< < Terör Örtgütleri SDG ve PKK'nın İlişkisinin Kanıtı: Devrimci Gençlik Hareketi


Terör Örtgütleri SDG ve PKK'nın İlişkisinin Kanıtı: Devrimci Gençlik Hareketi

Yazan  30 Aralık 2021

Jusoor Araştırma Merkezi'nin "SDG ve Devrimci Gençlik Örgütü İlişkinin Doğası ve Sonuçları" başlığıyla yayınladığı yazıda , terör örgütü SDG ile PKK'nin sürekli inkar ettikleri ilişkileri ortaya konmuş ve sonuçları analiz edilmiş.

"Terör örgütü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderliği "Devrimci Gençlik Hareketi" ile ilişkisini açıklamak zorunda kaldı. Terör örgütü  SDG elebaşı Mazlum Abdi, 25 Aralık’ta Ayne’l-Arab kentinde düzenlenen hava saldırısında ölen Devrimci Gençliğe bağlı beş kişi ve yaralanan dört kişi için bir tweet atarak sempati ve dayanışma sergiledi.

Devrimci Gençlik Hareketi ve Genç Kadınlar Birliği, doğrudan terör örgütü PKK’ya bağlı bağlı iki örgüt olup çocukların askeri ve ideolojik eğitim kampları ve etkinlikler yoluyla PKK saflarına ve askeri kollarına katılmasını sağlıyor. Ayrıca bu iki örgüt, Özerk Yönetime karşı olan aktivistleri ve düzenlenen gösterileri bastırmak, Kürt Ulusal Konseyinin, SDG’nin kontrolündeki bölgelerde yer alan ofislerine, üyelerine ve düzenlediği etkinliklerine birçok defa saldırmakları ileri sürülmüştü.

Terör örgütü SDG, Mazlum Abdi'nin 17 Aralık'ta Derbesiye'deki Ulusal Konsey ofisine yönelik saldırıyı kınaması dışında, Devrimci Gençlik Hareketin ihlallerini hiçbir zaman kınamadı. Abdi saldırıyı düzenleyenlerin bağlı olduğu örgütün adını söylemeden onları "yasayı ihlal eden bir grup sabotajcı" olarak nitelendirdi. Bu durum, Özerk Yönetim'e ait bölgelerdeki sahnenin doğasını yansıtıyor. Çünkü Devrimci Gençlik Hareketi, SDG'nin çıkarına olan ihlalleri gerçekleştiriyor. SDG ise bu ihlallerin sorumluluğunu üstlenmemiş oluyor.

Abdi'nin, doğrudan terör örgütü PKK'ya bağlı olan harekete açık adıyla sempati göstermesi, SDG ile PKK’nın politikalarını doğrudan uygulayan kolları arasındaki ilişkinin değiştiğini gösteriyor ve SDG ile hareket ve partinin diğer kolları arasındaki birbirini tamamlayan ilişkiyi ortaya koyuyor. Bunun da SDG ve onun siyasi kolu olan Suriye Demokratik Konseyi (SDK) ve Özerk Yönetim için bazı etkileri ve sonuçları olabilir.

Bu sonuçların başında şunlar gelmektedir:

Terör örgütü SDG kontrolündeki bölgelerde bulunan aktivistleri, ofisleri ve faaliyetleri Devrimci Gençlik Hareketi unsurları tarafından defalarca saldırıya uğrayan Kürt Ulusal Konseyi ile SDG arasındaki gerilim ve güvensizlik durumu artacaktır. Bu saldırıların sonuncusu sözde Kürt Bayrağı gününde Derbasiye'de gerçekleşmişti.

Bu kontrolsüz örgütler tarafından SDG’nin kontrolündeki bölgelerde veya çevre ülkelerde yaşayanlara karşı işlenen tüm ihlal ve suiistimallerin birincil sorumlusu SDG olacaktır. SDG'nin PKK’ya bağlı örgütlerle ilişkisi, SDG’nin bu örgütleri en azından bildiğini ve takip ettiğini teyit etmektedir.

SDG'nin PKK’ya doğrudan bağlı gençlik örgütlerini hedef alan hava saldırısını kınaması, onu bu örgütlerle aynı safa koyuyor ve SDG'nin sürekli olarak inkar ettiği PKK ve kendi bölgelerine yayılmış kolları ile ilişkisini doğruluyor.

Özetle SDG, kendisi ve PKK ile doğrudan bağlantılı gençlik örgütleri arasındaki ilişki ve sorumluluk alanını muğlak bırakmaya, özellikle de bu örgütlerin kendi kontrol bölgelerindeki çok sayıdaki faaliyetlerini yok saymaya çalışacaktır. Ayrıca SDG, bu örgütlerin düzenlediği ve sorumluluk üstlenmeden faydalandığı eylemleri değerlendirmeye devam edecektir. Ancak bu örgütlerin ve bağlı olduğu PKK kadrolarının hedef alınmaya devam etmesiyle SDG, örgütsel ve ideolojik bir saikle kendisi ile PKK arasındaki gerçek ilişkiyi gün geçtikçe daha fazla ortaya çıkaracaktır. Bu durumda SDG, kendi bölgelerindeki yerel taraflar ile bölgesel ve uluslararası taraflara karşı bunun sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacaktır."

 

Kaynak: https://jusoor.co/details/SDG%20ve%20Devrimci%20Gen%C3%A7lik%20%C3%96rg%C3%BCt%C3%BC%20%C4%B0li%C5%9Fkinin%20do%C4%9Fas%C4%B1%20ve%20sonu%C3%A7lar%C4%B1/1000/tr

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Tugay Uluçevik   - 24-05-2022

İsveç ve Finlandiya’nın NATO Üyelik Başvurusu ve Türkiye’nin Tutumu

Rusya’nın geçtiğimiz 24 Şubat’ta Ukrayna’ya saldırması özellikle Avrupa devletlerinde güvenlikle ilgili endişeleri arttırdı.