< < Tek Millet İki Devlet’ten, Tek Millet Tek Devlete; Azerbaycan-Türkiye Konfederasyonu mu?


Tek Millet İki Devlet’ten, Tek Millet Tek Devlete; Azerbaycan-Türkiye Konfederasyonu mu?

Yazan  26 Eylül 2011
Türkiye – Azerbaycan konfederasyonu fikri, Azerbaycan’da son günlerin en çok tartışılan konularından biri oldu.

Tartışmaların en önemli tarihi referans noktası ise Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun 15 Eylül 1918'de Bakü'yü Ermeni işgalinden kurtarmasıdır.

1917 yılının 25 Ekim'inde Bolşeviklerin Rusya'da iktidarı ele geçirmesiyle, 18 Aralık 1917'de Rusya ile Osmanlı arasındaki savaş sona ermiştir. Akabinde Kafkaslardaki Rus Ordusu terhis edilmiştir. Türkiye açısından bu olumlu gelişmeden sonra bir Ermeni kolordusu oluşturulmasıyla Kafkaslar için kötü günlerin kapısı aralanmıştır.[1] Bakü ve Gence'de yaşanan katliamları, Enver Paşa'nın talimatıyla Irak Cephesinden Kafkasya'ya Gence'ye geçen Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu durdurmuştur. Bakü, 15 Eylül 1918'de Türk Ordusu tarafından Ermeni işgalinden kurtarılmıştır.

Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye gelişinin 93.yılında Azerbaycan'da birleşik muhalif cepheyi temsil eden "İçtimai Palata"da yeniden "Azerbaycan–Türkiye konfederasyonu" fikirleri yüksek sesle dile getirildi. Azerbaycan'ın eski başbakanlarından Penah Hüseyin'in konfederasyon çıkışı, siyaset ve medyada hararetli bir tartışmanın önünü açtı. Penah Hüseyin, eski dışişleri müsteşarı Vefa Kuluzade'nin görüşlerini referans alarak görüşlerini şöyle ifade ediyor:

"Aynı kaderi ve tarihi paylaşan halklar olarak Azerbaycan ve Türkiye'nin konfederasyonda birleşmesi gerçekçidir. Bu teklif için hiçbir zorluk yoktur. Aynı millet, aynı din, aynı tarih ve nihayet aynı siyasi çıkarları olan iki devletin konfederasyonda birleşmesi her zaman gerçekçidir. Bunun Azerbaycan üçün büyük ehemmiyeti var. Azerbaycan ancak Türkiye ile konfederasyon yaparsa NATO'ya dâhil olabilir. Dört taraftan düşmanla çevrilmiş Azerbaycan her taraftan tehditle yüzleşmektedir. Bu durumdan kurtulmak için bu konu, son derece mühimdir"[2]

Konfederasyon fikrini, Türkiye'nin Hazar'a çıkışı için jeopolitik bir adım olarak yorumlayan eski başbakan, böylelikle Azerbaycan'a yönelik, olası tehditlere karşı Türkiye'nin daimi ittifakına ihtiyacı olduğu görüşünü vurguluyor.[3]

Karabağ Sorununun En İyi Çözüm Yolu Konfederasyondur

Çok defa bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Elçibey tarafından seslendirilen konfederasyon fikrinin tarihi dayanak noktasını ise Azerbaycan'ın devlet olarak tanınması ve bağımsızlığının korunmasında Türkiye'nin oynadığı büyük rol teşkil etmektedir.[4] Bu konuda paralel görüşleri savunan entelektüellerden biri de Bakü'nün kadın siyasetçilerinden Gültəkin Hacıbəyli'dir.

Gültəkin Hacıbəyli, "525-ci Gazet"e verdiği röportajda konfederasyon fikrinin, Karabağ sorunu çözmede en iyi yol olduğu görüşünü savunuyor. Konfederasyon fikrini neden zaruri bir gereklilik olarak gördüğünü: "Türkiye milletimizin en güçlü ve en kudretli devletidir. Türkiye, Türk milli varlığını yüzyılların tecrübesinden geçirerek, görüp saklayan ve bütün dünyada Türk milli kimliğine sahip çıkan bir ülkedir. Türkün Türk'le birliğinden, Türk'ün Türk'le yakınlaşmasından daha tabii ne olabilir? Türkiye'nin gücü, Azerbaycan'ın gücüdür. Türkiye benim için ne dost, ne de kardeş devlet değil, Türkiye benim öz devletimdir. Lakin bizi Türkiye'ye bağlayan tek neden milli-manevi-ayniyetimiz değildir. Türk Konfederasyonu ideali çağdaş dünyada, özellikle de, dahil olduğumuz jeopolitik bölgede mevcut olan ve ülkemizin hiç de sigortalanmadığı karışıklıklardan ve karşı durmalardan en gerçekçi çıkış modelidir" şeklinde ifade ediyor.[5]

Muhalefet cephesinde oldukça geniş yer bulan konfederasyon fikrine, Klasik Halk Cephesi lideri Mirmahmud Mirəlioğlu, Azerbaycan Halk Demokrat Partisi lideri Rafiq Turabhanoğlu, Azerbaycan Demokrat Partisi Genel Başkan Yardımcısı Həsrət Rüstəmov, Ümid Partisi Genel Başkan Yardımcısı Razi Abbasbəyli, gibi isimlerden de büyük destek gelmiştir.

 

 

Elçibey'in gösterdiği hedefe dikkat çeken, Klasik Halk Cephesi lideri Mirmahmud Mirəlioğlu'nun görüşleri şekil itibariyle oldukça önemli düşünceleri barındırıyor: "Yıllar önce bu ideali ileri sürülmüş ve bu istikamette de Ebulfez Elçibey'in çok taraflı izahı ile çeşitli görüşler oluştu. Biz de her zaman bu meselenin bu perspektifte gerçekleşeceğine, siyasi gündemi tutacağına ve galebe çalacağına inanmışız. Hesap ediyoruz ki, aslında Azerbaycan üçün "Bütöv Azərbaycan" meselesinden, Güney ve Kuzey Azerbaycan'ın bir devlet olmasından sonra Türkiye-Azerbaycan konfederasyonu en azından ikinci yerde bulunan idealdir."[6]

 

Bu türden tartışmaların büyük bir zorunluluk olduğunu ifade eden Azerbaycan Halk Demokrat Partisi lideri Rafiq Turabhanoğlu ise daha önce katıldığı toplantılardaki görüşlerini yineliyor. "Turan Manevi Devletinin" kurulmasını elzem bir gereklilik olarak görerek, " Bir tercih yapmalıyız. Yöneten devlet mi olacağız yoksa yönetilen devlet mi?" sorusuna cevap aramanın tarihi bir gereklilik olduğunu sorguluyor.[7]

 

Diğer yandan Həsrət Rüstəmov'un Azerbaycan–Türkiye birlikteliği konusundaki görüşleri daha ziyade bölge ülkelerini de içine alabilecek bölgesel işbirliği konseptini esas alıyor. Rüstəmov'a göre, "Avrupa Birliği modelinde birliğin yaratılması istikametinde müzakerelerin devam ettirilmesi ve bu idealin inkişafı mutlak zaruridir. Onun için devam ettirilmesi gerekir ki, GUAM modelini bu istikamette gerçekleştirmelidir. Bu modelin devamlı şekilde inkişafı gelecek de Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Ukrayna ve diğer bölge ülkelerini de ihata edecek bölgesel iktisadi birliğine çevirebilir.[8]

 

İktidar Cephesi Nasıl Yorumluyor?

 

Muhalefet cephesinde büyük taban bulan konfederasyon fikri iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi milletvekillerince gerçekçi bulunmuyor. Konfederasyon fikrinin Azerbaycan'ın modernleşmesi açısından ciddi kazanımlar getirmeyeceğini düşünen Bahar Muradova, konfederasyon tipi devletlerin artık tarihte kaldığını savunuyor.[9]

 

Azerbaycan Milli Meclis Başkan Yardımcısı Muradova'nın görüşlerini Türkiye karşıtlığı olarak okumak ise doğru değil. İki ülke arasındaki ilişkilerin üst seviyede yürütüldüğünü düşünen Muradova, düşüncelerini: "Türkiye ile ilişkilerimizde yeni bir arayış içerine girmeye ihtiyaç yok. Türkiye böyle bir şeyi dile getirmedi. Bu fikrin gerçek dayanağının da olduğunu sanmıyorum. Çünkü Azerbaycan'la Türkiye stratejik ortak, kardeş devletlerdir. Bizim birçok çıkarlarımız, hedeflerimiz aynı"[10] şeklinde özetliyor.

 

Yeni Azerbaycan Partisi Milletvekili Melahat İbrahimkızı, tartışmaya çok farklı bir boyuttan bakarak, konfederasyon fikrinin Türkiye'nin iç dinamikleri açısından, yaratabilecek risk ve tehditleri göz önünde bulundurarak ilginç bir değerlendirmede bulunuyor:

Konfederasyon mevzusu, aslında "PKK terör örgütü liderlerinin ve onların havadarlarının da değirmenine su dökmektir. Çünkü PKK'nın esas taleplerinden biri de Kürtlerin, Türkiye'de Konfederasyon ya da Federasyon şeklinde yaşama hukukuna nail olmaktır. Azerbaycan Türkiye arasında Konfederasyonuna gelecek olursak tabii ki, ben de iyi niyetli Konfederasyon taraftarları gibi her zaman ülkelerimizin, cumhuriyetlerimizin, milletimizin bir yerde olmasını canımla, varlığımla, arzuluyorum.[11]

 

Arafta Bir Görüş: Türk-Slav Devletleri Birliği

 

Bakü'de Türkiye-Azerbaycan konfederasyon tartışmalarına ilginç bir katkı da Bütöv Azerbaycan Halk Cephesi Lideri Kudrət Həsənquliyev'den gelmiştir. Həsənquliyev, Türkiye-Azerbaycan konfederasyonu yerine "Türk- Slav Devletleri Birliği" modelini önermiştir. Azerbaycan-Türkiye konfederasyonu teşebbüsünün ne bugün ne de yakın dönem için gerçekleşme imkânı olmadığını savunan Həsənquliyev, "Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'ın Avrupa İttifakı modelinde Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan İttifakında birleşmesi teşebbüsünü ileri sürmüştü.[12]

 

Bir müddet önce de Türk Slav Devletleri Birliğinin yaratılması teklifi ile çıkış yapan Bütöv Azerbaycan Halk Cephesi Lideri, böyle bir birliği oluşturulması durumunda hem Rusya Federasyonu terkibindeki Türk Cumhuriyetleri hem de BDT'na dâhil olan bağımsız Türk Devletleri bütünleşmesinin daha elverişli olduğu görüşünü de dile getirmişti.[13]

 

Ankara, umutsuzca bütün enerjisini son 10 yılda Avrupa Birliği bütünleşmesi için harcarken, Bakü'deki bu tartışma Türkiye'nin başka seçeneklerinin de olduğunu göstermesi açısından ilginçtir. Bir Türkiye-Azerbaycan Konfederasyonunun hayalci olduğunu ileri sürenler, Türkiye'nin AB tam üyeliğini neden gerçekçi bulduklarını izah etmelidirler.

 


 

[1] Mehmet Doğan, Türkiye, Azerbaycan ve "Kafkas İslam Ordusu", Türkiye Yazarlar Birliği; Çevrimiçi: http://www.tyb.org.tr/d-mehmet-dogan/turkiye-azerbaycan-ve-kafkas-islam-ordusu

[2] "Konfederasiya İdeyası Hər Zaman Real Olub" Yeni Müsavat Gazetesi, 29.08.2011, Çevrimiçi: http://www.musavat.com/new/G%C3%BCnd%C9%99m/107117-%E2%80%9CKONFEDERAS%C4%B0YA_%C4%B0DEYASI_H%C6%8FR_ZAMAN_REAL_OLUB%E2%80%9D

[3] "Konfederasiya İdeyası Hər Zaman Real Olub" Yeni Müsavat Gazetesi, 29.08.2011

[4] "Konfederasiya İdeyası Hər Zaman Real Olub" Yeni Müsavat Gazetesi, 29.08.2011

[5] "Qarabağ probleminin həllinin ən optimal yolu Türkiyə-Azərbaycan Konfederasiyasıdır" 525-ci Gazet, 02.09.2011, Çevrimiçi: http://www.525.az/view.php?lang=az&menu=2&id=34062

[6] "Türkiyə-Azərbaycan Konfederasiyası İdeyasına Dəstək Artır", E. Paşasoy, Yeni Müsavat, 15.09.2011, Çevrimiçi: http://www.musavat.com/new/G%C3%BCnd%C9%99m/108183-T%C3%9CRK%C4%B0Y%C6%8F-AZ%C6%8FRBAYCAN_KONFEDERAS%C4%B0YASI_%C4%B0DEYASINA_D%C6%8FST%C6%8FK_ARTIR

[7] "Zəki Qazioğludan Qüdrət Həsənquliyevə dəstək", Halk Cephesi, Çevrimiçi: http://xalqcebhesi.az/news.php?id=3798

[8] Konfederasiya, Yoxsa Birlik?, Halk Cephesi, 14.09.2011, Çevrimiçi: http://www.xalqcebhesi.az/news.php?id=3584

[9] Kamil Həmzəoğlu, Bahar Muradova: "Konfederasiya yaradılması ideyasının əsasları yoxdur", 07.09.2011, Gün.Az, Çevrimiçi: http://www.gun.az/politics/13582

[10] Kamil Həmzəoğlu, Bahar Muradova: "Konfederasiya yaradılması ideyasının əsasları yoxdur", 07.09.2011, Gün.Az, Çevrimiçi: http://www.gun.az/politics/13582

[11] Melahat İbrahimkızı, "Bir millət, iki dövlət, yoxsa konfederasiya", Modern.az, Çevrimiçi: http://modern.az/articles/17198/1/

[12]Kamil Həmzəoğlu, Qüdrət Həsənquliyev: "Azərbaycan Türkiyə və digər türk dövlətlərilə bir blokda təmsil olunmalıdır", Gün.az, Çevrimiçi: http://www.gun.az/politics/14611

[13] Kamil Həmzəoğlu, Qüdrət Həsənquliyev: "Azərbaycan Türkiyə və digər türk dövlətlərilə bir blokda təmsil olunmalıdır", Gün.az, Çevrimiçi: http://www.gun.az/politics/14611

 

 

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 30-09-2020

Dondurulmuş Sorun Dağlık Karabağ Erimeye Başladı

Dünyanın çözüme kavuşamayan en eski ihtilaflı bölgelerinden biri de hiç kuşkusuz Dağlık Karabağ sorunudur.