Avrupa’dan Orta Doğuya Kerry’nin Ziyaretleri ve ABD Politikaları

Yazan  15 Nisan 2013

 

Giriş

ABD Başkanı Barack Obama’nın yeni kabinesinde dışişleri bakanlığı görevine atanan John Kerry ilk yurt dışı ziyaretini gerçekleştirdi. Ziyaretin Avrupa’dan başlayıp Orta Doğu’da sona ermesi ABD’nin gelecek dönem politikalarını oluşturma konusunda da mesajlar verdi. John Kerry’nin İngiltere’den Katar’a kadar geniş bir coğrafyada temaslarda bulunması ABD’nin yeni dönem stratejilerini geliştirmek adına yaptığı girişimler olarak değerlendirilmektedir. John Kerry, dışişleri bakanı olarak atanmasının ardından, tek bir ülke ziyareti ile yetinmemiş, bunun yerine ABD’nin çeşitli alanlarda ittifak içinde bulunduğu bütün ülkeleri ziyaret etmiştir. Dolayısıyla ABD’nin yeni yönetimi, müttefiklerinin talep ve yorumlarına daha fazla dikkat edeceğini göstermiştir.  

John Kerry de seyahatini değerlendirirken, ABD’nin müttefiklerini kastederek, bu gezinin bir sorunları dinleme seyahati olacağını belirtmiştir. Bundan dolayı ABD’nin 2012 Ocak ayında açıkladığı strateji belgesine uygun olarak müttefikleri aracılığıyla uluslararası alandaki çıkarlarını korumaya devam edeceği söylenebilir. John Kerry’nin ziyaretinde gündeme gelen Suriye’deki iç savaş, Falkland Adaları sorunu, İran’ın nükleer faaliyetleri ve ABD-AB ilişkilerinin gidişatı da bu çerçevede değerlendirilmektedir. Bu yazıda ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin yaptığı yurt dışı temasları ele alınacaktır.

ABD’nin Muhtemel Politikaları

John Kerry’nin ilk ziyaretinin genişliği dikkate alındığında, ABD’nin Avrupa ve Orta Doğu’da pek çok ülkede ekonomiden uluslararası güvenliğe pek çok konuda müdahil olma isteği ortaya çıkmaktadır. ABD’nin bu isteği ile birlikte farklı ülkeler için farklı görevler tasarladığı öne sürülebilir. John Kerry’nin İngiliz yetkililerle konuşurken ele aldığı konularla Alman yetkililerle konuşurken ele aldığı konular arasında değişiklikler arz etmektedir. Mesela Kerry ABD’nin geleneksel müttefiki İngiltere ile Suriye konusuna değinirken, Almanya’da yapılan görüşmelerde ABD-AB ekonomik faaliyetleri de gündeme gelmiştir. Dolayısıyla ABD’nin müttefik ya da stratejik ortak olarak tanımladığı ülkeler için belirlediği roller farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Kerry’nin ziyaretlerinin amacı mevcut Amerikan politikalarının daha etkin bir hale getirilme çabasıdır.  

Kerry’nin Amerikan yönetiminin resmi temsilcisi olduğu dikkate alınacak olursa, gerçekleşen görüşmelerin aynı zamanda ABD’nin gelecek dönem için uygulayacağı politikalar için bir zemin etüdü olduğu belirtilebilir. Kerry’nin ifadesiyle seyahat sonucunda ortaya çıkan görüşlerABD’nin AB ile olan ilişkilerinde bir dönüm noktası yaşanma ihtimalini ortaya çıkarmıştır. Bununla birlikte ABD Suriye İç Savaşı ile ilgili olarak da süreci yakından takip etme çabası içindedir. İran’ın nükleer çalışmaları da ABD için bir başka sorun alanını oluşturmaktadır. Bu başlıkların içeriklerinin daha iyi anlatılabilmesi için konuların ayrıntılarıyla ele alınmasında yarar görülmektedir.

ABD ve Avrupa İlişkilerinde Yeni Dönem

Kerry’nin dış gezisini Avrupa’dan başlaması aslında ABD’nin Marshall Yardımları döneminden beri uyguladığı ‘ABD’nin güvenliği Avrupa’dan başlar’ politikasının devamıdır. İngiltere, Almanya ve İtalya ziyaretleri de bu açıdan ele alınabilir. John Kerry ziyaretinin ilk durağı olan Londra’da mevkidaşı William Hague ile yaptığı görüşmede, Suriye’deki İç Savaş, Afganistan, ABD-AB Ticaret ve Yatırım Anlaşması konularını ele almıştır.[1] Hem ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Hem de İngiltere Dışişleri Bakanı Hague iki ülkenin tarihi bağlarına atıfta bulunmuş ve ülkelerinin dünya barışı ve istikrarı için önemli bir konumda olduğunu ifade etmiştir. Kerry-Hague görüşmesinde iki eski müttefikin dünya üzerindeki çıkarlarını ortak hareket ederek koruma kaygısı öne çıkmaktadır. Söz konusu kaygı görüşmelerin değerlendirilmesi sırasında Suriye İç Savaşı, Afganistan’dan çekilme süreci ve İran’ın nükleer faaliyetleri üzerine yoğunlaşmıştır. Ancak, ABD ve İngiltere’nin Suriye’deki olaylar başladığından beri Suriye Devlet Başkanı Esad’ın gitmesi noktasında yaptığı çağrılara, ‘Suriye’de masum insanların öldürülmesi kabul edilemez’ şeklindeki açıklamalarına rağmen durumda herhangi bir değişiklik olmaması her iki ülkenin kendi kamuoyları tarafından güçlerinin sorgulanır hale gelmesine sebep olmuştur.

Kerry-Hague görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında NBC Haber’den Andrea Mitchell’in ABD’nin Suriye politikalarında bir revizyon ihtiyacı olup olmadığına dair soruya Kerry’nin net bir yanıt vermemiş olması da Suriye meselesinde en azından yakın bir dönem içinde büyük değişikliklerin yaşanmayacağının bir işaretidir.[2] ABD’nin İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda Tahran’la doğrudan görüşme talebinin reddedilmiş olması[3] da sorun oluşturmaktadır. Kerry’nin İngiltere ziyareti sırasında gündeme gelen konulardan biri de Afganistan Devlet Başkanı Hamit Karzai’nin Vardak Eyaleti’nden Amerikan Özel Kuvvetleri’nin en kısa zamanda çekilmesi gerektiğine dair isteğidir. Kerry, Bloomberg Haber’den Nicole Gaouette’ın Karzai’nin bu isteği ile ilgili sorusuna, ‘Afgan Devlet Başkanının taleplerini saygıyla karşıladıkları ve Afganistan’ın dönüşüm süreci için çalıştıklarını’ söyleyerek yanıt vermiştir.[4] Ancak Karzai, Amerikan Özel Kuvvetleri için verdiği emirde, askerleri masum sivilleri öldürmekle itham etmiştir.[5] Kerry İngiltere’deki temaslarının ardından Almanya’ya geçmiştir.

Kerry’nin Almanya temasları gezisinin ikinci günü olan 26 Şubat’ta başlamıştır. Kerry Berlin’de hem Alman Başbakanı Angele Merkel, hem de mevkidaşı Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile görüşmüştür. Görüşmede her ne kadar İngiltere temaslarındaki gibi Afganistan’dan çekilme süreci ve Suriye gibi konular ele alınsa da Kerry, kurulması planlanan ABD-AB Ticaret ve Yatırım Birliği’ni öne çıkarmıştır.[6] Kerry’nin söz konuşu antlaşmayı Alman yetkililerle gerçekleştirmesinin önemli bir sebebi olarak, Almanya’nın AB içindeki ekonomik ağırlığı ve ABD-Almanya ilişkileri olarak gösterilebilir. ABD’nin ISAF bünyesinde bulunan 68.000 askerine karşın Almanya’nın 4.318 askeri mevcuttur. Bununla birlikte iki ülke ticari ilişkilerine bakıldığında ABD 50 milyar Avro ile Almanya’dan en çok ithalat yapan dördüncü ülke konumundadır. Almanya da yaklaşık 75 milyar Avro’luk ithalat gerçekleştirmiştir.[7] Dolayısıyla iki ülke ilişkilerinin ekonomik temellerinin daha sağlam olmasıyla ABD, AB için gerçekleşecek ve dünyanın en önemli ticari faaliyeti haline gelecek anlaşmayı Almanya ile daha ayrıntılı bir şekilde görüşmeyi tercih etmiştir. Bu davranışın ardında Almanya’nın AB içindeki ekonomik üstünlüğünün, ABD-AB entegrasyonun sağlanması konusunda öncü rolü üstlenme ihtimali bulunmaktadır. Söz konusu ekonomik entegrasyonun sağlanması durumunda dünyanın ekonomik dengelerinde de önemli değişikler olacaktır. ABD-AB arasında imzalanması söz konusu olan serbest ticaret anlaşması gerçekleşirse, ABD-AB serbest ticaret bölgesine Kanada’nın da katılmasıyla dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesi oluşacaktır.[8] Haziran 2012 rakamlarına bakıldığında iki tarafın Gayrı Safi Milli Hasılası toplandığında neredeyse dünya gayrı safi milli hasılasının yarısına, dünya ticaretinin de %30’una tekabül etmektedir. Atlantik Okyanusunun iki yakasında günlük gerçekleşen ticaret hacmi de 2,7 milyar Doları bulmaktadır. Yine iki yakanın doğrudan yatırım miktarları da 3,7 milyar Dolar’dır.[9] ABD bu anlaşma ile iç ekonomik sorunlarına da bir nebze olsun can suyu verme arayışı içindedir. John Kerry’nin yönü bu görüşmelerden sonra Türkiye ve Orta Doğu ülkelerine dönmüştür.

Kerry’nin Orta Doğu İlgisi

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, başta Suriye meselesi olmak üzere çeşitli konuları ele almak üzere Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar’ı kapsayan bir dizi temas da gerçekleştirmiştir. John Kerry Almanya’daki temaslarından sonra Suriye muhalefeti ile İtalya’da bir araya gelmiştir. Görüşmelerde Suriye muhalefetinin doğrudan silah yardımı reddedilirken, ABD’nin muhaliflere yapacağı yardımın da artırılması kararı alınmıştır. Suriye’ye muhalefetine yapılması söz konusu olan yardım AB üyesi ülkelerde de bir anlaşmazlığa yol açmış ve birlik üyeleri silah yardımı yapmak isteyen ve istemeyen ülkeler olarak iki kutba ayrılmıştır. İngiltere ve sonradan Fransa Suriye muhalefetine silah yardımı yapılması taraftarı iken, Almanya, Avusturya ve İsveç gibi ülkeler muhalefete doğrudan silah yardımına karşı çıkmaktadır.[10]  İtalya’daki Suriye’nin Dostları Toplantısı’na katılan Kerry, Esad’ın meşruiyetini kaybettiğini bir kez daha ifade etmiştir. Kerry İtalya’da gerçekleştirdiği temasların ardından Türkiye’ye gelmiştir.

Kerry Türkiye’de gerçekleştirdiği görüşmede de Suriye meselesini gündeme getirmiştir. Bununla birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Viyana’da düzenlenen medeniyetler ittifakı toplantısında yaptığı anti Siyonist ifadeler içeren açıklaması da ikili görüşmelerde gündeme gelmiştir. Davutoğlu-Kerry görüşmesinde İsrail’in NATO tatbikatlarına katılmasını engelleme yönündeki Türkiye vetosunun da kaldırılması talebi John Kerry tarafından iletilmiştir. Kerry Türkiye’deki görüşmelerinin ardından Mısır’a gitmiştir.

Amerikan Dışişleri Bakanı’nın Mısır’da bir araya geldiği Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi görüşmelerde ekonomik konuları öne çıkarmıştır. Mısır’ın ekonomisinin hızla kötüye gitmesinden dolayı endişeli olduklarını belirten Kerry Mısır’a 250 milyon Dolar’lık bir yardımın serbest bırakılacağını açıklamıştır. Mısır görüşmelerinin ardından Suudi Arabistan’a geçen Kerry, İran’la yapılan görüşmelerde diplomatik girişimlerin daha tercih edilir bir durum olduğunu ifade etmiştir. Görüşmede Kerry Suudi Arabistan tarafının Suriye meselesinde elinden gelen her şeyi yaptığını belirterek, Suudi kardeşlerimiz sessiz kalmıyor ifadesini kullanmıştır.[11]

Katar temaslarından sonra Obama’nın Tel Aviv temasları sırasında bir araya gelen Obama-Kerry ikilisinin yaptıkları görüşmelerin ardından, Kerry Irak ve Afganistan’da temaslarda bulunmuştur. Kerry ile Obama’nın Tel Aviv’de bir araya geleceğine dair haberler de Amerikan basınında satır aralarında yer almıştı.[12]  Kerry ile Obama’nın bir araya gelmesinden sonra ilk temas Irak Başbakanı Nuri el Maliki ile gerçekleştirilmiştir. Kerry ile Maliki görüşmesinden basına yansıyan haberlerde konunun genelini Suriye’deki iç savaşın oluşturduğu söylenebilir. Ancak Kerry-Maliki görüşmesinde Irak’ın siyasi durumu ve Irak’a yapılan yatırımlar da ele alınmıştır.[13]  Kerry, Amerikan basınında da yer aldığı gibi, Nuri el Maliki’ye İran’ın Irak üzerinden Suriye’deki muhalefete destek vermesini engellemesi gerektiği uyarısında bulunmuştur. Amerikan kamuoyu son dönemde Suriye’de kimyasal silah kullanılma ihtimalinin arttığı konusunu içeren haber ve makalelere muhatap olmaktadır. Son olarak Amerikan istihbarat kurumları ve özel kuvvetleri ile ilgili haberleriyle tanınan Greg Miller, Karen De Young ve Jobby Warrick’in ortaklaşa kaleme aldıkları bir haber analizde Suriye’de kimyasal silah kullanma ihtimali ve Amerikan istihbarat birimlerinin Suriye de kimyasal silah kullanıldığına dair kanıtlara sahip olduğuna yer verilmiştir.[14]

Kerry’nin Irak ziyareti ve konunun genel olarak Suriye muhalefetine verilen destek olması ardından da Amerikan basınında yer alan Suriye’de kimyasal silah kullanma ihtimali üzerine makalelerin etkisi tartışılırken, Amerikan Dışişleri Bakanı önceden açıklanmamış ani bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu ziyaret de Amerika’nın işgal ettiği ve 2014’te tamamen çekileceğini ilan ettiği Afganistan’a gerçekleştirilmiştir. Karzai Mart ayı başlarında Amerikan Özel Kuvvetleri’ne bağlı birliklerin Vardak Eyaleti ve çevresinden çekilmesini söylediği çıkışı ile Amerika ve Afgan ilişkilerinde gerilimi artıran taraf olmuştur. Bununla birlikte Amerikan Özel Kuvvetleri de yaptığı operasyonlarda ve İnsansız Hava Araçları (İHA) ile yapılan saldırılar neticesinde yaşanan sivil kayıpları Afganistan’da büyük infial yaşatmıştır. Bu tepkilere cevap olarak,  Amerikalı yetkililer de Karzai’nin çekilme çağrısının doğru bir karar olmadığını, Afgan polisini eğiten ve operasyon desteği veren Amerikan Özel Kuvvetleri’nin çekilmesiyle Afgan güvenlik güçlerinin hem operatif anlamda hem de eğitim açısından desteksiz kalacağını belirtmiştir. Bu gerginlikler yaşanırken Kerry’nin Karzai ile görüşmesi Amerika’nın çekilme sürecinde yaşayacağı muhtemel zorlukları en aza indirme çabası olarak yorumlanmaktadır. Pakistan’ın ABD Büyükelçisi’nin İHA’larla düzenlenen saldırıları sivillere karşı açık bir şiddet olarak değerlendirmesi de dikkate alınacak olursa, ABD askeri gücünün Afganistan’dan çekilirken yaşama ihtimali olan sıkıntılar daha da netleşebilir. Çünkü Pakistan’da ve Afganistan’da işgal yıllarında ortaya çıkan kayıplar ve Amerikan askerlerinin davranışı neticesinde Amerika’ya karşı büyük bir tepki gelişmiş durumdadır. Kerry’nin bu siyasi ortamda Afganistan’da da temaslarda bulunması en azından tepkileri aza indirme ve Amerikan askerinin güvenliğini sağlama girişimi olarak yorumlanabilir. Kerry’nin hem Irak’a hem de Afganistan’a yaptığı ve önceden açıklanmayan ziyaretlerin Amerika’nın hem Suriye politikasında hem de Afganistan’dan çekilme sürecinde yeni arayışlar peşindeyken Afgan kuvvetlerini etki altında tutabilme gibi eski kazanımlarını da koruma çabası olarak yorumlamak mümkündür.

Kerry’nin hızlı trafiği tekrar Türkiye ve İsrail temaslarıyla devam etmiştir. Kerry’nin son dönem ziyaretler zinciri sürerken ABD Başkanı Obama’nın İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında Mavi Marmara olayı için özür dilenmesi söz konusu olmuştur. Kerry’nin hem Türkiye hem de İsrail’e yaptığı ziyaret adeta bir arabuluculuk görevi olarak nitelendirilebilir. Çünkü Kerry ABD politikalarının resmi temsilcisi olarak Türk-Yahudi ilişkilerinin kısa zaman içinde düzeltilmesi gerektiğini belirtmiştir.[15] Söz konusu ilişkilerin iyileşme sürecinin başladığı Netanyahu’nun özrünün ardından İsrail’in Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz üretme ve ihracat faaliyetine başlaması hayli dikkat çekici bir durumdur. Bu faaliyetlerin İsrail ekonomisi için önemli katkılarda bulunacağı ise konu ile ilgili çalışan uzmanların ortak görüşüdür.[16] İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinin ardında söz konusu doğal gaz ticaretinin olduğu da iddia edilmektedir. Ancak Enerji Bakanı Taner Yıldız “Doğalgaz projesinin özürle hiçbir ilgisi yok, özrün gerekçesi bu değil" ,"Başka proje yapacak ülke mi kalmadı ki 9 şehidimiz varken, kalkıp İsrail ile enerji projesi yapalım” ifadeleri ile durumu reddetmiştir.[17] Bu noktada terörle mücadelede on binlerce şehidimiz varken ortaya çıkan siyasi durumun ne olduğu konusundaki soruların tartışılması hiç şüphesiz başka bir yazının konusudur ancak, şehide gösterilen hassasiyetin tüm şehitleri kapsaması gerektiği de tartışılmaz bir gerçek olarak ortada durmaktadır. İsrail’in enerji planlarının özür meselesi çerçevesinde tartışılması devam ederken Kerry’nin Türk-Yahudi ilişkilerinde hızlı iyileşme talebinin ardında ABD’nin güvenlik kaygılarının da bulunduğunu söylemek mümkündür. Çünkü ABD İsrail’in Orta Doğu’daki güvenliğini ön sıralarda tutmaktadır.

Sonuç

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin ilk yurt dışı ziyareti, adeta Amerikan hegemonyasının sürdürülmesi için gerekli değişikliklerin yapılması amacıyla düzenlenen bir seyahat halini almıştır. Özellikle ABD-AB arasında geliştirilmesi planlanan ticaret ortaklığı önem arz etmektedir. Söz konusu anlaşmanın bir ortak pazara dönüşmesi durumunda Atlantik Okyanusunun iki yakası dünyanın önemli ticaret alanlarından biri haline dönüşecektir. Böyle bir durumda hem önemli sorunlar yaşanan Amerikan ekonomisi bir can suyuna kavuşacak hem de dünyanın Asya Pasifik bölgesine kayan dünya ekonomik dengesi ABD-AB lehine değişecektir. Bu değişim sadece ABD-AB ekonomisi için değil, aynı zamanda dünya stratejik dengelerinde de muhtemel bir çekişmeye yol açacaktır. Çünkü gelişmesini sürdürmek isteyen Çin’in böyle bir birliğe karşı daha agresif davranışlar içine girmesi muhtemeldir. ABD açısından ise, ekonomik sorunlarına çözüm bulacak olan Vaşington, Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere kritik kurumlarında gerçekleşen krizleri aşma yolu bulacaktır. ABD’de 1 Mart 2013 tarihi itibarıyla yapılmaya başlanan kamu harcamaları kesintileri önemli sorunları beraberinde getirmiştir. Bu duruma istinaden Pentagon 700 bin civarındaki memuruna ücretsiz izin vermek zorunda kalmış; Dışişleri Bakanlığı ise 2 milyar 300 milyon dolarlık bir bütçe kesintisine maruz kalmıştır. ABD’nin AB ile gerçekleştirmesi muhtemel olan serbest ticaret faaliyetleri bir nebze de olsa söz konusu sıkıntıları hafifletecektir.

ABD’nin Orta Doğu cephesinde ise büyük bir değişiklik olduğunu ifade etmek oldukça güçtür. John Kerry’nin gerçekleştirdiği temaslar ışığında, Orta Doğu çıkarlarını 5 Ocak 2012 tarihli strateji belgesinde belirtildiği gibi bölgesel müttefiklerine tevdi ettiği açıktır. Kerry’nin Suudi Arabistan, Katar ve BAE Emirlikleri’nde gerçekleştirdiği temasların konuları İran’ın nükleer faaliyetleri, Suriye iç savaşında gerçekleşecek gelişmeler olmuştur. Sonuç olarak ABD önemli ekonomik sorunlarını AB ile geliştirmeye çalıştığı serbest ticaret anlaşması ile çözmeye çalışırken, Orta Doğu’daki sorunlarını da bölgesel müttefikleri ile aşma yoluna gitmeye çalışmaktadır.

 

 


[1]Remarks With Foreign Secretary William Hague After Their Meeting, U.S Department of State, 25.02.2013. http://www.state.gov/secretary/remarks/2013/02/205156.htm#_ftnref1(07.03.2013)

[2]A.g.k

[3]Hamaney, ABD'yle nükleer görüşme önerisini reddetti, BBC Türkçe, 07.02.2013. http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/02/130207_iran_nuclear.shtml(24.02.2013)

[4]Remarks With…

[5]Richard Leiby, Ernesto Londono, Karzai Orders U.S Special Operation Forces out of Key Afghan Provinces, The Washington Post, 24.02.2013. http://www.washingtonpost.com/world/taliban-target-afghan-intelligence-agency-in-three-suicide-attacks/2013/02/24/559313fa-7e65-11e2-9073-e9dda4ac6a66_story.html(25.02.2013)

[6]Kerry pushes for trans-Atlantic free trade agreement during stop in Germany, The Washington Post, 26.02.2013. http://articles.washingtonpost.com/2013-02-26/business/37298265_1_trans-atlantic-free-trade-agreement-american-jobs-jobs-and-growth(07.03.2013)

[7]John Kerry arrives in Berlin on second day of tour, DW, 26.02.2013. http://www.dw.de/john-kerry-arrives-in-berlin-on-second-day-of-tour/a-16628475(07.03.2013)

[8]Dana Gabriel, The U.S.-EU Free Trade Deal: Foundation for a New Global Economic Order,http://www.globalresearch.ca/the-u-s-eu-free-trade-deal-foundation-for-a-new-global-economic-order/5324509(18.03.2013)

[9]Report of the U.S.-EU High Level Working Group on Jobs and Growth, February 2013, 11.02.2013.

http://www.cfr.org/trade/report-us-eu-high-level-working-group-jobs-growth-february-2013/p30015(18.03.2013)

[10]Suriye'ye silah ambargosunun kaldırılması gündemde, BBC Türkçe, 15 Mart 2013, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/03/130314_fransa_suriye_ambargo.shtml(16.03.2013)

[11]Anne Gearan,U.S., Saudis paper over differences on Syria and Iran during Kerry visit, The Washington Post, 04.03.2013. http://articles.washingtonpost.com/2013-03-04/world/37419113_1_syrian-rebel-fighters-saudi-arabia-nuclear-weapons(05.03.2013).

[12]Scot Wilson, Obama and Netanyahu Show Unusual Soliditary, The Washington Post, 20.03.2013. http://articles.washingtonpost.com/2013-03-20/world/37855418_1_obama-and-netanyahu-nuclear-weapon-president-obama(21.03.2013)

[13]Anne Gearan, Kerry: Iraq helping Syria’s Assad by allowing arms flow, The Washington Post, 24.03.2013, http://articles.washingtonpost.com/2013-03-24/world/37989851_1_maliki-iranian-flights-state-john-f-kerry(25.03.2013)

[14]Greg Miller vd., Backing up Obama’s warnings to Syria creates tough challenges on two fronts, 24.03.2013. http://articles.washingtonpost.com/2013-03-24/world/37990016_1_chemical-weapons-syrian-government-and-rebels-president-bashar-al-assad(25.03.2013)

[15]Kerry Türkiye-İsrail İlişkilerinde Hızlı Bir Düzelme Arayışında, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, 07.04.2013.  http://www.byegm.gov.tr/dis-basinda-turkiye.aspx?d=08.04.2013&act=1&ahid=119600(09.04.2013)

 http://www.byegm.gov.tr/dis-basinda-turkiye.aspx?d=08.04.2013&act=1&ahid=119600

[16]İsrail Doğalgaz için Türkiye'nin Kapısını Çalabilir, Dünya Gazetesi, 01.04.2013, http://www.dunya.com/israil-dogalgaz-icin-turkiyenin-kapisini-calabilir-187057h.htm(09.04.2013)

[17]Taha Dağlı, İsrail doğalgaz için mi özür diledi?, Sabah Gazetesi, 02.04.2013, http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/04/02/israil-dogalgaz-icin-mi-ozur-diledi(09.04.2013)

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 15-11-2019

Türkiye-ABD arasına S-400 girdi

Çok kritik, hayati, önemli denilen Trump-Erdoğan zirvesini dağ fare doğurdu diye tanımlamak bile mümkün. Fare bile doğurmadı.