< < Savaş ve İşgal Tazminatı Olarak Ermensitan'dan "Zengezur Bölgesi"ni Almak Yerine "Zengezur Koridoru" Tuzağı


Savaş ve İşgal Tazminatı Olarak Ermensitan'dan "Zengezur Bölgesi"ni Almak Yerine "Zengezur Koridoru" Tuzağı

Yazan  15 Temmuz 2022

Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, Türkiye-İran-Ermenistan sınırında bulunan Azerbaycan eksklavı (ana ülkeyle sınırı olmayan), bir bakıma Suriye'deki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi statüsündedir.

Nahçıvan'dan ana ülkeye bağlantı, İran veya Türkiye-Gürcistan üzerinden yapılmaktadır. Bugün Ermenistan toprağı olan Zengezur bölgesinden bağlantıönemli olup bunun adı geçtiği bölgeden dolayı Zengezur Koridoru'dur.

Zengezur Koridoru'nun Nahçivan-ana ülke ötesinde önemi olup Türkiye-Türk dünyası arasında da bağlantı yolu demektir. İngiliz-Rus projesi olan Türkiye ile Türk dünyası arasına set çekme stratejisi, Moskova ve Kars anlaşmalarından sonra, 1936 SSCB Anayasası ile Sovyet iç hukuk düzenlemesi haline getirilmiştir. Türklerle meskun olan Ahıska'daki soydaşlarımızın 1944'de sürgünü de bu projenin diğer ayağını oluşturmaktadır.

19. yüzyıldan itibaren Kafkasya'da "Ermenistanlaştırma" stratejisiyle Türk dünyasının ortasına duvar örülmüştür. Buna karşın Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Gürcistan-Azerbaycan mutabakatıyla Güney Kafkas Koridoru oluşturulmuştur. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Erzurum, Bakü-Tiflis-Kars, nihayet TANAP, petrol, doğalgaz boru hatları, kara ve demiryolları ile Türkiye-Azerbaycan arasında güçlü bağlantılar kurulmuştur. Türk cumhuriyetlerinden gelen tırlar, Çin'den gelen tren, Hazar'dan feribotlarla Bakü'ye ve Türkiye'ye ulaşmakta, hatta Londra'ya kadar gidebilmektedir. Bu güzergah AB ve Türk cumhuriyetlerinin de üye olduğu TRACECA örgütünün ortak projesi olup tek bir devletin kontrolünde değildir. İhtiyaca göre güzergahtaki yollar, bağlantılar, limanlar geliştirilmekte, genişletilmektedir. Bütün bu yollar mevcut ve işler olduğu halde Çin'in tamamen kendi kontrolünde, bir aşama sonrası egemenlik iddiasına yol açabilecek düzenlemelerin bulunduğu Kuşak-Yol kapsamındaki projeler, Türkiye ve Türk dünyası açısından işgale zemin hazırlamaktadır.

Belirtilen hatlar ve yolların Sovyet sonrasında Ermenistan'dan geçmesi, böylece güzergahın daha kısa tutulması yönündeki girişimlere karşın, Erivan yönetimi İngiliz-Rus projesindeki tarihi fonksiyonuna güvenmektedir. Azerbaycan'ın Tovuz bölgesinden Gürcistan'a ve oradan da Türkiye'ye geçen mesafe, yaklaşık 43 kilometrelik Zengezur koridoru kullanıldığında kısalacaktır. Ancak mesela Bakü-Tiflis-Ceyhan için kısalma sözkonusu iken TRACECA bünyesinde inşa edilen Karadeniz otoyoluna ulaşım uzayacaktır. Yollar, varış oktaları, Azerbaycan'ın kendi ülkesinin parçası olan Nahçıvan ile bağlantısı kapsamında artılar ve eksiler toplandığında Zengezur Koridoru'nun getirisi daha fazla olacaktır. Bununla beraber Gürcistan üzerinden bağlantılar devam ederken Zengezur Koridoru'nun da açılması önünde bir engel olmayıp her ikisinin de kullanımı gereklidir.

Ermenistan, diaspora baskısı bahanesiyle Zengezur Koridoru konusunu yokuşa sürerken Türkiye'nin bütün hedeflerini buraya teksif etmesi son derece yanlışpolitikadır. Çünkü sözkonusu koridor üzerinden pazarlıklar sürüp giderken, açılım oyalamasıyla aylar, yıllar geçerken asıl mesele unutulmaktadır: Ermenistan, 28 yıl Azerbaycan topraklarını işgal etmiş, soykırım dahil savaş suçları işlemiş Azerbaycan'a büyük zararlar vermiştir. Halen ihlallerini sürdürmeye devam etmektedir. Halbuki Karabağ Savaşı ertesinde çeyrek asırdan fazla işgal ettiği, şehirleri harabeye çevirdiği, insanları katlettiği, sakat bıraktığı, bir milyon kişiyi topraklarından ayrı yaşamaya zorladığı için tazminat ödemesi gerekmektedir.

Ermenistan'ınsuçları, BM Güvenlik Konseyi'nin 1993 kararlarıyla sabit olup benzer örneklerde olduğu gibi mağdur durumdaki Azeryabaycan'a ve halkına tazminat ödeme zorunluluğu her kesim tarafından kabul edilmiş, girişimler başlatılmıştır. Mesela Irak, 7 ay süren Kuveyt'i işgal suçundan dolayı, şehirleri harabeye çevirmemesine, soykırım yapmamasına rağmen yaklaşık 60 milyar dolar tazminat ödemiştir. Benzeri mahkeme kararları ve uygulamalar dikkate alındığında Ermenistan'ın ödemesi gereken miktar bunun en az 10 katıdır. Daha Kasım 2020'de Ermenistan Cumhuriyetçi Partisi resmi temsilcisi Sharmazanov 28 yıllık işgal tazminatının en az 50 milyar dolar olduğunu, Ermenistan'ın bunu karşılayamayacağını, yerine Zengezur bölgesinin Azerbaycan'a verilebileceğini söylemişti. Uluslararası mahkemeler yolunda çalışmak yerine, "koridoru açın, hesap kapansın" söyleminin, saldırgan Ermenistan'a büyük hediye ile soykırımcılara zemin kazandırmadan başka anlamı var mıdır? Ermenistan'da Zengezur bölgesinin verilmesi tartışılırken, biz "koridora razıyız" diyoruz ve Azerbaycan'ı da buna hazırlıyoruz.

Diplomatik müzakerelerde talepler, hedeflerin üstünde tutulmalıdır. Ermenistan'ın çok daha fazla tazminat ödemesi gerekirken bunu siyasetin, medyanın, halkın gündeminden düşürmek, iyi niyetle de olsa büyük bir tuzağa düşmektir. Ortada açıkça tanımlanmış ve gerçekleşmiş suçlar koleksiyonu bulunduğu halde, bunları görmezden gelip yok sayarak unutulmasına zemin hazırlamak, böylece cezasız kalmasına yol açacak yollara sapmak, suçluya cesaret vermektedir. Nitekim mayınlanmış araziler konusunda Ermenistan gerçek haritaları vermemiş, verdiği haritalar sahte çıkmıştır. Halbuki her mayın için ayrı tazminat gündeme getirilmelidir. Halen her fırsatta saldırma cesareti göstermektedir.

Türkiye'nin Ermenistan'la önkoşulsuz olarak ilişki kurma girişimi,gerçek tazminata karşılamada yetersiz olan Zengezur Bölgesi'ne değil de ağırlığını sadece Zengezur Koridoru'na teksif etmesi, Ermenistan'a fırsat sunmakta, pazarlık gücünü takviye etmektedir. İleri aşamalarda tazminatın bütünüyle unutturulmasıylakoridor için ücret, belki de Karadağ'dan toprak talebi gündeme gelebilecektir. Zaten şimdiden sanki Ermenistan toprağıymış gibi Hankendi'den Ermenistan'a Laçin Koridoru'nu fütursuzca dillendirebilmektedirler. Ermenistan Parlamento sözcüsüne, Türkiye'nin Zengezur Koridoru'nun gündeme getirmesinin, Ermenistan-Türkiye ilişkilerini zedelediğini, yani çok heveslendiğimiz Ermenistan açılımını aksattığını, söyleme cesareti bile verilmiştir.

Türkiye'nin tazminatlar konusunda Azerbaycan'a siyasi, hukuki ve diplomatik destek vermesi yerine gerekli garantileri almadan Ermenistan'la diplomatik ilişkiyi gündeme getirmesi, Zengezur Koridoru'na yoğunlaşması, stratejik körlüktür. Gerekçe olarak Ukrayna'daki çatışmalardan dolayı Kuşak-Yol'un işlemeyen kuzey hattı yerine orta koridoru güçlendirme açıklaması, ise çok daha problemlidir. Halen Gürcistan üzerinden sağlanan bağlantılardan Kuşak-Yol güzergahı zaten işlemektedir ve genişleme potansiyeli vardır.Çin'in Türkiye'deki pazarını daha da genişletmek, dış ticaret fazlamızın olduğu Avrupa'ya sattığımız ürünler yerine Çin'in kendi mallarını daha kısa sürede ve ucuza ulaştırmasına yardımcı olmak, Türkiye'de daha fazla fabrikaların kapanması, işsizler ordusunamilyonların katılması demektir.

Bölge güvenliği için kapsamlı barış teklifinin Azerbaycan tarafından Ermenistan'a sunulması konusunda Türkiye'nin destek verdiği beyanı da sıkıntılıdır. Çünkü böyle bir teklifi, önceliklemağlup ve suçlu durumdaki Ermenistan'ın gündeme getirmesi ve on yılların birikimi tahribat ve mağdruiyetleri tazmin alternatifleri sunması gerekmektedir. Bu gerçeği Ermeni politikacıların gündeme getirmesine rağmen bizim unutmamız ve unutturmamız büyük gaflettir. Türkiye'nin "güven artırıcı adımlar" atma gayreti, kendisini suçlu duruma düşürürken karşı tarafı daha saldırgan hale getirmiştir. Ermenistan yönetiminin radikal Ermeniler veya diaspora baskısı altında kaldığını Türk Dışişleri Bakanlığı'nın telaffuzu, bundan sonraki saldırganlıklar ve sorumsuzluklarına peşinen gerekçe tedariki demektir. Ankara'dan Erivan'a "sizi anlıyoruz, dışarıdan diaspora içeriden radikkaller yüzünden işgallere ve saldırılara devam etmek zorundasınız, hiçbir yükümlülüğünüz de olmaz, gerektikçe biz her türlü tavizi veririz" anlamına gelmektedir. Bu durumda Ermenistan'da derin devletin yönetime karşı provokatif operasyonları sayesinde çok daha büyük kazanımlar mümkün olacaktır.Paşinyan'a düşen"tatlı" görev ise kendisine karşı yeni provokasyonlara tahsisat temin etmek, eleman hazırlamaktır.

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

twitter.com/alaeddinyalcink

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2022

Korku İkliminde İnsan Davranışı

Kafka’nın 20. Yüzyıl için “Korku Çağı” dediğini hatırlarsınız. Haksız değildi. Büyük yazar 1924 yılında öldüğünde zaten yaşamı boyunca bir dünya savaşı, bir büyük salgın görmüştü.