< < Savunma İşbirliğinin Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri Açısından Önemi


Savunma İşbirliğinin Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri Açısından Önemi

Yazan  06 Haziran 2022

Mayıs ayının son gününde Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) arasında bir- iki savunma sanayi işbirliği mutabakat zaptı(Memorandum of Understanding- MoU veya MZ)) imzalandı. Şu sıralar BAE bir hayli faal. İlişkilerini geliştirip, sağlamlaştırmak için her alanda ve yönde girişimleri var.

Türkiye de benzer bir eğilim içinde eski defterleri kapatıp, yeni sayfalar açma çabasında. Eğer, 30 Mayıs tarihli MZ anlaşma ile sonuçlanır ve bir şekilde nemalanırsa, bu sadece Türkiye ve BAE için değil, BAE nin ilişkilerini geliştirmekte çok daha kararlı olduğu İsrail için de yararlı olabilir. Ayrıca, bu yaz sonuna kadar Türkiye ve BAE arasında bir Serbest ticaret Anlaşması(STA) imzalanabilirse, kapsamı ne olursa olsun, ikili ilişkilerden öte bir bölgesel işbirliği girişimi umudu doğabilir. İş ki Türkiye dış politika manevralarını, iç politika için kullanmaktan ve israf etmekten vazgeçsin.

İlişkilerde MbZ Farkı

Bilindiği gibi BAE'nin müteveffa Devlet Başkanı Halife bin Zayid el Nahyan’ın yerine artık resmen üvey kardeşi Muhammed bin Zayid (MbZ) devlet başkanı olarak seçildi. MbZ zaten 2014 den bu yana ülkesini fiilen yönetiyor ve Körfez İşbirliği Teşkilatı(GCC) içinde kopan fırtınalara rağmen bir taraftan komşuları ile ilişkilerini dengeli götürmeye çalışırken, diğer taraftan örneğin Suudi Arabistan’ın politikalarına yön vermekteydi.

Emirliklerin siyasi ve iktisadi ufkunu yakın çevresinin ötesine genişletme arzusu, Doğuda Hindistan, Çin ve Japonya, Batıda ise İsrail, Mısır, Kuzey Afrika ile olan ilişkilerini farklı farklı alanlarda çeşitlendirmesini sonuçlandırmış durumda. BAE'nin, büyük ölçüde ekonomik rasyonaliteye dayanan yaklaşımlarını düne kadar pek dostça gitmeyen Türkiye ilişkilerine yansıtma kararı elbette yine MbZ nin tercihi. Bunun savunma sanayi ile başlatılması ise ticari ilişkilerin ötesinde her iki ülke için bir sektörel işbirliği umudu olabilir mi? Yoksa “göstermelik” işbirliği, bir savunma sanayi ihracatı ile sınırlı mı kalacak? Bunu zamanla göreceğiz. Ama MZ bir anlaşmaya dönüşürse işe teknoloji yoğun havacılık ve uzay sanayi dallarında test ve sertifikalandırma ile başlanacak.

Kaz Gelecek Yerden Tavuk Esirgememek mi?

Bu gelinen aşama, Türkiye Cumhur Başkanının BAE ziyareti, iki ülke arasındaki gerilimin biraz çözülmesinin sonucu. Aslında gerilim yaratan faktörlerde kayda değer bir değişiklik yok. Libya’da, Türkiye ve BAE hala farklı yerlerde. Gerilim azaltmaya yarayan yeni temaslar, etkisini ilk Libya’da gösterse, bu Libya için de iyi olur. Ama henüz bu konuyla ilgili bir duyum gelmedi.

Öte yandan Türkiye, BAE nin İsrail ile olan yakınlaşmasına başlangıçta tepki göstermişti. Oysa şimdi, BAE-İsrail STA ile hemen hemen aynı anda,iki adet Türkiye-BAE savunma işbirliği MZ imzalanmasıdikkate değer. Kaynakları, imkânları ve MbZ sayesinde ufku geniş olan BAE, Türkiye için kaz gelecek bir yer. Ama ben hala vereceğimiz tavuğun ne olduğunu merak etmekten kendimi alıkoyamıyorum. Türkiye, BAE ne neler verecek? GCC deki hasmı Katar’da açtığı gibi bir askeri üs mü? Ortak uzay araştırmaları mı? Mühendislik hizmetleri mi? Taşeron hizmetleri mi? BAE ne yalı, arsa, tarla veya maden satışları mı? BAE den SWAP dışı bir taze para gelmesi halinde, bu para nerelerde kullanılacak? Açıkçası imzalanan iki MZ henüz anlaşmaya dönüşmeden akla gelen birkaç soru.

Enerji Güvenliği Savunmanın bir Parçası mı?

Türkiye BAE ticaret hacminin 2021 de 8.1 milyar doları aşmış olması ve bunun imzalanacak bir STA ile daha da artabileceği, ilişkilerin ticari potansiyeli açısından elbette önemli bir beklenti. Ancak bu bölgesel yeni kümelenmede savunma sektörü işbirliği ve ticarette öteye giden bir çıkar oydaşması olması gerek. Bu, azalan Rusya gazı arzına karşı, BAE ve körfez doğal gazının Türkiye için ve Türkiye aracılığı ile Avrupa’ya yeni bir imkân arama yolu olarak düşünülmeli mi?

Körfez’de doğal gaz kartı en güçlü ülke Katar. Halen BAE de doğal gazı büyük ölçüde Katar üzerinden deniz altı bir boru hattı ile aktarmakta. Yunus(Dolphin) Enerji Boru hattı olarak bilinen bu boru hattının[1] karadan uzatılması geçmişte Suudi Arabistan ve BAE arasındaki siyasi sürtüşme nedeni ile gerçekleştirilememişti. Ama şimdi belki MbZ ve Muhammed bin Salman(MbS) arasındaki yakınlık nedeni ile yeni boru hattı projeleri tekrar gündeme gelebilir.

BAE nin toplam petrol rezervlerinin 2019 yılında, 105 milyar varil, doğal gaz rezervlerinin ise 7.7 trilyon metreküp olduğu tahmin ediliyordu[2]. 2020 yılında BAE nin 2.3 metreküp kapasiteli[3] yeni bir doğal gaz rezervi bulmuş olması ile 10 trilyon metreküp kapasiteye yükselen enerji kaynağı zenginliği, bu işbirliğine yeni bir ilham verebilir.

Ayrıca bugünlerde Fransa’nın da Rus gazı yerine BAE gazını devreye sokma konusunda yeni beklentiler içine girmiş olması, Türkiye’den önce zaten orada bulunan Alman, İngiliz, Japon, Amerikan ve Fransız enerji şirketlerine yeni faaliyet alanları açacağa benzer. Türkiye de bu furyada rakiplerinden fırsat bulup, boru hattı projelerine giremese bile, Fransa gibi Rus gazına alternatif arayışına BAE da cevap bulabilir.

 

 

 

[1] Katar’ın Ras Laffan Gaz işleme tesislerinden Abu Dhabi deki Tavela dolum tesisine gaz aktaran 364 km uzunluğundaki denizaltı boru hattı. Kapasitesi yıllık 33 milyar metreküp olarak biliniyor.

[2] Bakınız BP’s Statistical Review of World Energy 2019

[3]  Bu buluşla BAE, en çok doğal gaz rzervi bulunan ülkeler sıralamasında 7. Sıradan, 6. Sıraya yükselmiştir. Bknz https://www.aa.com.tr/en/energy/upstream/uae-finds-23-trillion-cubic-meters-of-new-gas-reserve/28260

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR