Güneydoğu Avrupa İşbirliği Zirvesi

Yazan  24 Haziran 2010

Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 23 Haziran 2010 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Aynı gün 8. Güneydoğu Avrupa Kültürel Koridorlar Zirvesi, 22 Haziran’da ise GDAÜ Dışişleri Bakanları toplantısı yine İstanbul’da gerçekleştirildi. Çırağan Sarayı’nda yapılan GDAÜ Zirvesi’ne 10 Balkan ülkesi cumhurbaşkanı, 2'si ise başbakan seviyesinde katılım gösterdi.[1] Avrupa Birliği Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Fülle'nin de katıldığı zirvede ABD ve Rusya da temsil edildi. Türkiye’nin Dönem Başkanlığı’nı 2010-2011 yılı için Karadağ’a devrettiği GDAÜ’nün üye sayısı İstanbul’daki zirvede Slovenya’nın üyeliğinin açıklanması ile 12’ye ulaştı.

Yine İstanbul'da 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Asemblesi gibi Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci de 1996’da Türkiye’nin aktif çabalarıyla kurulmuştu. Balkan ülkelerinin AB ve NATO ile bütünleşmesi hedefiyle kurulan ve hareket eden GDAÜ’nün Slovenya ile birlikte AB üyeliği hedefini gerçekleştirmiş üye ülke sayısı dörde ulaşmış oldu. Moldova dışındaki üyeler ise AB tam üyelik görüşmelerini başlatmak için gerekli prosedürleri tamamladı. Hırvatistan’ın tam üyeliği önünde Slovenya ile yaşadığı sınır sorunu; Makedonya’nın AB üyeliğinde ilerleme sürecinde Yunanistan’la yaşadığı isim sorunu; Karadağ’ın ilerlemesi önünde yolsuzluk sorunu bulunuyor. Sırbistan ve Arnavutluk ise sürecin henüz başındaki yolcular. Buna rağmen Sırbistan, Makedonya, Karadağ’ın (Aralık 2010) ardından Mayıs 2010’da Bosna-Hersek ve Arnavutluk da AB’nin “vize serbestisi” kapsamına alındı. Moldova ise Ocak 2008’den itibaren vize kolaylığı anlaşmasından yararlanıyor[2] ve 15 Haziran 2010’dan itibaren ise vize serbestisi görüşmeleri başlatıldı.[3] Balkan ülkelerini AB hedefi çerçevesinde bir araya getiren GDAÜ’nün AB ile ilişkileri en eski olan üyesi Türkiye ise vize serbestisi müjdesini henüz aldı ancak muhtemelen Kıbrıs sorunu ile bağlantılandırılan bir takım koşullarla birlikte masaya konulacak. Türkiye, Yunanistan, Slovenya, Bulgaristan ve Romanya ise halihazırda NATO üyesi olan GDAÜ üyeleri. Yine Türkiye’nin aktif çabaları Hırvatistan ve Arnavutluk ardından Makedonya ve Bosna-Hersek’in NATO üyeliğini hızlandırmak konusunda bu ülkelere avantaj sağladı.

Daha önce 1998-1999’da da GDAÜ’nün dönem başkanlığı’nı yürüten Türkiye, 2009-2010’daki dönem başkanlığında, Avrupa ve Avrupa-Atlantik istikrar dönüşümü ve yapılar aracılığıyla güçlendirilmesi bakımından başarılı bir performans sergiledi. Dönem başkanlığı sırasında bölgesel işbirliğini gerçekleştirme yolunda "Paylaşılan Tarihten Ortak Geleceğe" sloganıyla Türkiye, birçok faaliyet gösterdi. Özellikle bölgesel barış ve istikrar için komşuluk ilişkilerinin iyileştirilmesi noktasında Bosna-Hersek-Sırbistan ve Hırvatistan arasında başlattığı temas Balkanlara yapılabilecek en büyük katkıydı. Bosna-Hersek’in de vize muafiyeti kapsamına alınmasında Türkiye’nin yüksek sesli itirazlarının etkisi yadsınamaz. Aynı şekilde savaş suçlusu Ratko Mladiç’in uluslararası yargıya teslim edilmemesine rağmen Sırbistan’a AB yolunun açılmasında[4] da 2009-2010 döneminde Türkiye’nin başlattığı üçlü zirve toplantılarının başarısı etkili olmuştur. Türkiye sadece Bosna-Hersek-Sırbistan ve Hırvatistan ilişkilerinin iyileştirilmesinde değil diğer Balkan ülkelerindeki temaslarıyla da bölgesel işbirliğinin temel hedefleri olan insan kaynakları, demokrasi alanlarında güvenlik güçlendirilmesi, ekonomik ilişkilerin yoğunlaştırılması ve işbirliğinin arttırılması konularında da  başarılı bir dönem geçirdi. Türkiye’nin GDAÜ Dönem Başkanı olarak Balkan ülkelerinin AB ve NATO entegrasyonuna ve AB ve NATO’nun bölgede aradığı istikrar ortamının sağlanmasına yaptığı katkı tartışılmaz. Bu bölgede sağlanan başarının Türkiye’nin AB üyeliğine katkısı olarak ise hiç değilse Kıbrıs Rum Yönetimi’nin vetosunun engel olmaktan çıkarılması beklenebilir. Aslında Türkiye’nin son dönemde dış politika alanında en başarılı olduğu bölge yine Balkanlar’dı. Balkanlar’da önce özel temaslarla ardından zirve toplantılarıyla sağladığı başarılı ilerlemeyi Kafkaslar’da ve Ortadoğu’da da modellemek istemişse de Türkiye’nin çabaları bir anlamda buralarda karşılıksız kaldı.

Türkiye’nin Dönem Başkanlığı’nda İstanbul’da gerçekleştirilen GDAÜ Zirvesi, son dönemde dış politika önemli çıkmazlar ve sorunlar yaşayan Ankara için gerçekten bir nefes alma ve başarıları hatırlatma vesilesi oldu. Yine de Zirve’ye İsrail’in Gazze’ye giden yardım gemilerine saldırısı ve PKK’nın son dönemde arttırdığı terör faaliyetleri damgasını vurdu. Hali hazırda AB ve NATO üyesi olan Slovenya’nın GDAÜ üyeliğinin açıklanıyor olması, bir başarı olarak sunulmuşsa da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 22 Haziran’da yapılan GDAÜ Dışişleri Bakanları Toplantısı’ndaki Kosova açıklaması, önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacaktır. Bölge istikrarı için Kosova'nın uluslararası toplumla entegrasyonunun zaruri olduğunu ifade eden Davutoğlu, Kosova'nın GDAÜ sürecine dahil edilmesi çağrısında bulundu. Sırbistan’la başlatılan yakınlaşma sürecinin bir noktada sonra Kosova-Sırbistan ilişkilerine yansıyacağı beklentisi bir kez daha güçlenmiş oldu.



[1] Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev sahipliğindeki toplantıya Moldova, Romanya, Hırvatistan, Sırbistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Arnavutluk ve Bulgaristan cumhurbaşkanı; Yunanistan ve Makedonya ise başbakan seviyesinde katıldı.

[2] Anlaşma bağlamında bütün Moldova vatandaşları indirimli vize ücretinden yararlanırken, çocuklar, emekliler, öğrenciler, AB´de yaşayan aile fertlerini ziyaret edenler, tıbbi hizmet almaya gidenler, AB şirketleriyle çalışanlar, sporcular, gazeteciler gibi bazı gruplara ise vize ücreti uygulanmıyor.

[3] AB Komisyonu´nun 15 Haziran 2010 tarihinde AB – Moldova İşbirliği Konseyi´nin Lüksemburg´daki toplantısında başlattığı görüşmeler ile Moldova ve AB yetkililerince vize serbestisi için gerekli olan teknik önkoşulları inceleme sürecine geçildi. Görüşmeler seyahat belgelerinin güvenliği, sınır ve göç yönetimi gibi önemli konulara odaklanırken, toplumsal düzen, güvenlik ve dış ilişkilerle ilgili diğer konuları da kapsayacak.

[4] AB Dışişleri Bakanları, Haziran 2010 zirvesinde, Sırbistan'a aday ülke statüsü verilebilmesi için gerekli olan İstikrar ve İşbirliği Anlaşması'nın onay sürecini başlatma kararı aldı.

Gözde Kılıç Yaşın

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-11-2019

RUMLAR ASKERİLEŞMEDE DÜNYADA İLK 10'DA

KKTC'de, Meclis'in çoğunluğu ve hükümet, Kıbrıs sorununun çözümünde Cumhurbaşkanı Akıncı'dan neredeyse taban tabana zıt bir çözümü savunuyor.