ABD ve PKK

Washington’da Irak-Türkiye ve ABD arasında PKK konusunda bir toplantı yapıldı. Irak ve ABD, Kerkük’te PKK değil, “Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi”nin binasının olduğu cevabını verdiler. Sızan haberlerden toplantıdan somut bir sonuç çıkmadı anlaşıl

Esasen ABD'nin Irak'ta attığı her adımda Türkiye'ye yönelik uygulamaları oyalama taktiği üzerine kuruludur. Bu oyalamalar sürerken, Türkiye'nin karşısına somut sonuçlar konulmakta ve Türkiye bunları kabul etmeye zorlanmaktadır.

Kerkük'te PKK tartışılırken, Kerkük'ün demografik yapısı ABD'nin kabul ve desteği ile değiştirilmekte, kent Kürtleştirilmektedir. Son haftalar içinde 80 bin Kürt kente yığılmış, kent bir şantiyeye dönmüştür. Kerkük'e Süleymaniye'den geldiğini belirten peşmerge Amcet Cevdet "Amerikan askerleri ve Kürt partileri tarafından emir verildi, Kerkük'e gelmemiz istendi" demektedir.

Amerikan ordusu, Musul, Erbil, Kerkük hattında inşa ettiği askeri üslere konuşlanarak Irak'ı bir Sünni-Şii iç savaşına terk etmeye ve Kuzeyde kurulacak Kürdistan'ı vereceği askeri destekle bu iç savaştan uzak tutmaya hazırlanmaktadır. Böylece Kerkük petrolleri de Kürtler ve Amerikan petrol şirketleri tarafından ortaklaşa kullanılacaktır. Bütün bunlar olurken, PKK Türkiye'yi baskı altına almak ve İran'da istihbarat toplamak için ABD tarafından kullanılmaktadır.

İran'da Kürtler tahrik edilmektedir. İran'ın Irak sınırına yakın 10 kentte Kürtler isyan geliştirme çabası içindedirler. Batılı kaynaklar İran'ın bölgeye 100 bin asker sevk ettiğini ileri sürmektedirler. PKK, İran'ın bir zamanlar kendisine sağlamış olduğu kolaylıklardan istifade ederek, bölgede oluşturmuş olduğu alt yapı sayesinde ABD namına İran konusunda istihbarat toplamaktadır.

Abdullah Öcalan ise bir yandan PKK'nın ABD tarafından kullanılmasına Türkiye üzerindeki baskının artması için onay verirken öte yandan da "ABD, PKK'yı Türkiye'ye karşı kullanıyor. Bunun bedelini Türkiye ağır öder. Beni serbest bırakırsanız, PKK'yı ABD'nin kontrolünden çıkarır, Türkiye'nin kontrolüne veririm" şeklinde bir "pazarlık" geliştirmek istemektedir. (Özgür Gündem, 6 Ağustos 2005)

ABD'li askerlerin, peşmergeler ve PKK'lı teröristlerle Kuzey Irak sınırında birlikte görüldüklerine dair sınırdaki Türk birlik komutanlarından ve mulki yetkililerden gelen bilgiler Türk basınına yoğun bir şekilde sızmaktadır. Hatta PKK'lıların kullandıkları yeni bomba çeşitlerini ve tekniklerini Amerikalılardan öğrendikleri dahi ileri sürülmektedir.

Bütün bunlar olurken senelerden bu yana Washington'da yaşayan ve başkentin derin profilini çıkarmakta usta olan gazeteci Savaş Süzal, 6 Ağustos 2005'de Yeni Çağ gazetesinde çok ilginç bir analiz geliştirdi. Washington'daki Türk-Amerikan-Irak toplantısının söylendiğinden daha önemli bir içeriğe sahip olabileceğini esas amacın konfederasyon-federasyon gibi bir çerçeve de Türkiye ile Irak Kürtlerini uzlaştırmak olabileceğini söyleyen Süzal, PKK'nın son eylemlerini tahlil ederken de şöyle diyor: "...milliyetçi akımların yüksek olduğu kentlerde girişilen sabotaj eylemleri, APO yanlısı gösterilere benzer yeni tahrik olaylarının patlak vermesi. Hani Erzurum, Trabzon, Sivas ve öteki kentlerde birileri milletin sabrını taşırıp Ermeni olayına benzer bir toplu katliamı kışkırtıyor gibi geliyor... Aklıma gelen bu kötü senaryolardan birisi de sanki olaylarla bir Kürt-Türk çatışması yaratıp da bizim de çanak tutarak Irak'ta uygulanan uçuşa kapalı bölge olayının –nofly zone-benzerinin bizim Güneydoğu Anadolu bölgesinde de hani Amerikalıların istediği gibi mıncıkladığı dünya örgütü Birleşmiş Milletler marifetiyle uygulanmaya koymak istiyor olmasınlar?"

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bütün sıradan düşünce biçimlerini aşarak en olağanüstü diye nitelendirilebilecek ihtimalleri bile ciddi ciddi tartışmalıyız. Çünkü dost ile düşmanın birbirine karıştığı bir süreçteyiz.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Mehmet Zeki Bodur   - 14-11-2019

GÖÇ TANIMLARININ KULLANILMASINA YÖNELİK KAVRAMSAL ÇERÇEVE ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

Göç ve göçmen konusu üzerinde halen, uluslararası ve ulusal anlamda sözleşmelerde yapılan tanımlar dışında, herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir kavramsal tanım bulunmamakta birlikte, bu durumun temel sebebinin, hem göçmenlerin hem de mültecilerin aynı güzergâhları kullanarak göç hareketlerini sürd...