< < Taliban Hükümeti’nin Öne Çıkan İsimleri


Taliban Hükümeti’nin Öne Çıkan İsimleri

Yazan  08 Eylül 2021

Yazan: Oğuz Alp ALDAN

Taliban, yıllar sonra, 6 Ağustos’ta Afganistan’da bir vilayet merkezini ele geçirerek ülke genelinde ilerleyiş sağladı. Yalnızca 9 gün sonra, 15 Ağustos’ta başkent Kabil’e giren Taliban, Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin ülkeyi terk etmesiyle kontrolü ele aldı. Son olarak Taliban karşıtı direnişin sürdüğü Pençşir bölgesinin de ele geçirilmesiyle Taliban bütün Afganistan’da hakimiyetini sağladı.

Ülkeyi bir ‘İslam Emirliği’ olarak yöneteceğini açıklayan Taliban’ın hükümetinde yer alacak isimler merakla bekleniyordu. Taliban sözcüsü tarafından 7 Eylül’de açıklanan kabinede dikkat çekici isimler yer aldı.

Kabine’nin dikkat çeken isimleri

Taliban tarafından kendisine Emîrü'l-mü'minîn unvanı verilen Hibetullah Ahundzade’nin liderliğindeki hükümetin Başbakanlığına Hasan Ahund atandı. Ahund, örgütün karar alma organı olan Rehberlik Şurası’nın, diğer deyişle liderlik konseyinin başkanlığını yapıyordu. Ayrıca Ahund, 1996-2001 yılları arasındaki Taliban yönetiminde önce dışişleri bakanlığı ardından da başbakan yardımcılığı görevini yürüttü. Ahund’u asıl önemli kılan özelliği örgütün kurucu lideri Molla Ömer’e olan yakınlığı. Birleşmiş Milletler’in yaptırım listesinde de yer alan Ahund aynı zamanda bir Peştun. Siyasi analizler göz önünde bulundurulduğunda Ahund, dini özellikli olmaktan çok siyasi özellikler gösteren bir lider olarak ön plana çıkıyor.

Hasan Ahund’un yardımcılığına atanan Molla Abdulgani Baradar ise kabinede yer alan bir diğer önemli isim. Sovyetler’in Afganistan’ı işgal ettiği dönemde kurucu lider Molla Ömer ile birlikte savaşan Baradar, Molla Ömer’in yanı sıra örgütün bir diğer kurucusudur ve Molla Ömer’in de en yakın arkadaşıdır. Daha önceki Taliban hükümetinde savunma bakanının yardımcılığını yapan Baradar, BM yaptırım raporlarına göre birçok terör saldırısının arkasındaki askeri komutan olarak kayıtlara geçmiştir. 2010 yılında Pakistan gizli servisi ISI ve CIA’in ortak operasyonuyla yakalandı ve cezaevine gönderildi. 2018’de yine ABD’nin talebiyle serbest kalan Baradar, daha sonra örgütün Doha’daki siyasi ofisinin başına geçerek ABD ile yapılan barış görüşmelerine Taliban adına liderlik etti. Yeni hükümetin başına geçirilmesi tahmin edilen Baradar’ın başbakan yardımcısı olarak görevlendirilmesi beklenmedik bir gelişme olarak değerlendirildi.

Kabinenin bir diğer Peştun kökenli üyesi olan Mevlevi Emirhan Muttaki, önceki hükümet döneminde Kültür ve Eğitim bakanı olarak görev aldı. ABD ile yürütülen barış görüşmelerinde Taliban heyetinin bir üyesiydi. Dini ya da askeri yönü ağır basmayan Muttaki, örgüt içerisindeki en ‘ılımlı’ üts düzey yönetici olarak görülüyor.

Örgütün kurucusu Molla Ömer’in oğlu olan Molla Muhammed Yakup, kabinede savunma bakanı olarak kendisine yer buldu. 2015’te babasının yerine geçmek istediyse de konsey Molla Ahtar Mansur’u atamasıyla konseyden ayrılmıştı. 30’lu yaşlarının başında olan ve saha deneyimi bulunmayan Molla Yakup, geçen yıl örgütün tüm saldırılarını yöneten askeri konseyin başına getirilmişti. Baradar ve Siraceddin Hakkani ile liderin üç kişilik yardımcı ekibini oluşturuyordu. Örgüt ve kabine içerisindeki varlığının babasından kaynaklı olduğu belirtilen Molla Yakup’un atamasının yüzelsel olduğu iddialar arasında.

Taliban’da en dikkat çekici atamalardan biri içişleri bakanlığına Siraceddin Hakkani’nin getirlmesiyle yapıldı. Sovyetler’e karşı direnişin önde isimlerinden Celaleddin Hakkani’nin 2018 yılında ölmesiyle babasının yerine geçen Siraceddin Hakkani, hem Taliban liderinin yardımcılığını yapmakta hem de kendi örgütü olan Hakkani grubunu yönetmektedir. Grup, her ne kadar 1980’lerde Sovyetler’e karşı direnişte ABD tarafından desteklense de aynı zamanda ABD’nin terör örgütleri listesinde yer almaktadır. Hakkani grubu Taliban’la ortak çalışmakla birlikte örgüt içerisinde yarı özerk bir konuma sahip. Özellikle, birçok sivilin öldüğü Kabil’e yönelik intihar saldırılarını gerçekleştiren Hakkani grubunun lideri Siraceddin Hakkani’nin içişleri bakanı olarak görevlendirilmesi bazı endişelere ve eleştirilere yol açtı. Çünkü Hakkani’nin, intihar saldırılarının arkasındaki isim olması ve El Kaide ile olan bağlantıları nedeniyle FBI’ın en çok arananlar listesinde bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hakkani’nin tutuklanması sürecinde işbirliği yapanlara 10 milyon dolar ödül vaadetmişti.

Kabinede dikkat çeken son isim ise Enformasyon Bakan yardımcılığı görevine getirilen Zebinullah Mücahid oldu. 10 yıldan fazladır, bir anlamda örgütün sözcülüğünü yapan Mücahid, yapılan saldırılar hakkında Twitter hesabından düzenli olarak bilgi paylaştı. Saldırıların Taliban tarafından üstlenilmesi ya da reddedilmesi yine Mücahid aracılığıyla açıklandı. Kabil’in Taliban kontrolüne geçmesinin ardından gerçekleştirdiği ilk basın toplantısında dünya yüzünü ilk kez gördü.

Dünyadan İlk Tepkiler

Afganistan’da Taliban’ın hükümeti ilan etmesiyle birlikte dünyadan da ilk tepkiler gelmeye başladı:

Açıklanan kabineyle ilgili olarak ABD tarafından yapılan açıklamada, hükümet yetkililerinin bağlantıları ve sicil kayıtlarından ötürü ABD cephesinin endişeli olduğu ifade edildi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, kabinenin Taliban yetkililerinden oluştuğunu ve kadınların yer almadığını not ettiklerini vurguladı. Ancak bunun bir geçici hükümet olduğunun altını çizen sözcü, Taliban’ı söylemleriyle değil eylemleriyle değerlendireceklerini belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu kabinenin geçici bir hükümeti oluşturmasından dolayı ne kadar süreceğinin bilinmediği vurguladı. Süreci dikkatle takip ettiklerini ifade etti.

AFP haber ajannsına konuşan üst düzey bir Katarlı yetkili ise Taliban hükümetinin Afganistan’ın fiili yöneticileri olduğunu belirtti. Taliban’ın ‘pragmatşzm’ gösterdiğini ve eylemleriyle değerlendirilmesi gerektiğini de ekledi.

Küresel organların hükümetleri tanıma eylemlerine katılmadığını söyleyen BM sözcüsü Farhan Haq, açıklanan kabiniyle ilgili olarak yalnızca müzakere edilmiş, kapsayıcı bir çözümün Afganistan’da barışı sağlayabileceğini söyledi.

Taliban’ın 20 yıl sonra Afganistan’ı yönetmek için kurduğu hükümetin üyelerine bakıldığı zaman,ilk başta ABD ile Taliban arasında birtakım sorunların yaşanabileceğini tahmin etmek zor değil. Özellikle, Taliban yönetiminde bulunan ve kabinede kendisine koltuk verilen isimlerin geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen terör saldırılarındaki rolü göz önünde bulundurulduğunda, geçici hükümetin kendisini dünya kamuoyuna kabul ettirmesi konusunda sıkıntılar yaşayabileceği ortadadır. Bunun yanında, kabinedeki bazı isimlerin El Kaide ve Hakkani gibi terörist gruplarla doğrudan bağlantılarının olması hükümetin meşruiyeti konusunda güven vermemektedir. Birçok terör faaliyetinin ve sivillere yönelik intihar saldırılarını yöneten kişilerin hükümette yer alması, Taliban yönetiminin yeniden halk tarafından kabul edilmesi açısından, Afganistan’da hem istikrarın sağlanması hem de insan haklarının ihlali konusunda endişelere yol açmaktadır. Ayrıca kabinedeki Peştun ağırlığın Afgan halkınca ne kadar kabul göreceği de bir soru işaretidir. Ne kadar askeri güce sahip olursa olsun halka kendisini kabul ettirememiş bir otoritenin ülkede kalıcı olması pek muhtemel değildir. Bundan dolayı Afganistan’ın mevcut durumda patlamaya hazır bir barut fıçısı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle ABD başta olmak üzere Batılı güçlerin eleştirileri ve Afgan halkının endişelerinin yanı sıra Sovyet işgali döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı silahlı mücadelede bulunmuş kişilerin de hükümette görevlendirilmesinin Rusya’nın dikkatinden kaçmadığı ve Rus yetkililerin bunu bir kenara not ettiği düşüncesindeyiz.

 

Kaynaklar: Aljazeera, Euronews, TRT World

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 26-09-2021

Enerji’ye Doymayan Dünya ve Beklentiler

Küresel ekonominin çarkları salgın hız keserken yeniden dönmeye başladı. Kıyıda köşede çıkan birkaç arıza ve kronik jeopolitik ve ekonomik sorunlar hariç, yılın ikinci çeyreğinden itibaren hemen her ülkenin ekonomik göstergelerinde olumlu yönde gelişmeler var.