Güvenli bölge Türkiye'nin beklentilerine göre olmayacak iddiası

Yazan  07 Ağustos 2019

Suriye-Kürdistan Demokratik partisi (muhalif Suriye Kürt Ulusal konseyi taraflarından birisi)'nde yönetici Ali Muslim, Fırat'ın doğusu bölgelerinde güvenli bölge kurulması hakkında  ABD tutumunun şu ana kadar puslu olmasına rağmen sahadaki gerçeklerin kurulma imkanına işaret ettiğini ancak belki de bu bölgenin lojistik olarak ne derinlik ne mesafe nede kurulmasını denetleyecek yön açısından olsun Türkiye'nin beklentileriyle özdeş (uygun) olmayacağını belirtti.

ABD'nin bu bölgenin iki taraf arasında ortak operasyon yoluyla kurulması ve derinliğinin maksimum 15 km yi geçmeyecek derinlikte olması için Türk tarafını ikna etmeye çalıştığını, bu arada, Türkiye'nin derinliğin 30 km den az olmayacak derinlikte ve Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde olduğu gibi kendi denetiminde olması için uluslararası onayı almaya çalıştığını belirterek sözlerini sürdürdü. Kürt yönetici bu bölgenin şekli ile ilgili olarak, ABD'nin çalıştığı şeye göre olacağını, bu bölgenin SDG'den arındırılmış olarak askeri yönetimin Türkiye ve ABD arasında ortak olacağını sandığını belirtti. Muslim, Türkiye'nin ister mesafe 15 km ile sınırlı kalsın isterse de bundan daha fazla olsun güçlü bir şekilde bulunacağına işaret etti. Türkiye'nin bu bölgenin kurulmasında ki amacının sadece sınırını SDG'den uzaklaştırmak ile sınırlı kalmadığını bilakis Türkiye'nin bundan daha fazla uzağa gideceğini sözlerine ekledi. Türkiye'nin böylelikle Kürt kentlerinin çoğunluğunu kontrol altına almaya çalıştığını dolayısıyla SDG'yi petrol kuyularına ulaşma girişimine ek olarak varsayılan (sözde) çevresinden (?) uzaklaştırılmasını güvence altına alacağını sözlerine ekledi.

 

 

Çeviri yapılan kaynak: http://www.basnews.com/index.php/ar/interviews/538524

Turgut Adsız

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-09-2019

IŞİD'in Tarihsel Gelişimi ve Dinamikleri

IŞİD sadece Suriyeli gruplar için değil hem bölgesel güçler hem de küresel aktörler için büyük bir tehlike olarak görülüyor.