Kıbrıs`ta Çözüm Alternatifleri

Yazan  07 Eylül 2009
İkinci tur Kıbrıs görüşmeleri öncesi adayı ziyaret eden Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı M.Ali Talat ile yaptığı görüşmede, Davutoğlu; “, “Önümüzde iki yol var.

Ya kapsamlı bir barış olacak ve adada kalıcı bir çözüm hayata geçecek. İkinci yol statükonun sürmesi gibi gözükebilir. Statükonun sürmesine izin veremeyiz. Çünkü statükonun devam etmesi, Kıbrıs Türkü'nün bütün insanlığın sahip olduğu temel haklardan istifade edememesi anlamına gelmektedir. Biz Kıbrıs Türk halkının bu temel haklarının takipçisi olacağız."

Peki, Dış İşleri Bakanı Davutoğlu`nun "çözüm ve statükonun devamı" dediği iki yolun dışında (statükonun devamı, izolasyonun devamı anlamına gelir ki bu kabul edilemez) başka bir çözüm düşünülebilinir mi? Talat ve Davutoğlu`nun kamuoyuna açıklamadıkları diğer alternatifler ne olabilir?

Türkiye`nin Avrupa Birliğine girmesinin, Kıbrıs sorunun 2010 ilk üç ayına kadar taraflarca çözümü öngörülmektedir. Bu şart, Yunan ve Rum tarafı için zamanı kendi çıkarları için bir bahane ve baskı aracı olarak kullanmalarını sağlamıştır. Çözüm, ne kadar gecikirse Türklerin AB`ye girişi o kadar gecikecek ve bu durum Türk tarafı üzerinde bir baskı yaratacaktır.

Yunan ve Rum tarafı, Kıbrıs sorununu kendi isteklerin doğrultusunda bir çözüme ulaştırmak için, kullanabilecekleri tüm argümanları Türklerin önüne koyarak, bir bakıma kendi istedikleri yönde "mecburiyet" yaratmaktadırlar.

Türkiye'nin, Rumlar tarafından görüşmelerin uzatılması ve çıkmaza sokulma çabalarından sonra, bu baskıdan kurtulmak ve KKTC`nin izolasyonunu kısa sürede ortadan kaldırmanın yollarını araştırma gayreti içine girmiş olduğu görünüyor. Talat ve Davutoğlu`nun, Yunan ve Rum tarafını kızdıran, kendi çözümlerinin dışındaki muhtemel alternatifleri dile getirmesi, sürecin geleceği için oldukça anlamlıdır. Kamuoyuna açıklanamayan Rumların çözüm alternatifleri dışındaki bu yolları şöyle değerlendirebiliriz.

Tayland Modeli. Bu model, KKTC resmen tanınmasa da ticari ve ekonomik ilişkilerlerle diğer dünya devletleriyle ilişkilerini geliştirerek, orta ve uzun dönmede tanınmak için zemin oluşturma olarak tanımlayabiliriz. Bunun için KKTC`nin, diğer Dünya devletleri ile ticari ve ekonomik ilişkilerini geliştirerek kendini kabullendirilecek tedbirler alması için çalışması gerekir. Türk Devletinin dış yardımlarıyla ayakta duran bir ülke için, bu modelin uygulanması zor gözükmektedir.

Hatay modeli. Karşılıklı çözüm girişimlerinin çıkmaza girdiğinde uygulanabilecek bir model olabilir. Kıbrıs ve Türk halklarınca yapılacak bir halk oylamasıyla, uzun vadede KKTC, Türkiye`nin bir vilayeti olarak görebiliriz. Ancak, bu modelin uygulanması, Türk Devletinin AB hayallerini ebediyen sonlandırabilir.

Kosova modeli. Bu model KKTC`yi, orta ve uzun vadede dost ülkelerin sırayla tanımalarını sağlamak olarak görülebilir. KKTC`nin bağımsızlığını ilan ettiği 1983`den beri birkaç devletin dışında hiçbir devlet tarafından tanınmadığı düşünülürse, bu modelin uzun vadede geleceği olmayacağı açıktır.

Üç modelinde uygulana bilirliği, Türkiye ve KKTC için çok zor gözükmektedir. Zira her üç model, Türkiye`nin AB`ye girişini engelleyeceği gibi, çözümü zorlaştıran veya masadan kaçan taraf olarak Dünya kamuoyunda hak etmediği yeri alabilir.

Bu gün gelinen nokta itibariyle, Rumlar gerçekçi bir çözüm bulmak için atılması gereken adımları atmakta gerçekçi bir gayret göstermediği açıktır. Rum halkını % 37`sinin "kesinlikle" Türklerle ilgili bir çözüme sıcak bakmadığı bir ortamda hiçbir Rum ve Yunanlı yöneticinin Kıbrıs`ta Türklerle ortak bir çözüm bulmak için büyük bir çaba harcaması beklenemez.

Türk tarafının yapacağı en gerçekçi davranış, diplomasi kurallarını sonuna kadar kullanarak, ülke menfaatlerinin gerektiği doğru adımlarla çözüme ulaşmayı sağlamak olacaktır. Bu gün, Avrupa Ülkeleri, Rum tarafını masada çıkardığı huzursuzluğu görerek, zaman geçirmeden çözüme ulaşılmasını beklemektedirler. Barışı ve çözümü isteyen Türk tarafı, çözüm istemeyen Rum tarafı imajı belirgin olarak ortaya çıkmıştır.

Bu imajı, farkı alternatifler ortaya atarak veya çözüm için aceleci davranarak kaybetmenin hiç ama hiç anlamı yok.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bircihan D. Dilek   - 20-08-2019

F35 Stealth Uçakları Coğrafyamızdaki Dengeleri Nasıl Etkileyecek?

Haziran ayında yabancı basında, İsrail ve Güney Kıbrıs Akrotiri meydanında konuşlu İngiliz F-35 Stealth (düşük görünürlüklü) uçaklarının birlikte Irak ve Suriye üzerinde tatbikat uçuşları gerçekleştirecekleri haberini okuduğumda, aklımı ülkelerin gelecekte “Egemen Hava Sahası Kontrollerini”  nasıl y...