Prens William ve Kilise: Kral III. Charles Kilise'nin Başı Olan Son Monark mı?

Yazan  25 Ocak 2024

Birleşik Krallık tahtının varisi Prens William’ın tahta çıktığında, Anglikan Kilisesi’nin başı olmayı reddedeceği, böylelikle monarşi ile Anglikan Kilisesi arasındaki bağı sonlandıracağı iddiaları basında yer aldı.

Bu haberler fazlasıyla ilgi çekti; zira Birleşik Krallık’ta tahta çıkan isim, kendi iradesinden bağımsız ve otomatik olarak, Kilise’nin de başı olmaktadır. İngiltere tarihine dair akademik çalışmalarda monark için “Kilise’nin başı-head of the church” kavramı kullanılırken, günümüzde “Kilise’nin yüksek yöneticisi-supreme governor of the church” kavramı  tercih edilmektedir ama her iki kavram da monarka doğrudan “inancı koruma” görevi verir. Bu çerçevede Kral III. Charles’ın geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleşen taç giyme töreninde “Ben Charles, Tanrı'nın huzurunda, ciddiyetle ve içtenlikle, sadık bir Protestan olduğumu ilan ediyorum ve tahta sadece Protestanların çıkmasını güvence altına alan kanunları sürdüreceğim”  şeklinde yemin etmesi şaşırtıcı değildir. Geçmişi Sakson Kral Edgar’ın tahta çıktığı 973 yılına kadar geri giden taç giyme yemin törenlerinde, yemin metinleri bire bir aynı olmasa da, metinlerde mutlaka dine ve inanca atıf yapılmaktadır. Dolayısıyla yemin metinlerinde dine ve inanca atıf yapılan bir ülkede bir veliahtın tahta çıktığında Kilise’nin başı olmayı ve dolayısıyla inancı korumayı reddetmesi ihtimal olarak bile oldukça şaşırtıcıdır.

Prens William’ın  Anglikan Kilise’nin başı olmak istemediği yönündeki haberler Prens’in büyükannesi II. Elizabeth ve babası III. Charles kadar Anglikan Kilisesi’ne “bağlı” olmadığına, inanç ve Kilise meselelerini konuşmayı sevmediği gibi “dini ortamlarda” da kendini rahat hissetmediğini işlemektedir. Bu tür yorumlara  dinsel açıdan çalkantılı bir dönemde İngiltere’yi yöneten I. Elizabeth’e atfedilen “insanların ruhlarına pencere açamam” sözüne de atıfla mesafeli yaklaşmak uygun olacaktır; zira Prens William’ın kendisi bir açıklama yapmadığı müddetçe ne düşündüğü net olarak bilinemez. Nitekim Britanya basınında yer alan haberlere göre Saray yetkilileri, Prens William'ın kral olduğunda Anglikan Kilisesi'nin başı olmak istemediği yönündeki iddiaları yalanlamıştır.

Bu mesele iki açıdan değerlendirilebilir. Birincisi, Birleşik Krallık’ta Kilise’ye bağlılık ve Kilise’deki ibadetlere katılım konusunda genel eğilim açısından yapılacak değerlendirmedir. 1983-2018 yıllarını kapsayan bir çalışma, nüfusunun çoğunluğu Hıristiyan olan Birleşik Krallık’ta kendisini Hıristiyan olarak tanımlayanların oranlarının düşme eğiliminde olduğunu göstermektedir; mesela 1983 yılında kendisini Hıristiyan olarak tanımlayanların oranı yüzde 66 iken, bu oran 2018’de yüzde 38’e düşmüştür.[1] 2018 verilerine göre nüfusun sadece yüzde 14’ü kendisini Anglikan Kilisesi’ne bağlı olarak tanımlamaktadır.[2] 2009-2022 yılları arasında Kilise ibadetlerine katılım sayısında da azalma gözlemlenmektedir;[3] 2019 yılından itibaren katılım sayısında görülen ciddi azalma pandemiye bağlanıyor olsa da, pandemi öncesinde de bir düşüş eğilimi olduğu açıktır. Bu verileri dikkate alanlar tarafından Prens William’ın Kilise’nin başı olmayı reddetmesi genel eğilimin temsili ve anlaşılabilir bir durum olarak görülmektedir.

İkincisi, tarih ve monarkların meşruiyeti açısından yapılacak değerlendirmedir. Avrupa tarihinin bizlere gösterdiği gibi monarklar meşruiyetini Tanrı’dan almaktadır; monarklar Tanrı’nın  seçtikleridir ve  hatta Tanrı’nın kararına itaatsizlik olacağı için kötü bir yönetim sergilese bile bir monarkın tahtından edilmesi din ve inanç bağlamında kabul edilemeyecek bir durumdur. Parantez açıp belirteyim, mesela Shakespeare, Güller Savaşı’nı II. Richard’ın tahtından indirilmesi nedeniyle İngiliz halkının cezalandırılması olarak görür. Protestan reformasyon süreci ile birlikte, özellikle Kalvinist öğreti ile monarkların tahtından indirilebileceği yönünde argümanlar yüksek sesle ifade edilmeye başlanmış olsa da, monarkların meşruiyetini Tanrı’dan aldığı görüşü tamamen reddedilmemiştir. Hal böyle olunca bir monarkın Kilise ile bağlarını kesmesi ve de inancı korumaya yemin etmemesi kısmen de olsa kendi meşruiyetini hedef alması anlamına gelir ki, bu bir monark için pek de rasyonel olmayan davranış olur. Ayrıca İngiltere’de kendisini Kilise’nin başı olarak ilan eden ilk Kral VIII. Henry’dir ve VIII. Henry’nin bu tavrı sadece İngiltere’nin Roma Katolik Kilisesi’nden ayrılması anlamında değil, İngiliz milliyetçiliğinin gelişimi açısından da  tarihi önem taşır. Hal böyle olunca bir monarkın Kilise’nin başı olmayı reddetmesi İngiliz milliyetçiliğinin gelişimindeki tarihi olayı önemsememesi anlamı taşır.  “Prens William Anglikan Kilisesi’nin başı olmayacak ise tahtan da feragat etmeli”, “Prens monarşinin özünü anlamamış”  gibi eleştiriler bu ikinci bakış açısı kapsamında değerlendirildiğinde anlam ifade eder.

Diğer taraftan Anglikan Kilisesi Birleşik Krallık’ın tek kilisesi değildir; İngilizce’de “established Church” olarak adlandırılan iki Kilise’den biridir; diğeri İskoçya’nın Presbiteryen Kilisesi’dir. Anglikan Kilisesi’nden farklı olarak İskoç Presbiteryen Kilisesi’nde “Kilise’nin başı” makamı olmadığından, Birleşik Krallık monarkı Anglikan Kilisesi’nin başı olsa da İskoç Presbiteryen Kilisesi’nin başı değildir. Hal böyle olunca William’ın tahta çıktığında Anglikan Kilisesi’nin başı olmayı reddetmesi İskoç Presbiteryen Kilisesi için bir anlam taşımayabilir  ama Birleşik Krallık monarkının “inancı koruma” görevi açısından konu İskoç Kilisesi için de önemlidir; zira İngiltere ve İskoçya’yı birleştiren Birleşme Yasası uyarınca monark İskoç Presbiteryen Kilisesi’ni de koruma sorumluluğunu taşımaktadır.[4] Hatta Kral III. Charles tahta çıktığında Protestanlığı ve İskoçya’da Presbiteryen Kilisesi’ni koruyacağı yönünde yemin etmiştir.[5] Bu durumda William tahta çıktığında Anglikan Kilisesi’nin başı olmayı reddederse ve  Protestanlığı koruma yemini de etmez ise İskoç Presbiteryen Kilisesi de monarkın koruyuculuğuna sahip olamayacak demektir.

Prens William Kilise’nin başı olma konusunda ne düşünüyor tam olarak bilinemez ama, mevcut koşullarda monarşi ile Kilise arasındaki bağı koparmaya kalkışması, hem Britanya tarihi açısından hem de monarkların meşruiyetinin kaynağı anlamında, pek de rasyonel bir davranış olmayacaktır. Bu nedenle basında Saray’dan  geldiği belirtilen ve Prens William'ın kral olduğunda Anglikan Kilisesi'nin başı olmak istemediği yönündeki iddiaları yalanlayan açıklamalar Sarayın normal/olması gereken tepkisi olarak değerlendirilebilir.

Dolayısıyla Kral III. Charles’ın Anglikan Kilisesi’nin başı olan son monark olma ihtimali çok düşüktür.

 

 

 

[1] https://www.statista.com/statistics/1075336/christian-identity-in-the-uk/

[2] https://www.reuters.com/article/idUSKCN1LM3DI/

[3] https://www.statista.com/statistics/369080/church-of-england-attendance-by-service-uk/

[4] https://www.firstthings.com/blogs/firstthoughts/2014/09/where-the-queen-prays

[5] https://www.churchofscotland.org.uk/news-and-events/news/archive/2022/king-charles-vows-to-protect-the-security-of-the-church-of-scotland

Doç. Dr. Dilek Yiğit

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 12-02-2024

Kahire Ziyareti Sisi’nin Ocağına Düşmek mi?

Türkiye 2022 yılından beri Mısır ile bozulan ilişkilerini düzeltme çabası içinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır gezisinin hala bu kapsamda düşünülmesi ve bugüne kadar gibi sonuçlar alındığının değerlendirilmesi gerekir.