AP seçimlerinde Türkiye karşıtlığı!

Yazan  10 Haziran 2009
AB üyesi 27 ülkede 4-7 Haziran tarihlerinde AP seçimleri yapıldı. Türkiye, bu seçimlerin en önemli malzemesiydi. AB’li siyasiler, kriz, işsizlik, sağlık, güvenlik gibi hayati konularda mesaj vermeyi bir kenara bırakarak, kampanyalarını Türkiye üzerin

Böylece AB'de daha önce yapılan seçimlerde hiç görülmediği kadar Türkiye aleyhtarlığı yapıldı. 785 Avrupa Parlamentosu vekilini seçmek için Avrupa'daki siyasi partilerin yaptıkları kampanyaya damgayı Türkiye karşıtlığı, vurduğu söylenebilir. Burada sorun AB'deki bazı siyasi partilerin Türkiye karşıtı olması değil Türkiye karşıtlığının AB'de oy sağlayan bir kaynak haline gelmesidir. Bu olgu, sonuç olarak Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine siyasilerden daha çok, halkta güçlü bir karşı çıkış olduğunu göstermektedir.

İşin bir başka ilgi çekici yanı da yapılan bu seçimlerle Türkiye'nin doğrudan hiç bir ilgisinin bulunmamasıydı. Çünkü bu seçimlerde, Türkiye'nin AB'ye tam üye olması oylanmıyor, Türkiye vatandaşları da oy kullanmıyordu. Ancak, Avrupalı siyasiler, Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasına karşı olan vatandaşlarının sayısının %70'lerin üstünde olduğunu tespit ettikten sonra, Türkiye karşıtlığını seçim kampanyalarının bir numaralı konusu haline getirmişlerdir.

Türkiye karşıtı söylemler!

Vatan gazetesinde de yer alan ve AP seçim kampanyaları sırasında Avrupa'da Türkiye aleyhtarı işlenen başlıca tezler şunlardır:

-Merkel ve Sarkozy, "AB'nin, hareket edebilmesi için sınırlara ihtiyacı var. Sınırsız genişleme mümkün değil" iddiasında bulunmuşlardır.

-AP'nin Alman Başkanı Hans-Gert Pöttering de, "AB'nin Türkiye'nin tam üyeliğine dayanabilecek güçte olmadığını" ileri sürerek "Türkiye ile özel bir ilişki oluşturmalı. Türkiye'nin tam üyeliğinin, Avrupa için siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan büyük bir iddia olduğunu düşünüyorum" demiştir.

-Fransa'da Sosyalist Parti Genel Başkanı Martine Aubry, daha önceki söylemlerinin aksine "Türkiye'nin AB'ye üye olmasından yana değiliz. Ama müzakereler devam etmeli" görüşünü dile getirmiştir.

-Almanya Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) seçim programında "CDU, Türkiye'nin AB üyeliğini reddetmektedir. Aday ülkeler düşünce özgürlüğü, kadın erkek eşitliği, azınlıkların korunması ve inanç özgürlüğü gibi konularda üyelik kriterlerini yerine getirmeliler."

-Avusturya'daki aşırı sağcı Özgürlükçüler Partisi (FPÖ), kampanyasının merkezine "Türkiye'yi Avrupa'da istemiyoruz" sloganını koymuştur.

-İngiltere'de, aşırı sağcı BNP, Türkiye'nin AB üyesi olması halinde milyonlarca Türk'ün İngiltere'yi "işgal" edeceği görüşünü ileri sürmüştür. Bu nedenle de Türkiye'nin üyeliğini savunmanın "Vatan hainliği" olduğunu söylemiştir.

-Bulgaristan, ATAKA Partisi de "AB'de Türkler'e asla yer yok!" sloganı üzerinden seçim kampanyasını yürütmüştür.

2009 AP seçimlerine katılım oranı %43,09 ile tarihin en düşük düzeyinde gerçekleşmiştir. Katılım oranı 2004 yılında %45,47 idi. Seçime katılım düşüklüğü, AB heyecanının Avrupa'daki mevcut halini göstermektedir. AP seçimleri, gerçekte AB seçimi değil, adeta Türkiye ile birlikte ulusal konuların oylandığı seçimler olmuştur. Bu seçimlerin AB'nin hem varlığı ve meşruiyetini hem de geleceğini sorgulayacak sonuçları olacaktır. Yine bu seçim sonuçları bir Avrupalı siyasetçinin de belirttiği gibi "Türkiye'nin gelecek on yıl içinde AB üyesi olmasından duyulan büyük korkuyu" yansıttığını da göstermektedir.

Türkiye'ye gelince "ev ödevini" yapar, "ya gireceğiz ya gireceğiz" sloganına iyi sarılır ve mevcut iktidarını da muhafaza ederse, AB'ye tam üyelik konusunda önünün sonuna kadar açık olduğu söylenebilir(!) Ha gayret...!

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 19-11-2019

Türkiye'ye Çifte Kuşatma

Türkiye'de, iktidarın kurumsal karar sürecini terk edip tek adamın kararlarına dayanan iç ve dış politikaları içeride iç cepheyi dağıttığı gibi dış politikada da ülkeyi açmazlara sürüklediğini görüyoruz.