Trump'ın Onun İçin Savaşmayız Dediği NATO Üyesi Hangisi?

Yazan  10 Aralık 2017

ABD Başkanı Donald Trump, 09 Aralık'ta Florida Eyaleti'nde destekçilerine yaptığı bir miting konuşmasında iç ve dış siyaset konularıyla ilgili değişik alanlarda ilginç mesajlar verdi. Bunlardan biri de NATO üyelerinin savunma harcamaların milli bütçelerinin yüzde 2'sini savunmaya ayırmaları yönünde 2014 NATO zirvesinde alınan kararla ilişkiliydi. Trump Mayıs 2017'de yapılan bu yılki NATO zirvesi esnasında ittifak üyelerinin söz konusu oranlar çerçevesinde ödeme yapması gerektiğini doğrudan ortaya koyduğunu söyleyerek, "Aksi takdirde örgütte yerleri yok" dedi. NATO'da aidatlarını ödemeyen ülkeleri, "Rusya'ya karşı korumayacaklarını" belirten Trump sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yüzden basında sert eleştiriye maruz kaldım. Donald Trump'ın müttefiklerimize kaba davrandığını yazdılar. Oysa kaba olan bu ülkeler. Çünkü ödemelerini yapmıyorlar. Örneğin, ödeme yapmayan bir ülke var. Bu ülkenin şimdi kiminle flört yaptığını biliyor musunuz? Rusya ile. Bu ülke aidatını ödemiyor, saldırgan hale geliyor. Biz ödeme yapmayan bir ülke için Üçüncü Dünya Savaşı'na mı gireceğiz?" ........................DEĞERLENDİRME................... Trump'ın bu ifadesiyle hangi ülkeyi kastettiği bilinmiyor. Halihazırda sadece 5 ülke (ABD, Yunanistan, Estonya, İngiltere, Polonya) milli bütçelerinin yüzde 2'sini savunma harcamalarına ayırma kriterini sağlıyor. Ancak Kuzey ve Orta Avrupa ile Balkanlardaki NATO üyesi ülkelerin söz konusu kriteri henüz sağlayamasa da Rus saldırganlığı gerekçesiyle ülkelerinde daha fazla ABD ve NATO varlığı istediği bilinmektedir. Nitekim 2017 ile birlikte ABD'nin Arupa'daki askeri varlığının seviyesi Soğuk Savaş dönemlerindekini bile geçmiştir. Ayrıca NATO kapsamında tekil edilen yeni birlikler Kuzey ve Orta Avrupa ile Balkanlar'daki NATO üyelerinde konuşlanmaya başlamıştır. Yani o ülkelerde Rusya ile değil flört etme Rus tehdidi gerekçesiyle topraklarını tamamen ABD askerlerine açmışlar, ABD'den silah sistemlerini alışlarını hızlandırmışlardır. Trump'ın NATO ödemeleri kapsamında karşılıklı sert sözler söylediği bir ülke var; o da Almanya. Ancak Trump Florida'daki konuşmasında Almanya ile ilgili ayrıca ifade ettiği sözler var. Dolayısıyla Trump'ın tarifine uyan ülkenin Türkiye olması çok büyük bir olasılıktır. Çünkü Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze sistemi alımı söz konusudur ve bu konu hem ABD hem de NATO yetkililerini gündeminde yer almaktadır. Ayrıca Türkiye Suriye konusunda Astana süreciyle birlikte ABD liderliğindeki koalisyonla değil Rusya liderliğindeki ittifak içinde yer alan görüntü vermektedir. Diğer taraftan Türkiye Astana sürecinin yarattığı sinerji ve işbirliğinin kendisine Suriye'de ABD'nin desteklediği ve kara gücüm dediği PKK/YPG'ye karşı operasyonlar yapmasına ortam yaratacağını açıkça söylemektedir. Ayrıca Türkiye özellikle Cumhurbaşkanının ağzından ABD'yi terör örgütüne destek vermekle (ki haklı ve doğru bir söylem) suçlamaktadır, bu suçlamalar son dönemde doğrudan Trump'a da yönelmiş durumdadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce ABD'nin PYD/YPG'ye silah yardımıyla başlayan bu sert sözleri Kudüs kriziyle birlikte ABD ve özellikle Trump'a yönelik olarak daha da sertleşmiştir. Trump'ın Florida konuşması da bu sözlerden sonra gelmiştir. Bütün bunlar Trump'ın Florida'daki açıklamasında kastettiği NATO üyesinin Türkiye olma olasılığını neredeyse kesinleştirmektedir. Trump'ın ifadeleri (...ödeme yapmıyorlar, korumayacağız, NATO örgütünde yeri yok, onlar için savaşmayız...) çok ağır suçlama ve de tehdit içermektedir. Eğer Trump gerçekten Türkiye'yi kastettiyse; bunlar bir mitingde söylenmiştir, iç politikaya dönüktür şeklinde geçiştirilecek ifadeler değildir. Türkiye Trump'tan bu sözleriyle neyi ve kimi kastettiğini açıkça kavuşturmasını acilen istemelidir. Trump bu sözlerle gerçekten Türkiye'yi hedef almışsa, bu sözler 1964'deki Johnson mektubundaki sözlerden hiç de farklı değildir. Biri yazılı halde gelmiştir, biri meydanda mikrofonlarla duyurulmuştur. Bu durumda Türkiye'nin yeniden ABD'ye "yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur Türkiye'de orada yerini alır" yanıtı vermesinin zamanı çoktan gelmiş hatta geçiyordur bile. Ama bu yanıt bir şartla verilmelidir o da lafta kalmamalı, sahada somut şekilde gösterilmelidir...... En üstteki iki liderin karşılıklı bu sert sözleri ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kırılma noktasında olduğunu da göstermektedir. Bu bağlamda medyaya yansıyan iki Amerikalı generalin (ABD'nin Avrupa Kuvvetleri komutanı ile Merkez Kuvvetler Komutanı) 11 Aralık'ta birlikte Türkiye'ye gelecekleri haberleri önemlidir. ABD'nin, hem NATO'daki ilişkiler hem de Irak/Suriye'deki pozisyonlar kapsamında siyasetin ve liderlerin çıkış bulamadığı sorunları askerler üzerinde aşmayı deneyeceğini söyleyebiliriz. Ancak geçmiş tecrübeler göstermektedir ki bu görüşmelerde Türkiye'nin gündeme getirdiği sorunların çözümünden ziyade ABD'nin Türkiye'yi geri adım atmaya yöneltecek ikna edici argümanları masaya getirdiği görülmektedir. Bu bağlamda Türk karar vericilerin öncesiyle sonrasıyla çok yönlü olarak konuları değerlendirmesi çok önemlidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 04-12-2019

Doğu Akdeniz, Libya, Suriye, Fransa ve NATO

Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken, 28 Şubat 2011'de ''NATO Libya'ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu?