Ömer ASAN, Pontus’tan Bir Kardeş!

Yazan  07 Mart 2011
Bu yazı, Yunanistan’ın “To Vima” gazetesinde 10 Aralık 2010 tarihinde yayınlanan bir mülakatın tercümesidir

Türkiye'deki Unutulmuş Pontus Kimliğini Yücelten Türk, Karşımızdakiyle Bizi Birleştirenler Hakkında "To Vima"ya[1] Konuştu

Pontusça'yı ninesi ve yüz yaşını aşmış olan dedesinden öğrenmiş. Ömer ASAN'ın dedesi 3 Osmanlı padişahı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin 11 Cumhurbaşkanını görmüş.

Ömer ASAN önce komünist olduğu için ve daha sonra "Rum tohumu" iddiasıyla kovuşturulmuş olup, son olarak "Türkiye'nin bölünmesi yolunda propaganda" yapmakla suçlanmıştır. Bu nedenle cezalandırılmasına ramak kalmıştı. Kendisine yöneltilen suçlamaların geri çekilmesi için Avrupa Parlamentosuna başvurmak zorunda kalmıştı. 49 yaşındaki yayıncı ve araştırmacı Ömer Asan, ülkesindeki Yunanca konuşanların Pontus kültürünün çağdaş izlerini ortaya çıkarttığı "Pontus Kültürü" adlı kitabıyla Türkiye'de korkunç bir tepkiyle karşılaşmıştı. Gazetemize Pontus, yeni belgeseli, Türkiye'nin hızlı değişimi ve küreselleşme içinde kültürel kimliğini koruma yolunadaki çabası hakkında açıklamalar yaptı. "To Vima" Ömer Asan'la Atina'da görüştü. Ömer Asan yeni hazırladığı belgeselin ilk bölümünün gösterimi ve "Türk-Yunan" dostluğunu destekleyen blogların temsilcileriyle görüşmek için Atina'da bulunuyor.

Ömer ASAN'ın komünist babası 1971 Cuntası tarafından tutuklandı. Kenan Evren'in diktatörlüğü sırasında yani babasının tutuklanmasından 9 yıl sonra ise sıra Sayın Asan'a geldi. Asan bu konuda "Komünist olduğum için 2 ay hapse girdim. Hala da öyleyim. O zamanlar 19 yaşındaydım" diyor. Bu olaydan 30 yıl sonra şimdi yayıncı olarak "12 Eylül Sabahı" adıyla, 12 Eylül 1980 sabahını yaşayan 114 kişinin hikayesinin anlatıldığı bir kitap yayınlıyor. Kitap hakkında, "Tüm bu insanların darbe sabahı tam olarak ne düşündüklerini bir kitapta toplamak istedim. Bazıları olup bitenden mutluydular, bazıları emin değilerdi. Ancak bazıları tutuklandılar ve hapse atıldılar. Bu arada pek çoğu darbeden dolayı çok memnun olduklarını dile getiriyorlardı. 30 yıl sonra ise Türkiye'nin faşizme sürükleneceğini bilmediklerini kabul ettiler" açıklamasını yapıyor.

ASAN için sorunlar, Türkiye'deki Pontus kültürüyle ilgilenmeye karar vermesiyle bir kez daha başlamış oldu. Araştırmalarına öncelikle memleketi Trabzon'un Of ilçesine bağlı Erenköy'den başlamış olan ASAN, "Herkesin Pontusça konuştuğu bir köyde büyüdüm. Dil hakkında pek çok araştırma yaptım. Herşey, Türkçe kaynaklarda bu diyalekt hakkında ne bir makale, ne bir kaynak bulunması üzerine başladı. Yeni bir milli kimlik ortaya çıkartmak için değil, meraktan başladım, bu dili anlatmak için başladım" diyor. Anlattıklarına göre Pontus'taki Pontusça'nın izleri yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor. Artık sadece yaşlılar bu dili kullanıyorlar.

Ömer ASAN 1990 yılında kitabı yayınlandığında pek çok suçlamayla karşı karşıya kaldı. ASAN "Kitabı iyi anlamadılar. Genel hatlarıyla söylemek gerekirse ben bile ne yapmış olduğumun farkında değildim! Onlar benim etnik bir sorun yaratmak istediğimi düşündüler" açıklamasını yapıyor. 49 yaşındaki araştırmacı şakayla karışık olarak " Neyse ki, nihayet kitap artık ilgi çekmiyor" diyor.

Bir Belgesel-Dostluk Köprüsü

"Πού πας, αδελφέ: μια ιστορία αποχωρισμού" (Kardeş Nereye? Bir Ayrılık Öyküsü) adlı belgesel, ikinci ve üçüncü kuşak Türk ve Yunan göçmenlerin tarihi izlerini anlatıyor. Bu insanlar Selanik ve Drama'dan Ordu bölgesine; Pontus'tan da Makedonya bölgesine göç etmişler. Ömer Asan "Biz 87 yıl önce yaşanmış bir olayın, yani nüfus mübadelesinin göçmen toplulukların hayatını bugün bile nasıl etkilediğini göstermek istedik. Asıl amacımız iki halk arasında dostluk köprüsü oluşturmak" diyor. Belgeselin hazırlanması sırasında zorluklar da yaşanmış. ASAN "Göçmenlerin ilk kuşağına ulaşamayacağımızı biliyorduk. İkinci ve üçüncü kuşaklara bırakmış oldukları izleri bulmak istedik. Mübadele iki halkın tarihinde de yer alıyor ve çok büyük bir dram. Büyük bir travma yarattı ve doğal olarak diğer kuşaklara da emanet olarak kaldı. Bu arayışa bir yanıt bulmak istedik. Mübadeleyi ve hatıralarını açıklamaya çalışıyoruz. Bu, her iki tarafında neler yaşamış olduğunu araştıran ilk belgesel" açıklamasını yaptı.

Belgeselin çekimleri sırasında kendisini en çok etkileyen olayı şöyle aktarıyor: "Selanik'ten Ordu'ya göç edenler geldikleri zaman şoka uğramışlar. Gece şehre vardıklarında her yer kapkaranlıkmış. Belki de herkes uyuyordur diye düşünmüşler. Ancak sabah olduğunda kentte elektrik olmadığını anlayıp, Selanik'e dönmek ya da başka büyük bir şehre dönmek istemişler".

Türkiye Değişiyor

Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmlere de değinen ASAN, "Son yıllarda ve özellikle son olarak yapılan referandumdan sonra bazı şeylerin değişmeye başladığını görüyoruz. Kamuoyunun karşısına çıkıp açık bir şekilde konuşmalarını hayal dahi edemeyeceğimiz kişiler televizyonlarda konuşuyorlar. Aynı durum gazeteler için de geçerli. Türkiye çok hızlı bir şekilde değişiyor. Sadece siyasi açıdan değil, kültürel açıdan da, algı açısından da. Bu değişim çok hızlı oluyor. Türkiye, devlet ve halk olarak son yüzyılda Batı'yı seçmiş olan bir Ortadoğu ülkesi. Bu seçim artık tartışılmıyor. Bunun aksine, kendi kimliğiyle Avrupa'ya nasıl eklemleneceği konuşuluyor, 30 yıl önce aynı Yunanistan'da olduğu gibi. Türkiye yasalarıyla ve algılarıyla değişiyor, demokratikleşiyor. Bundan sonra geri dönüş yok" dedi.

Kimlik Sorunu

Kimlik sorununa gelince ASAN şu açıklamaları yaptı: "Sosyologlara göre kimlik sorunu çok önemli bir konu. Toplumların kültürel kimlikleri etkilenmeye ve küreselleşmeye çok açıklar. Dünya çok kültürlü kimliğini terkediyor. Tek ve birleşik bir yapı haline dönüşmeye başlıyor. Türkiye'de ise miras almış olduğumuz kimlik yerini bu kadar kolay bırakacağa benzemiyor. Böyle bir gelişme Avrupa'da çok daha kolay olabilir. Ancak Türkiye çok daha kapalı bir topluma sahip. Sosyologlar daha şimdiden Türkiye'nin bu değişimlere nasıl dayanacağını konuşuyorlar".


[1] Ahilleas Hekimoglu, To Vima Gazetesi, "Ομέρ Ασάν Ενα «καρντάσι» από τον Πόντο!"http://www.tovima.gr/society/article/?aid=372458, 10.12.2010 (erişim tarihi 02.03.2011)

Yeliz Karadaş

Doğum Yeri: Ankara

 Eğitim Durumu

 İlk-Orta-Lise Eğitim: Kırklareli, Erzurum ve Ankara  

Üniversite: Ankara Üniversitesi DTCF Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı Bölümü

Yüksek Lisans:  2000-2001 döneminde Yunanistan Patra Üniversitesi’nde burslu olarak tezsiz master programına katılmıştır.

Tez Konusu:   “Etnik Yapının Siyasi Hayata Etkileri”       

 Uzmanlık Alanı: Türk-Yunan İlişkileri, Karadeniz Araştırmaları

Bildiği Diller:

Yunanca 

İngilizce

Bugüne Kadar Çalıştığı Yerler:

2000-2005 yıllarında T.C. Dışişleri Bakanlığı Gümülcine Başkonsolosluğu’nda tercüman olarak görev yapmış, 2005-2008 yılları arasında İsrail’de yaşamıştır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-10-2019

SDG/YPG'ye Çifte Koruma Kuşağı

İç politikada zorda olan Trump, kişisel açmazdan kurtulmak için dünya gündeminin en üst sırasındaki Suriye konusunu da kullanıyor. Ama görünen o ki, bunu yaparken de Türkiye'yi de kullanıyor.