Yunanistan'da Artan İslam Düşmanlığı

Yazan  11 Şubat 2011

11 Eylül terör saldırılarının ardından tüm dünyada yayılmaya başlayan İslam düşmanlığının son örneğini geçtiğimiz haftalarda Yunanistan'da gördük. Ülke, ekonomik kriz ve buna bağlı olarak yaşanan büyük bir işsizlik sorunu ile karşı karşıya. Buna bir de yasadışı yollarla ülkeye gelen ve çoğunluğunu Müslümanların olşturduğu kaçak göçmen sorunu da eklenmiş bulunmakta. Sayıları her geçen gün artan ve Atina'da cami bulunmadığı için özellikle bayram namazlarını sokaklarda kılmak zorunda kalan Müslümanlara karşı zaman zaman tepki gösterilmekte. Özellikle de Pire Metropoliti Serafim ülkede Müslümanları istemediği yolundaki kışkırtıcı açıklamalar yapmakta.

Mısır'da 31 Aralık 2010 günü İskenderiye'deki Kıpti Kilisesi'nde gerçekleştirilen terör saldırısını fırsat bilen Pire Metropoliti Serafim, son olarak bir bildiri yayınlayarak İslam'a saldırdı. Serafim yaptığı açıklamada, Hz. Muhammed ve Kuran'ı Kerim için "sözde" ifadesini kullanarak, "İslam, cinayet, şiddet, terör ve öldürmeyi yayılma aracı olarak emrediyor. İslam'a inananların en belirgin özelliği 'sözde' peygamberin 'sözde' getirilerini (Kuran'ı Kerim'i) kabul etmeyenleri kesmek ve öldürmektir" ifadelerini kullandı[1].

Pire Metropoliti ayrıca, "İslam'da cihad emri tartışılmazdır diyerek, "Cihad, inanmayanlar 'sözde' Müslümanların devlet yönetimine girene kadar devam edecektir", "İslam'ın karakteri saldırgandır. İslamcıların, cinayet eylemleri bugün de bunun geçerli olduğunu gösteriyor" ve "Müslümanlar için kılıç ve bıçak, vaaz ve öğretilerin kabul edilmesi için en ikna edici şeyler olarak kabul edilir. İslam'ın belli bölgelerde tutunmasının asıl sebebi de cihaddır" ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Serafim, uzun yıllardan beri süregelen Atina'ya cami yapılması konusuna da değinerek, Atina'ya yapılması planlanan caminin Yunan Anayasası'na, kamu düzenine, iyi ahlaka ve AB müktesebatına aykırı olduğunu ileri sürdü. Tahmin edilebileceği üzere Serafim'in açıklamalarından Batı Trakya Müslüman Türkleri de nasibini aldılar. Bu bağlamda Pire Metropoliti, "Tarihsel sebepler ve sözleşmelerden dolayı ve yasalara aykırı olarak cami yapma ve dini anlayış izni verilse de, ülkedeki diğer Müslümanlara cami yapma hakkının verilmesi toplumsal yapıya ve toplumsal barışa dinamit koyacaktır" dedi.

Serafim'in bu açıklamaları Yunan hükümeti ve Tüm Yunanistan Kilisesi tarafından da tepkiyle karşılandı. Hükümet Sözcüsü Giorgos Petalotis, yaptığı açıklamada, Serafim'in sözlerini kınadıklarını ifadeyle, "Devletin görevlerinin biri de dini nefreti, hoşgörüsüzlüğü ve ırk ayrımcılığı kınamaktır" diyerek, bu görüşlerin Yunan toplumunun çok küçük bir bölümünün dahi görüşlerini yansıtmadığını vurguladı. Tüm Yunanistan Kilisesi'nin Sen Sinod Meclisi de Serafim'i kınayarak, "Müslümanlarla kardeşçe" yardımlaştıklarını beyanla, yayınladığı bildiride, "Ortodoks Kilisesi, etnik, dinsel, ırksal ve diğer farklılıklar temelinde insanlara karşı yapılan her türlü ayrımcılık ve ırkçılığı kınıyor" ifadesini kullandı. Kilise ayrıca, bu açıklamaların Serafim'in kendi düşünceleri olduğu ve Kilise'nin görüşünü yansıtmadığının da altını çizdi.

Yunanistan Pire Metropoliti Serafim'in bu söylemleri, 2008 yılında kanserden hayatını kaybeden Tüm Yunanistan ve Atina Başpiskoposu Hristodoulos'un yaklaşımlarına bir hayli benzemektedir. Türk düşmanlığıyla tanınan Hristodoulos da zaman zaman "Türkler barbardır" ve "Türkiye, Hristiyan Avrupa ailesine alınmasın" gibi açıklamalar yapmıştır. Türk-Yunan yakınlaşmasından duyduğu rahatsızlığı da ifade etmekten kaçınmayan Hristodoulos, bu tavırları nedeniyle Yunan hükümetlerini zor duruma sokmuştur.

Hristodolous'un ardından anılan makama gelen Ieronimos da, Serafim'in hışmına uğrayan isimlerdendir. Siyasete karışmadığı için Serafim'in "Daha ne kadar boynu bükük duracaksın?" şeklindeki suçlamalarına maruz kalmıştır. Hristodolous'un tam aksine ılımlı ve siyasetten uzak bir tutum sergileyen Ieronimos, bu yaklaşımıyla halkın takdirini toplamış, çeşitli skandallarla itibarını kaybetmeye başlayan Kilise'nin imajını düzeltmeyi başarmıştır.

Bilindiği gibi, 1981 yılından beri Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan laik bir ülke değildir. Yunan Anayasası'nın 3. maddesinde, "Devletin dininin Hz. İsa'nın Doğu Ortodoks Kilisesi'nin dini olduğu" kayıt altına alınmıştır. Yunanistan'ın en zengin kurumu olan Kilise, siyasi bakımdan da büyük etki sahibidir. Örneğin, Yunanistan'daki hiçbir resmi tören dini şahsiyet gelmeden başlamaz. Bunun yanısıra Yunanistan'ın bağımsızlık hareketinde büyük rol oynadığı gerekçesiyle Kilise devlet idaresinde hak sahibi olduğunu da vurgulamaktadır. Dönem dönem Kilise ile hükümetler arasında sorunlar yaşansa da hiçbir Yunan hükümeti Kilise ile karşı karşıya gelmeyi göze alamamakta ve Kilise'nin tepkisinden kaçınmaktadır.

Bu durum karşısında Pire Metropoliti Serafim'in açıklamaları, Kilise'nin alışık olduğumuz yaklaşımı çerçevesinde değerlendirildiğinde, doğal karşılanabilecektir. Ancak, Avrupa genelinde yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük ve özellikle de İslamofobi'nin yükselişte olduğu bir dönemde, hükümetlerin bile çekindiği Kilise'nin bir temsilcisinin, her ne kadar kınansa da, bu tür ifadeler kullanmasının ülkedeki marjinal çevreleri cesaretlendirmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir. Zira bu nevi kışkırtmalar, ekonomik kriz ve işsizlikle mücadele eden Yunanistan'da, hükümete karşı tepkili olan ve içinde bulunduğu sıkıntılardan çıkış yolu arayan sokaktaki insanlara "hedef" gösterebilecektir. Bu bağlamda konuya ülkede yaşanan Müslümanlar ve özellikle de Batı Trakya Türk Azınlığı'nın güvenliği bakımından hassasiyetle yaklaşılması gerektiği düşünülmektedir.



[1] http://www.ellinikanea.gr, 13 Ocak 2011 (erişim tarihi 20 Ocak 2011)

Yeliz Karadaş

Doğum Yeri: Ankara

 Eğitim Durumu

 İlk-Orta-Lise Eğitim: Kırklareli, Erzurum ve Ankara  

Üniversite: Ankara Üniversitesi DTCF Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı Bölümü

Yüksek Lisans:  2000-2001 döneminde Yunanistan Patra Üniversitesi’nde burslu olarak tezsiz master programına katılmıştır.

Tez Konusu:   “Etnik Yapının Siyasi Hayata Etkileri”       

 Uzmanlık Alanı: Türk-Yunan İlişkileri, Karadeniz Araştırmaları

Bildiği Diller:

Yunanca 

İngilizce

Bugüne Kadar Çalıştığı Yerler:

2000-2005 yıllarında T.C. Dışişleri Bakanlığı Gümülcine Başkonsolosluğu’nda tercüman olarak görev yapmış, 2005-2008 yılları arasında İsrail’de yaşamıştır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 15-11-2019

Türkiye-ABD arasına S-400 girdi

Çok kritik, hayati, önemli denilen Trump-Erdoğan zirvesini dağ fare doğurdu diye tanımlamak bile mümkün. Fare bile doğurmadı.