İskoçya’nın Bağımsızlık Hesabında İhmal Edilen Konular


İskoçya’nın Bağımsızlık Hesabında İhmal Edilen Konular

Yazan  20 Nisan 2021

Brexit ile BK, İskoçya’ya tekrar bağımsızlık ilhamı verdi. Bu nedenle, 2016 da yüzde 62 oranıyla BK ın AB de kalması yönünde oy kullanan İskoçların.

29 Ocak 2021 de AB parlamentosu Brexit’i onayladığında,Gaydalarıyla “İskoçya’nın Çiçeği”(Flower of Scotland) halk şarkısını çalmaya başlamaları pek manidar kabul edildi. Şimdi İskoç milliyetçiliğinin Birleşik krallığın (BK) bütünlüğünü yeniden ne zaman sınayacağı merak ediliyor. BK için Brexit eşiğini aşmak kolay olmadı. Ekonomik sonuçlarından çok, yarattığı siyasi kargaşa,şimdi Kuzey İrlanda’yı vururken, İskoçların yüreklerindeki aslanın 7 Mayıs 2021 de yapılacak seçimlerden sonra yeniden kükremeye başlaması beklenmeli.Özerk İskoç bölgesel parlamentosu, kısa bir süre içinde tavsiye niteliğinde bir halk oylamasına gidebilir. Ama bağlayıcı bir halk oylaması, ancak Londra’nın icazetine veya 1998 yılında İskoçya yasasında yapılan iyileştirmeye göre, İngiliz parlamentosunda alınacak bir karara bağlı olacağı için, yaz aylarında BK etrafındaki sular iyiden iyiye ısınacağa benzer. İskoçya’ya yeni bir halk oylaması izni verilirse, 2014 yılında yüzde 55 oranında bir tercihle birlik içinde kalma kararının tekrarlanacağı şüpheli. Üstelik İskoçya AB ye katılmak arzusunda. Bundan sonra yapılacak bir bağımsızlık oylamasında, AB ye başvuru tercihi de sorulabilir. İskoçya’nın AB tercihi ise kendi başına bir başka sürecin konusu olmaya aday.

Bağımsızlık için Öz Güven Yeter mi?

İskoçya’nın görece olarak az gelişmiş ekonomisi, 1973 yılından sonra AET(AB) bölge fonları ve teknik yardımları ile kendini toparlamıştı. Daha sonra Kuzey denizinde bulunan petrol ve doğal gazın Norveç’ten arta kalan kısmı, hem İskoçya’ya, hem de BK ın diğer bölgelerine nur yağdırdı. Ancak İskoçya adalar ve dağlık bölgeleri (Island and Highlands) dışında zaten her zaman tekstilden, sağlık sektörlerine, bilimden eğitime kadar pek çok alanda çeşitlenmiş bir ekonomik yapıya sahipti. Son yıllarda BK içinde en yüksek kamu harcamalarının da İskoçya’da yapılması sayesinde, İskoçya alt yapı açısından da güçlendi. Halen İskoçya’nın 5.5 milyon nüfusu, 167 milyar İngiliz Pound değerinde GSYİH'sı, 30.000 İngiliz Pound’u kişi başına geliri var. Son verilere göre işsizlik yüzde 4.2 gibi makul bir oranda. Pandemi koşullarında bile İskoçya’nın ekonomik performansı BK ortalamasının üzerinde.İskoç halkı kendini toplumsal, dini ve kültürel açıdan farklı olarak kabul edip birliğe hep pamuk ipliği ile bağlı olduğu için zaman içinde bazı ayrıcalıklar elde etti. Nitekim kısmen siyasi, idari, mali, adli ve parasal özerklikel de ettiği 11Eylül 1997 den beri bağımsız bir parlamentoya sahip. Ayrıca bağımsız mahkemeleri, bankacılık sistemi, İngiliz Pound ’una sabitlenmiş para birimi(İskoç Poundu)ve vergi idaresivar. Açıkçası İskoçya kurumsal altyapı açısından da dört başı mamur durumda.Bu açıdan şu anda “benim” diyen pek çok bağımız küçük ülkeden çok daha iyi durumda olduğuna kuşku yok.  Ama işte aklın yoluna rağbet edilirse, neden olmasın düşüncesi, sadece romantik bir heyecanın, birikimli tarihi kinin yanılma payını bünyesinde barındırıyor. Çünkü İskoçya tüm ekonomik olanaklarına rağmenhalaher yıl Majeste’lerinin Maliye bakanlığından, yani merkezi bütçeden pay alıyor. Kuzey Denizi petrol ve doğal gaz gelirlerini elbette Londra topluyor. Sonra başta İskoçya olmak üzere diğer bölgelere paylaştırıyor. İskoçya’nın payına 2020 yılında 65 milyar pound düşmüş.Ayrıca zaman zaman çeşitli nedenlerle merkezi bütçeden yine diğer bölgelere olduğu gibi İskoçya’ya da ek mali yardım yapılıyor. Örneğin Covid 19 desteği olarak İskoçya, Londra’dan 2020 de 8.6 milyar pound bir ek kaynak almış.Bağımsızlık durumunda, merkezi bütçe payı ortadan kalkacak,ek kaynak olanakları da kalmayacak. Yani musluktan akan su azalacak. Para biriminin İskoç sıfatı olsa bile “Pound” adı ile anılmasına sembolik olarak izin bile verilmeyebilir. Tabii bir de AB ye üyelik başvurusu hevesi varsa, Brüksel’in İskoç bağımsızlığına nasıl baktığının bilinmesi önemli. AB bunu İspanya gibi üyelerinin birliği için tehdit olarak gördüğü takdirde, İskoçya bağımsız olsa bile AB üyeliği otomatik olmayacağı için kaybını telafi imkânı da bulamaz.Ayrıca hem Common Wealth, hem AB üyeliği birbiri ile ne kadar bağdaşır o da belli değil. Açıkçası, İskoçya 7 Mayıs’tan sonra yelkeni belirsiz bir ufka açacak gibi.

 Siyasi İhtiras Ekonomik Yeterlilik ve Etkinlik Konularını Gölgeleyince

7 Mayıs’da seçimlere katılacak olan Alba partisinin başında, İskoçya eski birinci bakanı Alex Salmond var. Diğer önemli parti ise halen birinci bakan olan Nicola Sturgeon’ın liderliğindeki İskoçya Ulusal Partisi (SNP). Johnson hükumetini seçim sonrasında bağımsızlık oylamasına ikna etme yollarından tutun, aralarında halk oylamasına gidip gitmemek konusunda bile görüş farkı var. Doğal olarak her iki parti de oyların çoğunluğu almak peşinde. Ama Salmond bir “süper” çoğunluktan söz ederken, Surgeon basit çoğunluğa razı.Nasılsa kim öne geçerse geçsin diğeri nihai hedef konusunda ona destek olur iyimserliğinde olmalı. Çünkü her iki parti de hem ayrılıktan, hem de AB üyeliğinden yana.İki partinin de amacı aynı.  Sadece bağımsızlığa giden yolu çizme konusunda şimdi farkları var. Ama Salmond görece olarak daha temkinli bir stratejiyi savunurken, Sturgeon halk oylamasını kuşkusuz en meşru yol olarak kabul ettiğini söylüyor.Eninde sonunda her iki partinin de önünde Westminister’ı yeni bir halk oylamasına ikna etme zorluğu ve zorunluluğu var. Seçimi Alba partisi önde kazanırsa, Salmond bir plebisit olarak ilan edeceğini ve İskoçya’nın bağımsızlık yolunu açmayan Westminster’a karşı barış içinde sokak gösterileri başlatacaklarından dem vuruyor. Ama gösteriler başladığı yerde durmayabilir.  Sturgeon ise, Salmond ile bu konuda işbirliği yapmayacağını ama halk oylaması talebi ile ilgili bazı stratejiler geliştirebileceğini açıklıyor. Salmond ve Sturgeon’un çekişmeleri yeni değil.  Ama görünürdeki en önemli ortak yönleri bir bağımsızlık ateşi yakarken, ayrılınca çekilen denizin yerine nereden su getirecekleri, suyu azalan değirmeni nasıl döndürecekleri veya kaybedecekleri merkezi kaynakları nasıl telafi edecekleri konusunda, seçmenlerine her hangi bir plan ve program sunmamaları. Bağımsızlığın Brexit’ten daha ciddi iktisadi, yasal ve teknik sorunları olduğunu dile getirmemeleri. Doğal gaz ve petrol gelirlerinin paylaşımı için ne talep edeceklerini düşünmeye başladıklarını gösteren bir işaret yok. Bu konu bir tarafa, eminim yine balıkçılık ve balıklar, bu defa 300 küsur yıldan sonra boşanmanın bir başka paylaşım sorunu olacak. Evet, İskoçya yukarıda belirttiğim gibi hayli çeşitlenmiş ve güçlü bir ekonomiye sahip. Ama ticaretinin yönü yüzde 60-70 oranında BK nın geri kalan bölgeleri ve İngiliz Common Wealth’in diğer üyeleri ile. Tam bağımsızlık halinde ticaretin AB ye sapması olasığının iyi hesaplanmış olması gerekir ki kendi başına yani ilk etapta AB olmadan ekonomik şansı değerlendirilebilsin.

Sembolik bir Gelişmenin Yarattığı Fırsat

Geçen hafta hayata gözlerini kapayıp 17 Nisan’da ebedi istirahatgahına tevdi edilen Prens Philip bilindiği gibi Edinburgh Dük’üydü. İskoç’ların Holyrood’a bağlılıkları, kraliyet ailesine ve özellikle Prens Philip’e sevgi ve saygıları ne kadar derin olursa olsun, bundan sonra boş kalacak olan makamın da Edinburgh’a kendi başına buyruk bir yönetim için sembolik bir başlangıç olma ivmesi vermesi mümkün. Yani şimdi kökeninde etnik milliyetçiliğin en güçlüğü örneği yatan İskoçya bağımsızlık hareketi için şimdi birkaç yıldız aynı hizaya gelmiş durumda.Ama benim asıl anlayamadığım konu, anlı şanlı İskoç milliyetçilerinin neden Edinburgh’un yetkilerini Brüksel’e devretmek istediği. Westminister’dan paçayı kurtarıp, Strasbourg’a kaptırmanın ne anlamı var acaba? Salmond ve Sturgeon, AB ye üye olunursa, İskoçya denizlerindeki balıkların da AB ile paylaşılacağından bi haber olabilir mi? İskoçya’da BK da içinde kalmayı savunan üç parti var. Bunlar Sturgeon ve Salmond’un sormadığı iktisadi yaşayabilirlik ve sürdürülebilirlik sorularını gündeme getirmekte daha etkili. Bu durumda 7 Mayıs seçimlerinin sonucu bağımsızlık yansıması, seçmenin aklın yolunu tercih edip etmeyeceğine bağlı olacak. Ama etnik milliyetçiliğin rasyonalite zafiyeti olduğuna hiç kuşku yok.

 

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR