Kosova-Sırbistan Görüşmelerinde Liderlik Çekişmesi

Yazan  08 Temmuz 2020

Kosova-Sırbistan anlaşmazlığı, Balkanlarda sürdürülebilir istikrarın önündeki en önemli engel olarak görülüyor.

2013 Brüksel Anlaşması ile ilişkilerin normalleştirilmesini hedefleyen görüşmeler AB Yüksek Temsilcisinin arabuluculuğunda başlatılmış, anlaşmanın 15 maddesinde ilerleme sağlanmıştı. Uygulamada ise aksaklıklar sürüyordu. Kasım 2018’de Kosova’nın Sırbistan ve Bosna-Hersek’ten gelen mallara yüzde 100 gümrük vergisi uygulama kararı ile ilişkiler tekrar kriz boyutuna ulaşmıştı. Bir süredir duran görüşmelerin devam ettirilmesi için ABD devreye girmiş ve tarafların da kabulüyle 27 Haziran’da Washington’da bir toplantı planlanmıştı. Washington’da yapılacak toplantıyla ilişkilerde normalleşme arayışının yeni bir yön kazanacağı düşünülüyordu. Ancak toplantı tarihinden hemen önce Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi hakkındaki savaş suçları işlediğine yönelik iddianamenin yayınlanması, toplantının askıya alınmasına neden oldu. Süreç iki nedenle tartışmalı. Washington’daki buluşma, ABD’nin Kosova-Sırbistan görüşmelerinde dümene geçme niyeti olarak anlaşıldı ve bu hem AB hem Rusya’da rahatsızlık yarattı. Washington’da Kosova ve Sırbistan’ın toprak değişimi üzerinde anlaşma yapacağına dair işaretler var ve Balkanlar’da yeni bir dizi büyük sıkıntıyı başlatacak böylesi bir gizli anlaşmanın olmadığına ikna edecek güvence verilemedi. Diğer taraftan Kosova Cumhurbaşkanı’nın savaş döneminde organ ticareti ve sivil ölümlerle suçlanması da uzun zamandır ötelenen bir tartışmayı canlandıracaktır.

Kosova İçin Adalet- Kosova’da Adalet

Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi hakkında suçlama yapılması bekleniyordu çünkü bu mahkemenin kurulmasına neden olan Dick Marty raporunda Thaçi, tüm suçların merkezindeki isim olarak gösteriliyordu. Suçlamalar, savaş sırasında ve sonrasında Sırp ve UÇK’nın savaşına destek olmayan Arnavut ve diğer etnik unsurlardan sivillerin organları için esir tutulması, işkence edilerek öldürülmesi, organ kaçakçılığı, insan ticareti, cinsel şiddet, yasadışı gözaltı, mala-servete el koyma, etnik azınlıklar ve siyasi rakiplere karşı işlenen suçlarla ilgili. Thaçi hakkında yayınlanan iddianame en az 100 kişinin öldürülmesini içeriyor. Thaçi, Sırbistan’a karşı bağımsızlık savaşı yürüten ve başlangıçta terör örgütü listesinde yer alan Ushtria Çlirimtare e Kosovës- UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) liderlerinden biriydi. 1993’te kurulan örgüt 1997’de silahlı eylemlerine başlamıştı, daha sonra 2001’de Makedonya’da iç savaşa yol açan Makedon-Arnavut çatışmaları ve Sırbistan’ın toprak parçası olan Preşova’daki Arnavut ayaklanmasında da UÇK başroldeydi. UÇK’nın Kosova’da faaliyet gösteren ayağı sonradan “Kurtuluş Ordusu” sınıfında sayıldığı için ve 2008’de ülke yönetiminde İbrahim Rugova gibi şiddet karşıtı bir lideri olduğu için bugün bağımsız bir Kosova’dan bahsedilebiliyor.

Kosova’da yıllardır siyaset yapan isimlerin büyük çoğunluğu UÇK mensubuydu, doğal olarak da Kosova Arnavutlarının güvendiği isimlerdi ve seçimlerde başarı sağlıyorlardı. Yine de not düşmek gerekir ki bazı Arnavutlar, bazı siyasilerin bilhassa denetimin tam sağlanamadığı Kosova’nın kuzeyindeki bölgelerde bugün de devam eden organize kaçakçılık suçlarının (silah, uyuşturucu, insan, altın, tarihi eser) bir parçası olduğuna inanmaktaydı. Ramush Haradinay, Agim Çeku, Fatmir Limay gibi isimler Lahey’de savaş suçu işlemekten yargılandılar ve beraat ettiler. Ancak şimdi Kosova’da işlenen suçlarla ilgili daha sonra elde edilen kanıtlara dayanılarak kurulan bir uluslararası mahkeme var ve Kosova’da UÇK’nın karıştığı suçlarla ilgili bulunan tüm siyasiler burada isimlerini temize çıkarmak zorunda kalacak. UÇK bir kez daha masaya yatırılacak. Kosova halkını terör, sürülme ve Sırpların soykırımından korumak için savaştığı söylemine yeni unsurlar eklenecek gibi… Kuşkusuz ki Kosova için yeni bir döneme işaret ediyor. Kosova halkından gelen itirazların daha çok Sırbistan’ın işlediği savaş suçlarını hatırlatmaya odaklanması da dikkat çekiyor. Çünkü UÇK’nın bahsi geçen suçları işlenmediğinden tam da emin değiller ama mahkemenin adaletinden de aynı derecede şüphe duyuyorlar.

Çember daraldı ve sıra Haşim Thaçi’ye geldi. Ama günü, bugün müydü? Mahkeme 2015’te kuruldu. Adaletin kılıcı Thaçi’nin başının üstünde salınıyordu zaten. Madem suçların merkezindeydi neden Ramush Haradinay hakkındaki iddianameyle aynı zamanda Thaçi’nin iddianamesi de açıklanmadı? Neden Kosova-Sırbistan görüşmelerinde yeni aşamaya geçilmek üzereyken iddianame açıklandı? ABD’nin görüşmeleri yüklenme niyeti ve Thaçi’nin ABD’nin nihayet görüşmeleri sahiplenmesini olumlu karşıladığını ifade eden beyanlarıyla bir ilgisi var mı? Başsavcı, Thaçi ve hakkında aynı gün iddianame yayınladıkları Kadir Veseli'nin Kosova Özel Mahkemesinin çalışmalarını engellemek ve bu mahkemeyi kuran yasayı değiştirerek adaletle yüzleşmekten kaçmak amacıyla gizli bir kampanya yürüttüklerine inandıklarını, bu nedenle de iddianamenin kamuya açıklamasını gerekli bulduklarını söyledi. Bu açıklama bazılarınca ikna edici bazılarınca eksik bulunacaktır.

Kosova savaşından bu yana UÇK militanlarının sadece Sırp ordusu ya da güvenlik güçlerine karşı savaşmadığı, sivilleri de organlarını da satmak amacıyla rehin tuttuğu, işkence yaptığı, öldürdüğü iddiaları hep oldu. Tabi konu uluslararası organ ticareti olunca bu iddiaların ucunun değmeyeceği yer yok gibi… Bu suçların sadece Sırplara karşı işlenmediği, UÇK’nın eylemlerine karışmayan Arnavutların da “ihanet” suçlamasıyla UÇK tarafından aynı yöntemlerle cezalandırıldığı iddia edildi. UÇK’nın esirlerini Haziran 1999’dan Mayıs 2000’e kadar Arnavutluk merkezindeki Burrel yakınlarındaki bir “sarı ev”e götürdüğü iddiası Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) Savcısı Carla del Ponte’nin 2008 raporunda da bulunuyordu. 2009’da Arnavutluk’un kuzeydoğusundaki bir kasaba olan Kukes’te UÇK’nın kullandığı gözaltı kamplarına ilişkin kanıtlar bulundu. Bu kampa UÇK’ya sadakatsizlik yapan Arnavutların gönderildiği tespit edildi. Arnavutluk, oklar kendisine dönünce bağımsız bir soruşturma önerisi sunarak işbirliği teklifinde bulunmuştu. Sonrasında Kosova’dan Arnavutluk sınırına ölmüş ya da henüz yaşayan Sırp ve Arnavut esirleri taşıdıklarını söyleyen UÇK askerleri de ortaya çıktı ancak soruşturma derinleşirken bu askerlerin biri öldü, diğerleri bir daha hiç bulunamadı. Bu tanıkların işaret ettiği evde yapılan incelemelerde yerde yaygın kaz izleri, kimyasal spreyler ve cerrahi müdahalelere uygun tıbbi ekipman bulundu; yine de tanık ifadeleri olmadan yeterli olmayacaktı.

Avrupa Konseyi Parlamenteri İsviçreli Dick Marty, Avrupa Konseyi adına bahsi geçen suçları araştıran ünlü raporunu hazırladı ve 12 Aralık 2010’da yayınladı. Raporda, UÇK’nın Sırp sivilleri organlarını satmak amacıyla rehin tuttuğu, işkence yaptığı, öldürdüğü suçlamalarına yer veriliyor ve yargılama yapılması gerektiği vurgulanıyordu.[1] Kosova’da Dick Marty tabi ki yalanlandı ve Thaçi raporun hazırlanmasında işbirliği yapan Arnavutların listesini yayınlayacağı tehdidini savurdu. 25 Ocak 2011’de Avrupa Konseyi raporu onayladı ve içeriği hakkında tam ve ciddi bir soruşturma yapılmasını istedi. Raporda yer alan iddialar ve bu iddialarla bağlantılı diğer suçlar hakkında bağımsız bir ceza soruşturması yürütmek üzere Eylül 2011'de Özel Soruşturma Görev Gücü (SITF) kuruldu. 2014 yazında SITF, araştırılan kanıtların bir iddianame açmak için yeterli ağırlığa sahip olduğunu açıkladı. Artık bu iddiaları ele alarak yargılama yapacak yetkili bir kurum gerekiyordu. 1 Ocak 1998-31 Aralık 2000 tarihleri arasında Kosova’da işlenen insanlık, savaş suçları ve Kosova yasaları kapsamındaki diğer suçlar konusunda görevli ve yetkili geçici bir mahkeme kurulması gündeme geldi.

Kosova savcılığının üst düzey yetkililerle ilgili hassas davalardaki siyasi baskıyı kaldıramadığına inanılıyordu. Bu nedenle Hollanda-Lahey’de faaliyet gösterecek, masrafları AB, Kanada, Norveç, İsviçre, Türkiye ve ABD tarafından karşılanacak, Kosova’nın yetkilendirmesiyle ve uluslararası insan hakları hukuku ve teamül hukuku ile Kosova yasalarına göre faaliyet gösterecek, uluslararası hâkim ve savcıların görev yapacağı özel bir mahkeme kurulması fikri olgunlaştı. Mahkemenin kurulması için müzakereler 2011'den 2015'e kadar sürdü. Sonunda Kosova yönetimi Kosova Meclisi ve Kosova Savcılık Ofisi tarafından onaylanan bir uluslararası anlaşma, Anayasa değişikliği (162. madde), nihayetinde de “Uzman Odaları ve Savcılık Kanunu” ile bu özel mahkeme kuruldu. Mahkeme, 7 Ocak 2011 tarihli Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Raporunda yer alan iddialarla ilgili olarak, insanlık, savaş suçları ve Kosova yasaları kapsamındaki diğer suçlar konusunda yargı yetkisine sahip.

Kosova Başbakanı iken hakkında iddianame yayınlanan Ramush Haradinay 19 Temmuz 2019’da görevinden istifa etmişti. Şimdi Thaçi’nin de istifası gündemde. Savcılık makamının iddianamesini sunmasından sonra dava açmaya karar verecek hâkimin dosyayı incelemek için iki aylık süresi var. Ama davanın açılması kaçınılmaz gibi duruyor. Savcılığın Thaçi ve Kadir Veseli’nin davanın açılmasını önlemek için bir takım girişimlerde bulunduğu sözleri de aslında ayrı bir suçlama ve bu şartlarda Thaçi’nin istifası kaçınılmaz olacaktır. Thaçi iddianamenin açıklaması ile soluğu Arnavutluk’ta aldı, bazı görüşmelerde bulundu, Kosova’ya döndü ailesini ziyaret etti ve henüz iddianame hakkında konuşmadı. Washington’daki buluşma da ertelendi.

Müzakerelere ABD Dokunuşu

Kosova-Sırbistan görüşmeleri, 2013 Brüksel Anlaşması uyarınca AB liderliğinde yürütülüyordu.[2] Odaklanılan daha çok Kosova’nın kuzeyinde mukim Sırp çoğunluğun Kosova yönetim çatısına alınmasıydı. İki tarafa da bazı garantiler verilerek Kosova’da bir Sırp Belediyeler Topluluğunun oluşturulması, karşılığında da Kosova’nın egemenliğinin Kosova’nın kuzeyine de uzatılması sağlanmaya çalışıldı. Bu aynı zamanda Kosova’nın kuzeyinde bir nevi özerk bir yapının oluşmasına da neden oluyordu. Örneğin Sırp çoğunluk bölgelerinin Polis Bölge Komutanı, Kosovalı Sırp belediyelerin hazırlayacağı listeden seçilen bir Kosovalı Sırp olacaktı. Tüm belediyeler Kosova yasalarına tabi olacaktı ancak Kuzey Mitrovica'da Kosovalı Sırp hâkimlerin görev yapacağı Mitrovica Bölge Mahkemesi kurulacaktı. Kosovalılar bu görüşmelerden tam olarak ne elde ettikleri konusunda şüpheli. Çünkü görüşmeleri tanımlayan “ilişkilerin normalleştirilmesi”nin neyi ifade ettiği belirsiz.

Kosovalıların beklentisi bir noktadan sonra Sırbistan’ın Kosova’nın bağımsızlığını tanıması ve bu sayede BM üyesi olmak. Ancak Sırbistan her aşamada Kosova’nın tanınmasının söz konusu olmayacağını açıkça ifade ediyor. Üstelik Sırbistan’ın Kosova’yı tanıyan ülkelerde yürüttüğü kampanya da etkili oluyor. 2019 boyunca beş ülke Palau, Togo, Orta Afrika Cumhuriyeti, Gana ve Nauru’nun da eklenmesiyle toplamda 14 ülke Kosova’nın bağımsızlığını tanıma kararını geri çekti ve Kosova’yı tanıyan ülke sayısı 98'e indi. Bu durumda Arnavutlara göre müzakereler sadece Kosova içinde Kosova’nın egemenliğinde görünen ama perde ardında Sırbistan egemenliğini teyit eden bölgeler yaratıyor. Kosova’nın uluslararası meşruiyetini teyit etme beklentisi de zedeleniyor. Görüşmeler iki kez ciddi kesintiye uğradı. İlkinde Ocak 2017’de Sırbistan’dan üzerinde 21 farklı dilde “Kosova Sırbistan’ındır” yazan bir tren Kosova’nın Mitroviça kentine gönderilmişti. İkincisinde Kasım 2018’de Kosova Başbakanı Ramush Haradinay, Sırbistan ve Bosna Hersek’ten gelen mallara yüzde 100 gümrük vergisi uygulamaya başlamıştı. Gümrük vergisi kararını geri çekmeyen Haradinay, hakkındaki savaş suçları iddianamesi nedeniyle 19 Temmuz 2019’da istifa etti. AB ise tarafları tekrar masaya çekmede başarılı olamadı.

ABD Başkanı Trump bu süreçte Balkanlar için iki ayrı özel temsilci atadı. Richard Grenell, ABD Başkanının Kosova-Sırbistan diyalogu Özel Elçisi olarak Eylül 2019’da, Matthew Palmer de ABD Batı Balkanlar Özel Elçisi olarak Kasım 2019’da atandı. Haradinay’ın istifası sonrasında yapılan erken seçimler Albin Kurti’yi başbakanlığa taşıdı ama iktidarı sadece 51 gün sürdü, koalisyon ortağının verdiği gensoru önergesi ile düşürüldü. Bir mahkeme sürecinin ardından Avdullah Hoti 3 Haziran’da yeni Başbakan olarak hükümetini kurdu. Albin Kurti, kendisi hakkındaki gensoru oylamasına geçilmeden önceki meclis konuşmasında, Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuciç arasındaki ABD’de yapılan toprak değişimi konulu bir anlaşma nedeniyle kendisini devre dışı bırakmak isteyenin Thaçi olduğunu söylemişti. Kosova’nın kuzeyinde Sırpların yaşadığı bölgeyle Sırbistan’ın güneyindeki Arnavut nüfusun yoğun yaşadığı Preşova Vadisinin değişimi, ilk kez Ağustos 2018’te arazi düzenlemesi, bölgesel düzenlemeler başlığıyla gündeme gelmişti. O dönemde ABD’den yapılan açıklama tarafların anlaşması durumunda itiraz etmeyecekleri yönündeydi. Ancak Washington’da planlanan görüşmelerde böyle bir gizli anlaşmanın yapılacağı iddiası reddedildi.

Yine de Grenell’in temaslarının AB’yi harekete geçirmede etkili olduğu söylenebilir. Zira Almanya Şansölyesi Merkel’in çağrısıyla bir araya gelen Kosova ve Sırbistan yetkilileri, 14 Şubat 2020’de Münih Güvenlik Konferansı sırasında, iki ülke arasında demiryolu ve otoyol bağlantıları oluşturma yönünde niyet mektubu imzaladılar. 21 Ocak’ta da Priştine ile Belgrad arasında doğrudan uçuşların başlaması konusunda anlaşmışlardı. Münih'teki toplantıya da katılan Grenell, Belgrad ile Priştine arasındaki görüşmelerin artık ekonomik kalkınmaya odaklanması gerektiğini vurguladı.

ABD Başkanının Kosova-Sırbistan diyalogu Özel Elçisi Richard Grenell’e göre, Sırbistan ile 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden eski eyaleti arasındaki donmuş çatışma, müzakereler “halkın yararına olmadığı” için 20 yıldan fazla sürdü. Müzakerelerin başarısı için “insanların büyüyen bir ekonomi görmesi gerekiyor.” Grenell, AB’nin bu iki ülkenin Avrupa entegrasyonu konusundaki misyonunu görmezden gelmiyor ama biz ekonomiyi normalleştirdikten sonra AB devreye girebilir diyor. Zira Gazeta Express'e verdiği demeçteki “Fransızlar ve Almanlar, biraz zaman alacak olan ekonomik kısmı geçtiğimizde, ekonomi iyileştirildiğinde, politik meseleleri tartışmaya başlayabilir.” kısmı, ABD’nin Kosova-Sırbistan görüşmelerine bir süreliğine el koyma niyetini ifade ediyor. Grenell, bunun da Almanya ve Fransa’ya açıklandığını söylüyor. Ancak AB’den gelen mesajlar, Washington zirvesinin AB ile koordineli olmadığı yönünde.

Grenell’in çantasında 200 milyon $ (180 milyon €) kredi ve girişimin sonuçsuz kalmasına karşı da NATO’nun Kosova görev gücü olan KFOR’dan[3] ABD birliklerinin çekilmesi (650 ABD askeri) tehdidi var. Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi Washington’da mart ayı başında gerçekleştirilen ilk görüşme sonrasında "Amerika nihayet [AB'den] Kosova ve Sırbistan arasındaki diyalogu devraldı" sözleriyle yeni girişime olumlu baktığını ifade etti.

AB sözcüsü Peter Stano, AB’nin 2011'den beri diyalogu kolaylaştırdığını ve bu başrolü korumaya devam edeceğini söylüyor ve "Sırbistan ve Kosova liderlerinin ABD'de yapmış olabileceği görüşmeler AB'nin kolaylaştırdığı diyaloğun bir parçası değildi." diyor. Transatlantik İşbirliği Koordinatörü Peter Beyer de “ABD, Batı Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği'ne entegrasyonunun ve katılımının her şeyden önce gerçek bir Avrupa sorunu olduğunu kesinlikle anlıyor. Sadece AB siyasi ve tarihi zorlukların üstesinden gelmeye yardımcı olabilir ve AB üyeliği yolunu açabilir.” sözleriyle AB’nin pozisyonuna işaret etme gereği duydu. AB'nin Sırbistan-Kosova diyalogu özel elçisi Miroslav Lajcak da AB olmadan Washington'da bir anlaşmaya varılamayacağını, Kosova ve Sırbistan’a sadece AB’nin bir Avrupa geleceği sunabileceğini söyledi. Bu süreçte Rusya’dan varılacak herhangi bir anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi’nde onaylaması gerektiği hatırlatması geldi. Koronovirüs kapanmasından sonraki ilk resmi ziyaretini 18 Haziran 2020’de Belgrad’a yapan Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, BM Genel Konseyinin bu müzakereleri kolaylaştırma görevini AB’ye verdiğini ve Rusya’nın bu yetkilendirme nedeniyle AB’yi desteklediğini belirtti. (BM Güvenlik Konseyi’nin 2010 tarih ve 1739 sayılı kararı, Avrupa Birliği'ni Belgrad ile Priştine arasındaki diyalogu kolaylaştırmakla görevlendirir.) Lavrov’un Sırbistan'ın toprak bütünlüğünü destekleyen ve Kosova üzerindeki iddiasını ima eden 1244 sayılı BM Kararına işaret etmesi, ABD’nin oldu-bitti yapması durumunda BM’de bunun veto edileceği anlamına gelmektedir.

Aslında AB ve ABD, Kosova-Sırbistan arasındaki sorunu çözme konusunda resmi olarak aynı hedefe sahipler. Ama bu yöntem ve liderlik etme konusunda çatışmayı engellemiyor. AB yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma yoluyla ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini hedefliyor. ABD formülü daha çok Belgrad ve Priştine’nin içerik, kapsam ve niteliğinde uzlaşacağı bir planın yeterli olacağı yönünde. Bu da özellikle arazi değişimi konusunda endişe yaratıyor. Zira Kosova ve Sırbistan, Kosova’nın kuzeyi ile Preşova’nın değiş tokuşuna razı olsa bile bu daha çok AB’nin uğraşmasını gerektirecek bir dizi yeni toprak değişimi talebini tetikleyecektir. Sırp entitesi (Republica Sırpska) zaten Bosna-Hersek’ten ayrılmak istiyor. Sırbistan ve Karadağ arasında bölünen Sancak’ta da nüfus çoğunluğu Boşnaklarda. Sırbistan’ın Voyvodina’sında Macar nüfus yoğunluğu var. Makedonya’nın batısı Büyük Arnavutluk’un bir parçası; doğusunda kendilerini Bulgaristan’a yakın hisseden bir grup var. Pandora’nın Kutusu bir kez daha açılırsa durdurulamaz bir sorun silsilesi ortaya çıkacaktır. Yugoslavya dağılırken bir düğüm atılmıştı buna göre ne yapılırsa yapılsın harita asla değişmeyecekti. Tüm adımlar bu düğümü bozmama gayreti ile atıldı. Thaçi hakkındaki savcılık iddianamesi sadece bir sürelik öteleme sağladı. ABD’nin hamleleri ekonomi ve kalkınmaya yönelik olduğu müddetçe sorun olmayacaktır. Ancak AB’ye sorun yaratacak bir yöne döndüğünde ya da Rusya’nın çıkarlarını zedeleyen bir nitelik kazandığında Kosova-Sırbistan meselesi de boyut değiştirecektir.

 

 

[1] Dick Marty’nin raporu için bkz. https://assembly.coe.int/CommitteeDocs/2010/20101218_ajdoc462010provamended.pdf

[2] İki sayfalık sözleşmede 15 paragraf var. İlk altı paragraf, bir Sırp Belediyeler Topluluğu'nun kuruluşu, kapsamı ve işlevleri ile ilgili. 7-9. paragraflar Kosova’nın kuzeyini da kapsayan "Kosova Polisi" gücünün oluşturulmasıyla ilgili. 11. paragraf tüm Kosova'da belediye seçimlerinin yapılmasını öngörüyor. 12. paragraf uygulama planının oluşturulmasıyla ilgili. 13. paragraf, enerji ve telekom konularında görüşme yapılmasını taahhüt ediyor. 14. paragraf, her iki tarafın da diğer tarafın kendi AB yollarındaki ilerlemesini engellemeyeceğini veya başkalarını engellemeye teşvik etmeyeceğini öngörür. 15. paragraf da AB üyeliği konusunun kolaylaştırılmasıyla ilgili bir uygulama komitesi kurulmasını öngörür.

[3] Kosova'daki NATO barış güçlerinde toplam 3.526 asker bulunuyor.

Gözde Kılıç Yaşın

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.