Suikast Planları, Casuslar ve Yaptırımların Gölgesinde İran

Yazan  26 Aralık 2011
ABD- AB-İsrail ittifakının İran’a yönelik yaptırım ve operasyon dalgasının iki nedeni bulunmaktadır. Birincisi, İran’ın nükleer güç olma yolunda attığı adımlar ve kaydettiği aşamalardır.

İran'ın uzun zamandır geliştirmekte olduğu nükleer program AB ülkeleriyle ABD'yi rahatsız etmekte, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'nı (NPT) imzalamış olan İran'ın, Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın (IAEA) denetimi altında bu çalışmaları yapmasının anlaşmanın gereği olduğu üzerinde durmaktadır. IAEA'nın denetim çabalarına karşı İran'ın buna zaman zaman direniş göstermesi Batı Dünyası'nda İran'ın gerçek niyeti konusunda bir güven bunalımı yaratmaktadır. Daha önce BM Güvenlik Konseyi Aralık 2006, Mart 2007 ve Mart 2008'de Haziran 2010'da İran'a yönelik 4 yaptırım tasarısını kabul etmişti. Ama bu yaptırımların hiç birisi şimdiye kadar başarılı olamadı.Son olarak da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın 18 Kasım 2011'de yayınladığı son İran raporu[1], İran'ın askeri anlamda nükleer bir güç olacağı endişesini ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurabileceği endişesini artırdı. Rapor İran'ın nükleer silah yapmak istediğine ve nükleer silah yapımına yönelik deneylere işaret ediyor. Rapor ayrıca Amerika, Fransa, Britanya ve Kanada'nın İran'a karşı yeni yaptırımları açıklamasına neden oldu.[2]

 

ABD- AB-İsrail ittifakının İran'a yönelik yaptırım ve operasyon dalgasının iki nedeni bulunmaktadır. Birincisi, İran'ın nükleer güç olma yolunda attığı adımlar ve kaydettiği aşamalardır. Tahran, her ne kadar geliştirmekte olduğu nükleer programın barışçıl amaçlara yönelik olduğunu söylese de özellikle nükleer silahlara sahip olan İsrail'i[3] hedef alan sert açıklamaları, İran'ın nükleer çalışmaları hakkında ciddi kuşkular uyandırmaktadır.[4] İkincisi ise ABD'nin Irak'tan çekilmesinin ardından doğabilecek siyasi ve askeri boşluğu İran'ın doldurması ve bölgedeki siyasi nüfuzunu arttırmasıdır.[5] Bu nedenle İran'a yönelik "uzun soluklu savaş" Suriye'de ortaya çıkan iç çatışmalar ve örtülü operasyonlarla başlamıştır. Nitekim 1 Aralık 2011'de Suriye gündemiyle toplanan AB Dışişleri Bakanları'nın İran'a yönelik yaptırım kararı almaları bu durumun doğruluğunu kanıtlaması bakımında oldukça ilgi çekici bir nitelik taşımaktadır.[6] Bu bağlamda ABD ve AB'nin İran'a yönelik tecrit politikalarını askeri ve ekonomik yaptırımlar ile örtülü operasyonlar olmak üzere üç başlık altında toplamak mümkündür.

 

İran'a Yönelik Örtülü Operasyonlar

 

İran'a yönelik askeri ve ekonomik yaptırımlar yerini ara ara, suikast iddiaları ile casusluk faaliyetlerinin gölgesine bırakmaktadır. Dünya kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilen ve belki de en çok tüketilen popüler haberler,aslında ABD ve İran arasındaki psikolojik savaşın ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Karşı propaganda amacıyla kurgulanan bu iddialar dünya kamuoyunda siyasi bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır. ABD, geçtiğimiz Ekim ayında İran'ın, Meksikalı bir uyuşturucu karteli aracılığıyla Amerika'daki Arabistan Büyükelçisi'ne yönelik suikast yapacağı iddiasını gündeme getirmiş ardından da bu konuyu BM'nin gündemine taşımıştır. Nitekim BM Genel Kurulu'nda, Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi Adil El Cubeyr'e suikast planı yapılmasını kınayan bir karar tasarısı kabul edilmiştir.[7] İran'ın ise bunu cevabı gecikmemiş ve İran Dini Lideri Ayetullah Hamaney, ellerinde "ABD'nin uzak ve yakın tarihlerde terör eylemlerine el attığını kanıtlayan 100'den fazla belgenin olduğunu"[8] iddia ederek karşı propaganda ile karşılık vermiştir.

 

İran'daDevrim Muhafızları'na ait Alghadir askeri üssünde 12 Kasım'da esrarengiz patlama meydana gelmişti. Tahran yakınlarındaki füze tesisinde yaşanan patlamanın, İran'ın balistik füze programına çok ağır bir darbe vurduğu öne sürülmektedir. Çünkü Bidganeh'teki tesisindeki bu patlamada, balistik füze programının önemli isimlerinden Tuğgeneral Hasan Tehrani Mukaddem de dâhil 17 kişi hayatını kaybetmişti. İsrail'in istihbarat servisi MOSSAD'a yakınlığı ile bilinen Debkafile sitesi, askeri ve İranlı kaynaklarından Devrim Muhafızlarının patlama ile ilgili hazırladığı rapora ulaştığını öne sürerek, patlamanın nedenini ilk olarak geçen 2010 yılı Aralık ayında İran'ın nükleer tesislerine saldırdığı bilinen Stuxnet virüsünün neden olduğu iddia etmiştir.[9] İlginçtir ki, ertesi gün Ayetullah Ali Hamaney'e danışamnlık yapan nüfuzlu Menfaat Ayırt Konseyi'nin üyeleri arasında yer alan Mohsen Rezai'nin oğlu Ahmed Rezai, Birleşik Arap Emirliklerinin başkenti Dubai'de "Gloria" otelde şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştu.[10]

 

İran'ın siyasi baskılara yönelik yeni stratejisi, ABD'nin casusluk faaliyetlerini ifşa ederek bölgedeki istikrarsızlığın sorumlusunun ABD olduğu düşüncesini dünya kamuoyu ile paylaşmaktır. Bu bağlamda geçtiğimiz Kasım ayında görevinin, İran'ın nükleer, askeri ve güvenlik alanındaki gelişmeleri hakkında bilgi toplamak olduğu ifade edilen 12 CIA ajanının İran istihbarat birimleri tarafından yakalandığı duyurulmuş[11] ve son olarak Amerika'ya ait RQ-170 tipi bir insansız casus uçağı İran silahlı kuvvetleri hava savunma ve elektronik savaş birimleri tarafından ülkenin doğusunda siber saldırıyla etkisiz hale getirip dünya kamuoyu ile paylaşmıştır.[12] Propagandaya yönelik atağın yanı sıra İran'ın da, Latin Amerika ülkelerinde konuşlanan Lübnan lobisi ve Hizbullah büroları üzerinden İsrail cemaatlerine yönelik örtülü operasyonlar düzenlemekte, ABD karşıtı sol ideolojilerle geliştirdiği ikili ilişkilerle ABD ve AB tecridini kırmaya çalışmaktadır. Örneğin İran BM tarafından uygulanan ambargolardan kurtulmak için, paraları Venezüella bankalarına akıtarak, İran sermayesini uluslararası sisteme dâhil etmektedir.[13] Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde Suikast planları ve casusluk faaliyetlerinin gölgesinde tecrit edilmeye çalışılan İran'a yönelik yaptırımların şiddeti arttıkça Tahran'ın göstereceği refleksin şiddeti de artacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.

 

Füze Kalkanı Gölgesinde Askeri Yaptırımlar

 

Askeri yaptırımın en önemli ayağını NATO konsepti içerisinde kurulması planlanan füze savunma sistemleri projesi oluşturmaktadır. Bu kapsamda füze savunma sistemin önemli unsurlarından biri olan radar sistemlerinin Malatya-Kürecik'e kurulması için geçtiğimiz Eylül ayının 14'ündeTürkiye adına Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve ABD adına da Büyükelçi Francis Ricciardone arasında protokol zaptı imzalanmıştır.[14] Sistemi tamamlayacak bir diğer unsur olan avcı füzelerinin bir bölümünün Polonya'ya yerleştirilmesi için gerekli mutabakat 2008 yılında ABD ve Polonya arasında imzalanan anlaşma ile sağlanmıştı.[15] Avcı füzelerin diğer kısmının Romanya'ya konuşlandırılması için gerekli mutabakat metni de Türkiye ile imzalanan protokol metni ile eş zamanlı olarak, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Rumen mevkidaşı Teodor Bakonski tarafından Washington'da imzalanan anlaşma ile gerçekleştirilmiştir. Anlaşmaların imzalanmasıyla birlikte bu hamle Rusya ve İran tarafından büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Özellikle Rusya Füze Savunma Sistemlerinin kara unsurlarının kademeli olarak 2015'te Romanya'ya, 2018'de de Polonya'ya yerleştirilmesi planına şüpheyle bakmaktadır. İran sorunun 2015'e kadar çözüleceğini düşünen Moskova, Romanya ve Polonya'ya kurulacak avcı füzelerin kendisine yönelik askeri bir tehdit olduğu kaygısını taşımaktadır.[16] Anlaşmaya en sert tepki ise Tahran'dan gelmiş, Ahmedinejat; "Türkiye'yi kardeş ülke ve yakın dost olarak biliriz. Ancak düşman ülkeler oraya füze kalkanı yerleştirdiğinde ve bu önlemin İran'a karşı alındığı açıklandığında birilerinin tetikte olması gerekiyor"[17] uyarısında bulunmuştur. Özellikle füze kalkanı konusundaki sert açıklamaların Ankara'nın tutumunu değiştirmeye yönelik olduğu düşünülmektedir. Çünkü gerek enerji takas anlaşmasında[18] gerekse İran'a yönelik yaptırımların BM'de kabul edilmemesi[19] konusunda Tahran'a yakın politikalar izleyen Türkiye'nin, ABD ve AB'den farklı olarak çok daha ılımlı olması beklenmektedir. İran, özellikle son dönemde PKK'nın İran kolu PJAK'a yaptığı askeri operasyonlarla Türkiye'nin toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetlerine yönelik mesajlar vermektedir. Esas itibariyle bu mesajları Türkiye'yi ABD'den uzaklaştırmaya yönelik bir hamle olarak okumak da mümkündür. Böylece İran'a yönelik askeri ve siyasi baskıların şiddetinin kısmen de olsa azaltılması hedeflenmektedir. ABD'nin Kuzey Irak ve özellikle de PKK konusunda Türkiye'nin isteklerine duyarsız kalması, buna karşın İran'ın söylemlerinin Türkiye'ye yakın görünmesi Ankara'yı Tahran'a yakınlaştırmaktadır.

 

Irak,Afganistan ve Basra Körfezi'ndeki ABD askeri varlığı düşünüldüğünde doğu-batı ve güneyden kuşatılmış bir ülke görüntüsü veren İran'ın ise karşı tedbirler almaması düşünülemez. İran, özellikle Rusya ve Çin ile geliştirdiği ilişkilerle olası askeri müdahalelere karşı ittifaklar oluşturmaktadır. Rusya ve Çin, İran'ı nükleer programı konusunda destekler nitelikte çıkışlarla uluslararası arenada tecrit etmeye yönelik çalışmaları da veto etmektedir.[20] Diğer yandan ise İran'ın askeri savunmaya yönelik ciddi hazırlıklar yaptığı da gözlemlenmektedir.[21] Fakat diğer taraftan İran'ın önemli askeri aktörlerinin de ABD tarafından kara listeye alındığı görülmektedir. ABD, 13 Aralık 2011'de insan haklarını ciddi oranda ihlal ettiği için Hazine Bakanlığı'nın aldığı kararla Hasan Firuzabadi ile Abdullah Iraki'nin ABD'de sahip olabileceği varlıklarının artık dondurulduğu ve bu kişilere ABD'ye giriş vizesi verilmeyeceğini açıklamıştır.[22]

 

Yeni Ekonomik Yaptırımlar ve Hazar Stratejisi

 

ABD yönetimi, İran'a yaptırımlarını ilk kez bu ülkenin petro-kimya sektörüne yönelik de genişleterek ve yine ilk kez İran Merkez Bankası da dâhil olmak üzere İran'ın tüm bankacılık sistemini "tehdit" olarak tanımlayarak, İran'a yönelik baskıda yeni bir sürece girmiştir. ABD'nin yaptırımları, temelde İran'ın petrol ve petro-kimya endüstrisi ile nükleer tedarik sağlamasına dâhil olan İran şirketlerini hedef almaktadır. ABD, yaptırımlarını ilk kez İran'ın petro-kimya sektörüne yönelik de genişletmiş, yine ilk kez İran Merkez Bankası da dahil olmak üzere İran'ın tüm bankacılık sistemini "tehdit" olarak tanımlanmıştır. Ayrıca yaptırımlarla, ilk kez İran Merkez Bankası da dâhil olmak üzere İran'ın tüm bankacılık sisteminin, İran bankalarıyla iş yapan finansal kurumlar ve hükümetler için bir tehdit olarak tanımlandığını kaydeden Obama, bu adımları İngiltere ve Kanada ile birlikte attıklarını ifade ederek, artan mali yaptırımları; "İran bu tehlikeli yoldan yürümeye devam ettiği müddetçe, hem partnerlerimizle uyum içinde hem de kendi eylemlerimiz yoluyla İran rejimi üzerinde baskıyı artırmanın ve İran rejimini izole etmenin yollarını bulmaya devam edeceğiz sözleriyle dile getirmiştir.[23] Bununla birlikte AB'de 180 İran yetkilisine ve şirketine yaptırım uygulama kararı alarak[24] İran'ı ekonomik alanda köşeye sıkıştırmayı hedeflemişti. İran'a yönelik ekonomik yaptırımlara en sert cevap İngiltere'nin Tahran Büyükelçiliği'nin öğrenciler tarafından işgal edilmesi[25] ve ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin maslahatgüzar seviyesine çekilmesiyle verilmiştir.[26]

 

Buna karşılık El-Cezire kanalına demeç veren İran Petrol Bakanı Rüstem Kasımi, ABD yönetiminin İran'ın petro-kimya sektörüne yönelik yaptırımlarına "gerektiği takdirde petrolden siyasi araç olarak yararlanırız"[27] sözleriyle karşılık vermişti. Ekonomik yaptırımlar yalnızca bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Bir diğer mesele ise ABD ve AB'nin Hazar petrollerinin Avrupa'ya taşınmasında takındığı tutumdur. ABD Dışişleri Bakanlığı eski müsteşarı Matt Bryza, "biz ABD olarak AB'nin Hazar doğalgazıyla enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi için Nabucco projesini destekliyoruz, İran gazıyla çeşitlendirmesi için değil"[28] sözleriyle Washington'un tutumunu net olarak ortaya koymuştu. Bu nedenle, Hazar petrollerinin Azerbaycan üzerinden Avrupa ülkelerine taşınması fikriyle planlanan ve "Güney Koridoru'nu" besleyecek olan Trans-Hazar Boru Hattı Projesi de Tahran'ın tepkisini çekmektedir.Tahran, Hazar bölgesine ait olmayan devletlerin bölgeye müdahalesine ve askeri varlığına imkân vermemesi gerektiğini söyleyerek başta Azerbaycan'a yönelik asimetrik bir savaş yürütmektedir.[29]

 

Sonuç

 

ABD'nin Irak'taki muharip güçlerin geri çekilme süreci tamamlamıştır. Mart 2003 başlayan ve yedidokuz yıl süren işgalin ardından son Amerikan muharip birliği de 17 Aralık gecesi Irak'tan Kuveyt'e çekilmiştir. Irak'ta İran'a karşı yürütülen savaş Suriye cephesine kaydırılmıştır. Irak'taki ABD askeri varlığının tam anlamıyla sona erdiği söylenemez ama işgalin sona ermesiyle Irak'ta doğacak güç boşluğuna İran'ın doldurmak istediği görülmektedir. Böylece İran'ın nüfuz alanını Irak'a doğru genişleterek, Afganistan'dan Batı Akdeniz'e kadar uzanacak bir potansiyelin kontrol gücünü elinde bulundurması mümkün olacaktır. Diğer taraftan ise Tahran'ın asla vazgeçmediği nükleer program aşama aşama mesafe kat etmekte ve özellikle ABD ile özel ilişkileri bulunan İsrail için ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir.Bu nedenle İran'a karşı ciddi tereddütler geçiren ABD-AB ve İsrail ittifakının Tahran'a yönelik örtülü operasyonları giderek artacaktır. Suriye'de yürütülen "uzun savaşın" nihai hedefi ise İran rejiminin yok edilmesi olacaktır.

 

 


 

*21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Güney Kafkasya-İran- Pakistan Masası, Araştırmacı

[1] Implementation of the NPT Safeguards Agreement and relevant provisions of Security Council resolutions in the Islamic Republic of Iran, IAEA, 18 November 2011, Çevrimiçi: http://www.iaea.org/Publications/Documents/Board/2011/gov2011-65.pdf

[2] CNN Wire Staff, "U.S., Britain and Canada slap new sanctions on Iran", CNN International, 21 November 2011; "France proposes new sanctions against Iran on nuclear concerns", English.xinhuanet.com, 22 November 2011.; Aktaran: Barış Çağlar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Raporu Ve Nükleer Bir İran'ın Bölgenin Tümü İçin Muhtemel Sonuçları, ORSAM, 22.11.2011, Çevrimiçi: http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2906

[3] Chris MCGreal, Revealed: how Israel offered to sell South Africa nuclear weapons, Guardian, 24.05.2010,Çevrimiçi: http://www.guardian.co.uk/world/2010/may/23/israel-south-africa-nuclear-weapons

[4] Iran's Nuclear Program, The New York Times, Dec. 5, 2011, Çevrimiçi: http://topics.nytimes.com/top/news/international/countriesandterritories/iran/nuclear_program/index.html

[5] Scott Stewart, The Covert Intelligence War Against Iran, December 8, 2011, STRATFOR GLOBAL INTELLIGENCE, Çevrimiçi: http://www.stratfor.com/weekly/20111207-covert-intelligence-war-against-iran

[6] Suriye için toplandılar, İran'a yaptırım kararı aldılar, HaberTürk, 01.12.2011, Çevrimiçi: http://www.haberturk.com/dunya/haber/693310-suriye-icin-toplandilar-irana-yaptirim-karari-aldilar

[7] Suikast planına BM'den kınama, Hürriyet, 19.11.2011, Çevrimiçi: http://www.hurriyet.com.tr/planet/19279118.asp

[8] İran, 100 belge ile müstekbirlerin gerçek mizacını açığa çıkarıyor, MEHRNEWS, 03.11.2011, Çevrimiçi: http://www.mehrnews.com/tr/newsdetail.aspx?NewsID=1451315

[9] İranlı uzmanları Stuxnet öldürdü!, Sabah, 20.11.2011, Çevrimiçi: http://www.sabah.com.tr/Dunya/2011/11/20/iranli-uzmanlari-stuxnet-oldurdu ; US and Israel 'involved in covert war against Iran', The Telegraph, 18.11.2011, Çevrimiçi: http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/iran/8934935/US-and-Israel-involved-in-covert-war-against-Iran.html

[10] Rezai son, who defected to US, found dead in Dubai, İran Times, November 15th, 2011, Çevrimiçi: http://www.iran-times.com/english/index.php?option=com_content&view=article&id=2986:rezai-son-who-defected-to-us-found-dead-in-dubai&catid=99:whats-mid&Itemid=425

[11] Iran arrests 12 'CIA spies' for targeting nuclear plans, BBCNews, 24.11.2011, Çevrimiçi: http://www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-15879086

[12] İran ABD'nin casus uçağını düşürdü , IRIB World Service, 05.12.2011, Çevrimiçi: http://turkish.irib.ir/haberler/iran/item/253171-iran-abdnin-casus-uca%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-d%C3%BCs%C3%BCrd%C3%BC

[13] Hüseyin Beheşti,Latin Amerika'da İran Varlığı, Stratejik Düşünce Enstitüsü, 27.05.2010, Çevrimiçi: http://www.sde.org.tr/tr/haberler/1072/latin-amerikada-iran-varligi.aspx

[14] Radar Malatya'ya Füzeler Romanya'ya, Zaman, 15.09.2011, Çevrimiçi: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1179801

[15] Rusya uyardı: Yarış başlar, BBCTURKCE, 21.08.2008, Çevrimiçi: http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2008/08/080821_us_poland_missile.shtml

[16] Lauren Goodrich, Russia's Plan to Disrupt U.S.-European Relations, December 13, 2011, STRATFOR GLOBAL INTELLIGENCE, Çevrimiçi: http://www.stratfor.com/weekly/20111212-russias-plan-disrupt-us-european-relations

[17] "Ahmedinejad'dan Türkiye'ye füze kalkanı tepkisi", Hürriyet, 09.09.2011, Çevrimiçi: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=18690729 (Erişim: 01.10.2010)

[18] Anlaşma tamam, nükleer takas Türkiye'de, CNNTURK, 17.05.2010, Çevrimiçi: http://www.cnnturk.com/2010/dunya/05/17/anlasma.tamam.nukleer.takas.turkiyede/576482.0/index.html

[19] BM'de Türkiye'nin İran oyu hayır oldu, Milliyet, 09.06.2010, Çevrimiçi: http://www.milliyet.com.tr/bm-de-turkiye-nin-iran-oyu-hayir-oldu/dunya/sondakika/09.06.2010/1248838/default.htm

[20] Rusya ve Çin İran'ın nükleer probleminin politik yollardan çözülmesinden yanadır, Rusya'nın Sesi, 11.11.2011, Çevrimiçi: http://turkish.ruvr.ru/2011/11/11/60211464.html; Rusya'dan sonra Çin'de İran'a yaptırıma karşı, BBCTURKCE, 10.11.2011, Çevrimiçi: http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2011/11/111110_china_iran_sanction.shtml

[21] İran savaş gemileri Kadir füzeleri ile donatıldı, FarsNewsAgency, 30.11.2011, Çevrimiçi: http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9007275509; İranlı uzmanlardan "İnanç 373" sistemi, "S 300"lere güçlü rakip!, FarsNewsAgency, 22.11.2011, Çevrimiçi: http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9007274387; İran'dan Ultra Modern Savunma Sistemleri!, FarsNewsAgency, 22.11.2011, Çevrimiçi: http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9007274871

[22] ABD'den İranlı iki askeri yetkiliye yaptırım, Hürriyet, 13.12.2011, Çevrimiçi: http://www.hurriyet.com.tr/planet/19458568.asp

[23] ABD'den İran'a yeni yaptırımlar, Radikal, 22.11.2011, Çevrimiçi: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&Date=&ArticleID=1070276&CategoryID=81

[24] AB'den İran'a yeni yaptırımlar, 01.12.2011, Çevrimiçi: http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2011/12/111201_iran_eu_update.shtml

[25] İranlı öğrenciler: İngiliz Büyükelçiliği kapatılsın!, FarsNewsAgency, 30.11.2011, Çevrimiçi: http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9007275449

[26]Ahmedinejad,İran-İngiltere ilişkilerinin azaltılması yasası bildirgesini çıkardı, IRIB World Service, 05.12.2011, Çevrimiçi: http://turkish.irib.ir/haberler/iran/item/253236-ahmedinejadiran-ingiltere-iliskilerinin-azalt%C4%B1lmas%C4%B1-yasas%C4%B1-bildirgesini-c%C4%B1kard%C4%B1

[27] Gerekirse petrolden siyasi araç olarak yararlanırız, FarsNewsAgency, 21.11.2011, Çevrimiçi: http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9007274197

[28] Nabucco projesi nedir? Ne değildir? ntvmsnbc, 13.07.2009, Çevrimiçi: http://www.ntvmsnbc.com/id/24983042/

[29] Ayşegül Altay, Gerginliğin Adı "Trans-Hazar Boru Hattı" -1, Kafkassam, Çevrimiçi: http://www.kafkassam-merkez.com/index.php?act=content&id=2174&id_cat=5

 

 

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.