İran yaptırımlarında Hindistan muafiyeti

Yazan  05 Kasım 2018

P5+1 ile İran arasında yapılan nükleer anlaşmadan Mayıs ayında çekilen ABD yönetiminin, İran’a yönelik yaptırımlarının ikinci aşaması bu ay başladı.

Ağustos ayında başlayan birinci aşamada yaptırımların konusunu İran’ın ABD Doları edinmesi, altın, kıymetli maden, işlenmiş metal ticareti ve otomotiv sektörü oluşturmakta iken, yaptırımların ikinci aşaması İran'ın petrol sektörünü, bankaları, finansal işlemlerini, gemi taşımacılığını hedef alıyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya göre bu yaptırımlar İran İslam Cumhuriyeti'ne bugüne kadar uygulanan yaptırımların en serti[1]olacak.

ABD yönetimi, İran’a yönelik yaptırımlar ile İran rejiminin gelir kaynaklarını kesmeyi hedefliyor; böylelikle İran üzerinde oluşacak ekonomik baskı aracılığıyla İran rejimini –tabir yerindeyse- dize getirmek istiyor. Peki ABD’nin mevcut uluslararası konjonktürde İran’ı dize getirmek istemesinin asıl nedeni nedir? Asıl neden ABD’nin bir tehdit olarak gördüğü İran’ı, İran açısından daha sert hükümler içeren yeni bir  nükleer anlaşma yapmaya zorlamaktır; İran’ı başta Suriye, Lübnan ve Yemen olmak üzere bölge ülkelerinin içişlerine karışmasına engel olmaktır.

ABD yönetiminin İran’ı dize getirmek amacıyla ekonomik araçları kullanması bir “ekonomik savaşın” başladığı yönünde izlenim yaratıyor. “Ekonomik savaş” kavramını İran Devlet Başkanı Ruhani de kullandı; “Bu, İran'a karşı ekonomik bir savaştır, Amerika, İran'a karşı kuvvet dilini kullanamayacağını öğrenmeli ... Her türlü baskıya direnmeye hazırız[2] dedi. Ancak ortada bir “ekonomik savaş” varsa, bu savaşın tarafları sadece yaptırım uygulanan İran ile yaptırım uygulayan ABD değil, üçüncü tarafların da gönüllü ya da gönülsüz dahil olduğu bir “ekonomik savaş” söz konusu olan. 

ABD yönetimi İran’a yönelik yaptırımlarında sekiz ülkeye muafiyet tanıdı; bu ülkelerden biri de Hindistan. Söz konusu muafiyet ile Hindistan Mart ayına kadar İran’dan aylık 1.25 milyon ton petrol ithal etmeye devam edebilecek. Hindistan’ın 2017-18 yıllarında İran'dan yaklaşık 22 milyon ton ham petrol ithal etmiş olduğunu ve bunu 2018-2019'da 30 milyon tona çıkarmayı[3] planladığını düşünürsek, tanınan muafiyete rağmen Hindistan İran’dan petrol ithalatını önemli ölçüde azaltmak durumunda kalacak. Buna rağmen muafiyetin Hindistan’a rahat bir nefes aldırdığı söyleniyor. Haber kaynakları doğru ise Hindistan ve İran hükümetleri ödemelerin hangi para cinsinden gerçekleştirileceği konusunda müzakerelere başlamışlar.

Hindistan basını Hindistan’a tanınan muafiyeti Başbakan Modi’nin uluslararası forumlarda İran’a yönelik yaptırımların petrol fiyatları üzerine olumsuz etkilerine dair yaptığı güçlü propagandanın sonucu olarak okuyor. ABD’nin İran yaptırımlarında Hindistan’a muafiyet tanımasının nedenleri arasında Hindistan hükümetinin muaf olma konusundaki kararlılığının etkisi mutlaka vardır; zira bölge uzmanlarının altını çizdiği gibi İran yaptırımların zamanlaması, ithalatı artan ve ulusal para birimi Rupee’nin değeri düşen, üstelik İran petrolünün en büyük ikinci müşterisi olan Hindistan açısından oldukça kötü oldu ve bu koşullarda Hindistan hükümeti İran’a yönelik yaptırımların etkisinden en az zararla çıkmayı hedefliyor.

Yukarıda da belirttiğim gibi İran yaptırımlarında Hindistan’a muafiyet tanınmasının nedenlerinden biri Başbakan Modi’nin  İran’dan petrol ithalatını sürdürme konusunda kararlılığı ve ABD yönetimini ikna etme çabaları olabilir. Zira geçtiğimiz yaz Hindistan gündemini oluşturan başlıca konu İran yaptırımları, bu yaptırımların Hindistan ekonomisi üzerine etkisi idi. Hatta Hindistan’ın ABD’nin yaptırım kararlarına kulak asmayacağına, her halükarda İran ile ticareti sürdüreceğine yönelik yorumlar basında yer almıştı. Aslında bu yorumlar da mesnetsiz değildi; Hindistan Dışişleri Bakanı Susma Swaraj bizzat “dış politikamız başka ülkelerin baskısı altında belirlenmiyor…Birleşmiş Milletler yaptırımlarını tanıyoruz, ülkeye özgü yaptırımları değil. Daha önce de ABD’nin yaptırımlarını takip etmedik.”[4] demişti. Hindistan Hükümetinin bir üyesi bu sözleri sarf ederken, Hindistan’ın ABD’nin İran yaptırımlarını sessizce kabul etmesi beklenemezdi zaten; Hindistan en azından muafiyet almayı garanti ederek Hükümetin dış politika konusundaki imajını kısmen sarsılmaktan kurtardı.

Ancak İran yaptırımları konusunda Hindistan’a tanınan muafiyeti sadece Hindistan Hükümetinin “başarısı” olarak okumak da yanıltıcıdır; meseleye ABD’nin Hindistan da dahil sekiz ülkeye muafiyet tanıması ışığında daha genel bir perspektiften bakmak gerekir. Böyle yapıldığında da ABD’nin muafiyet verme kararının arkasında enerji piyasasından İran’ın dışlanması sonucu petrol fiyatlarındaki artışı önlemek yatıyor. Uzmanlar muafiyetlerin ABD’nin İran’ın petrol gelirlerini azaltmak ve petrol fiyatlarında artışı önlemek arasındaki hassas dengeyi korumak için sağlandığını belirtiyorlar.[5]

Ancak İran yaptırımlarında tanınan muafiyetlerinin de sürekli muafiyetler olmadığını belirteyim; neticede kendilerine muafiyet tanınan ülkeler de İran’a yönelik yaptırımlara dahil olmak zorunda. Pompeo’nun ifadesiyle “nihai amaç İran’dan sıfır ithalat”.[6] Bu da muafiyetler kalktığında İran’ın enerji piyasasından tamamen dışlanacağı gerçeğine, petrol fiyatlarının ise artma riskine işaret ediyor.

Burada da akla şu soru geliyor; ABD’nin bahse konu hassas dengeyi uzun vadede gözetme amacı yok mu?

 

 

[1] https://abcnews.go.com/Politics/us-impose-tougher-sanctions-iran-monday/story?id=58925107, 2 Kasım 2018

[2] https://www.reuters.com/article/us-usa-iran-sanctions/iran-says-it-will-defy-economic-war-as-u-s-reimposes-curbs-idUSKCN1NA0ZR, 5 Kasım 2018

[3] https://economictimes.indiatimes.com/industry/energy/oil-gas/us-agrees-to-grant-india-waiver-from-iran-sanctions/articleshow/66454042.cms,  1 Kasım 2018

[4] http://www.atimes.com/article/why-india-is-ignoring-us-sanctions-and-sticking-with-iran/,  3 haziran 2018

[5] https://www.livemint.com/Politics/YjSKt28LagVK9iyF8h062L/US-agrees-to-grant-India-waiver-from-Iran-oil-sanctions-Rep.html, 2 kasım 2018

[6] https://www.aljazeera.com/news/2018/10/issues-exceptions-sanctions-iran-oil-gas-loom-181029185330547.html, 3 kasım 2018

Doç. Dr. Dilek Yiğit

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

Yorum yapmak için oturum açın

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Füsun Sarp Nebil   - 18-11-2018

Türk Bilişim Sektörünün Ülkeye Katkısı Nedir?

Çocukluğumda henüz kovboy filmlerinin modası geçmemişti. Bu filmlerde genellikle zavallı Amerikalıların, canavar Kızılderililere karşı savaşını izlerdik! Amerikalıları kovalayan Kızılderililer çok zalimdi, kafa derisi yüzüyor ya da bir direğe bağlayıp işkence filan yapıyo...