< < İran’ın Türk Paniği


İran’ın Türk Paniği

Yazan  05 Ekim 2021

Yazan: Oğuz Alp ALDAN

Geçen yıl 44 günlük mücadelenin ardından Ermenistan’ın teslimiyeti ve Azerbaycan’ın büyük zaferiyle sonuçlanan Karabağ Savaşı, Güney Kafkasya’da yalnızca Azerbaycan ve Ermenistan için değil, bölgeye yakın olan diğer devletler için de önemli değişikliklere yol açtı. Özellikle İran, Karabağ Savaşı’nın muhtemelen istediği şekilde bitmemesinden ve Azerbaycan’ın mutlak zaferinden sonra bölgede yaşanabilecek değişimlerden dolayı büyük bir paniğe kapıldı. İran’ın paniklemesi sonucu, Azerbaycan-İran hattında yaşanan son gelişmelerle birlikte iki ülkenin ilişkileri gerildi. Yaşanan gerilimin özellikle İran açısından, İranlı yetkililerin belirttiğine göre birkaç önemli nedeni bulunmakta.

Gerginliğin yükselişindeki ana unsurlardan biri Karabağ’da Azerbaycan kontrolündeki Goris-Kapan yolunda İran plakalı tırların Azerbaycan güçlerince durdurularak denetlenmesi, hatta geçiş izninin verilmemesidir. İran cephesi tırlara geçiş izni verilmemesine tepki gösterse de ağustos ayında Karabağ’a yasadışı giriş yapan İran tırları ile ilgili olarak Azerbaycan tarafından kanıtlar sunularak İran'ın Bakü Büyükelçisi Seyid Abbas Musavi Azerbaycan Dışişleri Bakanlığına çağrılmış ve Azerbaycan İran’a konuyla ilgili nota vermişti. İran’ın tepkilerine yol açan bir diğer konusu ise geçtiğimiz günlerde Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan’ın, Azerbaycan’da ortaklaşa gerçekleştirdiği askeri tatbikat oldu. Tatbikat, İran sınırı yakınlarında gerçekleştirildiği iddiasıyla İran tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Ancak İran’ın Azerbaycan’a bu kadar sert bir tepkiyle yaklaşmasının asıl nedeni Karabağ Savaşı sonrası ortaya çıkan düzende Ermenistan ile Azerbaycan arasından bir sınır değişikliğinin yaşanması olasılığıdır. Ermenistan’ı İran’a sınır yapan toprakların bir bölümünün Azerbaycan’a devredilmesi ve İran ile Ermenistan arasındaki sınırın ortadan kalkması jeopolitik bir değişiklik olasılığının İran için doğurdu en önemli sonuçtur.

Bölgedeki bu gelişmelerin ardından İran, ülkenin kuzeybatı bölgesinde ‘Hayber Fatihleri’ adını verdiği bir askeri tatbikat gerçekleştirerek adeta savaş durumuna geçiş görüntüsü verdi. İranlı bazı yetkililerin Azerbaycan’a yönelik tehdit içeren provokatif söylemleri de İran’da yaşanan paniğin ve gerilimin kanıtı niteliğindeydi.

Hayber Fatihleri: Neden şimdi?

Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan’ın İran yakınlarında gerçekleştirdiği askeri tatbikat, İran tarafından rahatsızlıkla karşılanmış ve İran’ın karşılık olarak kendi askeri tatbikatını düzenlemesine yol açmıştır. İran’ın, olağan bir tatbikat olarak ifade ettiği Hayber Fatihleri tatbikatı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tepkisiyle karşılaştı. Aliyev, her ülkenin kendi topraklarından askeri tatbikat düzenleme hakkının, o ülkenin bir egemenlik hakkı olduğunu belirtse de İran’ın zamanlamasına ve tatbikatın Azerbaycan sınırında gerçekleştirilmesine dikkat çekti. İran tarafı ise silahlı kuvvetlerin teçhizatlarını test etmesi ve İran’ın tüm sınırlarında savaşa hazır durumda olunmasının değerlendirilmesinin hedeflendiği ifade edildi. Açıklamasının devamında İran Kara Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Kiyomers Haydari kendi sınırlarında 4-5 tatbikat yapıldığını vurguladı.

İran ‘Hayber Fatihleri’ tatbikatında ne amaçladı?

Tuğgeneral Haydari, Hayber Fatihleri tatbikatının hiçbir komşu ülkeyi tehdit etmediğini, ancak İran sınırında İsrail ve IŞİD varlığına tahammül etmeyeceklerini söyledi. Haydari aynı zamanda Karabağ Savaşı boyunca Azerbaycan toprak bütünlüğüne vurgu yaptıklarını ve işgali hiçbir zaman savunmadıklarını ekledi. Haydari’nin açıklamalarına benzer bir açıklama da İran Dışişleri Bakanı Emir Abdullahian’dan geldi. Karabağ’ın kurtuluşu için her zaman destek verdiklerini belirten Abdullahian, Karabağ Savaşı sırasında bölgeye terör unsurlarının geldiğini ve İsrail’in bundan yararlanarak İran’a yakın olmak amacıyla Azerbaycan’a yerleştiği iddiasını ortaya attı. Benzer bir söylem de İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’den geldi. Kuzeybatı bölgesinde gerçekleşen olaylarla ilgili olarak yabacı müdahalesinin hasar ve ihtilafa yol açacağını, yabancıların desteği ile sağlanan güvenliğin kalıcı olmayacağını söyleyerek üstü kapalı olarak Abdullahian ile benzer iddialarda bulundu.

İran’ın endişeleri: Siyonizm ve değişen jeopolitik

Karabağ’da Azerbaycan’ın üstünlüğü ile sonuçlanan savaşın sona ermesiyle ortaya çıkan ve çıkacak olan gelişmeler İran için çok büyük öneme sahip. İran, her ne kadar Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan’ın tatbikatına ve İran plakalı tırların Karabağ’a girişine izin verilmemesine tepki gösteriyor gibi gözükse de İran için temel endişeler Azerbaycan’da Siyonizm’in varlığı iddiası ve yapılması muhtemel sınır değişiklikleriyle bölge jeopolitiğinin değişecek olmasıdır. İranlı yetkililer bu iki konu üzerine vurgu yaparak Azerbaycan üzerinde bir baskı oluşturmak amacı gütmektedirler. İran Dışişleri Bakanı Abdullahian, İsrail’i bölgeye yaklaştırmayacaklarını, bölgede hiçbir şekilde jeopolitik değişimlere izin vermeyeceklerini ve bunu önlemek için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyleyerek açıkça gerilimi arttıracak söylemlerde bulundu.

Ancak Karabağ savaşıyla birlikte İsrail’in Azerbaycan’a yerleştiği iddiasının pek uzun ömürlü olmadığını söyleyebiliriz. İran’dan yapılan açıklamalardaki Azerbaycan’da İsrail varlığı iddiasına Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’den yalanlama geldi. Aliyev, İsrail’i bölgede nerede gördüklerini sordu ve İsrail’in bölgedeki varlığıyla ilgili hiçbir kanıtın olmadığını belirterek ülkesindeki İsrail varlığını bütünüyle reddetti.

Sınır değişikliği İran’ı neden korkutııyor?

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yapılacak bir anlaşma ile iki ülke arasındaki sınırlarda değişiklik yapılması İran için iki açıdan korkutucudur. İlk olarak, sınır değişikliği ile Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlanması, Ermenistan ile İran arasındaki kara bağlantısını ortadan kaldırır. Yani İran’ın kuzeybatı bölgesindeki sınırları tamamen Azerbaycan ile olur. Bu durum, İran’ın yalnızca Ermenistan ile bağlantısının kopması anlamına gelmez, aynı zamanda İran’ın Kafkasya’ya girişini büyük ölçüde engeller. Bunun için İran, kuzeybatı sınırının yalnızca Azerbaycan ile olmasındansa, Zengezur koridoruyla Ermenistan ile olmasını, dolayısıyla Kafkasya ile bağlarını korumayı isteyecektir.

İkinci olarak Azerbaycan’ın Nahçıvan ile kara bağlantısının tamamlanması çok büyük anlamlar içermektedir. Nahçıvan’nın Azerbaycan ile kuracağı kara bağlantısı sayesinde arada Ermeni toprağı kalmayacağından ötürü Azerbaycan için İran üzerinden geçiş yapma zorunluluğu kalkacaktır. Zorunlu olarak İran üzerinden gerçekleşen Azerbaycan-Nahçıvan ulaşımı, sınır değişikliği ya da kısa vadede Zengezur koridoru ile doğrudan gerçekleşebilecek. Bu durumun İran için büyük ekonomik kaygılar yarattığı açıktır.

Ancak belki de bundan daha önemlisi, Nahçivan-Azerbaycan bağlantısı sayesinde Türkiye’nin Azerbaycan’a, dolayısıyla Türk Dünyası’na ve Asya’ya ulaşmasında İran topraklarını kullanma zorunluluğunun kalmayacak olmasıdır. Azerbaycan’ın doğrudan Türkiye ile bağlantı sağlaması demek inanılmaz bir ticaret kolaylığının yanı sıra Türk dünyasının ilk kez birleşmesi anlamına gelmektedir.

Böyle bir kara bağlantısının oluşması, Türkiye ile Azerbaycan üzerinden Türk dünyasının kavuşması, İran için çok büyük bir ekonomik sorun olmakla beraber başka kaygılar da ortaya çıkarmaktadır. Karabağ’ın kurtulması, Türk dünyasının birbirine bağlanması, İran’daki Türkler üzerinde, İran devletinin daha çok durması anlamına gelmektedir. Çünkü İran hükümetinde, bu gelişmeler sonucunda İran Türklerinin (Güney Azerbaycan Türklerinin) ayrılıkçı hareketlerinin artacağı korkusu vardır.

İran’ın korkusu: İran Türkleri

İran nüfusunun çok önemli bir kısmının Türklerden oluştuğu düşünüldüğünde bu olgunun İran dış politikasında ve güvenlik hamlelerinde etkili olduğu söylenebilir. İran’daki Türk nüfusu için farklı kaynaklar farklı oranlar verse de İran nüfusunun yaklaşık %50’sinin (Dünya Bankası Ülke Profilleri veri tabanına bu oran %42) Türklerden oluştuğu söylenebilir.  Böyle bir nüfus yapısına sahip İran’ın dış politikada çok rahat davranabileceği söylenemez. Özellikle, Karabağ savaşı süresince Ermenistan’a yakın duran, hatta geçen yıl Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanan İkinci Karabağ Savaşı sırasında Ermenistan’a askeri destekleri ortaya çıkan İran, dini benzerliklere rağmen Azerbaycan’ın kazanmasını istememiştir. Bölgedeki karışıklık ve belirsizliğin yarattığı istikrarsızlık ve dolayısıyla güçlenemeyen bir Azerbaycan sayesinde İran’daki Türklerin ayrılıkçı hareketlerinin desteklenmesini ve tetiklenmesini önlemekteydi. Bunun için çatışmalar başlar başlamaz İran ateşkes çağrısı yapmış, ancak İran’daki Türklerin tepki ve protestoları sonucunda Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü savunan söylemlerle kadar gelmiştir. İşgalin sürdüğü 30 yıl boyunca Ermenistan’ı işgal ile suçlamayan İran, Azerbaycan’ın kendi topraklarını alma mücadelesini frenlemeye çalışmıştır. İran Türklerindeki yükselen milliyetçilik savaş boyunca İran’ın Azerbaycan’a yönelik söylemlerini mutlaka şekillendirmiş ya da törpülemiştir. Bu durumda İran Türklerinin, özellikle Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı İran dış politikasının denetleyicisi durumuna geldiğini söylemek çok da yanlış olmayacaktır.

İkinci Karabağ Savaşı’nda hesabını iyi yapamayan İran, Rusya’nın Ermenistan’ı terk edeceğini öngörememiş ve Azerbaycan’ın önce İran sınırından başlayarak kısa süredeki büyük ilerleyişi karşısında şaşkınlığa uğramıştır. İşte bugün de İran, tamamen kontrolünü kaybettiği Karabağ meselesinin daha fazla zarar vermemesi için çabalasa da ilerleyen dönemlerdeki söylem ve hamlelerinde kendi içindeki Türk gerçeğini görmezden gelemeyecektir. Bölgede savaşın belki de Ermenistan’dan sonra en çok kaybedeni konumundaki İran için bu gerçek Tahran’ın provokatif‘ne gerekiyorsa yaparız’ söylemlerini yerine getirmede yeteneğini ve cesaretini azalttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü İran tüm askeri gücüne ve tehditlerine rağmen kendi içinde yaklaşık 30 milyonluk bir Türk ordusunu barındırmaktadır. Bu ordu, Bakü tehdit edildiğinde, Karabağ’a müdahale edildiğindi mutlaka Tahran’a yürüyecektir. İşte İran’ın uykularını kaçıran ‘Türk’ paniğinin asıl nedeni budur.

Kaynaklar: Anadolu Ajansı, Cumhuriyet, Ermeni Haber Ajansı, Fars Haber Ajansı, İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı-IRNA, Tesnim Haber Ajansı, TRT

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Deniz Berktay   - 13-10-2021

Fener Patrikhanesi ve Asimilasyon

Dünyanın pek çok yerinde, dinle siyaset, iç içe geçmiş durumda. Hıristiyanlığın Ortodoksluk mezhebi de, siyasetin yoğun müdahalesine maruz kalmakta.