Fezleke Neyi Gizlemek İçin

Yazan  03 Aralık 2012
Başbakan Erdoğan bir gündem değiştirme, örtme ve gizleme ustası.

Bir şeyi kabul etmek lazım. Başbakan Erdoğan'ın psikolojik savaş ve algı yönetimi konusunda çok iyi çalışan bir ekibi var. BDP'liler ile ilgili fezlekede yine bir örtme stratejisinin parçası. Abdullah Öcalan ile İmralı'da pazarlık yapan, Oslo'da senelerce Türkiye'de insanlarımızı katletmeye, güvenlik güçlerine saldırmaya devam eden PKK'lıların lider kadrosu ile pazarlık yapan, daha 28 Kasım 2012'de Adalet Bakanının ağzından"Habur aslında doğru idi" diye Habur'u öven bir AKP Hükümetinin BDP'lilerin Hakkari'de PKK'lılar ile kucaklaşmasına gerçekten bu kadar sert bir tepki göstermesi mümkün müdür? Bence ortadan samimi ve gerçek bir tepki yok. Fezleke bir örtme operasyonu veya "cambaza bak" oyunu.


Peki fezleke neyi örtme stratejisi: PKK ile yeni ve son aşamaya giren müzakere ve onun ötesinde ulaşılan sonuçları yaşama geçirme stratejisinin bir parçası. Erdoğan bu noktaya varıldığını AKP'nin son kongresinde açıkladığı 63 maddelik plan ile ortaya koymuştu. Erdoğan'ın meseleyi son aşamaya taşıdığını Yeniçağ'da 26 Ekim 2012 "AKP'nin Kürt Açılımı En Radikal Aşamasında" başlıklı yazımda kaydetmiştim.


Hatırlayalım nelerdi bu planda ki Kürt açılımı ile ilgili olan hususlar: a)Büyükşehir yasası, b)Anadilde savunma hakkı yasası, c)kamu hizmetlerine anadilde erişim hakkı yasası ve d)Ayrılıkçılık ile mücadele veeşitlik komisyonu. Büyükşehir yasası Türkiye'nin federalizme geçiş sürecini düzenleyen ve temel taşları oluşturan bir yasa. Bu yasa ile idari federalizm oluşmuş durumda. Geriye bir tek merkez ile bağlantıyı sağlayan yetkileri azaltılmış vali kalıyor. Yasa geçtikten hemen sonra başbakan açıklama yaptı. "Valiler de seçimle gelebilir." Valiler de seçimle gelir ise siyasi federalizm olur. Devletin adını da Türkiye daha da iyisi "Anadolu Birleşik Devletleri" diye değiştiririz.


Kamu hizmetlerine ana dilde erişim hakkı da suyu yavaş yavaş ısıtacak şekilde ikinci resmi dilin kabulüdür. Son günlerde AKP'nin entelektüel destekçileri "empati yapalım", "Kürtçe öğrenelim", "Kürtleşelim" diye boşuna yazmıyorlar. İkinci resmi dile doğru gidiyoruz.


Ayrılıçılık ile mücadele ve eşitlik komisyonu diye bir komisyonu kurmak PKK'nın ideolojik haklılığını kabul etmektir. Çünkü PKK'nın temel tezi Türkiye Cumhuriyetinin Kürtlere karşı ayrımcılık yaptığı ve insanlara sadece Kürt oldukları için eşitsiz davrandıkları üzerine kuruludur. Diğer bütün PKK tezleri, bu temel tezin devamıdır.


Erdoğan bilmektedir ki bu adımların hepsini atsa da Abdullah Öcalan serbest kalmadan ve PKK'lılar için genel af çıkarılmadan terör bitmez. PKK lider kadrosunun öyle İsveç'e falan gitmeye niyetleri yok. Siz olsanız Cemil Bayık'ın ve diğerlerinin yerinde Diyarbakır'a "kahraman" olarak mı girmeyi hayal edersiniz, yoksa İsveç'te sürgünde yaşamayı mı?


Ancak Türkiye'nin bir genel af süreci için olgunlaşması için önce Ergenekon ve Balyoz Davalarının sonuçlanması, her ikisinin de Yargıtay'dan geçerek kesinleşmesi gerekiyor. Sonra "beyaz bir sayfa" "yeni bir toplumsal mutabakat" çığlıkları ile genel af propagandası başlayacak.


Tabii bu arada eski Amerikan ulusal güvenlik danışmanı ve eski Dış İşleri Bakanı Condoleezza Rice'ın 7.8.2003 Washington Post gazetesinde yayınlanan "Transforming The Middle East – Ortadoğu'yu Dönüştürmek" başlıklı yazısında Ortadoğu'da Türkiye dahil 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini ileri sürdükten sonra, 24 Kasım 2012'de yine Washington Post gazetesinde Suriye'nin Ortadoğu'da bölgesindeki bölünmelerin son aşamasını oluşturduğunu, İran ve Mısır'ın güçlü milli kimliklerinden ötürü parçalanmayacaklarını söyledikten sonra, Türkiye'de de Türklerin güçlü bir milli kimliğinin olduğunu ancak Kürtlerin bu milli kimliğin parçası olmadıklarını ve bundan dolayı Türkiye'nin Suriye'deki iç savaşa çekildiğini ileri sürdü. A. Gül'de dememiş mi idi "Biz Kürt sorununu çözmez isek birileri gelir yapar" diye. Son olarak, senelerce Türkiye'nin parçalanmasının mümkün olmadığını, Türk milliyetçilerinin paranoya içinde olduklarını ileri süren Cengiz Çandar'ın "Ya Türkler değişecek ya da sınırlarımız değişecek" demesi bu çerçevede değerlendirilmelidir.


Özetle, AKP Hükümeti federasyon ve genel af programını yürütürken, BDP'ye karşı sertmiş gibi yapıp süre kazanıyor.

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları
KORONAVİRÜS NEDİR, ÇİN’İ NASIL ETKİLEDİ?

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 25-02-2020

Adana mutabakatına karşı Montrö sözleşmesi

İktidarın iç ve dış politikadaki başarısızlıklarına ve ülkeyi içine düşürdüğü açmazlara baktığımda, Dünya Ekonomik Forumunun Küresel Rekabetçilik Endeksinin (2019) referanslarından olan eğitimde Eleştirel Düşünme (critical thinking) endeksi aklıma geldi.