2013 Seçimleri Yaklaşırken Azerbaycan’da Muhalefet Partileri

Yazan  22 Nisan 2013

 

SSCB’nin dağılmasından sonra oluşan bağımsız cumhuriyetlerde kurumsallaşma ve demokratikleşme süreçleri devam etmektedir. Bağımsızlık sonrasında aradan geçen 21 yıl içinde eski Sovyet coğrafyasında kurulan 15 bağımsız devlet kurumsallaşma yolunda önemli adımlar atmış ve belirli bir istikrara kavuşmuş olmakla birlikte aynı şeyi demokratikleşme konusunda söylemek mümkün değildir. Azerbaycan da bu konuda bir istisna değildir. Yeni Azerbaycan Partisi(YAP)’nin otoriter yönetiminde 17 yıldan bu yana yönetilen Azerbaycan son yıllarda petrol gelirlerinin de sağladığı kaynaklar ise sadece devletleşme-kurumsallaşma doğrultusunda önemli adımlar atmakla kalmamış, önemli sayılabilecek ekonomik bir kalkınma süreci içine de girmiştir. Ancak bu süreçte gerçekleşen birçok parlamento seçimi ve cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefet partileri ve adayları üzerinde oluşturulan baskılar Azerbaycan’ın diğer alanlarda ortaya koymuş olduğu başarıları gölgelemiştir. Buna rağmen bu çalışmamızda da gösterileceği gibi, Azerbaycan’daki sistemi Ortadoğu’daki tek parti diktatörleri ile karşılaştırmakta mümkün değildir. Bu çalışmanın ana eksenini oluşturan Azerbaycan’da muhalefet partileri gerçeği de bu hususu göstermektedir.

Bağımsızlığının ilanınınardından Azerbaycan siyasal sisteminde, ülkenin kurucu iradesi olan Ebulfeyz Elçibey önderliğindekiAzerbaycan Halk Cephesi(AHC) ile ülkeyi dünya sistemine entegre eden Haydar Aliyev’in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi ön plana çıkmıştır. Azerbaycan siyasal sistemi bugün de İlham Aliyev’in YAP’ı ile Elçibey’in çizgisini takip eden muhalefet partileri arasında şekillenmeye devam etmektedir. Bu bağlamda yaklaşık 17 yıldır iktidara sahip olan YAP, parti sistemleri[1] sınıflandırmasında karmaşık tek parti sistemi sınıfına dahil edilebilir. Karmaşık tek parti sisteminde birden fazla siyasi parti hukuken ve fiilen iktidar için mücadele ediyor olarak gözükse de bu görüntü aldatıcıdır. Partiler arasından bir tanesi belli bir süreklilik dâhilinde seçimleri kazanmaktadır. Sürekli olarak belli bir üstünlüğü sağlamış bu parti, tek parti sistemleri arasında hakim parti olarak kategorize edilmiştir. ‘’Hakim parti sistemi, bir ülkedeki bir partinin çok partili sistem işleyişindeki, tek egemenliğine dayanmaktadır.’’[2] Azerbaycan’daki iktidar partisinin durumu ayrı bir çalışma konusudur. Bu çalışmada daha önce belirtildiği gibi muhalefet partilerine yer verilecektir.

Halk Cephesi’nin Ortaya Çıkışı

Azerbaycan Halk Cephesi, 1980’lerin sonlarında Dağlık Karabağ başta olmak üzere Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında Ermenilerin ve Ermenistan’ın saldırılarının başlaması ile birlikte Azerbaycan Türkleri’nin Ermenistan’dan kovulması ve Karabağ’da Türklere yönelik katliamların başlamasına karşı ulusal bir örgütlenme ihtiyacı olarak ortaya çıkmıştır.[3] Bu ihtiyacın temelinde savunmasız Azerbaycan halkının hiç kimse tarafından korunmaması yatmaktadır. Öncelikle Azerbaycan Savunma Cemiyeti kurulmuş ve mitingler başlatılmıştır. Mitinglerle sürdürülen bu hareket milli bir uyanışa dönüşmüş ve 1989’da Sovyetler Birliği’nin dağılmaya yüz tuttuğu dönemde Halk Cephesi kurulmuştur. 16 Temmuz 1989’da Bakü de gerçekleştirilen kuruluş kongresinde Azerbaycan Halk Cephesi’nin programı ve tüzüğü kabul edilmiş ve başkanlığına Ebulfeyz Elçibey seçilmiştir. Elçibey AHC’nin amacını ‘’Bağımsız, birleşik, demokratik Azerbaycan Devletini kurmak’’ olarak ilan etmiştir.[4]

Azerbaycan’ın en nüfuzlu teşkilatı haline gelen AHC, 1989’un sonlarında Moskova’yı tedirgin etmeye başlamıştır. Moskova’da AHC hareketini kontrol etmek düşüncesi hakimdir. Bu doğrultuda 15 Ocak 1990’da Azerbaycan Komünist Partisi(AKP), Azerbaycan’daki Sovyet yönetiminin ciddi tehlikede olduğunu ve AHC’ye karşı harekete geçmenin vazgeçilmez olduğunu Moskova’ya bildirmiştir. SSCB Yüksek Meclisi Bakü’de olağanüstü hal ilan etmiştir ve Bakü’ye Sovyet askerleri girmiştir. 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece Sovyet orduları Bakü’de büyük bir katliam yapmıştır ve katliamda 131 Azerbaycan Türk’ü öldürülmüştür. Öncelikle liderleri olmak üzere AHC üyesi 400 kişi tutuklanmış ve AHC’ye ciddi bir darbe vurulmuştur.[5] Ancak AHC bu müdahaleden ders çıkararak teşkilatlanma ve bir lider etrafında birleşme eğilimini benimsemiş, halkı ve diğer muhalefet gruplarını kendi etrafında toparlamıştır.

Ağustos 1991’de SSCB’nin yıkılması ile Azerbaycan Yüksek Meclisi 30 Ağustos 1991 de bağımsızlık kararı almıştır. Sovyetlerden kopan AKP, AHC karşısında fazla direnememiştir ve 21 Eylül 1991’de AHC’nin yoğun çalışmaları neticesinde kapatılmıştır. 26 Kasım 1991’de 25 muhalefetten 25 iktidardan olmak üzere 50 kişiden oluşan Milli Şura kurulmuş ve ilk olarak bağımsızlık kararını halka sunmuştur. 25 Aralık 1991’deki Referandum sonucuna göre Azerbaycan’ın bağımsızlığı halkın %95’nin oylarıyla kabul edilmiştir.[6]

Ebulfeyz Elçibey Dönemi ( Haziran 1992-Temmuz 1993)

Bağımsızlık sonrası Azerbaycan’da 7 Haziran 1992’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine Elçibey ile birlikte; AHC’den ayrılan İtibar Memedov, Adalet Bakanı İlyas İsmailov, Milli Demokratik Grup Lideri Refik Abdullayev ve Demokrat Aydınlar Birliği adayı olarak Niyazi Süleymanov katılmıştır.[7] Seçim sonuçlarına göre Cumhurbaşkanı, oyların %59.4’ünü alan Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasında önemli bir rol oynayan AHC lideri Elçibey olmuştur. Elçibey Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini 24-27 Haziran 1992’de Türkiye’ye yapmıştır.[8]

Elçibey dönemi bir nevi millileşmedönemi[9] olmuş, Rus baskısından kurtulmak için Ruslarınaskeribirlikleri ülkeden çıkarılmış, milli ordu için Türkiye’nin yaptığı askeri ve teknik yardımlarla askeri teşkilatlanma başlatılmıştır. Ruslar’dan kalan şehir, köy, kasaba, cadde isimleri önde gelen Azerbaycan’lı Türkler’in isimleriyle değiştirilmiş, Azerbaycan para birimi manat kullanılmaya başlanmış, Azerbaycan’ın resmi dili olarak Türkçe kabul edilmiş, eğitim ve öğretimin Latin alfabesiyle yürütülmesi kararı alınmıştır. Azerbaycan’ın yıllarca Ruslar tarafından sömürüldüğü artık bu devirlerin geride kalması gerektiği bilinciyle hareket eden Elçibey, dış politikasını ise Türkiye’yle birlikte Batı’yla bütünleşme temeli üzerine kurmuştur. İran’ın baskıya dayanan rejiminin mutlaka çökeceğini dile getiren Elçibey, Güney Azerbaycan ile mutlaka birleşilmesinin ve Türkiye ile bir konfederasyon kurulmasının gerekliliğini vurgulamıştır.[10] Tüm bu olumlu faaliyetlerine karşın Elçibey’in iktidarı kısa süreli olmuştur.

 Elçibey iktidarının kısa süreli olması; Sovyetmirası yolsuzlukların giderilememesi ve Karabağ savaşındaki başarısızlıklara bağlanmıştır.[11] Bu dinamiklere Türkiye’ye bağlanan umutların boşa çıkması da eklenmiş ve Halk Cephesi iktidarı, Moskova’nın desteklediği[12] bir darbe girişimiyle sona ermiştir. Bu darbe girişimine giden süreç, Mayıs1993’te Elçibey Ruslar ile yakınilişkisi olduğu ve merkezden gelen emirleri hiçe saydığıgerekçesiyle Gence bölgesinde bulunan Huseyinov komutasındaki garnizonu silahsızlandırmaya karar vermesiyle başlamıştır. Ancak Gence’deki garnizonun komutanı Albay Suret Hüseyinov emirleri dinlemeyerek isyan etmiştir. İktidar Hüseyinov’a görevden alındığı bildirilmiştir. Rus ordusu Azerbaycan topraklarını terk ederken Azerbaycan Ordusu’na bırakması gereken silahları Albay Suret Hüseyinov’a bırakmıştır. Hüseyinov görevden alınmanın verdiği intikam duygusuyla ayaklanmış ve Bakü’ye doğru yola çıkmıştır. İsyanı muhalifler de destekleyince isyan beklenmeyen boyutlara ulaşmıştır. Neticede Elçibey bir kaos ortamı oluşmasın düşüncesiyle geri adım atmıştır ve Haydar Aliyev’i göreve davet etmiştir. Elçibey ‘’kardeş kanının dökülmesini’’[13] istemediği için Nahçivan’a çekilmiştir. (31 Ekim 1997’ye kadar Nahçivan’da Keleki’de kalmıştır.)

Elçibey Nahçivan’a çekildikten sonra ‘’Ben emrimdeki askere polise emir verip öz vatandaşımı öldürtmem. Biz savaş içindeyiz. Onun için Haydar Aliyev’i getirttim ki isyanı bertaraf edip Azerbaycan problemlerini birlikte çözelim diye kendisiyle konuştuk. Beni aldatıp Cumhurbaşkanlığını ele geçireceğini beklemiyordum. Onun tecrübesine güvendik…’’[14] sözleriyle aslında Haydar Aliyev ile Elçibey arasında daha sonra Haydar Aliyev tarafından ihlal edilen bir anlaşma olduğunuortaya koymuştur.

Haydar Aliyev Dönemi (1993-2003)

Haydar Aliyev Ekim 1993’te iktidara geldiğinde ilk olarak Moskova ile bozulan ilişkileri düzeltme yoluna gitmiş ve Moskova ziyaretinde Bağımsız Devletler Topluluğu’na(BDT) girme taleplerini dile getirmiştir.[15] Batılı şirketlerle yapılan enerji görüşmelerini askıya almış ve Batılı şirketlere ileri bir tarihe anlaşma sözü vererek onların da tepkilerini kontrol altında tutmayı hedeflemiştir. Rusya’yla yakınlaşarak Ruslar’ın Ermeniler’e verdiği desteği azaltma düşüncesinde olan Aliyev bu düşüncesinde yanılmıştır. Çünkü Ruslar Ermenilere verdiği desteği kesmemiştir. Bu yanılgı Aliyev’i bölgesel ve küresel güçleri dengeleme politikasına yöneltmiştir. Rusya’ya karşı ABD’yle ilişkileri geliştirmiş, İran’a karşı ise Türkiye ile ilişkilerini geliştirerek denge politikası[16] izlemiştir. Denge politikasını başarıyla uygulayan Aliyev’in dış politikada sonuca ulaştıramadığı konu Ermeniler tarafından işgal edilen topraklar ve Karabağ meselesi olarak görülmüştür. İşgal edilen topraklar ve Karabağ konusunda ne Ruslar’ın Ermeniler’e desteğini kesmesini sağlayabilmiş, ne de ABD’nin Ermeniler’in işgalci durumuna tepki göstermesi gerçekleştirilmiştir.[17]

Haydar Aliyev iç politikada AHC’nin “Türkçülük” politikasının çok sayıda etnik azınlık bulunan Azerbaycan’da sorunlara yol açacağını belirtmiş ve “Vatandaşlık ve Azerbaycanlılık” ilkelerini ön plana çıkarmıştır.[18]

2003’te vefat eden Haydar Aliyev iç ve dış politikada dengeyi sağlayarak iktidarda kalmayı başarmıştır. Kendinden sonra Yeni Azerbaycan Partisi’ni ve ülke yönetimini oğlu İlham Aliyev’e bırakmıştır. İlham Aliyev 2003’te babasından devraldığı yönetimi sürdürmüş, dış ilişkilerini denge politikasına oturtarak yürütmeyi amaçlamıştır. Batı’yla ilişkiler ilerletilmiş, enerji anlaşmalarıyla ülke ekonomisi geliştirilmiştir. Bu noktada tekrar ana konumuz olan Azerbaycan Muhalefetine dönebiliriz. Azerbaycan’da muhalefet gerçek şekillenmesini Haydar Aliyev döneminde gerçekleştirmiştir.

Azerbaycan’da Muhalefet Partileri

Azerbaycan’da siyasal sistem, iktidardaki YAP ve muhalefeti oluşturan AHC çizgisindekimuhalefet partileri arasındaki mücadelelerle sürmektedir. Elçibey Azerbaycan tarihi için bir dönüm noktasıdır, kendinden sonra kurulan ve muhalefeti oluşturan milliyetçi partilerin temel prensipleri Elçibey politikalarına dayandırılmıştır. Muhalefeti oluşturan önemli partilerin ilki AHC’nin partileşmesiyle oluşan belli dönem Elçibey’in başkanlığını yaptığı AHCP’dir. İkincisi AHC’den ayrılan -Elçibey döneminde Milli Meclis başkanlığı yapmış- İsa Kamber önderliğinde kurulan Azerbaycan Müsavat Partisidir.[19] Azerbaycan siyasetinde öne çıkan diğer muhalefet partileri ise Milli İstiklal Partisi, Vatandaş Hemreyliği Partisi, Azerbaycan Demokrat Partisi, Azerbaycan Liberal Partisi ve Ana Vatan Partisidir.

Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AHCP):

Azerbaycan tarihinde önemli yeri olan AHC, Azerbaycan’ı bağımsızlığa götüren en önemli siyasal teşkilatlanma olmuştur. Elçibey’in devrilmesi ve Nahçivan’da Keleki’ye yerleşmesinden sonra AHC bir kriz yaşamıştır. Bu örgütsel krizden çıkış, AHC-Azerbaycan Müsavat Partisi ilişkilerinin yeniden tanımlanması sürecinin bir parçası olmuş, AHC 25 Haziran 1995’te Elçibey daha Nahçivan’da iken partileşmeye gitmiştir.

AHCP programında amacını, “Azerbaycan’ın bağımsızlığının gerçekleşmesi ve demokratik hukuki devletin kurulması” olarak belirtmiş ve parti programında milliyetçilik, demokrasi, insan hakları, özelleştirme gibi konulara yer vermiştir. Dış politikasını Elçibey’in “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” görüşü temeline oturtan AHCP, Güney Azerbaycan konusunda da Elçibey’in “Güney Azerbaycan’la mutlaka birleşilmelidir” politikası doğrultusunda Büyük Azerbaycancı bir politika benimsemiştir.[20] Elçibey’in Nahçivan’da kaldığı yaklaşık 4 yılı aşkın bir süre ve hastalandığı son dönemlerde partinin başkanlığını vekâleten yürüten Ali Kerimli, 22 Ağustos 2000’de Elçibey’in vefatından sonra AHCP’nin başına geçmiştir. AHCP’nin Kerimli ile girdiği seçimlerde başarılı olduğunu söylemek oldukça güçtür. 1995 parlamento seçimlerinde 3, 2000’deki parlamento seçimlerinde ise 4 temsilciyle meclise giren AHCP, 2010 seçimlerinde meclise girememiştir.

Kerimli Türkiye’yi Türk dünyasının en gelişmiş ülkesi olarak gördüğünü ve Türkiye’nin, Azerbaycan’a demokratikleşmesi konusunda yardımcı olması gerektiğini dile getirmiştir. İktidara gelmeleri durumunda ‘’dilde, fikirde, işte birlik’’ düşüncesiyle hareket edeceklerini vurgulamıştır.[21] AHCP ‘’Azadlıq’’ adlı gazete ile basın-yayın faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bağımsızlık sürecinde Azerbaycan’ın bağımsızlığa kavuşturulması çatısı altında toplanan tüm farklı görüşler sonraki dönemlerde partiden ayrılarak kendi partilerini kurmuştur. Bunlardan en önemlisi Elçibey’in vefatından sonra AHCP’nin etkinliğini üstlenen Kamber yönetimindeki Azerbaycan Müsavat Partisi’dir.

Azerbaycan Müsavat Partisi (AMP):

Anlamı eşitlik olan Müsavat Partisi 1912’de Mehmet Emin Resulzade öderliğinde kurulmuştur. Müsavat Partisi önderliğinde 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, 1920’deki Bolşevik İşgali ile son bulmuş ve Müsavat Partisi’nin iktidarına son verilmiştir.[22]

Müsavat Partisi’nin yeniden kuruluşu İsa Kamber tarafından Azerbaycan Müsavat Partisi(AMP) adıyla 7 Kasım 1992’de gerçekleşmiştir. Parti Karabağ kökenliler arasında güçlü bir tabana sahip[23] olmakla birlikte bünyesinde eski bürokratları, üniversite öğretim üyeleri ve aydınları barındırmaktadır. Partinin ideolojisi 9 temel prensiple belirtilmiştir: Hürriyetçilik, Bağımsızlık, Milliyetçilik, Azerbaycancılık, Devletçilik, Liyakatçilik, Türkçülük, İslamcılık, Modernlik. AHC’nin bir uzantısı olarak görülen Müsavat Partisi bu prensipleriyle AHC’den farklı bir görünüm arz etmemiştir.[24] Buna karşın AMP ve AHCP arasındaki temel farklılık “Güney Azerbaycan” konusunda ortaya çıkmıştır. AMP, Güney Azerbaycan konusunda kararın orada yaşayan insanlar tarafından verilmesi gerektiği görüşünü savunmuştur. AMP Genel Başkanı Kamber “Güney Azerbaycanlılarla ancak onların istemesi halinde bir siyasi birlik kurulabilir” düşüncesiyle hareket edeceğini açıklamıştır. Kamber dış politikasını “Türkiye mutlak dost, İran, Rusya, Amerika belli değil” düşüncesine göre şekillendireceğini açıklamıştır.[25] Kamber iktidara gelmesi durumunda yapacağı en önemli işin Türkiye ile Konfederasyon kurmak ve enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden taşınması projelerini hayata geçirmek olacağını vurgulamıştır.[26]

AMP günümüzde Azerbaycan’ın en popüler ve en çok üyesi olan partisidir. Parti ana muhalefet partisi olarak görülmekte ve iktidarın en iddialı adayı olarak kabul edilmektedir.[27] AMP, Yeni Müsavat adı altında gazete çıkarmaktadır.

Milli İstiklal Partisi (AMİP):

4 Temmuz 1992’de kurulan AMİP ‘in kökenleri AHC’ye dayanmaktadır. Milliyetçiliği, İstiklalciliği ve Türkçülüğü temel ilkeler olarak kabul etmiştir. Partinin bu ilkeleri benimsemesinin temel nedeni; kurulduğu dönemde Ermenistan’ın Azerbaycan’a olan saldırılarının devam etmesine bağlı olarak Azerbaycan’da milliyetçi görüşlerin hakim olmasıdır.[28] AMİP lideri Memedov’un Elçibey ile fikir ayrılığına düştüğü husus bağımsızlık ve demokrasi konuları olmuştur. Memedov önce bağımsızlığın kazanılması, sonra demokrasinin yerleştirilmesini savunmuş, Elçibey kanadı ise bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini savunmuştur.[29]

AMİP’in programında amacı, “bağımsız, üniter, demokratik, güçlü Azerbaycan Devleti’nin en kısa zamanında kurulmasını, böylelikle Türk milletinin tarih sahnesindeki şerefli yerini yeniden edinmesini sağlamak” olarak belirtilmiştir. Parti programında belirtilmiş olan üç hedef; “Demokratik Devlet”, “Piyasa ekonomisi” ve “Vahit(özgür) Azerbaycan” kavramları AHCP’nin de programında yer alan kavramlardır. Partinin felsefesi 6 esas üzerine kurulmuştur: Bağımsızlık, Milliyetçilik(Türkçülük), Azerbaycancılık(Vatanseverlik), Milli Devletçilik, Hürriyetçilik, İlericilik.

AMİP uluslararası ilişkilerde Azerbaycan’ın komşu ülkelerinin (Türkiye, Rusya ve İran) aynı öneme sahip olduğunu ve Azerbaycan’ın bağımsız ve bağlantısız bir dış politika benimsemesi gerektiğini vurgulamıştır.[30] Bu politikalarıyla AHCP ve Müsavat Partisi’nden ayrılmaktadır.

AMİP, Avrupa Konseyinin 1998’de Azerbaycan’daki siyasal duruma ilişkin hazırladığı özel raporda muhalefet partisi değil, iktidar yanlısı parti[31] olarak nitelendirilse de günümüzde AMİP muhalefetteki diğer partilerin (AHCP ve Müsavat) oluşturduğu bloklara dahil olarak çizgisini göstermiştir.

Vatandaş Hemreyliği (Birliği) Partisi (VHP):

26 Eylül 1992’de gerçekleştirilen kurultayda kurulan VHP, Azerbaycan’daki muhalefet partileri içerisinde siyasal mücadeleye aktif katılan bir partidir. Partinin kuruluş toplantısında konuşan partinin kurucu başkanı Prof. Dr. Sabir Rüstemhanlı milletin istiklalini düşünenler olarak ne komünizme ne nasyonal sosyalizme ne de liberalizme ihtiyaç duyacaklarını, yalnızca milli hemreyliğe (birliğe) önem vereceklerini vurgulamıştır.[32]

VHP’nin programında amacı; Azerbaycan Cumhuriyeti'nde bağımsız, demokratik, laik, hukuk devletinin korunması, özgür sivil toplumun geliştirilmesi amacıyla etrafında ulusal, ırksal, dini köken, sosyal köken bakılmaksızın tüm kesimlerden Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarını birleştirmek ve devlet için millet değil millet için devlet anlayışıyla hareket etmek, olarak dile getirilmiştir. Ayrıca dış politikada her devlete eşit yaklaşılması ve ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği savunulmuştur.[33]

VHP lideri Rüstemhanlı, 1991-1995 yıllarında Basın ve Enformasyon Bakanı olarak görev yapmıştır. 2005 ve 2010 seçimlerinde milletvekili seçilmiş ve halen Azerbaycan Milli Meclisi milletvekilidir.[34]

Azerbaycan Ümit Partisi

1993’te kurulan Azerbaycan Ümit Partisi, siyasette 2000’lerden sonra daha aktif yer almaya başlamıştır. 2002’de parti başkanlığına İkbal Ağazade seçilmiştir. Ağazade’nin genç oluşu partinin gençler arasında dikkat çekmesini sağlamıştır. Ağazade 2002’den sonra muhalefetin oluşturduğu protesto gösterilerine katılmış, Kamber ile yakın ilişkiler geliştirerek muhalefetin güçlü tutulması görüşlerini savunmuştur.[35]

Ümit Partisi programına göre; Azerbaycan Cumhuriyeti siyasi bağımsızlığının, ekonomik egemenliğinin, toprak bütünlüğünün korunması, onun geliştirilmesi amacı ile oluşturulmuş siyasi örgüttür. Parti bağımsız yapıya sahip, üyelerinin gönüllülük ve eşitlik temelinde birleştiği, programında ileri sürülen amaç ve görevleri gerçekleştiren, hakimiyet uğrunda mücadele veren merkez-sağ partisi olarak tanımlanmıştır.[36]  Partinin amaçları arasında; Azerbaycan devletinin toprak bütünlüğünü korumak, Azerbaycan'da demokratik ilkeleri geliştirmek, etkin ve dinamik özgür piyasa ekonomisinin oluşmasını desteklemek,  Toplumun manevi, kültürel ve ulusal gelişmesine sağlamak ilkelerine yer verilmiştir.[37]

Azerbaycan Ümit Partisi lideri Ağazade, İlham Aliyev iktidarını demokratik olmamakla suçlamış ve demokratik düzen sağlanana kadar mitinglerle iktidarı protesto edeceklerini bildirmiştir.[38]

Azerbaycan Ümit Partisi, Türkiye ile Azerbaycan’ın bir konfederasyon kurması fikrini desteklemektedir.[39]

Azerbaycan Demokrat Partisi (ADP):

1992’de Nahçivan’da temelleri atılan ADP, aynı yıl içinde Bakü’ye taşınmıştır.  ADP’nin amacı; Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ve milli-manevi birliğinin sağlanması, devletin bağımsızlığının güçlendirilmesi, demokratik hukuk devletinin ve sivil toplumun oluşturulması, sivil hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi, sosyal eğilimli adalet prensiplerine dayanan ekonomik reformların yapılması olarak belirtilmiştir.[40]

 1996’da İlyas İsmayilov önderliğindeki Adalet Partisi ile birleşme kararı almıştır. ABD’de sürgün hayatı yaşayan Resul Guliyev 1998’de Eşbaşkan seçilmiştir. Bu eşbaşkanlık parti içinde görüş ayrılıklarına sebep olmuş ve 2000 yılındaki parlamento seçimlerinden sonra Adalet Partisi İsmayilov önderliğinde yeniden ADP’den ayrılmıştır.[41]

Guliyev, Haydar Aliyev ile yakın ilişkileri olmuş, 1993-1996 yılları arasında Azerbaycan Milli Meclisi Başkanlığı ve petrol şirketi yöneticiliği yapmıştır. Guliyev, Haydar Aliyev rejimini otoritarizme kaymakla suçlayınca görevinden alınmış ve ülkeyi terk etmeye zorlanmıştır. Guliyev’in ABD de yaşaması ve ABD ile geliştirmiş olduğu yakın ilişkiler , siyasal hayatta etkili olabileceği düşüncesini öne çıkarmıştır.[42]

ADP başkan yardımcısı Hasret Rüstemov, Türkiye ile Azerbaycan arasında konfederasyon kurulması fikrini destekleyeceklerini açıklamıştır.[43]

Azerbaycan Liberal Partisi (ALP):

Azerbaycan Liberal Partisi 1995’te Lale Şevket tarafından, liberal ideolojinin ülkede yayılması amacıyla kurulan tek parti olmuştur.[44] Partinin temel amacı; “her türlü ırk, din, etnikve sosyal ayrımı reddederek uygar toplumun kurulması ve bağımsızAzerbaycan devletçiliğinin kuvvetlendirilmesi’’olarak belirtilmiştir.[45]Parti, milli ve evrensel değerleri uzlaştırma çabası içinde olduğunuvurgulamıştır. Ayrıca ideolojik boşluk içinde bulunan Azerbaycan halkının bu boşluğu, milli çıkar vedini değerlere dayanan, milli ideoloji aracılığıyla ortadan kaldırabileceğininmümkün olduğunu savunmuştur.[46] İktidar partisiyle yakın ilişkileri olan ALP, ılımlı muhalefet partisi olarak görülmektedir.

Ana Vatan Partisi (AVP):

Ana Vatan Partisi Mart 1990’da AHC’den ayrılan bir grup tarafından kurulmuştur.  AVP başkanı Fazail Agamalı’dır. Agamalı Azerbaycan Milli Meclisi milletvekilidir.

 AVP’nin programında ‘’Azerbaycan’ın tarihi toprakları içerisinde güçlü bir Azerbaycan devleti kurulması’’ temel ilke olarak belirlenmiş ve partinin ideolojisi ‘’Azerbaycancılık, Devletçilik ve Vatanseverlik’’ olarak açıklanmıştır.[47] Kurulduğunda muhalefetin önemli partileri arasında görülen AVP son dönemlerde iktidara yakın[48] duruşuyla dikkat çekmekte ve tıpkı ALP gibi ılımlı muhalefet partisi[49] olarak görülmektedir.

 AVP başkan yardımcısı Zahid Oruc dış politikayı değerlendirdiği bir röportajda, Azerbaycan’ın Putin önderliğindeki Rusya tarafından Avrasya Birliğine davet edileceğini, ancak bunun gerçekleşmesi için öncelikle Rusya’nın Karabağ konusunda verdiği sözleri tutması gerektiğini bildirmiştir. Ayrıca İran ile ilişkilerin askıya alınması gerektiğini vurgulayan Oruc, İran konusunda kapalı kapılar ardında ülkelerine baskı yapıldığını ve İran’a karşı İsrail ve Batı dünyası ile birlikte hareket etmeye zorlanıldığını dile getirmiştir.[50]

Azerbaycan’da Siyasal Durum:

Azerbaycan’da Milli Meclis seçimleri 5 yıl arayla gerçekleşmektedir. 1995 seçimlerinde 124 üyeli meclisin 89’unu YAP, 21’ini iktidar ile yakınlığıyla bilinen bağımsızlar oluşturmuştur. Muhalefet ise %10 oranında bir temsil gücüne ulaşabilmiştir.[51]

2000’deki Azerbaycan Milli Meclisi seçim sonuçlarına göre YAP 75, AHCP 6, Müsavat Partisi 2, AKP 2, AMİP 2, VHP 3, bağımsızlar ise 35 milletvekiliyle meclise girmiştir.[52]

YAP hakimiyetinin sürdüğü bir sonraki seçim 2005’te gerçekleşmiştir. Kasım 2005 Azerbaycan Milli Meclisi seçimleri neticesinde dört seçim bölgesinde seçimlerin yenilenmesine karar verilmiştir. Seçimleri iptal edilen bölgeler arasında AHCP lideri Ali Kerimli’nin kazanmış olduğu bölgenin de olması dikkat çekmiştir. Seçimleri yenilenen bölgelerle birlikte genel tabloya; 61 YAP, 46 Bağımsız, 2 AVP, 3 VHP, 5 Müsavat Partisi, 1 AHCP ve 7 iktidar yanlısı partiler şeklinde oluşmuştur. Bu seçimlerin dikkat çeken bir diğer özelliği ise katılım oranındaki düşüklüktür. 2005 seçimlerinin katılım oranı %42 olmuştur.[53]

Kasım 2010 seçimlerinde de Azerbaycan Milli Meclisi’nde büyük çoğunluğu İlham Aliyev’in liderliğindeki YAP elde etmiştir. Seçimlere katılım oranı %50.1 olarak açıklanmış, YAP aldığı %45.8 oy oranıyla meclise 72 milletvekili ile birinci parti olarak girmiştir. VHP %1.6 ile 3, AVP %1.4 ile 2 milletvekili hakkı kazanmıştır. Seçimlerde dikkat çeken önemli bir olay ise, bağımsız olarak seçime katılanların %48.2 oy oranıyla 48 temsilci hakkı kazanmış olmasıdır.[54] Ancak Azerbaycan kamuoyunda, gerçekte bağımsız olarak adlandırılan adayların büyük çoğunluğunun iktidardaki partinin politikalarını destekleyen kişiler olduğu iddia edilmiştir.[55]

Muhalefetin ana partileri olarak görülen AHCP ve AMP ise mecliste temsilci bulundurma hakkı kazanamamıştır. Seçimlerin hemen ardından muhalefet cephesi liderleri Kerimli ve Kamber seçimlere hile ve sahtekârlık karıştığını, seçim sonuçlarını tanımadıklarını açıklamışlardır.[56] Muhalefet, Azerbaycan’daki çoğu seçim’in Stalin’in ‘’Oyu veren değil, sayan önemlidir’[57] sözüne göre gerçekleştiğini iddia etmiştir.

Muhalefet partileri seslerini duyurabilmek için tek çatı altında birleşmek gerektiği düşüncesiyle Azerbaycan’daki tüm muhalefet partilerinin şemsiye bir örgütü niteliğinde İçtimai Palata’yı kurmuşlardır. Muhalefet liderlerine göre İçtimai Palata, bir halk hareketidir ve muhalefetin tüm partilerinin desteklediği bir oluşumdur. İçtimai Palata’nın aktif katılımcısı olmayan muhalefet liderleri de dışarıdan destekleme yolunu tercih etmişlerdir.

İçtimai Palata:

İçtimai Palata, 2010’da Muhalefetin iki önemli lideri AHCP başkanı Kerimli ve AMP başkanı Kamber önderliğindeki muhalifler tarafından kurulmuştur. AHCP ve AMP, 1993’ten bu yana gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin sahtekârlıkla ve hileyle geçtiğini artık bu düzene bir son verilmesi gerektiğini belirterek, kendilerini yaklaşık 17 yıllık bir mücadelenin son halkası olarak görmektedirler. İctimai Palata yöneticileri özgür, demokratik seçimlerin yapılması ve insan hakları ihlallerinin son bulması için mücadelelerinin süreceğini vurgulamaktadırlar.[58]

4 Şubat 2012’de yaptıkları ‘’Azerbaycan’da Güç Değişimi’’ başlıklı toplantı sonrası amaçlarının 1.insan hakları, 2.toplanma özgürlüğü, 3.demokratik seçimler için koşulların oluşturulması olduğunu yineleyen İçtimai Palata, aynı zamanda daha geniş bir birliktelik oluşturulması ve İlham Aliyev’in yeni dönemde devlet başkanlığı için adaylığının engellenmesi gerektiğini açıklamışlardır. Ayrıca her platformdaradikal demokratik reformların uygulanmasının gerekliliğini savunmuştur.[59]

30 Nisan 2012’de AMP Başkanı Kamber Azerbaycan’daki güncel gelişmeleri değerlendirmiştir. Kamber ‘’Avrupa Birliği, AGİT, Avrupa Konseyi temsilcilerinin; Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa gibi büyük devletlerin; Türkiye gibi Azerbaycan için çok önemli bir devletin, Norveç, İsviçre, Avusturya, Yunanistan, Letonya ve diğer Avrupa ülkelerinin diplomatlarının bizi ziyaret etmeleri memnuniyet vericidir’’ açıklamasında bulunmuştur. Kamberbu durumun uluslararası topluluğun, özgür dünyanın Azerbaycan'da demokratik sürece ve demokratik güçlere ilgi gösterdiğinin kanıtı olduğunu ve bu ziyaretin iktidarı fazlasıyla rahatsız ettiğine değinmiştir. Ayrıca bu rahatsızlığa aldırmadan Demokratik Azerbaycan için bağımsız bir şekilde mücadelelerinin devam edeceğini vurgulamıştır.[60]

5 Mayıs 2012 de Yeni Müsavat Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Kerimli, İçtimai Palata’nın seçim kampanyaları yapmak için değil, demokratik seçimlerin yapılması için, ülkede demokrasinin hakim kılınması amacıyla var olduğunu ve amacından sapmadan varlığını sürdürdüğünü belirtmiştir. Ayrıca Kerimli; iktidarın yurt dışı yasakları, yayın yasakları, siyasi tutuklamalar, miting alanlarının şehirden uzak olması, muhalefet liderlerini birbirine düşürme çalışmalarının tamamının boşa çıkacağını, Azerbaycan’ın hak ettiği özgürlüklere ve demokratik seçimlere muhakkak ulaşacağını vurgulamıştır.[61]

 Faaliyetlerini çeşitli mitinglerle sürdüren İçtimai Palata, 15 Mayıs’ta siyasi tutukluların serbest bırakılması amacıyla; bazı siyasi tutuklular cezaevinde[62], bazı İçtimai Palata üyeleri ise Müsavat Partisi karargâhında[63] açlık grevine başlamıştır.

Sonuç

Azerbaycan’daki iktidar, iktidar-muhalefet ilişkilerinin kurulmasına imkân sunmalı ve demokratik, şeffaf seçimlerin yapılmasını sağlayarak toplumda siyasal partilerin daha demokratik şartlarda mücadele etmelerine zemin hazırlamalıdır. Bu durum halkın gözünde İlham Aliyev’i yüceltecektir. 2013 Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken İlham Aliyev’in en azından şuana kadar seçimlere rahat girebileceği söylenebilir. 

Son olarak; iç politikada muhalefetin mevcut durumu ve halkın petrol gelirlerine bağlı olarak ulaştığı ekonomik faydalar, dış politika da ise diğer devletlerle ve uluslararası şirketlerle oluşturulan anlaşmalar İlham Aliyev’in 2013’te gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden de başarı ile çıkacağının sinyallerini vermektedir. Ancak Azerbaycan'da muhalefetin ortak bir isim etrafında birleşerek seçimlere girmesi ihtimali ve alacağı oy oranı düşünüldüğünde 2013 Cumhurbaşkanlığı sonrasında Azerbaycan'da seçim tartışmalarının gündemi epey meşgul edeceğini söylemek mümkündür. 

Hızlı gelişimiyle örnek ülke gösterilen Azerbaycan demokratik adımları atmakta ağır kalmamalıdır. Aliyev iktidarı demokrasinin temel taşlarından biri olan toplantı ve gösteri organizasyonlarına izin vermelidir. Aksi halde Bakü’nün Batı’dan aldığı diplomatik destek giderek azalacaktır ve Bakü, Moskova ve Erivan karşısında politik manevra alanını daraltmış olacaktır.

 

 

 


[1] Ayrıntı için: Ümit ÖZDAĞ, İkinci Tek Parti Dönemi, Yumuşak Hegemon Parti Projesi, 4.Baskı, Kripto Yayınları, Ankara, 2011.

[2] ÖZDAĞ, a.g.e., s.67.

[3] Bilal ŞİMŞİR, Azerbaycan: Azerbaycan’ın Yeniden Doğuşu Sürecinde Türkiye-Azerbaycan İlişkileri, Bilgi Yayınevi, Nisan 2011, Ankara, s.433.

[4] ŞİMŞİR, a.g.e., s.434-435.

[5] Elvin MÖVSÜMOV, Azerbaycan’da Siyasal Partilerin Demokratikleşme Sürecine Etkileri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2008, s.83.

[6] MÖVSÜMOV, a.g.m., s.84.

[7] Haluk ALKAN, Azerbaycan Paradoksu Azerbaycan’ın İç ve Dış Politikası, Usak Yayınları, Ankara, 2010, s.57.

[8] Turgut ER, ‘’Azadlıktan Tiranlığa’’, Sarkaç Yayınları, Ankara, 2010, s.84.

[9] ER, a.g.e., s.84-85.

[10] Zaman Gazetesi, 5 Ağustos 2000.

[11] ER, a.g.e., s.82-90.

[12]Dr. Hatem CABBARLI, Vüsale ABDULLAYEVA, ‘’Azerbaycan Dış Politikasının Temel Özellikleri’’, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Ocak-Haziran 2008, Sayı8/9, s.87.

[13]ŞİMŞİR, a.g.e., s.736.

[14] ER, a.g.e., s.162.

[15] Cafersoy, Eyalet-Merkez Düzeyinden Eşit Statüye: Azerbaycan-Rusya İlişkileri (1991-2000), s.23, (aktaran: ALKAN, a.g.e.,  s.61.)

[16] CABBARLI, ABDULLAYEVA, a.g.m., s.87.

[17] ALKAN, a.g.e., s.63-64.

[18]MÖVSÜMOV, a.g.m., s.97.

[19] ALKAN, a.g.e., s.175-176.

[20]Ceyhun MECİDOV, ‘’Azerbaycan’da Demokratikleşme Süreci ve Siyasi Partiler: Çok Partili Hayata Geçiş’’, Doktora Tezi, Ankara, 2008, s.184-200.

[21] Hüseyin ADIGÜZEL, ‘’Ali Kerimli ile Söyleşi: İktidar Olursak Türkiye ile Birleşeceğiz’’, Orkun İnternet Degisi, 47.Sayı,erişim:http://www.orkun.com.tr/asp/Orkun.asp?Tip=Makale&Makale_Nu=BB*FB,ALUISUQOY/!BB*FB,ALUISUQOY/!/XB/Z,ATFDP*LOSI

[22] Gabil HÜSEYİNLİ, ‘’Azerbaycan’da Siyasal Partlier ve Siyasal İlişkiler’’, Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel, İlkbahar 2001, Cilt:7, Sayı:1,  s.168.

[23] ALKAN, a.g.e., s.176.

[24] MECİDOV, a.g.e., s.199.

[25] MECİDOV, a.g.e., s.200.

[26] ADIGÜZEL, ‘’İsa Kamber İle Söyleşi: Azerbaycan, Türkiye İle Konfederasyon Kurmalı’’, Orkun İnternet Dergisi, 48.sayı,erişim:http://www.orkun.com.tr/asp/orkun.asp?Makale_nu=OKYSJAOYHGUH*%2FE%2FDR*YNYP%2CWVJDWIFTB8*YNYP%2CWVJDWIFTB8&B1=Makaleye+Bak&Tip=Makale

[27] HÜSEYİNLİ, a.g.m., 168.

[28]MÖVSÜMOV, a.g.m., s.91.

[29] MÖVSÜMOV, a.g.m., 79.

[30] Galib EHMEDOV, Partiler, Liderler, Cereyanlar, Bakü, 1998. (aktaran: MÖVSÜMOV, a.g.e, s.103.)

[31]HÜSEYİNLİ, a.g.m., s.167.

[32]MÖVSÜMOV, a.g.m., s.106.

[33] Vatandaş Hemreyliği Partisi Nizamnamesi, erişim: http://vhp.az/?type=content&cid=13&subid=

[34] Vatandaş Hemreyliği Partisi, erişim: http://vhp.az/?type=content&cid=16&subid=

[35] Ümit Partisinin Faaliyet Tarihi, erişim: http://www.umidparty.org/?page_id=26

[36] Azərbaycan Ümid Partiyasının Nizamnaməsi, erişim: http://www.umidparty.org/?page_id=26.

[37] Ümit Partisi, erişim: http://www.umidparty.org/?page_id=26

[38] Ümit Partisi Tarihi, erişim: http://www.umidparty.org/?page_id=26

[39] “Türkiye-Azerbaycan Konfederasyonu Fikrine Destek Artıyor”, E. Paşasoy, Yeni Müsavat, 15.09.2011, erişim: http://www.musavat.com/new/G%C3%BCnd%C9%99m/108183-T%C3%9CRK%C4%B0Y%C6%8F-AZ%C6%8FRBAYCAN_KONFEDERAS%C4%B0YASI_%C4%B0DEYASINA_D%C6%8FST%C6%8FK_ARTIR

[40] MÖVSÜMOV, a.g.m., s.103-104.

[41] HÜSEYİNLİ, a.g.m., s.168-169.

[42] ALKAN, a.g.m., s.177.

[43] “Türkiye-Azerbaycan Konfederasyonu Fikrine Destek Artıyor”, E. Paşasoy, Yeni Müsavat, 15.09.2011.

[44] HÜSEYİNLİ, a.g.m., s.169.

[45] Azerbaycan Liberal Partisin Programı, (aktaran:MÖVSÜMOV, a.g.m., s.104-105.)

[46] MÖVSÜMOV, a.g.m., s.105.

[47] Ana Vatan Partisi Programı, (aktaran:MÜSLÜMOV, a.g.e., s.90)

[48]HÜSEYİNLİ, s.166.

[49] ALKAN, a.g.e., s.178.

[51] ALKAN, a.g.e., s.65.

[52] Azerbaycan Milli Meclis Seçimleri, Kasım 2000, erişim: http://psephos.adam-carr.net/countries/a/azerbaijan/azerbaijan2000.txt

[53] ALKAN, a.g.e., s.200-201.

[54] Azerbaycan Seçim Komisyonu kaynaklarına göre Milli Meclis Seçimleri, erişim: http://psephos.adam-carr.net/countries/a/azerbaijan/azerbaijan2010.txt

[55] Elhan Şahinoğlu, Azerbaycan Parlamento Seçimleri Yaklaşırken, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 26.10.2010, erişim: http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=5808&kat1=1

[56] Elhan ŞAHİNOĞLU, ‘’Muhalefetsiz Oluşan Azerbaycan Parlementosu’’,09.11.2010,  erişim:http://www.21yyte.org/tr/yazi5882-Muhalefetsiz_Olusan_Azerbaycan_Parlamentosu.html

[57] ER, a.g.e., s.272.

[58] ‘’İçtimai Palata’da Olanlar ve Olmayanlar’’, 25.03.2011, erişim:http://www.azadliq.org/content/article/3537098.html

[59] ‘’Public Chamber Aims to Shift Power in Azerbaijan’’, 4 Şubat 2012, erişim:http://etiraz.com/2012/02/public-chamber-aims-to-shift-power-in-azerbaijan/

[61]“Önümüzdeki Hedef Halkı Bu Rejimden Kurtarmaktır”, 5 Mayıs 2012, Yeni Müsavat, erişimi:http://www.musavat.com/new/Siyas%C9%99t/123167-%E2%80%9CQAR%C5%9EIMIZDAKI_H%C6%8FD%C6%8FF_XALQI_BU_REJ%C4%B0MD%C6%8FN_QURTARMAQDIR%E2%80%9D.

[62] ‘’Hapisteki 8 Muhalif Açlık Grevine Başladı’’, 19 Mayıs 2012, Azadlıq, erişim:http://www.azadliq.org/content/article/24586352.html

[63] ‘’İçtimai Palata’nın Açlık Grevi 12 Neferle Devam Ediyor’’, 21 Mayıs 2012, Azadlıq, erişim:http://www.azadliq.org/content/article/24587516.html

Ahmet Turan Esen

İlk ve orta öğrenimini Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde tamamlamıştır. Lisans eğitimini (2006-2010 dönemi) Kırıkkale Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde başarıyla tamamlamıştır. Daha sonra Yalova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Uluslararası İlişkiler anabilim dalında Yüksek Lisans eğitimine başlamıştır. Halen Yalova Üniversitesi’nde Yüksek Lisans öğrencisi olan Ahmet Turan Esen, “Türkiye-Azerbaycan İlişkileri ve Türkiye’nin Güney Kafkasya Politikasına Yansımaları” başlıklı yüksek lisans tezini hazırlamaktadır.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’ndeki görevine Nisan-2012’de başlamıştır.

 

Yabancı Diller

İngilizce

 

Makaleleri

Ahmet Turan Esen, Hakan Boz, Turgay Düğen, Alper Özcan, “Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devletleri”, 21. Yüzyıl Dergisi, Temmuz - 2012.

Ahmet Turan Esen, “Davutoğlu Bakü’yü Nasıl Küstürdü?” 21. Yüzyıl Türkiye Dergisi, Ekim - 2012.

Ahmet Turan Esen, “Türk Konseyi, Türk Birliği’nin Anahtarı Olur Mu?”, 21. Yüzyıl Türkiye Dergisi, Kasım - 2012.

Ahmet Turan Esen, “Yeni Gürcistan: Batı Ekseninde Rusya’yla Dost”, 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık-2012.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.