YAZAN: NİSA ALEYNA KILIÇ (STAJYER)
İslamiyet öncesi Türk devletlerinin siyasi tarihinde iktidar mücadeleleri önemli bir yer tutmaktadır. Türk devletlerinde hükümdar, devletin siyasi ve askerî yönetiminin merkezinde bulunuyordu. Bu nedenle hükümdarın kim olacağı ve devlet yönetiminin kimin elinde bulunacağı yalnızca hanedanı ilgilendiren bir mesele değildi. Hükümdar değişiklikleri, devlet içerisinde bulunan diğer siyasi unsurların konumunu da doğrudan etkileyebiliyordu.
İktidar mücadelelerinin ortaya çıkmasında tek bir sebep bulunmamaktadır. Hükümdarlık anlayışı, kut inancı, hanedan üyeleri arasındaki rekabet, ülkenin geniş bir coğrafyaya yayılması, boyların siyasi ağırlığı ve merkezi otoritenin zaman zaman zayıflaması bu mücadelelerin başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında hükümdarın ölümünden sonra ortaya çıkan yönetim sorunu ve bazı dönemlerde dış güçlerin iç siyasi anlaşmazlıklardan yararlanması da mücadelelerin daha uzun sürmesine neden olmuştur.
Bu açıdan bakıldığında İslamiyet öncesi Türk devletlerinde görülen iktidar mücadelelerini yalnızca bir “taht kavgası” olarak değerlendirmek yeterli değildir. Bu mücadeleler, dönemin devlet anlayışı, hanedan yapısı ve siyasi teşkilatlanması ile doğrudan bağlantılıdır.
1. Hükümdarlık Anlayışı ve Kut İnancı
Eski Türk devlet anlayışında hükümdarın sahip olduğu siyasi yetkinin önemli dayanaklarından biri kut inancıydı. Kut, hükümdara devleti yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiği düşüncesini ifade etmektedir. Bu anlayış hükümdarın meşruiyetini sağlamada önemli bir yere sahipti. Ancak kutun hanedanın yalnızca tek bir kişisine ait olduğu düşünülmüyordu. Bu durum, hükümdarlık konusunda hanedan içerisindeki farklı kişilerin de kendilerini hak sahibi olarak görmesine zemin hazırlayabiliyordu.¹
Hanedan üyelerinin hükümdarlık konusunda hak sahibi olması, hükümdarın ölümünden sonra yönetimin kim tarafından devam ettirileceği sorununu beraberinde getiriyordu. Hükümdarın oğulları, kardeşleri veya diğer hanedan mensupları arasında ortaya çıkan rekabet, zaman zaman doğrudan siyasi mücadeleye dönüşebiliyordu.
İbrahim Kafesoğlu, eski Türk devlet anlayışında hükümdarlığın meşruiyetini kut, töre ve siyasi hâkimiyet anlayışı içerisinde değerlendirmektedir. Kafesoğlu'na göre Türklerde hükümdarlık, devletin devamlılığı açısından önemli olmakla birlikte hükümdarın yetkileri töre ile de sınırlandırılmıştır.² Bu durum, hükümdarlığın sadece kişisel bir güç meselesi olmadığını, aynı zamanda devlet düzeninin bir parçası olduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla kut anlayışı hükümdarın otoritesini güçlendiren bir unsur olmakla birlikte, hanedan içerisindeki iktidar rekabetinin ortaya çıkabileceği bir yapının da oluşmasına neden olmuştur.
2. Hanedan Üyeleri Arasındaki Rekabet
İktidar mücadelelerinin en önemli nedenlerinden biri hanedan üyeleri arasındaki rekabettir. Eski Türk devletlerinde hükümdarlık belirli bir hanedan içerisinde devam ettiği için devletin başına geçmek isteyen kişi sayısı birden fazla olabiliyordu.
Hanedan mensuplarının devlet içerisinde çeşitli görevler üstlenmesi de bu rekabeti artıran unsurlardan biriydi. Hükümdarın oğulları veya kardeşleri devletin farklı bölgelerinde yönetici olarak görev yapabiliyor, aynı zamanda askerî birliklerin başında bulunabiliyordu. Böylece devlet içerisinde siyasi ve askerî bir çevre oluşturma imkânına sahip oluyorlardı.
Bu durum hükümdarın ölümünden sonra daha belirgin hale geliyordu. Bir hanedan üyesinin sahip olduğu askerî güç ve boy desteği, onun hükümdarlık mücadelesindeki konumunu güçlendirebiliyordu. Böylece başlangıçta hanedan içerisindeki bir anlaşmazlık olarak ortaya çıkan sorun, kısa sürede devletin diğer unsurlarını da içine alabiliyordu.
Özellikle Göktürk tarihinde hükümdarlık makamı çevresinde yaşanan mücadeleler bu açıdan önemlidir. Taşağıl'ın Göktürk tarihi üzerine yaptığı çalışmalarda hanedan üyeleri, devletin doğu ve batı kanatları ve boylar arasındaki ilişkilerin siyasi gelişmeler üzerindeki etkisi ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.³
3. Ülkenin Yönetimi ve Hanedan Üyelerinin Konumu
Eski Türk devletlerinin geniş bir coğrafyaya hükmetmesi, devlet yönetiminde farklı uygulamaların kullanılmasını gerekli kılmıştır. Hükümdarın yanında hanedan üyeleri veya devlet görevlileri farklı bölgelerin yönetiminde görev alabiliyordu. Bu durum merkezi yönetimin geniş topraklar üzerindeki hâkimiyetini kolaylaştırırken, aynı zamanda farklı siyasi merkezlerin oluşmasına da imkân verebiliyordu.
Burada “ülüş” kavramı da önem taşımaktadır. Eski Türk siyasi yapısında ülkenin hanedan üyeleriyle paylaşılması meselesi tarihçiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bazı araştırmacılar ülüşü ülkenin hanedan üyeleri arasında taksim edilmesi şeklinde açıklarken, başka bir görüş bunun hanedan üyelerinin merkeze bağlı kalmak şartıyla belirli bölgelerin yönetiminden sorumlu tutulması şeklinde anlaşılması gerektiğini belirtmektedir.⁴
Bu nedenle eski Türk devletlerindeki siyasi yapıyı doğrudan “ülke hanedan üyeleri arasında bölünüyordu” şeklinde açıklamak yerine, hanedan üyelerinin devlet yönetiminde önemli görevler üstlendiğini ve belirli bölgelerde siyasi yetki kullanabildiğini söylemek daha doğru olacaktır.
Merkezi otoritenin güçlü olduğu dönemlerde bu sistem devletin yönetilmesini kolaylaştırırken, hükümdarın gücünün zayıfladığı dönemlerde farklı siyasi merkezlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyordu.
4. Boyların Siyasi Gücü
Eski Türk toplumunun siyasi yapısında boyların önemli bir yeri bulunmaktaydı. Türk devletlerinin kuruluşunda ve devamlılığında boyların desteği büyük önem taşıyordu. Hükümdarın devlet içerisindeki otoritesi, farklı boyları bir arada tutabilme gücüyle de yakından ilişkiliydi.
Boy beyleri yalnızca toplumun sosyal hayatında değil, siyasi alanda da etkiliydi. Hükümdarın güçlü olduğu dönemlerde boylar merkezi yönetime daha sıkı biçimde bağlanırken, merkezi otoritenin zayıfladığı dönemlerde kendi çıkarlarını daha fazla öne çıkarabiliyorlardı.
Bu durum iktidar mücadelelerinde boyların da önemli bir taraf haline gelmesine neden olmuştur. Bir hanedan üyesinin belirli boyların desteğini alması, onun siyasi ve askerî gücünü artırabiliyordu. Buna karşılık farklı boyların başka bir hanedan mensubunu desteklemesi mücadeleyi daha karmaşık bir hale getiriyordu.
Bu nedenle eski Türk devletlerinde hükümdarın siyasi başarısını sadece kendi askerî gücüyle açıklamak yeterli değildir. Hükümdarın boylar arasındaki dengeyi koruyabilmesi de merkezi otoritenin devamı açısından önemliydi. Kafesoğlu'nun Türk devlet anlayışı üzerine değerlendirmelerinde de devlet ile toplum arasındaki ilişkinin bu bütünlük içerisinde ele alındığı görülmektedir.⁵
5. Merkezi Otoritenin Zayıflaması
Merkezi otoritenin zayıflaması ile iktidar mücadeleleri arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Güçlü bir hükümdar döneminde hanedan üyeleri, boy beyleri ve diğer siyasi unsurlar merkezi otoriteye daha kolay bağlı tutulabiliyordu. Ancak hükümdarın otoritesinin zayıflamasıyla birlikte daha önce kontrol altında bulunan siyasi gruplar yeniden güç kazanabiliyordu.
Bu durum özellikle hükümdarın yaşlanması veya ölümünden sonra daha belirgin hale gelmiştir. Hükümdarın yerine kimin geçeceğinin kesinleşmemesi, farklı hanedan üyelerinin kendi çevrelerini oluşturmasına yol açabiliyordu.
Orhun Yazıtları'nda geçmişte yaşanan siyasi ve toplumsal sorunlara ilişkin değerlendirmeler bu açıdan dikkat çekicidir. Yazıtlarda Türk milletinin birlikten uzaklaştığı ve devlet düzeninin bozulduğu dönemlerden söz edilmekte, devletin yeniden toparlanması anlatılmaktadır.⁶
Bu anlatım, devletin devamı açısından siyasi birlik ve merkezi otoritenin ne kadar önemli görüldüğünü göstermektedir.
6. Hükümdarın Ölümü ve Taht Sorunu
Hükümdarın ölümü, eski Türk devletlerinde siyasi dengelerin yeniden kurulmasına neden olan önemli bir olaydı. Hükümdar hayattayken oluşturulan siyasi denge, onun ölümünden sonra değişebiliyordu.
Özellikle güçlü bir hükümdarın ardından gelen yöneticinin aynı siyasi ve askerî güce sahip olmaması, devlet içerisinde yeni mücadelelerin ortaya çıkmasına neden olabiliyordu. Hükümdarın oğulları, kardeşleri veya diğer hanedan üyeleri arasında yaşanan rekabet, devletin yönetiminde belirsizlik yaratabiliyordu.
Bunun yanında hükümdarın yerine geçecek kişinin belirlenmesinde yalnızca hanedan üyelerinin değil, boyların ve askerî çevrelerin de etkisi bulunabiliyordu. Bu nedenle hükümdar değişikliği, devletin bütün siyasi yapısını ilgilendiren bir mesele haline geliyordu.
Göktürk tarihindeki bazı gelişmeler bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bilge Kağan'ın genç yaşta tahta geçememesi ve amcası Kapgan Kağan'ın hükümdar olması da dönemin hanedan ve töre ilişkisini göstermesi bakımından önemlidir. Köl Tigin Yazıtı'nda Bilge Kağan'ın gençliği ve Kapgan Kağan'ın hükümdarlığı ile ilgili bilgiler bulunmaktadır.⁷
7. Askerî Gücün İktidar Mücadelelerindeki Rolü
Eski Türk devletlerinde ordu, yalnızca dış düşmanlara karşı kullanılan bir güç değildi. Devlet içerisindeki siyasi dengelerin korunmasında da önemli bir yere sahipti.
Hanedan üyelerinin veya devlet yöneticilerinin askerî birlikler üzerinde etkili olması, onların siyasi güçlerini artırabiliyordu. Özellikle geniş bölgelerde görev yapan yöneticiler, kendilerine bağlı askerî çevreler oluşturabiliyordu. Bu durum hükümdarlık mücadelesi sırasında belirleyici olabilmekteydi.
Bahaeddin Ögel'in Türk devlet yapısı üzerine çalışmalarında ordu ve devlet arasındaki ilişki önemli bir yer tutmaktadır. Eski Türk siyasi düzeninde askerî güç ile siyasi otoritenin birbirinden tamamen ayrı olmadığı görülmektedir.⁸
Bu nedenle iktidar mücadelelerinde yalnızca hanedan üyelerinin soy bakımından üstünlüğü değil, sahip oldukları askerî destek de önem taşımıştır.
8. Dış Güçlerin İç Mücadelelere Etkisi
Türk devletlerinde iktidar mücadeleleri tamamen iç dinamiklerle sınırlı kalmamıştır. Türk devletlerinin çevresinde bulunan diğer siyasi güçler, devlet içerisindeki anlaşmazlıklardan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanabilmiştir.
Bir devlet içerisinde hanedan üyeleri arasında mücadele başladığında dışarıdaki güçlerin taraflardan birini desteklemesi veya mevcut anlaşmazlığı kendi siyasi amaçları için kullanması mümkündü. Böylece başlangıçta iç mesele olarak ortaya çıkan bir mücadele daha uzun süre devam edebiliyordu.
Ancak burada dış güçlerin rolünü tek başına belirleyici görmek doğru değildir. Dış müdahalenin etkili olabilmesi için öncelikle devlet içerisinde siyasi bir zayıflığın bulunması gerekiyordu. Bu nedenle iç mücadeleler ile dış baskılar birbirini etkileyen iki unsur olarak değerlendirilmelidir.
Peter B. Golden'ın Türk halklarının siyasi tarihi üzerine yaptığı değerlendirmeler de Türk devletlerinin Avrasya'nın geniş siyasi çevresi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.⁹
9. İktidar Mücadelelerinin Genel Değerlendirmesi
İslamiyet öncesi Türk devletlerinde iktidar mücadelelerinin ortaya çıkmasında birbirinden bağımsız tek bir neden bulunmamaktadır. Kut anlayışı, hanedan üyelerinin hükümdarlık konusundaki hak iddiaları, boyların siyasi gücü, askerî destek ve merkezi otoritenin zayıflaması birbirini tamamlayan unsurlar olmuştur.
Devletin geniş bir coğrafyaya yayılması da bu mücadelelerin niteliğini etkilemiştir. Merkezden uzak bölgelerde görev yapan hanedan üyeleri ve yöneticiler belirli ölçüde siyasi güç kazanabiliyordu. Merkezi otorite güçlü olduğu sürece bu yapı devletin devamlılığı açısından sorun oluşturmazken, hükümdarın otoritesinin zayıfladığı dönemlerde siyasi ayrılıkların ortaya çıkması kolaylaşıyordu.
Bu nedenle eski Türk devletlerindeki iktidar mücadelelerini yalnızca “taht kavgası” şeklinde açıklamak yerine, devletin siyasi yapısının doğal olarak ortaya çıkardığı sorunlar içerisinde değerlendirmek gerekir.
Sonuç
İslamiyet öncesi Türk devletlerinde iktidar mücadelelerinin birçok farklı nedeni bulunmaktadır. Bunların başında kut anlayışı ve hükümdarlık hakkının hanedan içerisinde bulunması gelmektedir. Bunun yanında hanedan üyelerinin devlet içerisinde önemli görevler üstlenmesi, boyların siyasi gücü, askerî desteğin önemi ve merkezi otoritenin zaman zaman zayıflaması da iktidar mücadelelerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur.
Özellikle hükümdarın ölümü sonrasında ortaya çıkan yönetim sorunu, devlet içerisindeki siyasi dengelerin değişmesine neden olmuştur. Birden fazla hanedan üyesinin hükümdarlık konusunda hak iddia edebilmesi, farklı boyların ve askerî grupların bu kişileri desteklemesine yol açabilmiştir.
İktidar mücadelelerinin uzun sürmesi ise devletin siyasi bütünlüğünü zayıflatmıştır. Bazı dönemlerde bu durum devletin doğu ve batı şeklinde ayrılmasına veya yeni siyasi yapıların ortaya çıkmasına kadar varmıştır. Bununla birlikte bu mücadeleler Türk devlet geleneğinin tamamen ortadan kalkmasına yol açmamış, farklı dönemlerde yeni siyasi teşkilatlanmaların ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır.
Sonuç olarak İslamiyet öncesi Türk devletlerinde iktidar mücadeleleri, yalnızca hükümdarlık makamı için yapılan kişisel mücadeleler olarak görülmemelidir. Bu mücadelelerin arkasında dönemin devlet anlayışı, hanedan yapısı, boy teşkilatı ve askerî sistem gibi birçok unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, eski Türk devletlerinde siyasi istikrarın neden bazı dönemlerde güçlendiği, bazı dönemlerde ise ciddi şekilde zayıfladığı daha açık biçimde anlaşılmaktadır.
DİPNOTLAR
1. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2026, s. 248-258. Kafesoğlu'nun kut ve hükümdarlık anlayışına ilişkin değerlendirmeleri bu bölümde ele alınmaktadır. Eserin güncel Ötüken baskısı 49. baskıdır. (Ötüken Neşriyat)
2. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2026, s. 248-258.
3. Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, 6. bs., Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2024. Eser XIX + 473 sayfa olup Göktürk siyasi tarihi, yazıtlar ve devlet teşkilatı hakkında kapsamlı bilgiler içermektedir. (Kütüphane TTK)
4. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1986, s. 229, 231. Ayrıca bkz. Osman G. Özgüdenli, “Ülüş Sisteminden Merkezî Devlete: Selçuklu Devlet Telâkkisinin Teşekkülü (1038-1064)”, Türkler, V, Ankara 2002, s. 249-264. Ülüş kavramının eski Türk siyasi yapısındaki anlamı konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
5. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2026.
6. Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, 6. bs., Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2024; Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, İstanbul: Boğaziçi Yayınları, 1970. Orhun Yazıtları'nın siyasi birlik, devlet ve millet ilişkisine ilişkin bölümleri için bkz. Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk Yazıtları.
7. Köl Tigin Yazıtı, Doğu yüzü, 16. satır. Yazıtta Bilge Kağan'ın gençliği ve amcası Kapgan Kağan'ın tahta çıkışı töre çerçevesinde anlatılmaktadır. Bilge Kağan Yazıtı'nın tarihî ve metinsel özellikleri için bkz. Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, 6. bs., Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2024. (Yesevi Tees)
8. Bahaeddin Ögel, Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi I-II, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981. (Kütüphane TTK)
9. Peter B. Golden, Türk Halkları Tarihine Giriş: Ortaçağ ve Erken Yeniçağ'da Avrasya ve Ortadoğu'da Etnik Yapı ve Devlet Oluşumu, çev. Osman Karatay, Ankara: KaraM Yayınları, 2002. Eserin Türkçe baskısı TTK kayıtlarında da bu künyeyle yer almaktadır. (Kütüphane TTK)
KAYNAKÇA
ERGEN, Muharrem, Orhun Abideleri, İstanbul: Boğaziçi Yayınları, 1970.
GOLDEN, Peter B., Türk Halkları Tarihine Giriş: Ortaçağ ve Erken Yeniçağ'da Avrasya ve Ortadoğu'da Etnik Yapı ve Devlet Oluşumu, çev. Osman Karatay, Ankara: KaraM Yayınları, 2002, 389 s. (Kütüphane TTK)
KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Millî Kültürü, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2026, 49. baskı, 448 s. ISBN: 978-975-437-236-6. (Ötüken Neşriyat)
ÖGEL, Bahaeddin, Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi I-II, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981. (Kütüphane TTK)
ÖGEL, Bahaeddin, İslamiyet'ten Önce Türk Kültür Tarihi: Orta Asya Kaynak ve Buluntularına Göre, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1988. (Kültür ve Turizm Bakanlığı)
RÁSONYI, László, Tarihte Türklük, 3. bs., Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1993, ISBN: 975-456-013-7. (dokumen.pub)
ROUX, Jean-Paul, Türklerin Tarihi, çev. Aykut Kazancıgil – Lale Arslan Özcan, 3. bs., İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2007, 563 s., ISBN: 975-997-091-0. (Getem)
TAŞAĞIL, Ahmet, Gök-Türkler, 6. bs., Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2024, XIX + 473 s., ISBN: 978-975-16-2460-4. (Kütüphane TTK)
TAŞAĞIL, Ahmet, Kök Tengri'nin Çocukları: Avrasya Bozkırlarında İslâm Öncesi Türk Tarihi, İstanbul: Bilge Kültür Sanat, 2013, 352 s., ISBN: 978-605-5261-65-8. (Kütüphane TTK)
ÖZGÜDENLİ, Osman G., “Ülüş Sisteminden Merkezî Devlete: Selçuklu Devlet Telâkkisinin Teşekkülü (1038-1064)”, Türkler, V, Ankara, 2002, s. 249-264. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Orhun Yazıtları: Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk Yazıtları.