Yakın Gelecekteki Savaş Türü; İHA (DRONE) Savaşı -2

Yazan  29 Kasım 2018

Bir önceki yazıda[i]terör örgütlerinin kullanmaya başladığı İnsansız Hava Araçlarının ne gibi tehlikeler oluşturacağından bahsetmiştim. Bu yazımda da ülkemizin sonradan dâhil olduğu İHA macerasından ve İHA’ların tarihsel sürecinden bahsetmek isterim.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; yoğun gündem arasında adeta sıkışan Şırnak’taki İHA saldırısı bu sürecin miladı niteliğindedir. Ortadoğu’da var olan tehdidin hem Anadolu topraklarına gelmesi hem de Türk Ordusu’nun insansız savaş araçları konusunda nitelik kazanmak zorunda olduğunun ortaya çıkması açısından önemlidir.

2011 yılında baştaBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan Barack Obama olmak üzere iki ülke yetkililerinin arasındaki görüşmelerin başlıklarından biri Predator adındaki insansız hava araçlarıydı. O günlerde gündeme düşen haberlere göre prensipte anlaşan iki lider, Irak’ta konuşlu Predator insansız hava araçlarından bazılarını İncirlik’e yerleştirip PKK’ya karşı daha fazla istihbarat sağlayacaktı. Çünkü Predatorlar özellikle Afganistan’da kazandığı başarılar ile kendini ispatlamıştı.

Aynı günlerde Predator üzerinde durulmaya başlamasının nedenini,medyada yer bulan ‘’İsrail’den alınan Heronların fiyaskoyla sonuçlanması’’ haberleriyle ilişkilendirmek mümkündür. Daha önce de 2008 yılında İsrail’den alınan Aerostar insansız hava araçları da beklenileni veremediği için kamuoyu zaten rahatsızdı. Aerostarlar ya düşmüştü ya da arızaları yüzünden kullanılmaz hale gelmişti. Heronlar, Mavi Marmara olayından sonra İsrail ile yaşanan gerginliğin ikincinedeniydi. Ortada bu başarısız iki İHA alımına 200 milyon dolara yakın bir paranın harcandığını söyleyebiliriz. Türk Mühendislerinin insansız hava aracı ANKA çalışmaları devam ederken teslimatın 2012’ye sarkmasından endişe ediliyordu.

Daha sonra yaşanan olaylar neticesinde gördük ki; Türkiye insansız hava araçları konusunda da diğer bütün unsurlarda olduğu gibi kendi göbek bağını kendi kesmek zorunda kaldı. Bu süreçte İnsansız Hava Aracı – İHA ve Silahlı İnsansız Hava Aracı - SİHA, alanında Bayraktar, Anka, Şimşek, Karayel, Eşek Arısı, Malazgirt isimleri ön plana çıkarken, kamikaze drone yani Vurucu İnsansız Hava Aracı – VİHA alanında döner kanatlı Kargu ve sabit kanatlıAlpagu isimleri zikredilmeye başlandı. Özellikle sabit kanatlı vurucu İHA’lar, 2. Dünya savaşında V-1 roketlerine hem tip hem de çalışma şekli açısından şaşırtıcı derecede benzemektedir.

2011 yılında Erdoğan ve Obama’yı karşı karşıya getiren Predator’lar ününü Taliban ve El Kaide Liderlerine karşı yürütülen operasyonlardaki başarısına borçludur. 5 Ağustos 2009’da bir Predator’dan atılan iki Hellfire füzesi, Kuzey Veziristan’da bir evin çatısından içeri düştüğünde, dönemin Taliban lideri Beytullah Mesud ve ailesini öldürdü. CIA direktörü Leon Panetta’nın yönettiği operasyon, kurum için dünya barışına yapılmış bir hizmet olarak değerlendirilebilirdi. Üstelik Benazir Butto’nun ölümünden sorumlu tutulan bu teröristin öldürülmesi Pakistan kamuoyu tarafından hoş karşılanmıştı fakat Pakistan yöneticileri tarafından Taliban – Pakistan görüşmelerine bir darbe olarak değerlendirildi. Böylece Beytullah Mesud’un İHA ile öldürülmesi akabinde tartışmalar da başlamış oldu.

Gerçekten İHA’lar huzuru temin eden etkin bir terörle mücadele unsuru muydu? Yoksa başka stratejik hedeflerin doğrultusunda kullanılan bir anahtar mıydı?

Mesud’un ölümüyle sonuçlanan saldırıya kadar 14 ayda 16 saldırı daha yapılmış, bu saldırılarda 200-300 arası insan ölmüştü. Bu noktada Predator’un avcı mı yoksa katil mi? Olduğu hususunda bir başka tartışma daha başladı. Pakistan örneğinde görüldüğü gibi bir insansız hava aracı ile yapılan saldırının toplum ve uluslararası kamuoyu üzerindeki etkileri iyi değerlendirilmeliydi. Çünkü olası bir yanlış kullanım iddiası, insansız hava araçlarının kullanımı konusunda bir sorun olarak bağ ağrıtabilirdi. Oysa bilinen bir gerçek vardı ki; o da Predator adı ile özdeşleşen İnsansız Hava Araçları Amerikan Ordusu vazgeçilmez bir unsur idi.

Peki, ABDdoğrusu ve yanlışıyla Predator’u elde edene kadar nasıl bir süreçten geçti?

İnsansız hava aracı anlayışı, 2. Dünya Savaşı sonunda artık kabul gören bir anlayış olsa da 1900’lü yılların başında insanların havacılığa olan ilgisinin artmasıyla beraber, radyo sinyalleri ile bir uçağı idare etme girişimleri de başlamış oldu. Pek çok başarısız şahsi ya da şirket girişiminin akabinde ilk ciddi deneyim 1917 tarihinde ABD’de Curtiss Sperry ve Kettering Bug uçan torpidolarıyla ortaya çıktı. Önceden ayarlanmış cayroskop ve barometre ile hedefine ilerlemesi beklenen bu uçakları ilk insansız hava aracı olarak değerlendirebiliriz. Savaşın hemen akabinde benzer nitelikteki araçlar uçaksavar personelinin eğitimi için hedef olarak kullanıldı. 

1930’larda günümüz insansız hava araçlarına çok benzeyen ilk aracı yapmış olan İngiliz Miles Uçak şirketinin Hoopla tipi uçakları 1940 yılındaki Britanya hava savaşı sırasında tekrar gündeme geldi. Britanya hava savaşının hemen akabinde İngiliz ve Amerikan hava kuvvetlerinin Almanya sanayi bölgelerine yaptığı saldırılar sırasında verdiği kayıplar yüzünden tekrar böyle bir girişimde bulunuldu.

Prototipi geliştirmek adına 90 beygirlik bir motor takıp 450 kiloluk bir de bomba bağladılar. Uçağın en büyük avantajı gerçekten çok düşük bir maliyete sahip olmasıydı. Hatta kendisine takılan bombadan bile ucuzdu. 1943 yılına kadar yerden havalanma ve bombayı bırakma konusunda bir dizi başarılar elde etse de geriye dönme ve piste inme konusunda zorluklar yaşanıyordu. Ayrıca insansız hava aracı olası bir uçak ya da uçaksavar saldırısına karşı da korumasızdı. Almanların ilk başarılı vurucu insansız hava aracı sayılabilecek V-1 roketleri Londra semalarında görüldüğünde İngilizler jet uçakları döneminin yakında olduğunu anladılar ve Hoopla ile ilgili çalışmaları sonlandırdılar.

Aynı günlerde Almanlar da Argus AS-292 motorlu insansız mini hava araçları ile hava keşif ve fotoğrafçılığı konusunda sessizce bir atılım gerçekleştirmişti. İngiliz Miles uçaklarına benzer nitelikte Arado firmasının uçaklarının kullanıldığı varyantlar bombardıman için önerilse de silahlanma bakanlığı V-1 roketlerini tercih etti. Argus’ları yerden havalanmadan paraşütle statik inişine kadar günümüz vurucu insansız mini hava araçlarının atası olarak gösterebiliriz.

Henschel Hs 293 ve Fritz X insansız hava araçları alanında dönemin muadillerinden başarıları ile sıyrıldı ve 2. Dünya Savaşı’nın Gizli Silahları alanında sembolleri halini aldı. Hs 293 bir İngiliz nakliye gemisini vurdu ve 1.138 kişiyi öldürdü. Daha sonra 30 civarı geminin batarak ya da hasar alarak savaş dışı kalmasına neden oldu. Fritz X 1943’te taraf değiştirmiş olan İtalya’nın yaralı Donanmasının amiral gemisi olan Roma’yı vurdu. Yukarıda bir bombardıman filosu gördüğünde savunma durumuna geçen İtalyan savaş gemisi, düşman uçaklarının çok yüksekten uçtuğunu görünce uçaksavar bataryalarını ateşlememişti fakat 2 dakika sonra geminin iki metre kadar yanında bir Fritz bombası patlayınca herkes şok olmuştu. Daha sonra bir Fritz, gemiye isabet etti. Böylece birİHA ilk defabelirlenmiş bir hedefi vurmuş oldu. Her iki Alman insansız hava aracını da sadece kontrol edilebilen bir bomba özelliği taşıdıkları için radyo sinyali güdümlü bomba olarak da adlandırabiliriz. Bu iki bomba emsallerinden ayıran en önemli özelliği daha başarılı oluşlarıydı.

Aynı tarihlerde ABD ordusu da 1942-43 yılında Pasifik için ABD- Japon mücadelesi devam ederken, kanlı hava çarpışmalar karşısında kayıpları azaltmak için ilk insansız torpido uçağı TDN-1 projesi için uçak gemilerinin pistlerinde yer açtı fakat proje başarısız oldu. ABD yetkilileri bir başka tehlikeli proje için düğmeye bastı. Plan başarılı olursa Atlantik kıyısındaki Alman Denizaltı üslerine bu şekilde saldırabilirlerdi. Plana göre yerden pilotla kalkan 20 ton Torpex patlayıcısı yüklü uçak belirli bir irtifadan sonra Azon kontrol sistemi vasıtasıyla bir başka uçak tarafındaki teknisyen vasıtasıyla hedefe kadar kontrol edilecek, uçağı havalandıran pilotlar da uçaktan atlayarak görevlerini tamamlamış olacaklardı.

Tarihe Operasyon Afrodit adıyla geçen bu girişimde Başkan John F. Kennedy’nin abisi Joseph P. Kennedy beklenmeyen bir patlama ile feci şekilde öldü. Başkan Roosevelt’in savaşta keşif pilotu olarak görev yapan oğlu Elliot Roosevelt feci ölüm anının ünlü şahidiydi. Olayın nedeni hiçbir zaman açıklığa kavuşmasa da kontrol sistemindeki bir elektrik kaçağının patlamaya neden olduğu düşünülmektedir. Yaşanan feci patlamadan sonra o dönemki Hava Kuvvetleri Komutanı Carl A. Spaatz projeyi iptal etti.

Daha sonra bir başka proje dâhilinde anne uçak diye tabir edilen bombardıman uçaklarından bırakılan radyo kontrollü güdümlü ASMN ve SWOD adlı yarasa tipi vurucu insansız hava araçları ortaya çıktı.

Bu araçlar da yapılan testler sonucu açık denizlerde küçük konvoylara karşı etkili olabileceği ama otomatik izleme sisteminin yetersizliği yüzünden arazi hedeflerine karşı etkisiz kalacağı, kesin hedef seçimi yapamayışı ile istenmeyen sonuçlara neden olabileceği sonucuna varıldı. İlerleyen yıllarda bu araçlar yarasa bombalarının ilham kaynağı oldu.

Ayrıca Denizaltı gövdesine yerleştirilen basınca dayalı bir hangar içinde Pasifikte taşınması ve Japonlara karşı kullanılması ön görülen, Alman V-1lerinin neredeyse kopyası olanLTV-N-2 ve Ford JB-2 projeleri üzerine çalışıldı. Eğer savaş 1 yıl daha uzarsa, Amerikan donanması Japon ana karasında bir savaş yapmak yerine tıpkı Almanların Londra’da yaptığının aynısını Japonlara karşı Tokyo’da yapacaklardı. Atom bombasının atılması ve Japonların teslimi bu projeleri de rafa kaldırmaya yetti.

Tüm bu girişimler devam ederken OQ-2 olarak bilinen 1. Dünya Savaşından o günlere uçaksavar mürettebatı üretimi için kullanılan insansız hava araçları da üretiliyordu. Savaş boyunca 15 bin kadar OQ – 2 üretildi ve üretimi için çalışan kadınlardan biri kadınların savaşa olan desteğini propaganda olarak yansıtacak ordu fotoğrafçısı David Conover tarafından keşfedildi. O genç kadın Norma Jeane Dougherty yani bilinen adıyla Marilyn Monroe idi. Bu bilgi de İnsansız Hava Araçları tarihinde yüzleri gülümseten bir detay olarak yerini aldı.

Savaş boyunca Japonlar da müttefiki Almanlar ve baş düşmanları İngiliz ve Amerikalılar gibi insansız hava araçları üretmeye giriştiler. Savaştan hemen sonra ortaya çıkan I-go serisi insansız hava araçları arasında yerini aldı. Funryu 2 ve 4 de Japonların o dönemde ürettiği Fritz X muadili bir savaş aracıydı. Ayrıca bir pilot ile kumanda edilebilen jet motorlu Ohka kamikaze uçakları da savaşın son yılındaki ölümcül girişimlerden biriydi.

1945 yılına gelindiğinde hem insansız hava aracı hem de güdümlü roket kavramları oluşmuş oldu. İnsansız Hava Araçları günümüzde harcanabilir ve geri kazanılabilir olarak 2 ana başlık altında incelenmektedir. Harcanabilir insansız hava araçları da sevk ve idare açısından kumandayla ve otomatik olarak ikiye ayrılır. Kumandayla sevk edilenler güdümlü füze ki ısı ve tel güdümlü olarak iki çeşittir, otomatik olanlar da seyir füzesi olarak ordu envanterlerine girmiştir. Bu füzeler girilen bilgiler doğrultusunda belirli bir güzergâhtan bırakılıp kendi kendine düzeltmeler yaparak hedefine doğru ilerler. Onları fırlatanların fırlattıkları andan itibaren füzeyle ilişkisi kesilir.

Geri kazanılabilir insansız hava araçları da kendi içinde kumanda ve otomatik kontrol olarak ikiye ayrılır. Kumandayla kontrol edilenlere uzaktan pilotlu araçlar denir. Diğeri de Drone olarak bildiğimiz kendiliğinden bir rota ve uçuş planı dâhilinde uçarak geri gelmektedir. Yine bir kumanda ile de müdahale edilebilen drone,çalışma prensibi açısından adını erkek arılardan almıştır. Tıpkı belirli bir alanda çiçeklerden bal toplayan erkek arı gibi Drone da belirli bir alanda veri toplayıp ya da saldırı yapıp üsse dönebilmektedir.Bu tür uçakların da saldırı ya da acil manevra konusunda yine de insan gözetiminde olduğunu söylemek mümkün. Bu açıdan pilotla kumanda edilen RPV türündeki araçlardan da pek farkı yok. Bunun da nedenini bulmak için şöyle bir soru sorabiliriz. Belirli bir sefer planı olan bir drone, cephe hattında dost ve düşman kavramını yanlış anlarsa veya cephe hareketinin zamanlamasını tutturamadan bir saldırı gerçekleştirirse ne olur?

Bu da insansız hava araçlarının geleceğine dair yöneltilen sorulardan bir tanesidir.

Bu noktada bir kavram kargaşası yaşadığımızı belirtmek isterim. Medya’da sürekli İnsansız hava aracı diye drone’lar gösterilir. Dolayısıyla vatandaşlarda insansız hava aracı eşittir drone’’ gibi bir anlayış oluşmuştur. Oysa batılılarİnsansız ‘’hava aracı’’ olarak güdümlü seyir füzelerini dedeğerlendirmektedir. Bu bağlamda Şırnak’taki drone saldırısını bir İHA saldırısı olarak da tanımlayabiliriz ama parantez içinde kullanılan aracın türünü belirtmek gerekir diye düşünüyorum.Tıpkı yazı dizimin başlığında belirttiğim gibi.

Bununla beraber her ne kadar güdümlü füzeler de insansız olarak seyir etse de sonuçta birer füze temelinde de mermidir. Bu da bizlerin insansız hava aracı anlayışı ve tabirine de ters düşüyor.

Savaştan sonra onlarca varyasyonda ABD Ordusu jet ve pervane motorlu Firebee yaniAteşböcekleri diye adlandırılan menziline, maksadına, ses hızından yavaş ve hızlılığına göre kendi içinde sınıflandırıldı ve bu tür araçları keşif yapmak, fotoğraf çekmek ve propaganda ilanlarını güney asya topraklarına bırakmak için kullandı.

İsrail Hava Kuvvetleri’nin silahlı bir insansız hava aracını Lübnan’daki iç savaşta kullanması, Amerikalıların silahlı insansız hava araçlarına olan ilgisini yeniden canlandırdı. İsrail SİHA’sı Pioneer subsonik yani ses altı özellikte pervane itişiyle uçan bir insansız hava aracıydı. Bu noktada İsrail’in Abd ile Körfez savaşında yollarını kesiştiren Pioneer’lara kadar kazandığı İha deneyimine değinmek gerekir.

1970’lerden günümüze kadar İnsansız hava araçları konusunda kendi çözümlerini üreten İsrail, 1967’deki 6 Gün savaşları sonrasında keşif için kaybettiği bir uçak yüzünden böylesi bir maksatla pilot kayıplarını göze alamayacağına karar verdi. 1973 Yom Kippur Savaşı’na kadar geçen sürede Firebee Abd insansız hava araçlarını Mısır Ordusu’na karşı Sina Yarımadası’nda keşif maksadıyla kullandı. Savaş sırasında Golan tepelerinde de Suriye ordusuna karşı da etkin bir şekilde hava hedefi maksadıyla iha kullanan İsrail, Suriye uçaksavar bataryalarını oyalayarak hem zaman kazandı hem de İsrail Ordusu’nun kendilerine büyük bir saldırı başlatacağını düşünmelerine neden oldu. Savaştan sonra Tadiran Mastiff adlı insansız hava araçlarını geliştiren İsrail, 1981 Lübnan krizi ve 1982 Lübnan savaşı boyunca etkin bir keşif faaliyeti yürüttü. 1985 yılında da ilk SİHA olan Pioneer’ları üretti. Aynı günlerde keşif İHA’sı Searcher’lar uçmaya başladı.

Lübnan savaşından sonra ABD donanması envanterine katılan Pioneer’lar 1991 yılındaki Körfez savaşında etkin olarak kullanıldı. Özellikle Kuveyt açıklarındaki Faylaka adasına yapılan ilk bombardımandan sonra keşif için adaya giden Pioneer SİHA 1 general ve yaklaşık 1500 askerin teslimiyetine şahit olunca İnsansız Hava Araçları’nın psikolojik başarısını gören ABD yetkililer, Çöl Fırtınası boyunca diğer başarılarına da bakarak kesenin ağzını açtı. 1991’den 2001’e ABD’nin insansız hava araçları projelerine 3 milyar dolarlık bir bütçe ayırdığı bilinmektedir.

2.Dünya Savaşı’ndan sonra çeşitliliği artan ve Körfez Savaşı akabinde artık orduların vazgeçilmez unsuru olan İnsansız Hava Araçları (DRONE) kendilerine ait isimle yer alan Savaş türünü de oluşturarak yeni bir döneme girdi. Türkiye için olmazsa olmaz halini alması ve envanterde yerini bulması için 17 yıl daha geçmesi gerekliydi.

 

 

 

KAYNAKÇA

https://dronewarsuk.files.wordpress.com/2014/01/israel-and-the-drone-wars.pdf

http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/2855269.stm

http://www.wikiwand.com/en/Battle_of_Failaka

https://airandspace.si.edu/collection-objects/pioneer-rq-2a-uav

https://www.militaryfactory.com/aircraft/detail.asp?aircraft_id=325

http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/drone-nedir-ne-ise-yarar-40502732

http://journal.dresmara.ro/issues/volume8_issue1/15_Vasile_PRISACARIU.pdf

https://www.e-education.psu.edu/geog892/node/643

http://www.designation-systems.net/dusrm/m-34.html#_Firebee_I

https://www.iwm.org.uk/collections/item/object/205098468

http://peteralanlloyd.com/the-use-of-drones-during-the-vietnam-war/

https://retromechanix.com/usaaf-evaluation-of-navy-swod-mk-9-bat-glide-bomb-1945/

https://ww2db.com/aircraft_spec.php?aircraft_model_id=473

https://www.wired.com/2015/12/the-secret-history-of-world-war-ii-era-drones/

http://aviarmor.net/aww2/aircraft_exp/gb/miles_hoopla.htm

https://www.youtube.com/watch?v=eGWBv2TRIrg

https://www.youtube.com/watch?v=W0qxo5Oc6ts

https://www.dw.com/tr/pakistan-taliban%C4%B1na-darbe/a-17200346

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42492517

https://io9.gizmodo.com/5985733/the-secret-drone-mission-that-killed-joseph-kennedy-jr

https://www.smithsonianmag.com/arts-culture/unmanned-drones-have-been-around-since-world-war-i-16055939/

https://www.ntv.com.tr/dunya/insansiz-hava-araclarinin-kisa-tarihi,efc3S3RrUE-hs4FKUStNgQ

https://www.youtube.com/watch?v=zTWZjbie-dI

https://warfarehistorynetwork.com/daily/operation-aphrodite/

https://paleofuture.gizmodo.com/marilyn-monroe-assembled-drones-during-world-war-ii-696681799

 

 

 

 

[i]Yakın gelecekteki savaş türü: İHA (DRONE) Savaşı, 13 Kasım 2018,   https://21yyte.org/tr/fikir-tanki/yakin-gelecekteki-savas-turu-iha-drone-savasi

Ozan Akarsu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 12-12-2019

Libya'da savaşa girmek ve ABD'den YPG'ye açık çek

Libya ile imzalanan deniz sınırını belirleyen bir mutabakata ilişkin medyada yer alan  yorumların abartılı olduğunu düşünenlerdenim.