylarını ortak bir yönetim altında toplamaktı. Çünkü Çin hâkimiyeti sırasında Türk topluluklarının siyasi bütünlüğü bozulmuştu. Bu nedenle yeni devletin kurulması, yalnızca Çin'e karşı bağımsızlık kazanılması anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda Türk boylarının yeniden bir araya getirilmesi ve ortak bir siyasi düzenin oluşturulması gerekiyordu.
Bu süreçte askerî mücadeleler önemli bir yer tutmuştur. Ancak bir devletin kurulması için askerî başarıların yanında siyasi ilişkilerin de düzenlenmesi gerekiyordu. Kağanın farklı boyların yöneticileriyle ilişkilerini sürdürmesi, onların desteğini kazanması ve devletin otoritesini kabul ettirmesi önemliydi. Aksi durumda boylar arasındaki anlaşmazlıklar, kurulan devletin yeniden zayıflamasına neden olabilirdi.
İlteriş Kağan'ın ölümünden sonra tahta geçen Kapgan Kağan döneminde devletin sınırları genişlemiş ve Göktürklerin siyasi gücü artmıştır. Bu dönemde Çin ile mücadeleler devam etmiş, çeşitli Türk boyları üzerinde hâkimiyet kurulmaya çalışılmıştır. Ancak devletin genişlemesi, yönetilmesi gereken toplulukların sayısını da artırmıştır. Bu durum, siyasi birliğin korunmasını daha önemli hâle getirmiştir.
2. Kapgan Kağan Döneminde Siyasi Birliği Koruma Sorunu
Kapgan Kağan, İkinci Göktürk Devleti'nin güçlenmesinde önemli rol oynayan hükümdarlardan biridir. Onun döneminde Göktürkler geniş bir coğrafyada etkili olmuş ve çevredeki topluluklar üzerinde hâkimiyet kurmuştur. Bununla birlikte devletin büyümesi, siyasi birliğin her zaman aynı ölçüde güçlü olduğu anlamına gelmemektedir.
Kapgan Kağan'ın izlediği siyaset, bazı Türk boylarıyla ilişkilerin bozulmasına neden olmuştur. Devletin merkezî otoritesini güçlendirmek isteyen yönetim, zaman zaman boylar üzerinde baskı kurmuştur. Ancak boyların kendi yöneticilerini ve çıkarlarını korumak istemesi, merkezî yönetimle aralarında anlaşmazlıklar yaşanmasına yol açmıştır.²
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, eski Türk devletlerinde siyasi birliğin farklı boyların desteğine dayanmasıdır. Kağan, boyları yalnızca askerî güç kullanarak yönetemezdi. Aynı zamanda onların devlete bağlı kalmasını sağlayacak siyasi ilişkileri de sürdürmek zorundaydı. Boyların merkezî yönetime karşı çıkması, devletin askerî gücünü ve yönetim düzenini olumsuz etkileyebilirdi.
Kapgan Kağan döneminde yaşanan sorunlar, siyasi birliğin korunmasının devletin kuruluşundan daha zor olabileceğini göstermektedir. Devlet genişledikçe farklı toplulukların çıkarlarını bir arada tutmak zorlaşmış, yönetim ile boylar arasındaki ilişkiler daha önemli hâle gelmiştir.
Kapgan Kağan'ın 716 yılında ölmesiyle birlikte devlet yönetiminde yeni bir mücadele başlamıştır. Bu gelişme, İkinci Göktürk Devleti'nde siyasi birliğin karşı karşıya kaldığı sorunların daha açık şekilde ortaya çıkmasına neden olmuştur.
3. Bilge Kağan Dönemi ve Taht Mücadeleleri
Kapgan Kağan'ın ölümünden sonra oğlu İnel Kağan tahta geçmiştir. Ancak bu değişiklik devlet içindeki sorunları sona erdirememiştir. Kül Tigin'in müdahalesi sonucunda İnel Kağan yönetimden uzaklaştırılmış ve Bilge Kağan tahta çıkarılmıştır. Bu olay, hükümdarlık mücadelelerinin devletin siyasi yapısını doğrudan etkilediğini göstermektedir.³
Eski Türk devletlerinde hükümdarın kim olacağı meselesi, yalnızca hanedan üyelerini ilgilendiren bir konu değildi. Taht mücadeleleri, devlet adamlarının ve boy yöneticilerinin de siyasi tercihlerini etkileyebiliyordu. Bu nedenle hükümdarlık konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, devletin yönetiminde karışıklıklara neden olabiliyordu.
Bilge Kağan döneminde Kül Tigin ve Tonyukuk gibi önemli isimler devletin güçlenmesi için çalışmıştır. Kül Tigin askerî alandaki başarılarıyla öne çıkarken Tonyukuk, devlet yönetimi ve siyaset alanındaki tecrübesiyle önemli bir rol üstlenmiştir. Bu isimlerin katkılarıyla devletin siyasi düzeni korunmaya çalışılmıştır.
Orhun Yazıtları, İkinci Göktürk Devleti'nin siyasi anlayışını anlamak bakımından önemli kaynaklardır. Yazıtlarda Türk halkının geçmişte bağımsızlığını kaybetmesi, Çin'in etkisi altına girmesi ve daha sonra yeniden toparlanması üzerinde durulmaktadır. Ayrıca kağanın halkını koruması, halkın da devletine bağlı kalması gerektiği vurgulanmaktadır.⁴
Bu anlatım, siyasi birliğin dönemin yöneticileri açısından önemli bir mesele olduğunu göstermektedir. Devletin dağılması, yalnızca yönetimin değişmesi anlamına gelmiyordu. Türk topluluklarının bağımsızlıklarını kaybetmeleri ve başka devletlerin hâkimiyeti altına girmeleri gibi sonuçlar da doğurabiliyordu.
Bilge Kağan döneminde siyasi birlik bir süre korunmuş olsa da hükümdarın 734 yılında ölümünden sonra devlet yönetiminde sorunlar yeniden ortaya çıkmıştır. Taht mücadeleleri, merkezî otoritenin zayıflaması ve boylar arasındaki anlaşmazlıklar, Göktürk Devleti'nin gücünü azaltmıştır.
Sonuç olarak İkinci Göktürk Devleti, 744 yılında Basmıl, Karluk ve Uygurların etkili olduğu siyasi mücadeleler sonucunda yıkılmıştır. Böylece devletin yeniden kurulmasıyla sağlanan siyasi birlik, zamanla yaşanan iç mücadeleler ve güç dengelerindeki değişimler sonucunda sona ermiştir.⁵
4. Uygur Kağanlığı'nın Kuruluşu ve Siyasi Hâkimiyet Mücadelesi
İkinci Göktürk Devleti'nin yıkılmasının ardından Uygurlar, 744 yılında Ötüken merkezli Uygur Kağanlığı'nı kurmuştur. İlk hükümdar Kutluk Bilge Kül Kağan'dır. Uygurların devlet kurmasında Göktürklerin son döneminde yaşanan siyasi mücadeleler etkili olmuştur.
Basmıl, Karluk ve Uygurlar, Göktürk Devleti'nin son döneminde siyasi mücadeleler içinde yer almıştır. Ancak bu toplulukların ortak hareket etmesi, aralarında bütün çıkarların aynı olduğu anlamına gelmiyordu. Göktürk yönetiminin sona ermesinin ardından siyasi üstünlük mücadelesi devam etmiş ve Uygurlar bozkırdaki en önemli güçlerden biri hâline gelmiştir.⁶
Uygur Kağanlığı'nın kuruluşundan sonra en önemli meselelerden biri, diğer boylar üzerindeki hâkimiyetin korunmasıydı. Çünkü devletin kurulmasıyla birlikte bütün siyasi sorunlar ortadan kalkmamıştı. Farklı toplulukların kendi çıkarlarını korumak istemesi, merkezî yönetimin sürekli olarak siyasi ilişkiler kurmasını gerektiriyordu.
Uygurların güçlenmesinde Moyen Çor Kağan dönemi önemli bir yere sahiptir. Moyen Çor, devletin siyasi ve askerî gücünü artırmaya çalışmış, çevredeki topluluklar üzerinde hâkimiyet kurmuştur. Bu dönemde Uygur Kağanlığı, bozkır siyasetinde etkili bir konuma ulaşmıştır.⁷
Ancak genişleyen devletin yönetimi de zorlaşmıştır. Farklı boyların aynı siyasi yapı içerisinde tutulması, kağanın askerî gücünün yanında siyasi becerisini de gerekli kılıyordu. Boyların bağlılığının korunması, devletin düzenli şekilde devam etmesi açısından önemliydi.
Bu açıdan Uygur Kağanlığı, İkinci Göktürk Devleti'nde görülen siyasi birlik sorunlarından tamamen uzak değildi. Her iki devlette de farklı boyların bir araya getirilmesi, merkezî yönetimin güçlendirilmesi ve hükümdarlık düzeninin korunması önemli konular arasında yer almıştır.
5. Uygur Kağanlığı'nda Siyasi Birliği Etkileyen İç Sorunlar
Uygur Kağanlığı döneminde siyasi birliğin korunmasını zorlaştıran konulardan biri, hükümdarlık değişiklikleri sırasında yaşanan sorunlardı. Kağanlık makamının el değiştirmesi, devletin yönetiminde yeni dengelerin ortaya çıkmasına neden olabiliyordu. Güçlü hükümdarların döneminde merkezî otorite daha etkili olurken yönetimin zayıfladığı dönemlerde siyasi sorunlar daha belirgin hâle gelebiliyordu.
Uygur Devleti'nin geniş bir coğrafyaya yayılması da yönetim açısından bazı zorluklar ortaya çıkarmıştır. Farklı boyların ve toplulukların aynı devlet içerisinde bulunması, bunların merkezî yönetime bağlı tutulmasını gerektiriyordu. Ancak devletin yönetiminde yaşanan sorunlar, boyların bağlılıklarının zayıflamasına yol açabiliyordu.
Burada siyasi birliğin yalnızca devlet sınırlarının genişliğiyle açıklanamayacağı görülmektedir. Bir devletin geniş topraklara sahip olması, o topraklardaki toplulukların her zaman aynı ölçüde bağlı olduğu anlamına gelmez. Merkezî yönetimin güçlü olması, boylar arasındaki ilişkilerin korunması ve hükümdarlık mücadelelerinin kontrol altında tutulması gerekiyordu.
Uygur Kağanlığı'nın sonraki dönemlerinde yaşanan yönetim sorunları, devletin siyasi gücünü olumsuz etkilemiştir. İç mücadeleler, merkezî otoritenin zayıflamasına neden olurken dışarıdan gelen tehlikelere karşı koymayı da zorlaştırmıştır. Bu nedenle Uygur Kağanlığı'nın yıkılışını değerlendirirken yalnızca dış saldırılara değil, devletin kendi içindeki siyasi duruma da bakmak gerekir.
6. Çin ile İlişkilerin Uygur Siyasetine Etkisi
Uygur Kağanlığı'nın siyasi tarihinde Çin ile ilişkiler önemli bir yere sahiptir. Uygurlar, Çin ile hem siyasi hem de ekonomik ilişkiler kurmuştur. Bu ilişkiler, devletin güçlenmesine katkı sağladığı gibi zaman zaman çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir.
İki devlet arasında yapılan ticaret, Uygurların ekonomik hayatında önemli bir yer tutmuştur. Özellikle at ticareti, Uygurlar ile Çin arasındaki ilişkilerde öne çıkan konulardan biridir. Bunun yanında diplomatik görüşmeler ve siyasi anlaşmalar da iki devletin ilişkilerini şekillendirmiştir. Ancak tarafların çıkarları her zaman aynı olmadığı için bu ilişkilerin dikkatli yürütülmesi gerekiyordu.⁸
755 yılında Çin'de An Lushan İsyanı başlamıştır. Tang Hanedanı'nın karşılaştığı bu büyük isyan sırasında Uygurlar, Çin yönetimine askerî destek vermiştir. Bu yardım, Uygurların bölgedeki siyasi gelişmeler üzerinde etkili olmasını sağlamıştır. Aynı zamanda Uygurlar ile Çin arasındaki ilişkilerin yalnızca ticarete dayanmadığını, askerî ve siyasi boyutlarının da bulunduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte Çin ile kurulan ilişkiler, Uygur Kağanlığı'nın bütün sorunlarını ortadan kaldırmamıştır. Dış ilişkilerden elde edilen ekonomik ve siyasi kazançların yanında, iki tarafın beklentileri arasında anlaşmazlıklar da yaşanabiliyordu. Uygur yöneticilerinin hem kendi devletlerinin çıkarlarını koruması hem de Çin ile ilişkilerini sürdürmesi gerekiyordu.
Bu durum, siyasi birliğin yalnızca devletin içindeki boylarla ilgili olmadığını göstermektedir. Dış devletlerle kurulan ilişkiler de merkezî yönetimin kararlarını ve devletin gücünü etkiliyordu. Bu nedenle Uygur Kağanlığı'nın siyasi yapısını değerlendirirken Çin ile ilişkilerini de dikkate almak gerekir.
7. Uygur Kağanlığı'nın Yıkılışı ve Siyasi Birliğin Sona Ermesi
Uygur Kağanlığı, kuruluşundan itibaren bozkırda önemli bir siyasi güç olmuştur. Ancak zamanla yaşanan iç sorunlar ve dış gelişmeler, devletin gücünü azaltmıştır. Hükümdarlık mücadeleleri ve yönetimdeki istikrarsızlıklar, merkezî otoritenin korunmasını zorlaştırmıştır.
Uygur Kağanlığı'nın yıkılışında etkili olan en önemli gelişmelerden biri, Kırgızların güçlenmesi ve Ötüken'e yönelik saldırılarıdır. 840 yılında Kırgızların Ötüken'e saldırması sonucunda Uygur Kağanlığı yıkılmıştır. Bu gelişme, Ötüken merkezli siyasi birliğin sona ermesine neden olmuştur.⁹
Kırgız saldırısı, Uygur Kağanlığı'nın yıkılışında doğrudan etkili olmuştur. Bununla birlikte devletin içindeki siyasi sorunların da savunma gücünü olumsuz etkilediği söylenebilir. Merkezî yönetimin güçlü olduğu ve boyların birlikte hareket ettiği dönemlerde dış saldırılara karşı koymak daha kolaydı. Ancak iç mücadeleler devletin gücünü azalttığında dışarıdan gelen saldırılar daha ciddi sonuçlar doğurabiliyordu.
Uygur Kağanlığı'nın yıkılmasından sonra Uygurların bir bölümü farklı bölgelere göç etmiştir. Doğu Türkistan ve Kansu çevresinde yeni Uygur siyasi merkezleri ortaya çıkmıştır. Bu gelişme, Uygurların siyasi varlıklarının tamamen sona ermediğini, ancak eski kağanlık düzeninin ortadan kalktığını göstermektedir.¹⁰
Uygurların farklı bölgelere göç etmesi, Türk tarihinin sonraki dönemleri açısından da önemlidir. Çünkü Uygurlar, yeni yerleşim alanlarında farklı siyasi ve kültürel gelişmeler yaşamışlardır. Böylece Ötüken merkezli kağanlık sona erse de Uygurların tarih içindeki varlığı devam etmiştir.
Sonuç
İkinci Göktürk Devleti ve Uygur Kağanlığı dönemleri incelendiğinde, siyasi birliğin kurulmasının ve korunmasının eski Türk devletleri açısından önemli bir sorun olduğu görülmektedir. Her iki devlet de farklı Türk boylarını bir araya getirerek güçlü bir siyasi yapı oluşturmayı amaçlamıştır. Ancak boylar arasındaki anlaşmazlıklar, hükümdarlık mücadeleleri ve dış devletlerle yaşanan gelişmeler, siyasi birliğin devamını zorlaştırmıştır.
İkinci Göktürk Devleti, Çin hâkimiyetine karşı verilen mücadele sonucunda yeniden kurulmuştur. İlteriş Kağan döneminde başlayan toparlanma süreci, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde devam etmiştir. Buna rağmen zamanla ortaya çıkan yönetim sorunları ve boylar arasındaki anlaşmazlıklar devletin gücünü azaltmıştır. 744 yılında devletin yıkılmasıyla birlikte Göktürklerin Ötüken merkezli siyasi hâkimiyeti sona ermiştir.
Uygur Kağanlığı ise Göktürklerin ardından siyasi üstünlüğü ele geçirerek güçlü bir devlet kurmuştur. Özellikle Moyen Çor Kağan döneminde devletin gücü artmış, Çin ile ilişkiler de Uygurların siyasi ve ekonomik hayatında önemli bir yer tutmuştur. Ancak Uygurlar da siyasi birliği koruma konusunda çeşitli sorunlarla karşılaşmıştır. İç mücadeleler ve dış saldırılar sonucunda 840 yılında Uygur Kağanlığı yıkılmıştır.
Bu iki devletin tarihi, siyasi birliğin yalnızca askerî güçle sağlanamayacağını göstermektedir. Devletin devamlılığı için boylar arasındaki ilişkilerin korunması, hükümdarlık mücadelelerinin kontrol altında tutulması ve merkezî yönetimin güçlü olması gerekiyordu. Ayrıca dış devletlerle kurulan ilişkiler de siyasi birliğin devamını etkileyen unsurlar arasındaydı.
Sonuç olarak İkinci Göktürk ve Uygur dönemlerinde yaşanan gelişmeler, eski Türk devletlerinde siyasi birliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Her iki devletin deneyimi, güçlü bir yönetimin yanında topluluklar arasındaki siyasi dengenin korunmasının da devletin devamlılığı açısından belirleyici olduğunu göstermektedir.
Dipnotlar
1. Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
2. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul: Ötüken Neşriyat.
3. Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
4. Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, İstanbul: Boğaziçi Yayınları.
5. Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
6. Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları.
7. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul: Ötüken Neşriyat.
8. Denis Sinor (ed.), The Cambridge History of Early Inner Asia, Cambridge: Cambridge University Press.
9. René Grousset, Bozkır İmparatorluğu: Atilla, Cengiz Han, Timur, çev. M. Reşat Uzmen, İstanbul: Ötüken Neşriyat.
10. Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları
Kaynakça
Ergin, Muharrem. Orhun Abideleri. İstanbul: Boğaziçi Yayınları.
Grousset, René. Bozkır İmparatorluğu: Atilla, Cengiz Han, Timur. Çev. M. Reşat Uzmen. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Kafesoğlu, İbrahim. Türk Millî Kültürü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Ögel, Bahaeddin. Türk Kültürünün Gelişme Çağları. İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları.
Sinor, Denis (ed.). The Cambridge History of Early Inner Asia. Cambridge: Cambridge University Press.
Taşağıl, Ahmet. Gök-Türkler. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.