< < Afganistan: Başarısız Bir İşgal mi Planlı Yeni Bir Operasyon mu?


Afganistan: Başarısız Bir İşgal mi Planlı Yeni Bir Operasyon mu?

Yazan  06 Eylül 2021

Düzenleyen: Asena GÜBÜL

Son 45 yıldır Afganistan savaş halinde bir ülke. 1980’lerde Sovyetler  Birliği, 2000’lerde Amerika Birleşik Devleti ve hatta yüzyılın başında İngilizler bu coğrafya üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştılar ancak olmadı.

27 Nisan 1978’de, komünist eğilimli Afganistan Demokratik Halk Partisi tarafından gerçekleştirilen Saur Devriminden sonra, 1979 Aralık ayının son günlerinde Sovyetler Birliği Afganistan topraklarını işgale başlamıştı. Bu işgal sonucunda modern zamanların en büyük mülteci krizi ortaya çıkmış ve milyonlarca Afgan vatandaşı hayatını kaybetmişti. Afganistan savaşta gittikçe fakirleşmiş, altyapısı perişan olmuş bir ülkeye dönüşmüştü.

Geçtiğimiz yirmi yıla aşkın bir sürede ise Amerika Birleşik Devletleri Afganistan’da bir savaş yürütüyordu. 11 Eylül 2001 olayında üç bin kişi hayatını kaybetti beraberinde Dünya Ticaret Merkez ve ABD Savunma Bakanlığı hedef alındı. Bu saldırışlardan  İslamcı El Kaide'nin lideri Usame bin Ladin mesuliyetli tutuldu. Radikal İslamcı terör örgütü ve o zaman Afganistan’ı yöneten Taliban, bin Ladin’i koruyarak onu teslim etmeyi reddetti. Bu olaylar üzerine bir ay sonra ABD  hem El Kaide hem de Taliban'a yönelik hava saldırılarına başladı.İki ay içinde Taliban rejimi çöktü ve Pakistan’a kaçtılar. Bu savaşta da 2.300'den fazla Amerikan askeri hayatını kaybetti; 20.000'den fazla kişi ise yaralandı. Taliban örgütünden ve sivillerden oluşan en az yarım milyon Afgan öldürüldü veya yaralandı. Washington bu savaş için 1 trilyon dolar paraya yakın harcama yaptı.

Taliban bu süreçte her ne kadar uluslararası koalisyonun varlığı nedeniyle dezavantajlı duruma düşse de 2014 yılında yaşanan kanlı çatışmaların beraberinde, uluslararası güçler Taliban ile savaşma görevini Afgan ordusuna devredince, Taliban bu durumdan daha da cesaret alarak hükümet güçlerine ve sivillere çeşitli saldırılar düzenledi. Yavaş yavaş kontrolü ele geçirmeye başlamış oldu.

Uzun yıllardır işgal altında olan Amerika’nın savaştığı yapıyı ve işgal ettiği topraklardaki halkı iyi analiz edememesi, herhangi bir siyasi yapıyı oturtamaması, Afganistan’ın yeniden nasıl inşa edileceğine dair planlama yapmaması, büyük bir kırsal bölgeyi kontrol altına alabilmek için gönderdiği asker sayısındaki yetersizliği ve muazzam yoksulluğun beraberinde, Talibansaklanmış olduğu bölgelerde elini güçlendirerek yirmi yıldır sürmekte olan başarısız bir sürece el koydu. Dünyanın teknolojik olarak en gelişmiş ülkesi olan Amerika Birleşik Devletleri yirmi yıldır işgal ettiği topraklardan geçtiğimiz günlerde çekilme kararı alarak son askeri birliklerini de bölgeden aldı. Taliban tüm dünyaya Afganistan’daki en etkili siyasi örgüt oluğunu gösterdi. Ancak bu zafer Afganistan’ın kırk yıllık işgal geçmişinin izlerini silmede yeterli olmayacaktır. Amerikan birlikleri geri çekilmesi ile birlikte Taliban’a daha fazla cesaret ve güç kazandırmış oldu. Afganistan toprakları şu an ise tamamen Taliban kontrolü altına alındı.

 Bu bir plan mıydı?

Çin, 1980’lerden bu yana üretime dayalı olan ekonomik gücünü, 2013 yılında açıkladığı “Bir Kuşak Bir yol Projesi” ile tanıttı. Bu proje ile Çin’in hedefi yeni bir süper güç olmak, küresel ticaretin yönünü değiştirmek ve İpek Yolu’nu bir nevi 21. yüzyıla uyarlamak. Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nin, tarihi İpek Yolu Projesi’nden farkı çok daha büyük bir coğrafyayı kapsaması ve Asya, Afrika ve Avrupa’yı geniş ulaşım kanallarıyla bağlamak istemesidir.

Çin’in yeni projesini hayata geçirebilmesi açısından zengin yer altı kaynaklarına sahip olan ve projenin yol haritasında yolları kısaltacak konumda olan Afganistan, Çin için önemli bir stratejik konumda bulunmakta. Ancak proje için Afganistan’ın istikrar ve güvenliği de oldukça önem arz etmekte. Çin zaman zaman Afganistan’ın istikrarı ve kalkınması ile ilgilendiğini belirtmek için  bazı yatırımlarda bulunmuştur ve uluslararası açıklamalarında bildirmiştir. Sonuç olarak değerlendirdiğimizde Çin’in Afganistan’a olan ilgisi yürütmüş olduğu Bir Kuşak Bir Yol Projesi’ni daha güvenli koşullarda yaşatmak gayesiyle yakından ilişkilidir.

Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nin bilinen rakipleri arasına bulunan ABD ise Çin’in bu projesinde bulunan bölge ülkeleri üzerindeki ticari gücünün azalmasından endişe duymaktadır. Bu projede Çin’in gerçek amacının Doğuyu ve Batıyı birleştirmek olmadığını iddia etmektedir. Hatta bu sebeplerden ötürü projeye yatırım sağlayacak olan Asya Yatırım Bankası’nın kuruluşuna katılmayan ABD, Avrupa Birliği’nin de bu kuruluşa katılmasını istememiştir. Hal böyleyken, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin arka planında görülen nedenlerin dışında asıl amacı küresel güç mücadelesinde çekişme yaşadığı Çin’in istikrarsızlaştırılması mıdır sorusunu akıllara getirmektedir. Çin’in Kuşak-Yol Projesi kapsamında bölgedeki önemli yatırımlarına zarar vermek ve projeye dahil olan aktörlere ağır bir uyarıda bulunmak mı istiyor?

Pekin’in dış politika ilkesi olarak başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmemeyi savunduğu bilinmektedir. ABD’nin Afganistan’dan çekilerek, oluşacak güç boşluğunu Pekin’in doldurması yönünde cesaretlendirmeye çalıştığını görebiliriz. Bu hamle ile Pekin’in imajı da sarsılmak istenmiştir. Böyle bir operasyonun Pekin’e hem insani hem de mali yükü olacağı ortadadır. Pekin’in “imparatorluklar mezarlığı” olarak anılan bir coğrafyaya asker çıkarma niyetinde olmadığı da Taliban ile sıcak görüşmeler yapmasından belli edilmektedir. Uluslararası meşruiyete ihtiyaç duyan bir hareketle siyasi tanıma ve ekonomik teşvik yoluyla ilişki geliştirmek, Pekin için daha güvenli bir yoldur.

Neticede ABD’nin bu çekilme kararı almasının temel nedeninin bölgede kaos yaratarak Kuşak-Yol Projesinin istikrarsızlaştırılması hedefinde olduğu düşünülebilir. ABD, Taliban’ın benimsediği ideolojinin bu kaos için elverişli olduğunu düşünmektedir. Taliban’ın hüküm sürmesi ile birlikte yaşanabilecek bir göçmen buhranı, gerçekleşecek insan hakları ihlalleri ve istikrarsızlık, bir süre sonra ABD’yi NATO müttefikleri veya BM aracılığıyla Afganistan’daki Taliban birimlerini vurmaya yönlendirebilir. ABD  bu strateji ile hala bölgedeki “başat” gücün kendisi olduğunu ve onaylamadığı bir projenin de ayakta kalamayacağını, bu projede olan ülkelere bir mesaj verme hazırlığı içerisinde bulunduğunu söyleyebiliriz.

 

Kaynak: foreignaffairs, newlinesmag, bbc, dp, trthaber, ankasam, criturk, 21.yyte.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2022

Korku İkliminde İnsan Davranışı

Kafka’nın 20. Yüzyıl için “Korku Çağı” dediğini hatırlarsınız. Haksız değildi. Büyük yazar 1924 yılında öldüğünde zaten yaşamı boyunca bir dünya savaşı, bir büyük salgın görmüştü.