İran Seçimleri, Kutsal İktidarın Cumhurbaşkanını Değil, Kaderini Belirleyecek

Yazan  11 Haziran 2013

Giriş

İran'da 14 Haziran’da gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimleri kızışmaya başladı. Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin, rejimin reformcu kanadının başlıca adayı Ekber Haşimi Rafsancani ve Ahmedinejad'ın desteğini alan İsfendiyar Rahim Meşai'nin liste dışı kaldığını duyurması seçim yarışında muhafazakar adayların şansını artırdı. Muhafazakar adaylar arasında ise ismi sürekli nükleer müzakerelerle anılan Güvenlik Konseyi Başkanı Said Celili ve bağımsız adaylardan Tahran Belediye başkanı Muhammed Bekir Kalibaf’ın isimleri öne çıkmaktadır. Ancak sistemin desteklediği geleneksel muhafazakârlar ile reformcular arasında geçeceği düşünülen cumhurbaşkanlığı seçimleri, sadece kazanan siyasi cepheyi değil aynı zamanda İran’ın yakın gelecekteki kaderini de belirleyecektir.

İran’da seçim sürecini daha iyi anlayabilmek için kısaca İran’daki mevcut siyasi sisteme göz atmak yararlı olacaktır. İran politik sistemi, sahip olduğu teokratik yapısı yani “velayet-i fakih” etrafında örülmüş resmi kurumlardan oluşması nedeniyle atanmışlar, seçilmişler üzerinde mutlak bir hakimiyete sahiptir. İran’da sistemin kritik kurumları, “velayet-i fakih” diğer bir deyişle dini rehberin devlet üzerindeki egemenliğini temel alan bir çerçeve içinde oluşturulmuştur. İran’da önemli bir geleneğe sahip olan Şia mezhebindeki imamet kurumunun Humeyni tarafından yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkan velayet-i fakih, sistemin en önemli ve öncelikli kurumudur. Buna göre kişilerin devleti yönetme meşruiyeti ancak on iki İmam soyundan gelmelerine bağlıdır. Fakat on iki imamların sonuncusu olan İmam Mehdi’nin yeryüzüne ne zaman geleceği bilinmediği için o gelene dek, İslam hükümetini yönetme yetkisi din alimlerine verilmiştir. Hz. Muhammed ve ehl-i beytine özgü bir özellik olan “velayet” (mutlak otorite) fakihler yani din âlimleri için de geçerlidir. Bu bağlamda makalede, İran’da gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçim süreci ve seçimlerin İran için doğurabileceği olası sonuçlar tartışılacaktır.

Seçimde Kimler Yarışacak?

14 Haziran 2013’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerine ancak Anayasa Koruma Konseyi’nin onayından geçebilen adaylar katılabilmektedir. Anayasayı Koruma Konseyi ise Ayetullah Ali Hamaney'e bağlı 12 kişiden oluşmaktadır. Konsey, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışabileceklere onayı da elinde tutmaktadır. Ancak tüm konularda nihai yetki yine de dini lider Hamaney’de bulunmaktadır.[1] Dini lidere bağlılık yemini eden muhafazakâr unsurlar, hemen hemen bütün devlet kurumlarının kontrolünü elinde bulundurmaktadır. Konsey diğer hiziplere rejimi meşrulaştıracak ama rejim için tehlike oluşturmayacak derecede özgürlük tanıyarak siyasi statükoyu korumak istemektedir.[2] Bu nedenle konsey, Humeyni’nin ölümünün ardından dini lider Hamaney’e sahip olduğu gücü verdiğine inanılan Rafsancani ve Ahmedinejat’ın ekibi içerisinde yer alan, ancak sistemde daha fazla güce ortak olmayı hedefleyen Meşai yarış dışında bırakılmıştır. Buna karşılık seçimlerde yarışacak yedi adaydan birini reformcu, ikisi bağımsız ve dördü muhafazakârları temsil etmektedir.[3] Muhafazakâr adaylar Said Celili, Gulam Ali Haddad Adil, Muhammed Bakır Kalibaf ve Ali Ekber Velayeti; reformcuların adayı Hasan Ruhani muhafazakarlara da yakınlığıyla bilinmekte; Düzenin Yararını Teşhis Konseyi’ne bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin başkanlığını yürütmektedir. Bağımsız adaylar ise Seyyid Muhammed Garezi ve Muhsin Rızai’dir.

Ahmedinejat ve Ekibi Seçim Sürecinde Tasfiye Edildi

Koruyucular Konseyi, Ahmedinejat’ın ekibi hakkındaki kararın ilk adımını Mayıs 2013’de atmış Meşai hakkında olumsuz bir mütalaada bulunmuştur.  Meşai’nin başvurusu esnasında cumhurbaşkanı Ahmedinejat’ın yanında bulunması eleştirilmiş, Anayasayı koruyucular konseyi mevcut cumhurbaşkanının bir cumhurbaşkanı adayını işaret etmesinin yasalara aykırı olduğunu iddia ederek, Ahmedinejat’ın cezalandırılmasını talep etmiştir.[4] Bununla birlikte İran Meclisi’nde 150’den fazla milletvekili Ahmedinejat’ın bu hamlesi karşısında yargıya sunulmak üzere şikâyet dilekçesi hazırlamış, buna paralel olarak 100 kadar milletvekili de Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne bir mektup göndererek isim vermeden Meşai ve Rafsancani’nin adaylıklarının reddedilmesini istemiştir.[5] İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, müttefiki Meşai'nin cumhurbaşkanlığı adaylığının veto edilmesine tepki göstererek, kararı dini lider Hamaney'e götüreceğini açıklamıştır. Ahmedinejad, resmi internet sitesinden yaptığı açıklamada, Meşai hakkındaki karar için, Meşai'nin adaylığının dini lider Hamaney ile ilgili hiçbir problem olmayacağını ve Dini lider ile son ana kadar bu konunun arkasında olacağını ifade etmiştir.[6]

İran’da herhangi bir gücün dini lidere karşı cephe açması pekte alışık olunan bir durum değildir. Çünkü İran politik sistemindeki stratejik kurumların atamaları dini lider tarafından yapılmaktadır. İran’da askeri bürokrasi ve dini otoritenin seçilmişler üzerindeki vesayeti oldukça geniş bir etki alanına sahip iken Ahmedinejat'ı dini lidere karşı bu kadar güçlü kılan şeyin ise Hamaney ve ekibine karşı kullanılabilecek önemli istihbarat belgeleri olduğu iddia edilmektedir. Eski milletvekillerinden Muhammed Hoşçehren, Ahmedinejat’a yakınlığıyla bilinen İran Dergisi’nde Ahmedinejat timinin istihbarat bakanlığından 140 bin evrakı dışarı sızdırdığını ve bunların 314’ünün dini lider Hamaney’in şahsı hakkındaki evraklar olduğunu gündeme getirmiştir.[7]  Ahmedinejat, 2009'da İran istihbaratına yaptığı siyasi operasyon sonunda İstihbarat Bakanı ve iki bakan yardımcısını görevden almış ve bir süre bu bakanlığa kendisi vekâlet etmiştir.[8]  Ahmedinejat’ın Hamaney ve ekibi hakkındaki önemli istihbarat bilgilerini bu süre zarfında elde etmiş olması muhtemeldir. Ancak, Anayasa Koruyucular Konseyi’nin Meşai’nin adaylığını reddetmesi, Hamaney’in bu şantaja boyun eğmediğini ve elinde Ahmedinejat ve ekibine karşı kullanabileceği önemli bilgilerin olduğunu göstermektedir.

İran Siyaseti’nin “Köpekbalığı” Neden Yarış Dışı Kaldı?

İran’da halk arasında köpekbalığı lakabıyla bilinen eski cumhurbaşkanı Rafsancani, bir dönem İran’ın en güçlü politik aktörlerinden biri olarak anılmaktaydı. Humeyni liderliğinde yapılan İslam Devrimi’nde yer almış, ancak 2009 yılında gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformist lider Musavi'ye destek verdiği için fitneci olmakla suçlanmıştır.[9] Aslında dini lider Hamaney ile Rafsancani arasındaki ayrılık Rafsancani’nin 8 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde filizlenmeye başlamıştır. Rafsancani bu dönemde İslami Serbest Üniversitesi’nde okuyan iki milyon öğrenciyi kendi siyasi düşüncesi doğrultusunda yetiştirerek kendine sadık kadrolar oluşturmuştur. Rafsancani’nin Velayet-i Fakih’e sembolik bir makam olarak yaklaşması, Hamaney ile olan ilişkilerini daha fazla zedelemiştir.[10] Rafsancani’nin 16 yıl emek vererek kurduğu siyasal yapının dini lider Hamaney’in desteğini alan Ahmedinejat’ın iki kez üst üste cumhurbaşkanı seçilmesiyle yıkılması, Rafsancani’nin Hamaney karşısında aldığı ilk yenilgi olmuştur. Bu yenilgiyi kabullenemeyen Rafsancani’nin 2009 seçimlerinde reformcuların adayı Mir Hüseyin Musevi desteklemesi ipleri iyiden iyiye gererken, Rafsancani imparatorluğunun sistemi kontrol eden muhafazakarlar tarafından tamamen hedef alınmasıyla sonuçlanmıştır. Sonuçta dini lider Hamaney, Rafsancani'yi istenmeyen adam ilan etmiştir. Rafsancani’nin oğlu Muhsin hapse atılmamak için İngiltere'ye kaçarken, kızı Faize defalarca tutuklanmıştır.[11] Bu paralelde Rafsancani’nin son genel seçimlerdeki adaylık başvurusu, üyelerini dini lider Hamaney’in atadığı Anayasa Koruyucular Konseyi tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmiş; Rafsancani, Hamaney’in kutsal iktidarına ortak olmaktan bir kez daha menedilmiştir.

Ancak Rafsancani’nin seçimlere bir gün kala reformcu aday Hasan Ruhani’yi desteklemesi beklenmektedir. Reformcuların bir diğer adayı olan ancak eski cumhurbaşkanı Hatemi’nin isteği üzerine Ruhani lehine adaylıktan çekilen Muhammed Rıza Arif’in hamlesi reformcu bloğun oylarının bölünmesini önlemeyi hedeflemektedir.[12] Buna karşın Tahran'ın nükleer program konusundaki sert tutumunu eleştiren Ruhani’nin adaylığı da ciddi bir risk altında bulunmaktadır. Ülke güvenliği ve stratejik bilgileri açıklamak, rejim aleyhine sloganlar atmak ve ulusal tabu olarak görülen nükleer programını eleştirmekle suçlanan Ruhani’nin adaylığının Anayasa Koruyucular Konseyi tarafından yeniden geçirebileceği yönündeki tartışmalar seçimlerdeki tek reformcu adayın yarış dışına itilmekle tehdit edildiği görülmektedir.[13]

Seçim Sürecinde Öne Çıkan Adaylar

Seçimde yarışacak adaylar arasında iki isim diğerlerini gölgede bırakmaktadır. İlki muhafazakarlar arasında Hamanay’e yakınlığı ile bilinen Said Celili, diğeri ise muhafazakar kanada yakınlığıyla bilinen ancak seçime bağımsız olarak giren Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bekir Kalibaf’dır. Hâlihazırda İran'ın nükleer görüşmelerini yürüten Celili, devrimin ikinci kuşağını temsil etmektedir. Irak savaşına katılarak gazi olan Celili, güvenlik konularına hâkimiyeti ve Hamaney’e sadakati nedeniyle popüler adaylar arasında yer almaktadır.[14]  Buna karşın Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bekir Kalibaf da Hamaney'in desteğini aldığı söylenen adaylar arasında yer almaktadır. 2005’den bu yana Tahran’da oldukça başarılı bir performans sergileyen Kalibaf, yürüttüğü seçim çalışmalarında hem muhafazakâr hem de reformcu tabanın oylarına hitap etmektedir.[15] Diğer adaylardan Ali Ekber Velayeti, Muhsin Rızai, Gulamali Haddad Adel ve Muhammed Harraziise İran’daki geleneksel muhafazakâr çizgiyi temsil etmektedir.

Sonuç

İran’da gerçekleşecek olan seçimleri kazanan kim olursa olsun ülkeyi yöneten dini otorite ve askeri bürokrasinin çizdiği sınırların dışına çıkamayacaktır. Ancak seçim sonuçları, İran’daki “kutsal otoritenin” küresel aktörlerle oynadığı oyunun kurallarını değiştirmese de oyunun yönteminde farklılıkların yaşanıp yaşanmayacağını belirleyecektir. Bu açıdan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları İran’da olduğu kadar tüm dünyada da merakla beklenmektedir. Uzun süredir ABD-AB-İsrail ekseninin ekonomik ve siyasi yaptırımlarının yanı sıra örtülü operasyonlarının hedefi olan İran, bu seçimler sonunda yalnızca cumhurbaşkanını değil aynı zamanda 4 yıl sürecek olan bölgesel duruşunu da belirleyecektir. Bu bağlamda dini lider Hameney'in, Anayasa Koruyucular Konseyi’nin kararını bozmadan ağırlıklı olarak muhafazakar adayların yarışacağı bir seçim ortamı yaratması İran'ın iç ve dış politikada geleneksel çizgiyi takip etmek istediğini göstermektedir. Seçimi geleneksel muhafazakâr adaylardan birinin kazanması ABD'nin siyasi ve ekonomik yaptırımlarıyla boğuşan rejimin iyiden iyiye zora girmesiyle sonuçlanacaktır. Zira yeni dönemde ABD ile ilişki kurulmasına sıcak yaklaşan ılımlı isimlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarış dışı bırakılarak, Hamaney’e sadakatle bağlı adayların yarıştırılması, İran’a yönelik olası bir ABD-İsrail askeri müdahalesinin İran Devleti tarafından göze alındığı anlamına gelmektedir.

Seçimlerin diğer muhatapları olan ABD-İsrail cephesi de süreci dikkatle takip edilmekte hatta siyasi manevralarla maniple etmeye çalıştığı görülmektedir. Bu açıdan Amerikan Senatosu’nun, İran cumhurbaşkanlığı seçimlerine kısa bir süre kala İran’a uygulanan yaptırımların güçlendirilmesi ve sürdürülmesi kararı alınması bu düşünceyi destekler nitelik taşımaktadır. İsrail’in İran’a karşı kendini savunma amacıyla askeri eyleme geçmesi halinde, ABD’nin destek vermesini öngören bu karar İran’da politik sistemi elinde bulunduran dini otoriteye verilmiş bir mesaj niteliği taşımaktadır. Zira Beyaz Saray yönetimi Mart 2012’de gerçekleşen Obama-Netanyahu görüşmesinin önemli maddelerinden birini de İran konusu oluşturmuş; ABD, İran’a yönelik yaptırımların sonuç vermemesi durumunda her türlü seçeneğin masada olduğu tehdidinde bulunmuştur. Bu açıdan Beyaz Saray, İran'a yönelik yaptırımlar arasında bulunan askeri seçeneği 14 Haziran'da gerçekleşecek olan seçimlerden sonra Tahran'da oluşacak politik havaya göre belirleyecektir. Seçimi reformist adaylardan birinin kazanması durumunda ABD, İran'a yönelik politikalarında ılımlı, daha açık bir ifadeyle en azından askeri olmayan seçenekleri masada tutarken; muhafazakâr çizgideki adaylardan birinin kazanması durumunda Orta Doğu'da İran'a yönelik yürütülen soğuk savaşın sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimali artacaktır.

 


[1]İran’ı Anlamak, Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Güvenlik Ve Stratejik Araştırmalar Merkezi, İstanbul, Temmuz 2009, s.34, Çevrimiçi: http://busam.bahcesehir.edu.tr/rapordosya/irani-anlamak.pdf

[2]Said Barzin, İran: İki kritik isim seçimde yarışamayacak, BBCTürkçe, 21.05.2013, Çevrimiçi: http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/05/130521_iran_secim.shtml

[3]Abdullah Yeğin, 5 SORU: İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri, SETA, 28.05.2013, Çevrimiçi: http://setav.org/tr/5-soru-iran-cumhurbaskanligi-secimleri/yorum/6774

[4]Ahmedinejad 74 kırbaç cezası alabilir!, Akşam, 13.05.2013, Çevrimiçi: http://www.aksam.com.tr/dunya/ahmedinejad-kirbac-cezasi-alabilir/haber-205448

[5]Seçim oyunu kızışıyor, Radikal, 16.05.2013, Çevrimiçi: http://www.radikal.com.tr/dunya/secim_oyunu_kizisiyor-1133618

[6]Ahmedinejad'dan Meşai kararına tepki, Yenişafak, 22.05.2013, Çevrimiçi: http://cdn.yenisafak.com.tr/dunya-haber/ahmedinejaddan-mesai-kararina-tepki-22.05.2013-523948

[7]“Ahmedinejat Timinin İstihbarattan Çıkardığı Önemli Evrak”, Sallaaneh, 26.10.2011, Çevrimiçi: http://sallaaneh.wordpress.com/2011/10/26/خروج-اسناد-وزارت-اطلاعات-توسط-تیم-احمد/

[8]“Ahmedinejad’ın istihbarat bakanlığı operasyonu sürüyor”, Yakın Doğu Haber, 01.08.2009, Çevrimiçi: http://www.ydh.com.tr/HD6865_ahmedinejadin-istihbarat-bakanligi-operasyonu-suruyor.html

[9]Abdullah Özgür, İran'da Cumhurbaşkanı Seçimlerinin Anatomisi, ABNA, 15.05.2013, Çevrimiçi: http://www.abna.ir/data.asp?lang=10&id=419581

[10]Abdullah Özgür, a.g.m.

[11]Nevşin Mengü, İran'da herkes gider o kalır, CNNTürk, 14.05.2013, Çevrimiçi: https://www.cnnturk.com/Yazarlar/Nevsin.Mengu/Iranda.herkes.gider.o.kalir/132.6776/index.html

[12] İran'da bir aday daha çekildi, Dünya Bülteni, 11.06.2013, Çevrimiçi: http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=263216

[13] Reformcu Ruhani'nin adaylığı tehlikede, Yeni Şafak, 10.06.2013, Çevrimiçi: http://yenisafak.com.tr/dunya-haber/reformcu-ruhaninin-adayligi-tehlikede-11.06.2013-530860

[14]Bayram Sinkaya, Rehber Vesayetinin Gölgesinde İran Seçimleri, Star, 27.05.2013, Çevrimiçi: http://haber.stargazete.com/acikgorus/rehber-vesayetinin-golgesinde--iran-secimleri/haber-757136

[15]Bayram Sinkaya, a.g.m.

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.